zorba100
12.09.2008, 12:10
Kayitli ve aktif üyelerimize özel!
Can Dündar, Atatürk'ün hayatının son 300 gününde ölüme karşı verdiği direnişi anlattığı, Atatürk’ü insani yönden ele alan ilk çalışmalardan biri olan belgesel “Sarı Zeybek”ten sonra, Atatürk'ün Selanik yıllarını anlattığı yine iddialı bir çalışma ile karşımızda. Dündar’ın Atatürk'ün Selanik yılları hakkındaki belgeseli bitmek üzere…
Selanik’te doğmuş ve hayatının 20 yılını burada geçirmiş Atatürk'ün hayatı hakkında yapılacak belgesel için aylar öncesinden araştırmalara başlanmış. Elçiliklerle, konsolosluklarla yazışılıp çekim izinleri, vizeler alınmış. Belgesel ekibi hazırlanmış ve Balkan topraklarında Atatürk'ten izler aramak için 10 günde 3500 kilometre yol yapılmış.
Ekip 4 ülke, 5 şehirde konaklamış: Yunanistan, Makedonya, Sırbistan, Bulgaristan… Selanik, Manastır, Üsküp, Belgrad, Sofya...
Can Dündar’ın resmi web sitesindeki bilgilere göre; “1881 Selanik’te bir Türk Mahallesi olan Islahane’de başlayan hikaye, Atatürk’ün Selanik yılları hakkında anlatılanlar ve efsaneler, o yıllarda yaşamında yer alan mekan ve ortamlarla süsleniyor. Bu kapsamda; babasının ölümünden sonra taşındıkları dayısının Langaza’daki çiftliği, bugünkü Makedonya-Trakya Bakanlığı (Osmanlı Hükümet Konağı), Mustafa Kemal’in askeri eğitiminden sonra atandığı, o yıllarda III. Osmanlı Kolordu Karargahı olarak kullanılan bugünkü Yunan III. Ordu Karargahı, Sultan Abdülhamid’in, 1912 yılına kadar sürgünde kaldığı bugünkü Valilik binası (eski Alattini Köşkü)’nda yapılan çekimler, Kemal’in Manastır’da devam ettiği askeri idadi (lise), daha sonra eğitim gördüğü İstanbul’daki Harbiye binası ile 1913 yılında ataşemiliter olarak tayin edildiği Sofya’da bitiyor.” Dündar bu projede, Selanik’e çok şey borçlu olan büyük ve karizmatik bir lideri yetiştiren bir dönemin siyasi ve sosyal arka planını da aktarmaya çalışıyor.
Alıntı:
Veee başlıyoruz.
Nihayet aylardır burada size sözünü edip durduğum filmden ilk parçayı yayınlıyoruz.
Böylece filmimizin adının "Mustafa" olduğunu da öğrenmiş oluyorsunuz.
Neden "Mustafa"?
"Kemal" ve "Atatürk" onun sonradan edindiği isimler çünkü…
"Mustafa"da biz, onun en yalın haline ulaşmaya çalıştık.
Onu sadece annesinin çağırdığı isimle hatırlamak ve hatırlatmak istedik.
İzleyeceğiniz fragmanda Sarı Zeybek'in ünlü Dolmabahçe sahnelerinden birine atıf var. Bana bu kapıları açan ilk belgesele yollanmış bir demet çiçek sayabilirsiniz.
Bu, aynı zamanda filmin de açılış sahnesi…
Yandaki resme tıklayarak fragmanı izleyebilirsiniz.
* * *
Karga kovalama sahnesine gelince…
Hepimizin çocukluğundan beri dinleyegeldiği bu tanıdık öyküyü canlandırmak ve hep ders kitaplarında "kovaladığı kargalar"ı perdede görmek istedim.
İronik… ama o dönem yaşadıklarının, Atatürk'ün kişiliğinde çok önemi var bence…
Gerçekten kargaları kovaladığı Langaza'ya gittik sırf bu sahne için…
Bahse konu tarlanın yakınlarında yaptık çekimi...
