PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : sizce şeriat nedir?


muhakemat
01.09.2008, 21:58
selamun aleyküm arkadaşlar buyrun bakalım ne fikir beyan edeceyiz anketten ziyade fikir beyan edersek sevinirim wesselam

aliscan
01.09.2008, 22:15
Dini temellere dayanan hukuk kurallarıdır diyebilirim.

muhakemat
01.09.2008, 22:16
Dini temellere dayanan hukuk kurallarıdır diyebilirim.
teşekkürler kardeş yorumun için

A.Asmin
01.09.2008, 22:16
Merhaba ARDAA,
Bildigin gibi seriat hukuk demektir.
Sanirim seriattan kast ettigin islam hukukudur.
Bunu SIklarda yada kunu basliginda veya konuda belirtirsen yorumda bulunacaklar daha rahat yorumda bulunurlar ve daha saglikli bir tartisma olur diye dusunuyorum.

muhakemat
01.09.2008, 22:18
Merhaba ARDAA,
Bildigin gibi seriat hukuk demektir.
Sanirim seriattan kast kast ettigin islam hukukudur.
Bunu SIklarda yada kunu basliginda veya konuda belirtirsen yorumda bulunacaklar daha rahat yorumda bulunurlar ve daha saglikli bir tartisma olur diye dusunuyorum.
teşekkürler asmin ama hukuk ayrı bi konu tabi oda var şeriatta ama şeriat genel olduğu için onuda kapdıyorda yalnız tekjbaşına o deyildir

**Erv@**
01.09.2008, 22:42
bence dinin ta kendisidir ....
söyle bi açıklama yapmak gerekirse.............

A benim yurdumun canım aydıncıkları, şeriatsız din olur mu kardeşim..Önce şeriat ne demek. Siz bunu ne anlamda soruyorsunuz, karşınızdaki ne anlıyor? Şeriat, etimolojik açıdan geniş yok, pınarın gözü / Pınarın gözüne giden yol anlamına geliyor.. Teknik anlamda ise Şeriat Hukuk, meşruiyetin kaynağı demek. Yani “Gayrimeşru” dediğiniz zaman “ Şeriata uygun değil” demiş olursunuz. Teolojik anlamda ise bir dinin emir ve yasakları demektir. Yani dini anlamda meşruiyeti ifade eder. Bir Müslümanın şeriata karşı çıkması, “ben Türkiye vatandaşıyım ama bu ülkenin hukuk düzenine inanmıyor ve güvenmiyorum”demektir.. Müslümanım dediğiniz zaman, İslam şeriatına şeksiz şüphesiz iman ve ona uygun yaşama sözü vermiş olursunuz.. Yani içki içmekle bir Müslüman dinden çıkmaz ama, bu iş vejeteryan olduğunu söyleyip arkasından da köfteye bayıldığını söyleyip arkadaşlarını köfte partisine davet etmeye benzer. Sosyalist olduğunu söyleyip tefecilik yapan adamın durumuna düşer sonra kişi. İnek kasaplığı yapan Hindudan (İneğe tapan kişi) ne farkı kalır insanın o zaman..Laiklikle kafasını bozmuş birileri, şeriatı, herkesi belli bir dinin, hatta belli bir mezhebin elinde, onun ruhbanları tarafından topluma dayatılan, karşı çıkanların acımasızca cezalandırıldıkları, ellerinin kollarının kesildiği bir düzen gibi, diktatörlük gibi göstermeye çalışıyor. Kendi ideolojileri İslamdan daha yüce, Allah(cc)den daha merhametliler (haşa)!Yani din devleti olacak, herkes belli bir dinin politikacılar tarafından yorumlanan ve din adamları kadrosu tarafından oluşturulacak bir yönetim mekanizması olarak görmeye/göstermeye çalışıyor.. Burada asırlardır Hristiyanların ve Yahudilerin, Sabiilerin, hatta Ezidilerin (Şeytana farklı bir misyon yükleyen inanç topluluğu), Mecusilerin yaşadığını unutuyorlar.. Müslümanlar asırlarca Hindistanı, İspanyayı, Balkanları, Afrikayı yönetti, ne oldu?

alpplayboy
01.09.2008, 23:24
insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol" anlamına gelir.

Göçmen
01.09.2008, 23:28
ve aleyküm selam arda kardeşim...şeriat ilk önce nedir ne değildir araştırmadan sadece iranda uygulanan rejime bakarak yanılmak demektir...şeriat Allah'ın hükmü anlamına gelmekle beraber...Kur-an'ı Kerim i islam ahlakına göre yorumlamakta demektir...örf adet ve anane burdan gelmektedir...şeriat'ın kesitği parmak acımaz derler ya hani eskiler şeriat Allah hükmü olduğundandır...Haktır hukuktur...

**Erv@**
01.09.2008, 23:31
çok güzel sölemişsin göçmen ama bizim insanlarımız seriatı okadar yanlış biliyorlarki önce arastırmak aslının ne oldugunu bilmek lazım

hodfurush
02.09.2008, 11:19
Öncelilkle bu konunun siyasi anketlere açılması beni düşündürdü..Çünkü, şeriatin siyasetle ilgisi çok düşük seviyededir...

Üstâd demiş ki:“Şeriatta; yüzde doksan dokuz ahlâk, ibadet, âhiret ve fazilete aittir. Yüzde bir nispetinde siyasete mütealliktir. Onu da ulûl-emirlerimiz düşünsünler.”

Şeriat'ı nasıl tanımlarsın dersen;İslâm’ın temel hükümleri, hangi beldede olursa olsun, ferdin uymak zorunda olduğu İlâhî emirlerdir. İslâmî hükümler şu grupda incelenirler. Biri, kişinin kendi nefsine karşı görev ve sorumlulukları; ikincisi ailesine karşı görev ve sorumlulukları; üçüncüsü de toplum hayatındaki görev ve sorumlulukları... Şeriatın bunların her üçüne de getirdiği ölçüler, hükümler vardır...Bu ölçüleri iyi inceleyip, öğrenmek gerekir...Nasıl ve nerden öğreneceğiz derseniz; Türkiye şartlarında neredeyse imkansız....

muhakemat
02.09.2008, 12:55
cenabı hak hepiizden razı olsun maşaallah güzel yorumlarınız olumlu hakkaten göhsüm kabardı sizin gibi kardeşlerin bukadar güzel yorumlarını görünce rabbim sizden razı olsun.....

herouville
03.09.2008, 21:35
yasaklardir bence bu devirdi cok anlamsiz seyler

muhakemat
04.09.2008, 20:26
yasaklardir bence bu devirdi cok anlamsiz seyler
birgün bi tartışma programı izliyordum bitane likçiylen bide islami yazar tartışıyor liakçi diyorki şeriatta el kesme vahşiliktir malumunuz şeriata hırsızın eli kesilir neyse islami yazar konuya açıklık getirdi baya bi anlattı yararlarını felan sözün özü ertesi gün o laik islami yazarı arıyor diyorki bugece benim arabamı çalmışlar tabi şiddetli bi ve sinirli bi ses tonunda bizim islami yazar diyorki peki şimdi o hırsızı yakalarsan ne yaparsın verdiği cevap bu !ÖLDÜRÜRÜM! bakın işte şeriatın adaletine öldürme yok cana kyma yok sadece eli kesiliyorki bidaha o işe yeltenmesin vede hırsızlık yapan kişi 2 kere düşündün!!! wesselam

A.Asmin
05.09.2008, 14:20
Merhabalar,
Boze Rêwan nasilki senin dusuncen seni baglarsa ayni sekilde ARDAA'ninda, bir baskasininda
dusuncesi kendisini baglar.
ARDAA,nin insanligina sigmasi onu baglar, seninde insanligina sigmamasi seni baglar.
Birbirinizi yada biribirinizin degerlerini insanlik disi olmakla itham etmeyiniz.

Herkes icin soyluyorum.
Lutfen yorumlarinizda biraz daha dikkatli bir uslup kullaniniz.

reis28
05.09.2008, 16:38
şeriat olmalı ben ce

^^ Asi ^^
05.09.2008, 17:30
Bence seriat ; iLkeLLik , gericiLik , bagnazLık ve yobazLıktan baska birsey degiLdir...Dinin sekteye ugratıldıgı ve oLmayan bir takım inanc ve kuraLLarın varoLdugu konusunda insanLarın tıpkı bir iLizyon gösterimi gibi kandırıLmaya caLısıLdıgı o cagdısıLıktır seriat ;);)

muhakemat
05.09.2008, 19:39
Sevgili ARDAA,

Yukarıda verdiğin örneği okuyarak belli bir anlamı çıkartmaya çalıştım ancak anlamdan öteye sizin, bu olayı bu denli benimsemenize ve tasvip etmenize oldukça şaşırdım hatta ve hatta üzüldüm de. Dinin asıl temmeli svgidir, korku değil. Ama maalesef bu denli sorgulamaya ve tartışmaya kapatılan bir olgu ancak insan da korku yaratır ve korku ile hareket kabiliyeti kazandırır. Bu yüzden şeriatın kuralları bu denli katıdır. İnsanlık dışıdır. Benim insanlığımda böyle şeylere yer olamaz, nasıl arabası çalınan adamaın öldürme isteği olmadığı gibi...
sevgili Boze Rêwan (Kayitli ve aktif üyelerimize özel!) bu senin görüşün bak can din sevgidir unutaki şeriat sevgidir bide şeriat cenabı hakkın hükümleridir buna kötü söz söylemek ALLAH muhafaza insanıı dinden çıkarır çünkü cenabı hakkın bize emirleridir şeriat yani kuranın sünnetin kendisidir bide evet haklısın şeriat adına çok kötü şeyler yapanlar oldu ama unutmayın bunlar asla islamı bağlamaz onlar cenabı hakka hesap verecekler lütfen ricam şeriatın ne olduğunu işin ehli birine sorup iyi öğrenin yoksa kötü söylenen sözler insanı dinden çıkarabilir ALLAH muhafaza saygılar wesselam

Hasan-Kenan
05.09.2008, 19:43
seriat : islam

Hasan-Kenan
05.09.2008, 19:44
arkadaslar islam dinine mensup olmayan insanlari biraz daha saygili olmalari lazim herkesin inanci kendine

GUNEY77
05.09.2008, 20:00
Seriat:Sanirsam kuran'in emirleri ve islami yönetim sekli.
Tabi baslibasina kurallari ve yasasi olan bir yönetim sekli.
Ben simdilik "DEMOKRASI"diyorum...

muhakemat
05.09.2008, 20:03
Seriat:Sanirsam kuran'in emirleri ve islami yönetim sekli.
Tabi baslibasina kurallari ve yasasi olan bir yönetim sekli.
Ben simdilik "DEMOKRASI"diyorum...
teşekkürler güzel bi yorum ama demokrasi bile şeriatın insan hukukuna verdiği özellikle kadınlarla verdiği hukuku veremez bi örnek şeriat kadınlar için cennet anaların ayakları altındadır diyor ama şimdiki medeniyet onları bir mal gibi pazarlıyor anladınız umarım saygılar....

