**MasumuPak**
05.01.2009, 22:17
Kerbela Faciası 7; Muaviye'nin iki yüzlülüğü
Kayitli ve aktif üyelerimize özel!
Muaviye, Hazreti Hasan'la yaptığı anlaşma gereği hilafet ehlibeyt soyunun hakkı olduğu halde oğlu Yezit'i halife ilan ederek de hem en büyük münafıklığını sergilemiş hem de Kerbela faciasının baş mimarlarından biri olmuştur.Kayitli ve aktif üyelerimize özel!
Muaviye'nin de, babası gibi canından olma korkusu ile Müslüman olduğu pek çok tarihsel kaynakta yazmaktadır. Babasından aldığı İslam ve Ehlibeyt düşmanlığının bayrağını Hazreti İmam Ali ile mücadele ederek devam ettirmiş, bu bayrağı oğlu zalim Yezit'e devretmiştir.
Bazı kitaplarda isminin başına hazret eklendiği görülmekte ve peygamberin sır katipliğini yaptığı gibi saçmalıklara yer verilmektedir. Bunlar Emevi zihniyetinin ürünü olan ve İslam'a en büyük darbeyi vuran yalanlardır.
Mekke'nin fethine, yani Hz.Peygamberin dünya hayatının bitmesinden 2 yıl öncesine kadar Müslüman olmamış, bu zamana değin İslam'la ve Müslümanlarla savaşmış ve daha sonra güya Müslümanlığı benimsemiş bu şahsın, İslam'ı ilk günden beri kalpten benimseyen ve peygamberle birçok savaşa katılan, onunla beraber hicret eden onlarca sahabe dururken Hz.Muhammed'in sır katipliğini yapmış olması olanak dışıdır. Bırakın sır katipliğini, Müslüman dahi olmadığı apaçık ortadadır.
Annesi Hind'in Hazreti Hamza'yı nasıl öldürttüğü de ortadadır. Mekke'nin fethi sırasında kocası Ebu Süfyan'ın İslamiyet'i mecburen kabul etmiş olmasına bile öfkelenen Hind'in yetiştirdiğ evladın iki yüzlü ve zalim olması da şaşırtıcı gelmese gerek.
Muaviye'nin yaşamı iki yüzlülüklerle doludur. Bu iki yüzlülüklerin belki de en tehlikelisi kalpten inanmadığı halde zahiren Müslümanlığı kabul etmiş görünmesidir.
Osman'ın öldürülmesinde Hazreti Ali'nin hiçbir rolünün olmadığını bilmesine karşın onu suçlaması da bir diğer iki yüzlülüğüdür.
Cemel ve Sıffın savaşı da onun iki yüzlülükleri ile doludur. Tam bir münafığa yakışır biçimde davranmış ve Müslümanları Hazreti Ali'ye karşı kışkırtmıştır.
Muaviye, Hazreti Hasan'la yaptığı anlaşmaya da uymamış ve kısa bir süre sonra bu anlaşmayı bozmuştur. Bu da yetmemiş karısı Cude'ye Hazreti Hasan'ı zehirletmiştir. Cude'ye oğlu Yezit ile evlilik vaat etmiştir. Sonra bu vaadinden dönerek Cude'yi de zehirletmiştir.
Hazreti Hasan'ı zehirleten kendisi olduğu halde İmamın hakka yürümesinden sonra adamlarından Beşir'e şu iki yüzlüce sözleri söyleyebilmiştir:
" Ey Beşir, biliyor misin bugün İslam'ın acı günüdür. Hasan ölmüş. Sevgili peygamberimizin torunu vefat etmiş, İslam'ın bir ışığı daha sönmüştür."
Ardından, " Şam'da ne kadar kapı ve duvar varsa siyaha boyanacaktır. Sancaklar yarıya inecektir. Şam simsiyah bir yas evi olacaktır." Diye talimat vermiştir.
Yine Hazreti İmam Ali'nin 21 Ramazan 661 tarihinde hakka yürümesi haberinin Şam'a ulaşması üzerine " Ramazan Bayramını / Iyd'ul – Fıtr'ı " Hazreti Ali'nin ölümünün kutlandığı ve güya Halife Osman'ın öcünün alındığı bir bayram gününe çeviren de odur.
Hazreti Hasan'la yaptığı anlaşma gereği hilafet ehlibeyt soyunun hakkı olduğu halde oğlu Yezit'i halife ilan ederek de hem en büyük münafıklığını sergilemiş hem de Kerbela faciasının baş mimarlarından biri olmuştur.