Ve çocuğu da oradan bulduk:
Adı Yorgo…
Bir Yunanlı…
Ve kendi halkına bir dönem düşman belletilen adamın çocukluğu rolünü büyük keyifle oynadı.
Kargalara gelince… onlar Uğur Erbaş'ın can verdiği animasyon yaratıkları…
* * *
Langaza'da karga sahnesi çekildikten sonra "Mustafa"ya tepede bir yere bir ev kurmamız gerekiyordu.
Afişte göreceğiniz bu çalıçırpıdan ev, onun muhacirliğinin, "yurtsuzluğunun", yurt arayışının simgesiydi aslında…
Sadece onun da değil:
Koca bir imparatorluğu yitiren halkın, sıkıştığı küçücük yurdu da simgeleyecekti o çocuksu kulübe…
Kulübeyi yapan çocuk da bir Makedonyalı…
Alexandre…
Onu da Langaza'da yemek yediğimiz restoranda tesadüfen "keşfettik". Saadet Özen, çocuğun ailesini bu role ikna etti.
Tabii Alexandre kendisinin filmin ana kahramanı ve afiş yıldızı olacağını bilmiyordu.
Doğrusu biz de bilmiyorduk.
Ama onu kulübenin içinde gördüğüm an, "İşte afişimiz bu" dedim görüntü yönetmenimiz Murat'a…
Ve hem fragmana hem afişe damgasını vuran harika bir görüntü çıktı ortaya…
Resme tıklayarak afişi büyütebilirsiniz.
Aynı Alexandre, elinde çalı çırpılarla ev yapacağı tepeye tırmanırken, aynı zamanda Uğur Hoca marifetiyle, Dolmabahçe'deki tablonun içinden çıkıp gelen çocuk oldu.
Goran'ın akordiyonu ona keyifle eşlik etti.
Neyse bu kadar laf yeter; hala sabredip izlemediyseniz, şimdi artık izleyebilirsiniz.
Kaynak: . : CAN DÜNDAR : : : . - Günce- 26 Ağustos 2008- Salı (Kayitli ve aktif üyelerimize özel!)
Can Dündar, Atatürk'ün hayatının son 300 gününde ölüme karşı verdiği direnişi anlattığı, Atatürk’ü insani yönden ele alan ilk çalışmalardan biri olan belgesel “Sarı Zeybek”ten sonra, Atatürk'ün Selanik yıllarını anlattığı yine iddialı bir çalışma ile karşımızda. Dündar’ın Atatürk'ün Selanik yılları hakkındaki belgeseli bitmek üzere…
Selanik’te doğmuş ve hayatının 20 yılını burada geçirmiş Atatürk'ün hayatı hakkında yapılacak belgesel için aylar öncesinden araştırmalara başlanmış. Elçiliklerle, konsolosluklarla yazışılıp çekim izinleri, vizeler alınmış. Belgesel ekibi hazırlanmış ve Balkan topraklarında Atatürk'ten izler aramak için 10 günde 3500 kilometre yol yapılmış.
Ekip 4 ülke, 5 şehirde konaklamış: Yunanistan, Makedonya, Sırbistan, Bulgaristan… Selanik, Manastır, Üsküp, Belgrad, Sofya...
Can Dündar’ın resmi web sitesindeki bilgilere göre; “1881 Selanik’te bir Türk Mahallesi olan Islahane’de başlayan hikaye, Atatürk’ün Selanik yılları hakkında anlatılanlar ve efsaneler, o yıllarda yaşamında yer alan mekan ve ortamlarla süsleniyor. Bu kapsamda; babasının ölümünden sonra taşındıkları dayısının Langaza’daki çiftliği, bugünkü Makedonya-Trakya Bakanlığı (Osmanlı Hükümet Konağı), Mustafa Kemal’in askeri eğitiminden sonra atandığı, o yıllarda III. Osmanlı Kolordu Karargahı olarak kullanılan bugünkü Yunan III. Ordu Karargahı, Sultan Abdülhamid’in, 1912 yılına kadar sürgünde kaldığı bugünkü Valilik binası (eski Alattini Köşkü)’nda yapılan çekimler, Kemal’in Manastır’da devam ettiği askeri idadi (lise), daha sonra eğitim gördüğü İstanbul’daki Harbiye binası ile 1913 yılında ataşemiliter olarak tayin edildiği Sofya’da bitiyor.” Dündar bu projede, Selanik’e çok şey borçlu olan büyük ve karizmatik bir lideri yetiştiren bir dönemin siyasi ve sosyal arka planını da aktarmaya çalışıyor.