Koture
06.09.2008, 08:29
Tek kelimeyle kabus. Şıklara ekleseydin keşke :(

rojhatwelat
06.09.2008, 14:17
allahın hükümleri

BayTarık
06.09.2008, 14:43
arkadaşlar şeriat dinle zerre kadar alakası ilgisi olmayan arapların emevilerden kalma vahşi kültürüdür...bu kültür daha sonra yerini hukuk sistemine bırakmıştır..yaşamlarını kadınlara eziyet olarak benimseyen hasta ruhlu erkek gemen toplumların hukuki dayanağıdır....

larouxx81
06.09.2008, 18:07
çogu arkadaşımız yasakçılık demişler ama asıl şeriat iranda filan uygulanan degil onlar şeriat adı altında insanlara zulümdür allah hesabını sorar
şeriat allahın adilane kurallarıdır hükümleridir

muhakemat
06.09.2008, 20:22
arkadaşlar şeriat dinle zerre kadar alakası ilgisi olmayan arapların emevilerden kalma vahşi kültürüdür...bu kültür daha sonra yerini hukuk sistemine bırakmıştır..yaşamlarını kadınlara eziyet olarak benimseyen hasta ruhlu erkek gemen toplumların hukuki dayanağıdır....
zerre kadar bi bilgin varsa kendimi asarım şeriat araplardan emevilerden kalma vahşi kültürmüş haşa sümme haşa eyer müslümansan hemen tövbe et yoksa dinden çıktın haberin olsun RABBİM hidayet versin

bayerezber
07.09.2008, 05:04
Sevgili ARDAA,


BayTarık arkadaşın düşünceleri sadece kendisini bağlar, onun kendi inanışı ve görüşü budur. İyi niyetle yaklaşıyor olabilirsin ancak; kişilerin görüşleri sadece kendilerini bağlar. O yüzden lütfen inançlar konusunda başkalarının görüşlerini yanlış ve sapkınlık olarak, kendinizinkini üstün ve kesin bir yargıymış gibi görmeyin. Buna benzer hataya ben düştüm ve hatamı anladım. Siz bunu görmenize rağmen bu hataya düşmeyiniz. Lütfen kişileri inançlarına saygılı olalım.

Saygılarımla

ByKerbela67
07.09.2008, 12:42
Şeriatta Benım Bıldıgım YASAKLAYCI demek

A.Asmin
07.09.2008, 12:58
Merhaba ARDAA,
Bir anket acmissiniz birakinda insanlar yorumda bulunsunlar.
Her yoruma yanit vermenizin anlami nedir anlayamadim ayrica insanlara
ders verir gibi yorumlarda bulunmayiniz lutfen.
Nasilki siz birbaskasi gibi inanmak, dusunmek zorunda degil iseniz
baskalarida sizin gibi inanmak, dusunmek zorunda degillerdir.
Sayet yorumlar olumsuz unsurlar iceriyorlarsa yetkililere bildiriniz,
kendiniz mudahaleden lutfen kacininiz.
Konuyu kapatiyorum eger bu sekil mudahale etmeye devam etmeyecekseniz
bildirin konuyu tekrar acarim.

**MasumuPak**
08.09.2008, 10:07
BİLİRMİSİN ŞER NEDİR?
NEDEN ATMAN GEREKİR?
ATARSAN İÇİNDEKİ ŞER'Rİ
OLURSUN BİR TARİKAT ERİ

Şeriat kelimesi dilimize Arapça’dan geçmiş bir kelimedir. Bu yüzden, daha çok Arapça’da kullanıldığı anlamıyla tanınır. Oysa, Aleviliğin tasavvuf öğretisine göre şeriat, bambaşka bir anlama gelir. Şimdi bu iki anlamı da biraz açmak gerekir. Zira yeterince bilinmediğini gördük. Çoğunlukla şeriat kavramı dar anlamıyla bilinmektedir.

Önce dar anlamdaki şeriatı açıklayalım:

Dar Anlamda Şeriat: Ortodoks yani Şii ve Sünni İslam anlayışının toplumsal alandaki dini ve hukuki icraatlarının tümüne denir. İslam’ın her iki büyük mezhebinde de şeriatın aynı şekilde anlaşılmasının nedeni, ortak bir oluşum süreçlerini yaşamış olmalarından ileri gelir. Dar anlamdaki şeriatın temel özelliğini anlamak için Ortodoks İslam’ın oluşum sürecine bir bakalım:

Hz. Muhammed insanlığa evrensel ilahi mesajı getirmeden önce Arap toplumu sert bir kabile geleneği yaşamaktaydı. Kervan basmalar, soygunlar, talanlar, yağmalar, köle ticareti sıradan bir olay gibi Bedevi-Arap toplumunun gündelik hayatını belirlemekteydi. Çok tanrıcılık ve putlara tapma geleneği sadece Mekke ve Medine’de değil bütün Araplarda yaygın bir gelenekti. Peygamber böylesi bir ortamda zuhur etti. İçinden geldiği toplumu kökten değiştirmek için insanların sadece ruh dünyalarına değil onların toplumsal dünyalarına da seslendi. Adeta Arap çöllerinde yeni bir medeniyete öncülük etti. Büyük reformları hayata geçirdi. Fakat peygamberin hakka yürüyüşünden sonra eski gelenekler tekrar canlanmış ve yeni ile eski olanın sentezi ortaya çıkmıştır.

Bu sentez çok geçmeden Muaviye ve oğlu Yezid’in ve sonraki yoldan çıkmış Abbasi iktidarını doğurmuştur. Muaviye devrinde İslam’ın temel kitabı olan Kuran yazımı son şeklini almış, İslam tarihinde yeni bir devir olan Emeviler devri başlamıştır. Bu gün bir buçuk milyardan fazla Müslüman’ın bağlı olduğu dinin inanç içerikli geleneklerinin temeli, Emeviler devrinde atılmış, yoldan çıkmış Abbasiler devrinde iyice oturmuştur.. Buna Ortodoks İslam’da diyebiliriz.

Bir çeşit dini-geleneksel hukuk (fıkıh) diyebileceğimiz şeriat, İslam devletlerinde bugün de temel anayasa olarak işlev görmektedir. İslam’ın beş şartı veya imanın şartları, şeriat açısından İslam dininin bir tarifidir. Oruç, Namaz, Zekat, Hac, Kelimeyi Şahadet gibi dini vecibeleri dinin temel direği olarak görürler. Arap toplumunun örf ve adetleriyle şekillenmiş olan islam şeriatı sadece hırsızlığı, zinayı, gıybeti değil Allah’a inanmamayı, şeriat buyruklarına karşı gelmeyi de büyük suç ve günahlar arasında görür. Şeriat hükümlerine göre suçlulara verilen cezalar el kesmekten, taşlayarak öldürmeye kadar uzanmaktadır. Şeriat, dar anlamda budur işte. Şimdi de, şeriatın

Alevi öğretisindeki yerine bakalım:
Geniş Anlamda Şeriat: Anadolu Erenlerinin büyük evliyası olan Hünkar Hacı Bektaşi Veli’nin temel öğretisi “Dört Kapı Kırk Makam” felsefesine göre şeriat; Şii yada Sünni İslam’da kullanılan anlamından başka bir manada kullanılır. Biz buna ‘geniş anlamda şeriat, veya tasavvuf açısından Şeriat da diyebiliriz. Alevilikteki şeriata bakış açısıyla, Ortodoks İslam’ın bakış açısı, tamamen bir birine zıttır. Bu iki bakış açısı arasındaki fark, şeriatla tasavvuf arasındaki fark kadar büyüktür. Burada, kültürler arası fark kadar, tarihsel farklılıklar da önemli rol oynamaktadır.

Büyük Alevi ozanı Yunus Emre bir nefesinde şöyle söylemekte ve şeriatın çift anlamını dile getirmektedir. ‘Şeriat var şeriattan içeri’.
Bir aydınlanma ve kâmil insan olma yolu olan “Dört kapı kırk makam”ın kurucusu Hacı Bektaşi Veli’ye göre şeriat; “Bir anadan doğmaktır”. Şimdi bu sembol diliyle söylenmiş bu sözü yorumlamaya çalışalım:
Her canlı doğum yoluyla zahir dünyaya gelir ve yaşamına dünyada devam eder. İnsan gibi diğer canlılar da doğdukları tabiatı bütün özellikleriyle beraber hazır bulurlar. İnsanlar ise kendileri seçmeksizin bir toplumda doğarlar ve o toplumun kültürel, ulusal, ananevi, geleneksel özelliklerini devralırlar. Milliyet, ırk, cins, dil, din hatta deri rengi gibi daha bir çok farklılıklar işte doğumla gelen bu aşamada bireyin hayatına girer ve onun bir parçası haline gelir. Birey artık kendini bu kapıda toplumdan devraldığı şekilsel farklılıklarla tanımlamaya başlar. Eğer, Hindistan’da doğmuş Hintli, Çin’de doğmuşsa Çinli, Afrika’da doğmuşsa Afrikalı, kutuplarda doğmuşsa Eskimo olarak kendini görür. Sadece kültür ve gelenek içinde yaşamaz, aynı zamanda o gelenek ve kültürün sorunlarını, görevlerini ve yaşam biçimini devralır. Örneğin, birey kan davasının olduğu bir ailede dünyaya gelirse, otomatikman kendiside bu meseleye tabii edilir. Kendi iradesi dışında gelişen bu olay, bir müddet sonra, kendi meselesi olmaya başlar.
Dünyaya ve kendimize dair ilk düşüncemizin oluşum sürecinde içinde bulunduğumuz toplumsal yaşam, gelenekler, örf ve adetler çok önemli bir rol oynarlar.
İnsanlar fiziksel açıdan olgunluğa erebilmesi için, çeşitli evrelerden geçerler. Bebeklik, çocukluk, ergenlik, gençlik, olgunluk vs... bu evrelerde insan birbirinden farklı özellikler ve olgularla karşılaşır. Kendini bekleyen bu süreçleri yaşar, bunun sonucunda da kendine göre dünyaya ve yaşama yönelik bir tutum ve düşünce geliştirir. Daha önce dediğimiz gibi burada toplumsal olgular önemli bir rol oynar.

