| | Örgüt Nedir? Örgüt Nedir? „„Örgüt nedir? Burjuvaziye göre örgüt, yerine göre içinde olunabilecek, yerine göre de "uzak durulması" gereken bir şeydir. Burjuvazi, egemen sınıfların örgütlenmesini bir hak ve gereklilik olarak görür, istemediği, proletaryanın, emekçilerin örgütlenmesidir. Emeklerini sömürdüğü sınıfların örgütlerine "tehlikeli", "dış mihraklı", "anarşist", "terörist" ve benzeri yaftalar yapıştırır. Halkın örgütten, örgütlenmekten korkmasını ister. Bu korkuyu, bir yandan düzenlerine karşı olan örgütler aleyhine yaptıkları propaganda ile, diğer yandan örgütlü güçlere yönelik uyguladığı baskı ve terörle yaratmaya çalışır. Kendisinin örgütlü, halkın örgütsüz olması, iktidarını sürdürebilmesinin önkoşuludur. İnsanlar neden örgütlenir, örgütlenmek suç mudur, burjuvazi neden emekçilerin örgütlenmesini istemez? Bu sorulara cevap bulmak için, tekrar baştaki "örgüt nedir?" sorusuna dönelim. Örgüt, sözlük anlamıyla, "belli bir amaç ve hedefler doğrultusunda biraraya gelmiş, kendi içinde bir program ve tüzüğe sahip, ulusal, mesleki, ekonomik, dinsel, sınıfsal, siyasal ya da benzer ortaklıkları olan topluluk veya grup"tur. Tanımdan da anlaşılacağı gibi, örgüt belirli bir hedefe ulaşabilmek için, gerekli bir oluşumdur. Buna göre devlet, parlamento, ordu, tarikatlar, meslek odaları, sendikalar, legal veya illegal siyasal partiler, dernekler... hepsi de birer örgüttür ve hepsinin siyasal, askeri, kültürel, ekonomik, dini vb, farklı farklı kuruluş amaçları vardır. İnsanlık tarihi, aynı zamanda insanın mücadelesinin tarihidir. İnsanın ilk mücadelesi kendisini çevreleyen koşullara karşıdır. İnsanoğlu bu mücadeleyi, diğer canlılardan farklı olarak, aklını ve zekasını kullanarak, bilinçlice örgütlenerek yürütebilmiştir. İnsanın ve toplumların gelişiminin temelinde örgütlenme ve mücadele vardır. İnsanın, toplumlar tarihinin her aşamasındaki örgütlenmesi bir birinin aynı değildir. Toplumsal örgütlerin niteliklerini belirleyen üretim süreçleridir. Örneğin, üretim sürecindeki özel mülkiyet, sınıflı toplumların siyasal örgütlerini (köleci, feodal, kapitalist devletler) belirlerken, özel mülkiyetin kamuya mal edilmesi de, sınıfsız toplumun siyasal örgütünü (komün) belirler. Kapitalizmden önceki sınıflı toplumlardaki (köleci ve feodal toplum) örgütler daha basit ve kabadır. Daha gelişkin örgütler kapitalist toplumla birlikte gündeme gelmiştir. Çünkü kapitalizm, o güne kadarki sınıflı toplum biçimlerinin içinde, üretimi en fazla toplumsallaştıran ve sömürüyü en fazla geliştiren toplum biçimidir. Siyasal örgütler, kuruluş amaçlarına bağlı olarak ya doğrudan bir sınıfın örgütüdürler, ya da bir sınıfın çıkarlarına hizmet ederler. Örneğin, burjuvazinin devleti (kapitalist devlet) onun en büyük siyasal örgütüdür. Yine kapitalist düzeni savunmak için kurulmuş partiler de, ya doğrudan burjuvazinin kurdurduğu ya da burjuvazinin sınıfsal çıkarlarını savunmak için kurulmuş örgütlerdir. Tersinden, proletaryanın ve emekçilerin de kendi örgütleri vardır. Bunların kuruluş amacı da, proletaryanın değişik zeminlerde çıkarlarını savunmaktır. Örneğin, bir sendika proletaryanın öncelikle ekonomik demokratik mücadelesini yürütmek için kurduğu, proletarya partisi ise doğrudan iktidar mücadelesi yürütmek için kurduğu örgütleridir. Nasıl ki, köleci, feodal, kapitalist toplumlarda, küçük bir sömürücü azınlığın, büyük kitleler üzerinde egemenlik kurmayı başarmasında, kitleleri örgütsüz bırakırken, kendilerinin örgütlenmesinin temel rolü varsa; buna karşı, kitlelerin küçük bir sömürücü azınlığın egemenliğinden kurtulmasında da örgüt belirleyici rolü oynar. Demek ki, herhangi bir toplumsal sınıfın, kendi sınıfsal çıkarlarını savunabilmesi ve iktidar olabilmesi için örgüt zorunlu ön koşuldur. Burjuvazi örgütlenerek, kendi iktidarını kurmuştur. Kapitalist toplum içinde ezilen sınıf olan proletaryanın, çeşitli ülkelerde iktidar olmayı başarmasında da, örgütlenmesinin rolü belirleyicidir. Dolayısıyla, tüm örgütler -kuruluş amaçlarından bağımsız olarak- halk için yararlıdır denemeyeceği gibi, aynı şekilde tüm örgütler halk için zararlıdır da denilemez. Halk için yararlı amaçlarla kurulmuş örgütler olduğu gibi, halka karşı küçük bir azınlığın çıkarları için kurulmuş örgütler de vardır. Burjuvazi, egemen olduğu kapitalist toplum içinde, kapitalist devleti, onun ordu, polis gibi örgütlerini, sınıflar üstü, tüm topluma ait örgütlermiş gibi göstermeye çalışır. Yanlıştır. Bir devleti oluşturan örgütler de, o devlet içindeki egemen sınıfın hizmetindedir. Bir örgütün sınıf ayrımı yapmadan, tüm topluma hizmet edebilmesi için, tüm toplumun çıkarlarının ortak olması gerekir. Oysa, bir toplumda sınıfların varlığı, çıkarları birbiriyle çatışan farklı toplumsal kesimlerin varlığı anlamına gelir. Yine, biri egemen ve biri ezilen konumlarda olan sınıfların örgütlerinin birbirleriyle uzlaşmaları da, sınıfsal çıkarlarından taviz vermeden mümkün olamaz. Demek ki, ezilen sınıfların çıkarlarını savunmak için kurulmuş örgütler, eğer görevlerini gerektiği gibi yerine getireceklerse, egemen sınıfla uzlaşma değil, çatışma içinde olacaklardır. Ancak, sınıfsız toplumda, siyasal örgüt tüm toplumun çıkarlarına hizmet edebilir ve tüm toplumun örgütü olabilir. Çünkü, sadece sınıfsız toplumda tüm toplumun çıkarları ortaklaştırılmıştır.““
Konu yalcin yetkin tarafından (26.08.2008 Saat 01:14 ) değiştirilmiştir.
|