Alıntı:
Veee başlıyoruz.
Nihayet aylardır burada size sözünü edip durduğum filmden ilk parçayı yayınlıyoruz.
Böylece filmimizin adının "Mustafa" olduğunu da öğrenmiş oluyorsunuz.
Neden "Mustafa"?
"Kemal" ve "Atatürk" onun sonradan edindiği isimler çünkü…
"Mustafa"da biz, onun en yalın haline ulaşmaya çalıştık.
Onu sadece annesinin çağırdığı isimle hatırlamak ve hatırlatmak istedik.
İzleyeceğiniz fragmanda Sarı Zeybek'in ünlü Dolmabahçe sahnelerinden birine atıf var. Bana bu kapıları açan ilk belgesele yollanmış bir demet çiçek sayabilirsiniz.
Bu, aynı zamanda filmin de açılış sahnesi…
Yandaki resme tıklayarak fragmanı izleyebilirsiniz.
* * *
Karga kovalama sahnesine gelince…
Hepimizin çocukluğundan beri dinleyegeldiği bu tanıdık öyküyü canlandırmak ve hep ders kitaplarında "kovaladığı kargalar"ı perdede görmek istedim.
İronik… ama o dönem yaşadıklarının, Atatürk'ün kişiliğinde çok önemi var bence…
Gerçekten kargaları kovaladığı Langaza'ya gittik sırf bu sahne için…
Bahse konu tarlanın yakınlarında yaptık çekimi...
Ve çocuğu da oradan bulduk:
Adı Yorgo…
Bir Yunanlı…
Ve kendi halkına bir dönem düşman belletilen adamın çocukluğu rolünü büyük keyifle oynadı.
Kargalara gelince… onlar Uğur Erbaş'ın can verdiği animasyon yaratıkları…
* * *
Langaza'da karga sahnesi çekildikten sonra "Mustafa"ya tepede bir yere bir ev kurmamız gerekiyordu.
Afişte göreceğiniz bu çalıçırpıdan ev, onun muhacirliğinin, "yurtsuzluğunun", yurt arayışının simgesiydi aslında…
Sadece onun da değil:
Koca bir imparatorluğu yitiren halkın, sıkıştığı küçücük yurdu da simgeleyecekti o çocuksu kulübe…
Kulübeyi yapan çocuk da bir Makedonyalı…
Alexandre…
Onu da Langaza'da yemek yediğimiz restoranda tesadüfen "keşfettik". Saadet Özen, çocuğun ailesini bu role ikna etti.
Tabii Alexandre kendisinin filmin ana kahramanı ve afiş yıldızı olacağını bilmiyordu.
Doğrusu biz de bilmiyorduk.
Ama onu kulübenin içinde gördüğüm an, "İşte afişimiz bu" dedim görüntü yönetmenimiz Murat'a…
Ve hem fragmana hem afişe damgasını vuran harika bir görüntü çıktı ortaya…
Resme tıklayarak afişi büyütebilirsiniz.
Aynı Alexandre, elinde çalı çırpılarla ev yapacağı tepeye tırmanırken, aynı zamanda Uğur Hoca marifetiyle, Dolmabahçe'deki tablonun içinden çıkıp gelen çocuk oldu.
Goran'ın akordiyonu ona keyifle eşlik etti.
Neyse bu kadar laf yeter; hala sabredip izlemediyseniz, şimdi artık izleyebilirsiniz.
Kaynak: . : CAN DÜNDAR : : : . - Günce- 26 Ağustos 2008- Salı (Kayitli ve aktif üyelerimize özel!)