Şeriat kapısı, toplumsal şartlanmaların en yoğun olduğu ve doğumla birlikte gelen insanın kendi özüne en yabancı kaldığı devirdir. Dünya yaşantısında olduğu kadar tanrı anlayışında da bir yüzeysellik ve şirk görülmektedir. Buna gizli şirk’te denir. Fakat, şeriat ehli bunun farkında değildir. Tanrı ona göre yerde yada gökte bulunmaktadır. İnsanlara oradan buyruklar yağdırmaktadır. Ölümden sonra sevap çoksa yani gökteki tanrının yağdırdıkları emirlere içtenlike itaat etmişse, hurilerle dolu cennete; günahları çoksa, cayır cayır yanacağı cehenneme gideceğine inanır.

Milliyetçilik, ırkçılık, cins ayrımı, ideolojik bakış, kısacası insan ayrımlarının ve savaşların olduğu şeriat kapısı sadece toplumsal alandaki sorunları yaratmaz, aynı zamanda bireysel yaşamı da tehlikeye düşürür. Çünkü, bir varlık olarak insanın en önemli yanlarından biri toplumsal bir yanının olmasıdır.

Dünya üzerindeki her toplumun, kendine göre bir şeriat şekli vardır. Musa şeriatı, Ortodoks İslam şeriatı, İsa’nın şeriatı gibi...

Kültür ve geleneklerin oluşturduğu yaşam biçimini de şeriata benzetirsek, toplumların sayısı kadar, şeriat yaşantısı vardır. İlkel toplumlardan gelişmiş toplumlara kadar bu böyledir.

Şimdi de Alevi toplumunun şeriat anlayışına bakalım:
Bilindiği gibi, her toplum kendi içinde toplumsal yaşamı imkanlı kılabilmek için, bir adalet mekanizması geliştirmiştir. Hukuk kuralları, toplumdan topluma farklılıklar içerir. En esneğinden, en katı kurallara kadar uzanır. Modern toplumlarda ise adaleti hukuk sistemi ve mahkemeler sağlar. Alevilikte ise halk mahkemeleri adını da vereceğimiz Cem’ler vasıtasıyla toplumsal adalet sağlanır. Cem’de yargılama olayı ise Cem’in uygulamalarından sadece birisidir. Paylaşım, bölüşüm, yargının, beraberliğin en güzel örneği olan Cem’ler, aynı zamanda, adalet sisteminin en gelişmiş örneklerinden biridir. Diğer adalet anlayışlarından amaç olarak ayrılır. Diğer sistemlerde amaç suçluyu cezalandırmak iken, Alevi hukukunda amaç, kişiyi irşad (gafletten uyandırıp, hakikati gösterebilme) ederek işlediği suçu bir daha işlememesini sağlamaktır. Yani suça sebebiyet veren şartları ortadan kaldırmak, bireyi topluma kazanmak, irşat ederek onu aydınlatmak, ve toplumsal yanını güçlendirerek, sıhhatli bir benliğe ulaştırabilmektir. Tüm bu adaletide, kesinlikle ortatoks sistemler gibi el kesme, bacak kesme, Allah'ın verdiği canı alma gibi yaptırımlar uygulamadan sağlamaya çalışır. Alevilikteki şeriat, çok insalcıl (hümanist) bir sistem olarak karşımıza çıkar.

Alevi gelenek ve göreneklerini ve Alevi şeriatını incelediğimizde temelinde tasavvuf ve bilgelik yattığını görürüz. Cem ayini, Musahiplik (kişilerin kardeş olması), tevella teberra (Allah için, haklıdan yana, haksızlığa karşı durmak), Semah (her şeyin durmayıp Allah’ı zikrettiği gibi zikretmek), ocakların ulularının ziyareti, matem yası (Allah için canını verenleri anmak), lokma dağıtmak gibi şeyler bunun açık örnekleridir.

Alevilik bir tasavvuf yolu olduğu için her kavramın ve bu kavramla dile getirilen fiilin birden çok anlamı vardır. Bu katlı anlamlar kişinin ruhi açıdan olgunluk mertebesine göre birden değil, zamanla ve ilimle açığa çıkar, zihin dünyasında belirir. Örneğin bir arı, şeriat kapısındayken, sıradan bal yapan bir böcektir, tarikat kapısındayken, arılıktan çıkar ve onun insanın, doğanın ve Allah’ın hizmetinde çalışan bir varlık olduğu belirir, mağrifet kapısında, ise arının neden sürekli bal yapan bir varlık olduğu anlaşılır ve ders alınır, hakikat kapısında ise arı kalmamış, arı, insan, doğa ve yaratıcı bir olmuştur.

Yunus Emre bu kapının (şeriat) insanına ışık tutmak maksadıyla şöyle demektedir: Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi. Mal da yalan, mülk ta yalan, Var biraz da sen oyalan.
Şeriat kapısındaki bir insan kendisine düşünce olarak ne verilmişse onu alır. Varlığı şekilden ibaret sanır. Yüzeysel algılar, şekiller ve renklerin gerisindeki özü göremez. Algı dünyası beş duyu organının sınırlarını aşmaz. Ne duygu ve ruh yönünden ne de bilgi yönünden bir olgunluğa ermemiştir. Sufiler buna ‘Hayvan-ı natık’ yani konuşan hayvan demişlerdir. Burada bir küçümseme yoktur. Aksine Kâmil İnsan’la, Ham insan arasındaki farkı dile getirmektedir. Başka bir örnek verecek olursak; gözleri doğuştan amâ (kör) olan insanın algıladığı dünya ile gözleri gören insanın algıladığı dünya kadar farklıdır. Şeriat kapısındaki insanın henüz can gözü açılmamıştır; henüz öyle bir gözünün olduğunun da farkında değildir.

Kişinin dünya içinde karşılaştığı olaylar, yaşadığı tecrübeler, ya da karşılaştığı kişiler şeriat kapısındaki kişinin olgunlaşmasına yol açar. Kişi, şeriatın yetersizliğini ve darlığını anlar sonunda.
Hayatın anlamını ve kendi varlık sebebi üzerinde derinden derine düşünmeye başlayan şeriat ehli, zahiri dünyanın kendisini tatmin etmediğini anlar. Artık şeriat elbisesi kendisine dar gelmeye başlar. O, görünen ve beş duyu organıyla algılanan dünyanın kısıtlılığını ve sınırlarını anlar.

Görünenin arkasındaki görünmeyeni, dışı değil içi, şekli değil özü aramaya başlar. Ancak nerden başlaması gerektiğini bilemez.

Tasavvufa göre kendi kendine irşad olmak, yani manevi ve ruhi açıdan aydınlanmak çok zordur. Bu tıpkı kör bir insanın, kendi karanlığında yol almasına benzer. Yolu eline aldığı bir sopa ile de aşabilir, koluna taktığı bir gören ile de. Hangisi hızlı götüreceği aşikardır. Bir ustaya yani pire bağlanması en doğru ve emin yoldur. Pirin temel özelliği irşad edici olmasıdır. Sadece can gözündeki perdenin kalkmış olması yeterli değildir. İrşad edebilmek, yani ona hakikati tattırmak, özel bir kabiliyet ister.

Hacı Bektaşi Veli bir sözünde "ilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır" der. Başka bir sözünde mürşidi, yani irşad ediciyi tanımlarken şöyle der. "Mürşit ilimdir". Fakat bu ilim, bilim gibi okuyarak elde edilmez. İçsel ve ruhi yaşantı vasıtasıyla elde edilen bilgidir. Yani insanda iki çeşit göz vardır. Normal gözlerle okuyarak öğrendiklerimiz, bilimdir. Bilimden öğrendiklerimizi can gözümüzle yorumlayarak, beynimizde oluşturabilmek ise ilimdir. Bilim okuduğumuz anda beynimizde canlanandır. İlim ise daha sonradan düşünerek beynimizde görünendir.
Şeriat kapısındaki kişi aradığı soruların cevabını bulmak ve aydınlığa giden yolu aralamak için kendisine bir pir (pirini) bulur. Şeriat kapısındaki kişi ruhi dünyası, henüz karanlıkta olduğu için kendisine uygun bir pir seçmekte zorlanacaktır. Ancak pirlik makamına gelmiş bir usta kendisine gelen her talibi irşad edebilme yeteneğine sahiptir.

Bu arayışlar süresinde yeterli çabayı ve azmi gösterirse kişi, eninde sonunda kendisine uygun bir yol gösterici usta-pir bulur.

Bu aşamada, kişi şeriatı yavaş yavaş aşarken kendisini tarikat makamına doğru ilerlemiş olarak bulur. Hakka erişmenin yolunun, ancak köklü bir ruhi tekamülden geçtiği gerçeğini, idrak etmeye başlar. Kendisi için artık yeni bir doğumun başlamak üzere olduğunu anlar. Daha önceki doğumu ‘kan bağı vasıtasıyla doğmak’ olarak görür ve bu dünyadaki ikinci doğumun manevi-ruhi bir doğum olacağının bilincine varır. Ve sonu gelmez ruhi yolculuklarda ve içsel yaşantıda kendisine yol gösterecek olan bir usta aramaya başlar.

arican59
08.09.2008, 11:09
arda bey eğer fikir beyanı olarak algılıyorsan anket başlığında açma fikrini beyan edenlere ders verir gibi konuşma şeriat arap kültürünün bir parçası adalet sistemi ve bana ters kadına ne haklar verdiğini anlıyamadım tam aksine cinsel obje görerek oldukça yasaklayıcı toplumdan uzak bir yaşam sunuyor

baybaycan
08.09.2008, 11:38
şeriat allahın hükümleridir.
içki içme,zina etme ve diğer allahın haram kıldıklarını yapmazsanız helal dediklerini yaparsanız siz zaten şeriata uyuyorsunuz demektir.
bu arada şeriata yasakçılık diyenlere söylüyorum şeriat kurallarını uygulayan devletlere terörist giremiyor korkusundan iran 5 teröris'i astı milletin gözü önünde bizim ülkede ise gelene slm gidene güle güle şehit cenazelerinde teröristlere lanet okumak yetmiyor

arican59
08.09.2008, 14:48
allahın hükümlerine uymamanın cezası öbür dünyada -şeriat kanunları diye yutturulanlar arapların kanunu asma dersen amerikada japonyada çinde var sadece şeriatta değil anladığım kadarıyla belli kalıplardasın ne anlatsak boş