Kayitli ve aktif üyelerimize özel!
Muaviye, Hazreti Hasan'la yaptığı anlaşma gereği hilafet ehlibeyt soyunun hakkı olduğu halde oğlu Yezit'i halife ilan ederek de hem en büyük münafıklığını sergilemiş hem de Kerbela faciasının baş mimarlarından biri olmuştur.Kayitli ve aktif üyelerimize özel!
Muaviye'nin de, babası gibi canından olma korkusu ile Müslüman olduğu pek çok tarihsel kaynakta yazmaktadır. Babasından aldığı İslam ve Ehlibeyt düşmanlığının bayrağını Hazreti İmam Ali ile mücadele ederek devam ettirmiş, bu bayrağı oğlu zalim Yezit'e devretmiştir.
Bazı kitaplarda isminin başına hazret eklendiği görülmekte ve peygamberin sır katipliğini yaptığı gibi saçmalıklara yer verilmektedir. Bunlar Emevi zihniyetinin ürünü olan ve İslam'a en büyük darbeyi vuran yalanlardır.
Mekke'nin fethine, yani Hz.Peygamberin dünya hayatının bitmesinden 2 yıl öncesine kadar Müslüman olmamış, bu zamana değin İslam'la ve Müslümanlarla savaşmış ve daha sonra güya Müslümanlığı benimsemiş bu şahsın, İslam'ı ilk günden beri kalpten benimseyen ve peygamberle birçok savaşa katılan, onunla beraber hicret eden onlarca sahabe dururken Hz.Muhammed'in sır katipliğini yapmış olması olanak dışıdır. Bırakın sır katipliğini, Müslüman dahi olmadığı apaçık ortadadır.
Annesi Hind'in Hazreti Hamza'yı nasıl öldürttüğü de ortadadır. Mekke'nin fethi sırasında kocası Ebu Süfyan'ın İslamiyet'i mecburen kabul etmiş olmasına bile öfkelenen Hind'in yetiştirdiğ evladın iki yüzlü ve zalim olması da şaşırtıcı gelmese gerek.
Muaviye'nin yaşamı iki yüzlülüklerle doludur. Bu iki yüzlülüklerin belki de en tehlikelisi kalpten inanmadığı halde zahiren Müslümanlığı kabul etmiş görünmesidir.
Osman'ın öldürülmesinde Hazreti Ali'nin hiçbir rolünün olmadığını bilmesine karşın onu suçlaması da bir diğer iki yüzlülüğüdür.
Cemel ve Sıffın savaşı da onun iki yüzlülükleri ile doludur. Tam bir münafığa yakışır biçimde davranmış ve Müslümanları Hazreti Ali'ye karşı kışkırtmıştır.
Muaviye, Hazreti Hasan'la yaptığı anlaşmaya da uymamış ve kısa bir süre sonra bu anlaşmayı bozmuştur. Bu da yetmemiş karısı Cude'ye Hazreti Hasan'ı zehirletmiştir. Cude'ye oğlu Yezit ile evlilik vaat etmiştir. Sonra bu vaadinden dönerek Cude'yi de zehirletmiştir.
Hazreti Hasan'ı zehirleten kendisi olduğu halde İmamın hakka yürümesinden sonra adamlarından Beşir'e şu iki yüzlüce sözleri söyleyebilmiştir:
" Ey Beşir, biliyor misin bugün İslam'ın acı günüdür. Hasan ölmüş. Sevgili peygamberimizin torunu vefat etmiş, İslam'ın bir ışığı daha sönmüştür."
Ardından, " Şam'da ne kadar kapı ve duvar varsa siyaha boyanacaktır. Sancaklar yarıya inecektir. Şam simsiyah bir yas evi olacaktır." Diye talimat vermiştir.
Yine Hazreti İmam Ali'nin 21 Ramazan 661 tarihinde hakka yürümesi haberinin Şam'a ulaşması üzerine " Ramazan Bayramını / Iyd'ul – Fıtr'ı " Hazreti Ali'nin ölümünün kutlandığı ve güya Halife Osman'ın öcünün alındığı bir bayram gününe çeviren de odur.
Hazreti Hasan'la yaptığı anlaşma gereği hilafet ehlibeyt soyunun hakkı olduğu halde oğlu Yezit'i halife ilan ederek de hem en büyük münafıklığını sergilemiş hem de Kerbela faciasının baş mimarlarından biri olmuştur.