SL@YER
08.09.2008, 15:03
sagol kardes boyle bı anket yaptıgın ıcın

muhakemat
08.09.2008, 18:51
arda bey eğer fikir beyanı olarak algılıyorsan anket başlığında açma fikrini beyan edenlere ders verir gibi konuşma şeriat arap kültürünün bir parçası adalet sistemi ve bana ters kadına ne haklar verdiğini anlıyamadım tam aksine cinsel obje görerek oldukça yasaklayıcı toplumdan uzak bir yaşam sunuyor
sevgili arkadaşım bizler sadece fikir alış verişinde bulunuyoruz kimseye dersverme gibi bi lüksümüz yok ki kaldıki benim derçe çok ihtiyacım vr çok eksiğim var yorumun için teşekkürler

cawras
09.09.2008, 09:28
şeriat yasa kanun demektir
islam şeriatı da allahın yasaları demektir
her sistemin kendine özgü yasası vardır

takmaz
09.09.2008, 11:17
soru şekil itibari ile anladığım gibi ise yanıtlar kafamı karıştırıyor. islamın kendisi desem, islam allahın hükümlerini taşıyan Kuran-ı Kerim'in esası oluyor. biraz tüme varım uygulanırsa ve temele inerek içtihatları göz ardı edebilirsek tüme varım mantığına göre Allahın Hükümleri olarak ortaya çıkar.saygılar.

dinar_
09.09.2008, 11:28
şeriat yıllarca başımıza bela olacak bir illettir. katı kurallarada dayanan ve devlet sisteminin asıl unsur olarak devamını sürdürür. şeriatın din kuralları içerisinde katı kuralları misyon edinerek caydırıcı özellğini kullanarak, insalara yüz yıllarca acı vermiş tek kollu bir mahluktur.

muhakemat
09.09.2008, 12:25
şeriat yıllarca başımıza bela olacak bir illettir. katı kurallarada dayanan ve devlet sisteminin asıl unsur olarak devamını sürdürür. şeriatın din kuralları içerisinde katı kuralları misyon edinerek caydırıcı özellğini kullanarak, insalara yüz yıllarca acı vermiş tek kollu bir mahluktur.
mahluktur?? şeriatı cisimleştirdinizya teşekkürler:)

herem53
10.09.2008, 13:26
1 kardeşler şeriat allahın kanunları ve emirleridir Türkiyede ise kahrolsun şeriat diyorlar bilmiyorlar ki kendileri kahroluyor 2hocalardan hakkımı helal etmiyorum cünkü islamiyeti dogru anlatmadıkları için

muhakemat
10.09.2008, 16:27
1 kardeşler şeriat allahın kanunları ve emirleridir türkiyede ise kahrolsun şeriat diyorlar bilmiyorlar ki kendileri kahroluyor 2hocalardan hakkımı helal etmiyorum cünkü islamiyeti dogru anlatmadıkları için
öncelikle yorumun iin teşekkürler fikrin çok güzel hocala hakkını helal etmeme knousuna elirsek eyer sen hakkaten hocaya gidip bana bihakkın islamı anlat dediysen ve onlarda çartpıtarak anlattılarsa haklısın yoksa tvdekileri zaten boşver hakkaten hoca olsaydı tvde olmazdı wesselam

lincoln_2144
10.09.2008, 16:43
allahın emri

korsan
11.09.2008, 15:06
Şeriat ne demektir?

Şeriat: “Din”, “Allah’ın emri”, “İlâhî emir ve yasaklar” gibi mânâlara geliyor.
Bir çekirdeğe ağaç olma kâbiliyeti yükleyen, onu meyve verebilecek şekilde programlayan Allah, bu gayenin tahakkukunu birtakım şartlara bağlamış. Bu şartlar manzumesine şeriat-ı fıtriye deniliyor. O çekirdek, toprağını bulacak, suyuna kavuşacak, güneşle sohbet edecektir ki ağaç olabilsin.

İnsanın mahiyeti de o çekirdek gibi. Cennet hayatını netice verebilecek bir çekirdek. İşte şeriat, bu insan mahiyetinin rıza beldesi olan cennete lâyık olabilmesi için uyması gereken kanunlar manzumesi.

Akıl, O’nun koyduğu sınırlar içinde düşündüğü takdirde, mârifetullaha eriyor. Dil, hayır söylediği ölçüde o ebed ülkesinde ulvî sohbetler yapmaya aday oluyor. Beden, Allah için yorulduğu nispette o saadet beldesinin maddî nimetlerinden faydalanmaya hak kazanıyor.

Sevgi, korku, şefkat, merhamet gibi hislerden, göze, kulağa, ele, ayağa kadar her şey ancak Allah’ın emir dairesinde çalışmaları hâlinde terakki ediyor, ulvîleşiyor ve ulvî âlemlere yöneliyorlar. Şeriat, hakikate giden yolun ismi. Lügat mânâsı, “Su membaından su almak için girilen yol.”

Hakk’a ermenin ve hakikati bulmanın yolunu, Yunus’umuz ne güzel özetler: Şeriat, tarikat yoldur varana, Hakikat meyvesi andan içerü.

Yola girmeden, menzile erişilemez. Şeriatsız, hakikate erme iddiaları, sahibini oyalamaktan öte bir işe yaramayan kuruntulardır.

Tarikat, nâfile ibadetlerin simgesi. Şeriat yolunda sağlam yürüyebilmek, nefis ve şeytana karşı daha güçlü olabilmek için konulmuş bir terbiye ameliyesi. Kulu, Rabbine daha fazla yakınlaştırmaya vesile. Nefsini daha tesirli bir şekilde terbiye etmesine yardımcı.

Kısacası, hakikate ulaşmak için öncelikle İlâhî emirlere harfiyen riayet etmek ve bu vadide kalbini daha sağlam, ruhunu daha güçlü kılmak için de nâfile ibadetlere devam etmek gerek. Büyük müceddid İmam-ı Rabbani’yi dinleyelim:

“Dilin yalan söylememesi ve doğru konuşması şeriattır. Kalpten yalan düşüncesini uzaklaştırmak, eğer zorlayarak ve çalışarak olursa tarikat, eğer zorlanmaksızın müyesser olursa hakikattir.”

Büyük İmamın bu güzel misalinden şunu anlamıyor muyuz? Doğru sözlü olmak, Allah’ın razı olduğu güzel bir ahlâk, yâni hakikat. Kul, bu hakikate ermek için, ilk olarak, şeriatın “yalan söylemeyiniz” emrine uyar; dilini bu günahtan uzak tutar. Daha sonra kalbine yalan söyleme arzusu gelmemesi için ruhunu tedavi etmeye başlar. Bu vadide bir gayretin, bir faaliyetin içine girer. Sonunda kalp hiçbir zorlamaya, çalışmaya lüzum kalmaksızın yalan söylemekten nefret eder hâle gelir. Artık o kalbe, yalan yanaşamaz olur. Konuştu mu mutlaka ve büyük bir rahatlıkla doğruyu söyler. İşte bu adam doğru söylemenin hakikatine ermiştir.

Büyük imamın bu ifadelerinden hakikate ermenin, bu mutlu neticeye kavuşmanın tarikatsız da olabileceği anlaşılıyor. İnsan, doğrudan, şeriattan hakikate geçebilir. Ama, bu ermenin, bu varmanın şeriatsız olmayacağı muhakkaktır.

Burada bir tasavvuf tahlili yapmak istemiyorum. Bunları sadece şunun için yazdım. Şeriat denilince, sadece, İslâm’ın ceza hukukuna dair hükümlerini anlamak eksik olur.Yalan söylememek de şeriattır. Yalan söylemeyen, gıybet etmeyen, başkasının malına, canına, ırzına, namusuna kötü nazarla bakmayan, helâl kazanç peşinde olan bir insan da şeriat üzeredir ve hakikat yolundadır. Böyle birinin şeriata karşı çıkması, kendisiyle tenakuza düşmesi demektir.

Dinin temeli, şeriatın esası, insanın yaratılışına dayanır. Karşımızda bir cansızlar âlemi mevcut. Bu âlemde her zerre, her yıldız, hava, toprak, su, ziya her şey Allah’ın küllî iradesine tâbi. O’nun koyduğu İlâhî kanunlara uygun hareket etmede. Ama bu uymada, irade söz konusu değil. Her şey O’nun emrine, yine O’nun iradesiyle boyun eğiyor. Melekler âlemi de bu hakikatin bir başka görüntüsünü sergiliyorlar. İbadet için, tesbih için, hamd için yaratılan bu varlıklarda da insandaki mânâsıyla bir irade mevcut değil. Onlar, Allah neyi emrederse onu işliyorlar.

İnsana gelince o, hilkat tablosunda apayrı bir manzara sergiler. Her şeyiyle Allah’ı tesbih eden şu kâinatın bu şuurlu meyvesinin de her hücresi, her organı daima tesbihte, daima ibadettedir. Zaten bunların idaresi ona verilmiş değil. Ne ciğerini kendisi çalıştırıyor, ne kanını kendi iradesiyle deveran ettiriyor. İşte, hepsi Allah’a itaat üzere bulunan bu beden ülkesine, bir sultan tayin ediliyor: Ruh. Bu ruha, büyük bir lütuf ve yine büyük bir imtihan olarak irade takılıyor.

İnsan ihtiyar ve irade sahibi bir varlık. Parmağıyla dilediği yöne işaret edebiliyor, yüzünü istediği tarafa dönebiliyor. Kendisindeki bütün duyguları dilediği gibi kullanabiliyor. Nereye isterse oraya gidiyor, neyi arzu ederse onu yiyor, neden hoşlanmazsa ondan kaçıyor.

Bu iradenin önüne teklif çıkarılmış, bu iradenin önüne imtihan çıkarılmış ve netice itibariyle bu iradenin önüne cennet ve cehennem çıkarılmış.

İşte, şeriat insan iradesinin Allah’ın razı olduğu sahalarda dolaşmasını emreden ve O’nun razı olmadığı sahalardan kaçınmasını ikaz eden bir emir ve yasaklar zinciri. Kul bu İlâhî ipe sımsıkı sarılmakla emrolunuyor.

İnsan iradesinin önünde iki ayrı saha var. Biri dünya, diğeri ise Âhiret işleri. Ama şu var ki, İslâm’da dünya işlerinin hepsi için de getirilmiş kanunlar, kaideler mevcut. Kul, bunlara uyduğu takdirde hem ibadet etmiş, hem de dünya hayatını daha rahat, daha mesut yaşamış oluyor.

Şeriat üzerinde yapılan münakaşaların daha çok bu ikinci grupta merkezleştiğini görüyoruz. Bu ikinci kısım da ikiye ayrılıyor. Biri muamelât, diğeri ceza. Ve şeriat üzerindeki tartışmaların ağırlık merkezi, bu son kısım. Elbette, ceza hukuku yönünden de İslâm’ın koyduğu birçok hükümler mevcut. Bunlar da şeriat ve bunlara da inanmak farz. Her emir gibi bunlara riayet etmeyen de mesul olmakta. Böyle bir emre uymayış, ona karşı bir vurdumduymazlık, bir isyan mahiyeti taşıyorsa sahibini günahkâr eder. Şayet, o İlâhî emri, o Kur’anî hükmü inkâr etmek, onu reddetmek tarzında ortaya çıkıyorsa küfre sokar. Ama, İslâm sadece bu hükümler değil ve din sadece bunlardan ibaret değil. Meseleyi yalnız bu sahaya çekmek, kısır bir değerlendirme, yanlış bir anlayış olur.

İslâmî hükümler şu üç ana gruba ayrılırlar. Biri, ferdin kendi nefsine karşı vazifeleri. Diğeri, ailesine karşı vazifeleri. Üçüncüsü de cemiyet hayatındaki vazifeleri. Şeriatın bunların her üçüne de getirdiği ölçüler, hükümler var. Her birinin inkârı küfür ve her birine karşı isyan etmek günah. Ama bunlar arasında öncelikli olanlar, ferdin kendi nefsine ait vazifeleri. Bunların başında da ibadet geliyor. İnsanın kendi nefsine ve ailesine ait mükellefiyetleri hususunda, bütün semâvî kitaplarda hükümler mevcut. Hepsinde ibadet emredilmiş, hepsinde günahlardan sakınma esas tutulmuş.

Bu ibadetlerin şeklinde, vaktinde, miktarında farklılıklar var, ama ibadeti emretmeyen, ahlâkı emretmeyen bir hak din göstermek mümkün değil. Lâkin, sosyal kaideler, hele devlet yönetimine dâir hükümler, dinlerin en mükemmeli ve en sonuncusu olan İslâm’da kemâliyle yer almış.

Şunu özellikle ifade etmek isteriz: İnsanın yaratılış gayesi, bütün dinlerde müşterek. Bu gaye, Kur’an-ı Kerim’de: “Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” âyetiyle ifade buyurulmuş. Bir de belli şartların tahakkukuna bağlı emir ve yasaklar var. Bunlardan biri de ceza hukukuna dair hükümler. Bu hükümler şarta bağlı. Bugün Almanya’da, İngiltere’de, Fransa’da yaşayan Müslümanların bu emirleri tatbik güçleri yok. Ve bunlardan sorumlu da değiller.

Bu konuda yapılan tartışmalarda, muhatabı olan mü’mini İslâm’ın bir kısım emirlerini kabul etmiyormuş gibi göstermek ve onu insafsızca tenkit etmek, tek kelimeyle zulüm olur. İslâm kardeşliğini baltalayan ve âhirette cezası pek büyük olan bu tarz ithamlardan hassasiyetle kaçınmak gerek.

Bütün insanları fakir bir ülke hayal ediniz. Siz bu ülkenin fertlerini, İslâm’ın zekât farîzasını yerine getirmemekle suçlayabilir misiniz? Elbette ki hayır. İslâm’ın ceza hükümlerine inandığı halde bunu tatbike gücü yetmeyen bir Müslüman da böyle değil midir? Bunları tatbik etmek devletin vazifesidir, ferdin değil. Dolayısıyla da ferde herhangi bir sorumluluk terettüp etmez.

İslâm’ın temel hükümleri, hangi beldede olursa olsun, ferdin uymak zorunda olduğu İlâhî emirlerdir.

Devlet yönetimiyle ilgili hükümler de İlâhîdir, onlara inanmak da her mü’mine farzdır; ama onların uygulanmasından sorumlu değildir.

“Şeriatta; yüzde doksan dokuz ahlâk, ibadet, âhiret ve fazilete aittir. Yüzde bir nispetinde siyasete mütealliktir. Onu da ulûl-emirlerimiz düşünsünler.” Bediüzzaman.

İslâmî hükümler hakkında getirilen bir sınıflandırmayı da burada nakletmek isterim. İlâhî hükümler iki kısma ayrılıyor: Bir kısmı sadece Müslümanlara uygulanan hükümler, diğeri ise bir İslâm beldesinde yaşayan herkese tatbik edilen hükümler. İşte bu ikinci kısım, “muamelât” ve “ceza” hükümleri. Bir gayr-i müslim cizye vererek İslâm beldesinde yaşıyorsa, o beldenin bir vatandaşı olarak bütün muamelat ve ceza hükümlerine muhatap olur. Hırsızlık ederse eli kesilir, birisine zina iftirasında bulunursa cezalandırılır. Bazı çevreler meseleyi ters değerlendirerek, İslâm’ın ceza hükümlerinin uygulanmadığı bir ülkede namaz kılmanın, oruç tutmanın da bir mânâ ifade etmeyeceği gibi çok saptırıcı ve bir o kadar da mesuliyetli sözler söylüyorlar. Kendilerine karşı çıkan mü’minleri de Allah’ın hükümlerinden bir kısmını dikkate almamakla suçluyorlar.

Halbuki bu iddia asıl kendileri hakkında geçerli oluyor. Şeriatın yüzde doksan dokuzunu teşkil eden ve dinin temeli olan hükümleri hafife almak ve dinde sadece müslim - gayr-ı müslim herkese uygulanan ve cemiyetin huzur ve saadetini temin eden muamelât ve ceza hükümlerine ağırlık vermek gibi bir hatanın içine düşüyorlar.

Namazın her rekâtında Fâtiha’yı okuyan ve Rabbinden “sırat-ı müstakime” hidayet talebinde bulunan bir mü’minin, çok dikkatli olması gerek. Aşırılığın her türlüsü, yâni ifratı da tefriti de insanı istikametten uzaklaştırır.

Bu noktada düşülen iki aşırılığa kısaca temas edeceğiz: Bazı insanlar, bu asırda İslâmî hükümlerle hükmetmenin mümkün olmadığını iddia ederken, diğerleri de İslâm hükümleriyle hükmetmeyen herkesi, niyetlerine bakmaksızın, hemen küfürle itham ediyorlar. Bunların biri ifrattadır, diğeri tefritte. Yâni ikisi de aşırı, ikisi de istikametten sapmış.

Önce birinci yanılmadan söz etmek isteriz. Meşhur bir kaide vardır. “Bir şey sabit olursa, levazımıyla sabit olur.” El dendi mi, parmaklar onun lâzımıdır. Eli, parmaksız düşünemezsiniz. Ve böyle bir elden istifade edemezsiniz. Yüz dendi mi, gözü ondan ayıramazsınız. Gözsüz bir yüzün önemli bir yanı eksik demektir. Gözün de akını karasından ayıramazsınız. Parmak elin, göz yüzün, gözbebeği de gözün lâzımıdır. Ondan ayırır ve tek olarak düşünürseniz bir fayda elde edemezsiniz. İslâmî hükümler de öyledir. Bir bütün olarak düşünülmelidir. Ve ancak o zaman, ferdi ve cemiyeti terakki ettirir; huzura, saadete kavuşturur.

İslâm’ın temel şartlarının ihmale uğradığı, ferdî ve ailevî hayatın yanlış esaslar üzerine bina edildiği bir cemiyette, sadece muamelât ve ceza hükümlerinin tatbiki fazla bir fayda sağlamaz. Yahut bu hükümlerin, böyle bir cemiyete tatbiki mümkün olmayabilir. Olsa bile, birçok kimse, bunlara, inanmadan ve istemeyerek uymakla nifaka düşer. Müslüman görünür, ama bir İslâm düşmanı olarak yaşar.

Şeriatın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğine bir misal vermek isterim. İslâm’da faiz haramdır, yasaktır. Bu yasağı getiren âyet-i kerimeyi “Müminler ancak birbirinin kardeşidirler” âyetiyle birlikte düşünmek gerekir. O zaman şu hakikat ortaya çıkar: “Bir mü’min, ihtiyaç içinde kıvranan ve kendisinden borç isteyen bir kardeşine borç verirken, şer’î ifadesiyle ona karz-ı hasende bulunurken, bu parayı fazlasıyla geri alma talebinde bulunamaz. Bunun kardeşlikle bağdaşması mümkün değildir.”

İslâmî kardeşliğin son derece zayıfladığı, kişinin kendi öz kardeşine oyunlar oynadığı, tuzaklar kurduğu, devlet malının acımasızca yağmalandığı bir cemiyette, İslâm’ın faiz yasağı icra edilemiyorsa, kabahat o bozulan bünyenindir; ilâcın, yahut gıdanın değil.

Gelelim, istikamet sınırlarını aşan ikinci iddiaya. Bir cemiyette, İslâm’ı tam tatbik etmeyen, hükmünü ona göre vermeyen veya veremeyen bir insana hemen kâfir damgası vurmak da insaf değildir. Zira, iman küfre zıttır. Bir insan İslâm’a zıt bir hüküm veriyor, bir icraat yapıyorsa, bunu İslâm’ı reddederek yapacaktır ki küfre girsin. Aksi halde onun küfründen değil günahından, isyanından söz edilebilir. İman gibi küfürde de niyet ve irade şartı vardır. Bir adam ancak, “İslâm’ın şu husustaki hükmü şöyle ama, ben onu kabul etmiyor ve şöyle hareket ediyorum” derse küfre girer. Böyle bir niyeti ve iradesi yoksa, işlediği hata, verdiği yanlış hüküm tamamen bilgisizliğinden yahut irade zaafından kaynaklanıyorsa, yaptığının da yanlış olduğunu biliyorsa bu adama kâfir demek Ehl-i Sünnet itikadınca mümkün değildir. Bunu ancak, büyük günah işleyenin kâfir olduğuna hükmeden “Haricîler”, yahut böyle bir kimsenin imanla küfür arasında kalacağını savunan “Mûtezile” iddia edebilir. Bunların ise ehl-i dalâlet olduklarında bütün Ehl-i Sünnet âlimleri müttefiktir.

Çok dikkatli olmamız gerekiyor. İslâm’ı savunuyorum derken, bilmeden dalâlet ehlinin yoluna girebiliriz..

Prof. Dr. Alaaddin Başar
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet Editör
Kayitli ve aktif üyelerimize özel!

Vatan24-Gurbet34
11.09.2008, 16:51
Yasakçılık?

martin80
12.09.2008, 17:15
Seriat konu itibariyla Adalet tir. Yani bir cesit yasa.

Ama kinin yasasi nerden gelir nereye gider, sinirlari varmidir vb... Seriat kanunlari yani yasa kendisinden evel de vardi, Cok tanrili Arab döneminde seriat o inac biciminin özüne göre yasalarini koyar ve kendine göre adalet sunardi. Islamiyet le birlikte Islam yasalari yerini alir. Özünü de kitabindan alir ve uygulamada döneme göre ilimli gecisler yaparak Muhammed in sözlerinden(Hadis) yorumlar getirilerek güne uyarlanir. Yani Tevsir! Yani insanin son durumumuna göre Seriat(Adalet).

Peki hangi güdük akilli Tevsir yapilmasina izin vermis! Dönemin iktidari, kimdir o kacik Emevi! Alin size Adalet. Bugün Türkiye cografyasinda legal olan sadece Sünni Islam: Kim destekliyor>>Devlet yani Türkiye! O zaman alin size Seriat Alin size Adalet...

Not: Kisa kesiyorum ki gerisini biraz da siz düsünün

saygilar

XsiR
12.09.2008, 19:01
şŞeriat getirmek lazım diuolar, piki nedir bu ?

muhakemat
13.09.2008, 19:22
şŞeriat getirmek lazım diuolar, piki nedir bu ?
sizce nedir:)

muhakemat
13.09.2008, 19:30
şeriat tamammen dini kullanarak insan öldürme sanatıdır sanat diyorum çünkü bunun kusursuz yapıyolar...
enterassan öle olsun bakalım tşkler::)

peynirli
13.09.2008, 19:39
şeriat, din kuralları ile halk idaresidir. kuralları nizamlarını mensup oldukları dinin kuralları belirler. zira şeriat ile yönetildiğini düşündüğünüz ülkelerin hepsi tam şeriat ile yönetilmez. örneğin iranda şeriat dışında kuralların çoğu iranın kendi kurallarıdır. dünyada %100 saf şeriat ile yönetilen tek ülke israildir!!! bu kısma dikkat.

muhakemat
13.09.2008, 19:42
şeriat, din kuralları ile halk idaresidir. kuralları nizamlarını mensup oldukları dinin kuralları belirler. zira şeriat ile yönetildiğini düşündüğünüz ülkelerin hepsi tam şeriat ile yönetilmez. örneğin iranda şeriat dışında kuralların çoğu iranın kendi kurallarıdır. dünyada %100 saf şeriat ile yönetilen tek ülke israildir!!! bu kısma dikkat.
bu tespitine kaılıyorum harika bir yorum çok teşekkürler

A.Asmin
14.09.2008, 02:28
Konu kapatilmistir nedeni ise daha once (asagida alinti olarak veriyorum) konuyu acan uyemize yonelik yaptigim uyariya ragmen uyemiz neredeyse her yoruma yanit vermeye devam etmistir.
Anketler bu sekilde olmamali konu tamamen anket usulunun disina cikmis durumdadir.


Merhaba ARDAA,
Bir anket acmissiniz birakinda insanlar yorumda bulunsunlar.
Her yoruma yanit vermenizin anlami nedir anlayamadim ayrica insanlara
ders verir gibi yorumlarda bulunmayiniz lutfen.
Nasilki siz birbaskasi gibi inanmak, dusunmek zorunda degil iseniz
baskalarida sizin gibi inanmak, dusunmek zorunda degillerdir.
Sayet yorumlar olumsuz unsurlar iceriyorlarsa yetkililere bildiriniz,
kendiniz mudahaleden lutfen kacininiz.
Konuyu kapatiyorum eger bu sekil mudahale etmeye devam etmeyecekseniz
bildirin konuyu tekrar acarim.

muhakemat
16.09.2008, 22:44
teşekkürler asmin..

gagauz
18.09.2008, 01:00
şeriat ALLAH IN ın kanunudur

acizane1
18.09.2008, 09:37
seriat fıtrat üzere yaşamın ta kendisidir bence. buna ulaşmanın yolu ise tasavvufu anlamak yani doğru bir rehber edinmektir.

Solmaz21
18.09.2008, 11:09
İslamın kendisidir. İslamda allahın hükmüdür.

marrr78
18.09.2008, 13:18
şeriat; Allah'ın hükümleridir. insanlar iran'da uygulanan ve sözde şeriat denilen uygulamadan korkuyorlar. aslında orda uygulanan sistemin şeriatla bağdaşmadığını düşünüyorum. şeriatte kula zulüm yoktur. hakettiği dersi ve cezayı vermektir. şeriatın uygulandığı hiçbir ülke yoktur.

zencefil
21.09.2008, 01:57
şeriat çok katı bi sistem .iran mesela. aşırı bence

ahmetyunus
23.09.2008, 13:31
dinin yongasıdır şeriat yobazlık vede gericiliktir

Yorumsuz..

Sêrxun
23.09.2008, 13:32
iranin halini göruyoruz bence gericiliktir yasaklayiciliktir insanlarin özgurlugunu elinde alan bir sistemdir

suskunday
25.09.2008, 20:16
isteginiz dogrultusunda konu üzerindeki yazımı çekiyorum ama sadece caypotr üzerinde olanı sansasyon olmasın diye ama özümde söledikleirm geçerlidir .siz sordunuz ben cevap verdim. zorunuza gidiyorsa böle konuları tartışmaya açmayacaktınız :cild:

alipircivan
25.09.2008, 21:25
günümüzde adı yasakçıya döndü..

magirus_deutz
28.09.2008, 01:24
yasaklıktır...

kelebek_06
28.09.2008, 07:47
Allah'ın Peygamberler vasıtasıyla insan oğluna bildirdiği emirleridir.Yasakçılıktır diyen arkadaşlar bu ülkede çokmu özgür bunu merak ettim :):):)

umutlanmak
10.10.2008, 19:11
Şeratla yönetilen ülkeler bakarsak,baskı ve zorbalığı anlarım

mtunc38
10.10.2008, 23:38
yukarıda yazılan şıkları tümüdür

kizilcali
19.10.2008, 22:09
Dini temellere dayanan hukuk kurallarıdır diyebilirim.

bende katılıyorum

pafteam
20.10.2008, 21:59
Kur-an-ı Kerimin hükümleri ne Şeriat denir kuranda ayet olarak bu şekilde açıklar..

apel
27.10.2008, 14:50
gerçek demokrası ve adalet

ihtiyar12
16.11.2008, 19:40
bence şeriat en az bin yıl önce de yaşamak demektir

uşaklı
16.11.2008, 23:06
[sıze=4]bence dinin ta kendisidir ....[/sıze]
[sıze=4]söyle bi açıklama yapmak gerekirse.............[/sıze]

[sıze=4]a benim yurdumun canım aydıncıkları, şeriatsız din olur mu kardeşim..önce şeriat ne demek. Siz bunu ne anlamda soruyorsunuz, karşınızdaki ne anlıyor? şeriat, etimolojik açıdan geniş yok, pınarın gözü / pınarın gözüne giden yol anlamına geliyor.. Teknik anlamda ise şeriat hukuk, meşruiyetin kaynağı demek. Yani “gayrimeşru” dediğiniz zaman “ şeriata uygun değil” demiş olursunuz. Teolojik anlamda ise bir dinin emir ve yasakları demektir. Yani dini anlamda meşruiyeti ifade eder. Bir müslümanın şeriata karşı çıkması, “ben türkiye vatandaşıyım ama bu ülkenin hukuk düzenine inanmıyor ve güvenmiyorum”demektir.. Müslümanım dediğiniz zaman, islam şeriatına şeksiz şüphesiz iman ve ona uygun yaşama sözü vermiş olursunuz.. Yani içki içmekle bir müslüman dinden çıkmaz ama, bu iş vejeteryan olduğunu söyleyip arkasından da köfteye bayıldığını söyleyip arkadaşlarını köfte partisine davet etmeye benzer. Sosyalist olduğunu söyleyip tefecilik yapan adamın durumuna düşer sonra kişi. Inek kasaplığı yapan hindudan (ineğe tapan kişi) ne farkı kalır insanın o zaman..laiklikle kafasını bozmuş birileri, şeriatı, herkesi belli bir dinin, hatta belli bir mezhebin elinde, onun ruhbanları tarafından topluma dayatılan, karşı çıkanların acımasızca cezalandırıldıkları, ellerinin kollarının kesildiği bir düzen gibi, diktatörlük gibi göstermeye çalışıyor. Kendi ideolojileri islamdan daha yüce, allah(cc)den daha merhametliler (haşa)!yani din devleti olacak, herkes belli bir dinin politikacılar tarafından yorumlanan ve din adamları kadrosu tarafından oluşturulacak bir yönetim mekanizması olarak görmeye/göstermeye çalışıyor.. Burada asırlardır hristiyanların ve yahudilerin, sabiilerin, hatta ezidilerin (şeytana farklı bir misyon yükleyen inanç topluluğu), mecusilerin yaşadığını unutuyorlar.. Müslümanlar asırlarca hindistanı, ispanyayı, balkanları, afrikayı yönetti, ne oldu?[/sıze]
işte bu bundan daha ii açıklanamazdı teşekkürlere

darkblack06
16.11.2008, 23:17
bu konu çok su götürür doğrular görecelidir...

muguzili
18.11.2008, 19:17
En güzel açıklamayı 'Erva' yapmış, kendisine teşekkür ederiz.

~AspiriN~
24.11.2008, 11:38
şeriat ,
islam hukukudur....

Karovale
29.11.2008, 10:52
Şeriat allahın kanunlarıdır yani allahın anayasasıdır...

tesisatcı
02.12.2008, 12:31
Serıata yasakcılık demek dını bılmemek demektır serıatı yasakcı neden goruruz hırsızlık yapma dedı dıyemı yada komsun acken tok yatma dedı dıyemı yalan dolan hıle boluculuk yapma dedı dıyemı oku dedıgı ıcınmı tamamen anlamsız

antifem_k
05.01.2009, 17:14
islamın kendisidir. tabi islam nedir, onu tartışacak değilim.

seherinde
17.01.2009, 00:23
Kur-an-ı Kerimin hükümleri ne Şeriat denir kuranda ayet olarak bu şekilde açıklar..

dogrusu budur. anket yapmaya ne gerek var anlamis degilim?

seyda021
25.01.2009, 22:31
kuran ve sünneti resulullah ın birleşimine şeriat denir denebilir

zigula
01.02.2009, 19:47
çıkar hukuku....

sani
16.02.2009, 00:24
Benim görü$ümce $eriat; dinimizce uygulanmasi gereken bir YASAMA(kanun) felsefesidir...
Günümüz imkanlarinda ne derece uygulanir.. ???

romedigoo
20.02.2009, 05:32
göçmen kardeşimizinde dedigi gibi irana bakıpta şeriati degerlendirmemeliyiz, mesela şeriat kanunlarında erkek karısını boş ol diyerek boşayabilir, ama kadının böyle bir hakkı yoktur...!

Erkekler istedigi gibi giyinip gezip tozar, ama Kadınlar kara çarşafa sokulup kocalarının emrinde bir köle gibidirler...!

Başka bişey daha,Tarihte biz Müslümanlar hiç sebepsiz yere savaş açıpta bir ülkeyi feth edince buna cihat için yaptık diyorsunuz, bunu kendinize bir hak olarak görüyorsunuz , ama şimdi amrerika, israil filistine savaş açınca sinirleniyosunuz.

Bunların neresi hak neresi hukuk, bu zamanda yani yaşadıgımız şu teknoloji çagında ilimi bilimi bırakıpta bunların peşine düşenlere sadece hayret ediyorum.

unutmadan: HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİMDİR.
.........................................Mustafa Kemal ATATÜRK..........................................

zeydkaan
10.03.2009, 15:02
Dindir, Kur´an nin kendisidir. Anayasadir. Her bir aletin kullanma kilavuzu oldugu gibi buda insanligin birlikte yasamasi icin kullanma kilavuzu. Dogru anlayip tahlil edilince görülecekki "öcü" degil "serbet"´dir.

mehmetfarukdag
10.03.2009, 15:08
güzel ahlak

mkavalc
14.03.2009, 01:51
insanoğlunun büyük kesiminin aklıyla yendiği ama bi o kadar büyük kısmının da hala silkinip kurtulamadığı yasakçı engelleyici ve bilim karşıtı yönetim şekli

gümülcine
14.03.2009, 14:23
Kesinlikle yasakçılık

bulutt.60
14.03.2009, 23:38
şeriat 9 yaşında bir cocugun ac kaldıgı için pazar yerinden bir ekmek caldı diye ceza olarak kolunun üzerinden otomobil ile geçilmesidir

OlurdaBirgün
14.03.2009, 23:49
Şeriat gerçek anlamda Allahın Kurandaki hükümleridir ama günümüzdeki arabistandaki irandaki afganistandaki pakistan ve diğer arap ülkelerindenki rezillikler şeriat adı altında işlenen sapıklıklardır pakistanda 10 yaşındaki çocuklarla evleniliyor iranda kadınlar kezzapla cezalandırılıyor arabitanda sapık vahabilerin ne yaptıkları belli değil din dışı o kadar çok sapık işleri varki anlatsam buraya sığmaz mısır fas cezayir oralar ne olduğu belli değil bunlar sadece ufak bir örnek ne iğrenç akıl almaz İslamiyetten uzak işler var bunların şeriatla uzaktan yakından hiçbir ilgisi alakası yoktur yapılan sapıklıklar ne kitaba sığar nede insanlığa o sebeble bu sapkınlıkları yapanlarla şeriatı karıştırmayalım hea bu zamanda gerçek şeriat olurmu onu Allah bilir ben umutsuz bakıyorum şunu unutmamak lazım 'Allah nurunu tamamlayacaktır ' diye bir ayet vardır yani kıyametten önce yeryüzü huzurla refahla hiçbir kargaşa olmadan insanlar yaşayacaktır yani gerçek anlamdaki şeriat hüküm sürecektir ne zaman olur onuda az önce dediğim gibi Allah bilir ...

uzmanasker
22.03.2009, 17:25
anketten ziyade Şeriat: ALLAH cc. nun islamı kabul edip müslüman olanlara Doğumundan ölümüne kadar uyması gereken ilahi kuralların tümü takip etmesi farz olan kurallar bütünüdür.ve kayıtsız şartsız ALLAH hükümlerini Kur'an-ı Kerim Hükümlerine göre yaşam tarzını düzenlemesifir Şeriat

loykecal
24.03.2009, 15:54
bilmiyorum anketteki tüm anlama lara geliyorrr

AY%YILDIZ
24.03.2009, 15:57
Şeriat Gelmez, YAŞANIR
Son çeyrek asırda yüce dinimize yapılan sataşmaları az buçuk takip edenler, “..Allah bizi ‘Şeriattan’ korusun” cümlesini ve bu cümlenin sahibini çok iyi hatırlayacaklar.O yıllarda bu ünlü kişi ve onun bu saçma sözü çok tartışılmıştı. Semavi dinleri iyi bilenler ise bu cümlenin komikliğine, sadece katıla katıla gülmüşlerdi.Nüfus kâğıdında ‘Dini: İslam’ yazdığı halde İslam dinini, şartlarını ve prensiplerini öğrenemeyenlerin bir kısmı bu cümleyi benimsemişler, bir kısmı ise oldukça temkinli yaklaşmışlardı. Polemiğe girmemek ve hiç kimseyi incitmemek için, o isimi vermeden, sadece bu garip cümleyi tahlil edeceğiz.
*Çok önemli olan bu konuyu bu gün ele almamın sebebi; son aylarda da buna benzer cahilce sözlerin çokça kullanılır olmasına seyirci kalmamak içindir. Çünkü, şeriat cahillerinin bu tür cümlelerini, dinleyip de farkında olmadan kabullenen Müslümanların, imanları tehlikeye düşmektedir. Bizim görevimiz ise sadece doğruları hatırlatmaktır…Şimdi, öncelikle ‘ŞERİAT’ sözcüğünü tanımlayalım:Geniş kapsamlı lügatlerden aynen alıyorum. Şeriat; Arapça kökenli bir sözcük olup; "yol, mezhep, metod, âdet, insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol" anlamına gelir. İslam dinindeki terimsel anlamı ise "ilâhî emir ve yasaklar toplamı", "İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'ın âyetleri, İslam'ın son peygamberi olan Hz. Muhammed'in söz ve fiilleri (sünnet/hadis) ve İslâm bilginlerinin görüş birliği içinde bulundukları hususlara dayanan ilâhî kanun"dur. Kısaca, dini hükümlerin bütünü ve dinin dünyevi ve maddi yönü olarak tanımlanabilir…
• Çok net olarak görülüyor ki, Şeriat=Allah’ın c.c. emir ve yasaklarıdır… Yukarıdaki açıklamada görülen Kur’ân ayetleri de, Allahın c.c. buyrukları da, Sünnet ve hadisler de, Allah’ın c.c. görevlendirdiği Peygamberin sözleri ve fiilleri de, her biri yüce Allah’a c.c. ait fermanlardır. Şimdi bilinçli bir şekilde, yukarıdaki cümleye tekrar dönelim. “..Allah bizi Şeriattan korusun!...”
• Şu çelişkiye bakınız: Allah’tan c.c. bir şey talep etmek, şeriatın bir hükmüdür. Şeriat de Allahın c.c. hükümleridir. Bu anlı, şanlı ve unvanlı kişi, Şeraitin hükmü ile aynı Allah’a c.c. sığınıyor ve Allah’u tealanın hükümlerinden de korunmak istiyor…Yani askerlikten kaçan bir kişinin, jandarma komutanlığına sığınıp “beni şu askerlikten koru” demesi kadar saçma ve gülünç bir olay…
Demek ki; otuz yıl değil 130 yıl da okusa, insan yine bazı konuların cahili olabiliyor.
• Keşke insanlar, cahili oldukları konularda hiç konuşmasalar. Değil mi?... Ne demiş atalarımız: Hiç olmazsa ‘sus’ da, millet seni bir şey biliyor zannetsin… (İslam’ın zenginliklerinden nasibi olmayan bazı siyasilerin, abuk sapık ‘fetva’ vermeleri, bu günkü konumuzun dışındadır.) Bazı okurlarımın kafasına takılabilir düşüncesiyle, ‘Şeriat ile idare’ konusunu da bir nebze açmak istiyorum.
• Şeriatı bilmek ve yaşamak ayrı bir şey, ‘şeriat ile idare’ ise apayrı bir şeydir. Bu ikisini o makamlara gelen kişiler mutlaka bilirler. Ancak, halk tarafından bilinmesini hiç istemezler. Onun için yetkileri olduğu ölçüde, bunların öğretilmesini yasaklarlar…Çünkü onlar veya o zihniyettekiler sadece ‘şeriatla idareye’ karşı değiller, şeriata yani ‘Allahın tüm hükümlerine’, daha da açıkçası İSLAMA tümüyle karşıdırlar… 58 seneden beri “şeriat geliyooor”, “irtica hortluyor”, “rejim elden gidiyoor” gibi çığırtkanlıklarla, milleti korkutup durdular. Yarım asır geçti, ne gelen vaar, ne de giden... Alt yapı olarak, öncelikle dini eğitimi yasakladılar. Halkı, bu konuda bilinçsiz bıraktılar.
• İslam’a direkt olarak saldıramadıkları için, ‘uyduruk sloganlarla’ ve bir takım devletlerdeki o yörelerin an’aneleriyle karışan ve batıl âdetleriyle bulaşan şeriat düzenlerindeki haksızlıkları göstererek, yüce dinimize hâlâ saldırmaktadırlar…O ülkelerdeki bizlerden farklı olan ‘zorla namaz kıldırma’ ve ‘zorla çarşaf giydirme’ gibi uygulamalarını, sürekli nazara verirler. Oysa bu durum da, oradaki insanların örflerine göre, şefkatten kaynaklanan bir baskıdır. Ebedi Cehennemden zorla kurtarma baskısıdır.Bize göre ise bu baskı, yüce dinimizce bildirilen ‘imtihan sırrına’ ters bir davranıştır.
*Yani herhangi bir sınavda olan bir öğrenciye, hocası “sen şurayı yanlış yazıyorsun, şöyle yazacaksın” diyebilir mi? Hele hele zorla, “şu doğruyu kesinlikle yazacaksınız” diye onu azarlayabilir mi? İmtihanın, yani sınavın prensiplerine ters bir davranıştır bu… İşte aynen bunun gibi, Yüce Allah teala bizleri sınamak için bir takım emirler ve yasaklar ferman edecek, sonra da zorla uygulatacak. Olur mu böyle bir imtihan?...Eğer Allah c.c. öyle olmasını dileseydi, kâfirlere ve kendisine isyan edenlere bir kaşık su bile vermezdi. Üstelik kâfirlerin ve müşriklerin durumlarına üzülen habibi Muhammedi s.a.v. Yüce Allah şu âyeti kerime ile teselli ediyor. “Habibim, bırak onları kendi hallerine. Yesinler, içsinler, eğlensinler, dünya nimetlerinden nasiplerini alsınlar, emelleriyle oyalanadursunlar. Sonra bilecek (!) onlar…” (15. Sure, 3. Âyet. 263. S.)
• Bu gün ülkemizde, bizler halk olarak, Şeriatın % 95’ten fazlasını zaten yaşıyoruz ve uyguluyoruz. (Bazı önemli kurum ve kuruluşlar hariç.) Namaz, oruç, iftar, bayram, hac, zekât, kurban, cami, ezan, yardımlaşmak, ilim tahsil etmek, askerlik, sünnet olmak, çalışmak, asrın gerektiği teknolojiye ulaşmak için gayret sarf etmek, seçim yapmak, adalet ile hareket etmek ve sair uygulamalarımızın her biri, şeriatın hükümleridir. Tarihi kaynakları inceleyenler göreceklerdir ki “ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR” sözünün esas kaynağı Hz. Ömer’dir. Yani İslam halifesidir…M. Kemal Atatürk’ün de teyid ettiği (onayladığı) ve tüm adli mercilerde asılı olan bu cümle de, kesinlikle bir Kur’ân ve şeriat hükmüdür ve prensibidir.(Bu ayet, her Cuma hutbede okunuyor) ( Haber1.com:A.Raif ÖZTÜRK : 02.10.2008)

BİR ANI
Yaklaşık 20 sene önce idi.Hactan yeni gelmiş bir " taze Hacı " amcayı ziyaret edecektik arkadaşlarla.Neyse uzatmayalım selam kelam, hayırlı olsun, anlat,... sonra sıra geldi zemzemi içmeye.aldık elimize minik zemzem bardaklarını, döndük kıbleye "bismillah" deyip ağzımıza götürecektik ki elim havada kaldı ! Çünkü hacı amcamın azından o an şu laflar dökülmüştü:" Şeriattan Allah'a sığınırım !" ... ! Kayitli ve aktif üyelerimize özel!

sevdalper
27.03.2009, 10:02
seriat yasakcilik tan baska bisey deildir

lazkanki
30.03.2009, 23:33
Şeriat, Arapça (Kayitli ve aktif üyelerimize özel!) kökenli bir sözcük olup; "yol; mezhep; metod; âdet; insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol" anlamına gelir. İslam dinindeki terimsel anlamı ise "ilâhî emir ve yasaklar toplamı",
Dini Resulullah efendimiz (s.a.v.) e Vahiy eden Allah (c.c.) olduğuna göre neyi tartışacağız.Burada A.Asmin e de atıfta bulunacağım yaptığı tesbit çok doğru ama eksik Şeriatın sözlük anlamı Hukuk değildir fakat Şeriat İslam Hukuku anlamına gelir.Kısaca Allah'ın emir ve yasaklarından ibadet esaslı olanlar hariç tutularak yaşamsal (Dünyevi)olanlar için belirlenmiş kurallar ve cezalar bütününe Şeriat denir.

avuntu
01.04.2009, 02:26
Kur'an da, ikisi `Şeria(t)`formunda olmak üzere, `Ş-r-a` kökünden
türetilmiş dört kelimeyer alıyordu. Bu kullanımlardan yola çıkılarak
yapılan şu tesbit önemli: `Buradaki istiarenin suyun kaynağına değil de,
kaynağa giden yolayapılması calib-i dikkattir. Dinî bağlamda bunun
anlamı şudur: Şeria(t),ed-dînden tarihin her hangi bir anında bir
topluma, bir peygamber(vahiy/kitap) aracılığıyla açılan yoldur; yani
Şeriat, din değil tedeyyündür(borçlanma). Lugat anlamında Şeria(t); canlıları
hayat kaynağı olansuya götürürken; dinî anlamda Şeria(t) insanları
ilahi hakikate bağlamaktadır.m.islamoğlu`........`Şeriat, kokmuş suçekmek için gidilen durgun bir su birikintisi
değildir. Böyle birşey yeni susuzlara yalan söylemek olurdu. Şeriat,
pırıl pırıl parıldayan ve akarken kıyılarını verimli kılan güzel bir
nehirdir.`roger garaudy

kanunca
07.04.2009, 09:31
şeriat çok açık bir şekilde Allah-u Tealayı tanımak onun kitabını tanımak dinini yaşamak peygamber efendimizin (s.a.v)yolundan gitmektir. ama islam dininin içine girmek istemeyenler şeriatı asmak, kesmek,yok etmek gibi anlıyorlar. neden, onlara suç işlemek zevkli geldiğinden. işleyecekleri suçların cezaları ağır niye şeriat istesinler.normal kanunlarda verirler biraz para sonra şartlı tahliye bu kadar basit

ilyas2
17.04.2009, 01:17
Şeriat temelinde pek düşünmemiştim. Sanırım inanan insanlarımız için herşeydir...
Fakat ben dinin insanların kandırılmasında bir araç olduğunu düşünüyorum. Ayrıca şeriatın islamın kendi peygamberimizin emirleri olması temeliyle yanlış... Şeriat bir yönetim biçimidir. Kapitalizm değil de derebeylik zamanı kralların padişahların yönettiği bir temelde oturtulmuştur bu güne dek. Neden bu düzende olmasın derseniz söyliim insanlar bozulmuştur ve şeriatın gelmesi bir anda mümkün değildir. Ki ben sosyalistim sosyalizmin bile bir anda gelmeyeceğini biliyorum. Kavgamızı büyüterek getireceğiz. Şeriat isteyen arkadaşların bence tarafsız düşünceye ihtiyaçları vardır. Çünkü cumhuriyette tarafsız düşünce yoktur. Eğer şeriat gerçekten inançsız insanları eziyet etmiyecek ve insanların açlığında yokluğunda duyarsız bir toplum yaratmayı ve inançlara saygıyı kapsıyorsa evet gelirse benim için sorun olmaz. Lakin sen ateist bir hainsin diyecekse bana söyliim karşısına ilk dikilenlerden olurum.Size sorayım şeriat beni dost mu görür düşman mı?..
Ona göre kararımı vereyim . Sizler benden daha iyi biliyorsunuz eminm şeriatı..

muhakemat
19.04.2009, 16:00
Şeriat temelinde pek düşünmemiştim. Sanırım inanan insanlarımız için herşeydir...
Fakat ben dinin insanların kandırılmasında bir araç olduğunu düşünüyorum. Ayrıca şeriatın islamın kendi peygamberimizin emirleri olması temeliyle yanlış... Şeriat bir yönetim biçimidir. Kapitalizm değil de derebeylik zamanı kralların padişahların yönettiği bir temelde oturtulmuştur bu güne dek. Neden bu düzende olmasın derseniz söyliim insanlar bozulmuştur ve şeriatın gelmesi bir anda mümkün değildir. Ki ben sosyalistim sosyalizmin bile bir anda gelmeyeceğini biliyorum. Kavgamızı büyüterek getireceğiz. Şeriat isteyen arkadaşların bence tarafsız düşünceye ihtiyaçları vardır. Çünkü cumhuriyette tarafsız düşünce yoktur. Eğer şeriat gerçekten inançsız insanları eziyet etmiyecek ve insanların açlığında yokluğunda duyarsız bir toplum yaratmayı ve inançlara saygıyı kapsıyorsa evet gelirse benim için sorun olmaz. Lakin sen ateist bir hainsin diyecekse bana söyliim karşısına ilk dikilenlerden olurum.Size sorayım şeriat beni dost mu görür düşman mı?..
Ona göre kararımı vereyim . Sizler benden daha iyi biliyorsunuz eminm şeriatı..
merhaba sevgili ilyas2 arkadaşım. öncelikle şnu bilmeni isterim. öyle bir şeriat'ki bilerek karıncaya ayak basmayı men ediyor nasıl insan hukukunu gözardı etsin. tarihe bakarsanız h.z ömerle bi gayri müslim aynı mahkemede yargılanmştır(kaldıki ozaman h.z ömer halifedir)yine baktığımız selahddini eyyübi kürdi ile bi gayri müslim aynı mahkemede yargılanıyor. bunu emreden böyle olmasını isteyen nedir şeriat'tır şeriat tüm hakları ve halkları savunur hukuklarını gözetir asla zülm etmez zülm edenide zülmlerini başlarına çalar.

bayerezber
20.04.2009, 01:04
Sevgili muhakemat,
Slogan atmak yasak bilmiyor musunuz? En kısa sürede mesajınızda değişikliğe gidiniz.

Alıntı yapmadan mesajlarımızı yazalım arkadaşlar.

muhakemat
20.04.2009, 19:46
Sevgili muhakemat,
Slogan atmak yasak bilmiyor musunuz? En kısa sürede mesajınızda değişikliğe gidiniz.

Alıntı yapmadan mesajlarımızı yazalım arkadaşlar.
tamam arkadaşım size göre slogan olan son cümleyi kaldırdım...

TİMURMALİK
22.04.2009, 19:54
şeriat demokrasiden farklı olarak ancak KUSURSUZ LİDERLERİN var olabileceği bir yönetim anlayışıdır
keşke öyle lider olsa da şeriat olsa

Yakub Cemil
08.06.2009, 02:36
Herkesin düşündüğü gibi ; İran'da Arabistan'da Afganistan'da uygulanan şeriat falan değildir.Ve bazı insanların bunu bilmesi zaten Şeriat'ın ne olduğunun %50 sini anladılar demektir :) Yani anket sonucuna bakınca %44 yasakcılık demiş bu kadar çok at gözlüğü takan arkadaş varken bunu açıklamaya çalışmayı gereksiz buldum..Allah ıslah etsin ne diyelim.