*AsebI*HirciN*
02.01.2009, 22:07
Kayitli ve aktif üyelerimize özel! Su2jcwlKh33L9L7OD6t35yCcd9lHQR-a4nGQiKdsRN1P63yLcXYVrb8Rp3E3NwYwGUnH4co9EWwNYov4Y mLrp6BywCyQ/118963045424-susuzlukkk.jpg (Kayitli ve aktif üyelerimize özel! Su2jcwlKh33L9L7OD6t35yCcd9lHQR-a4nGQiKdsRN1P63yLcXYVrb8Rp3E3NwYwGUnH4co9EWwNYov4Y mLrp6BywCyQ/118963045424-susuzlukkk.jpg)
Aşk martta gelmişti, ayın on üçü ve üstünde baharın o muhteşem gücü ile.
Yüreğim tarifsiz kıpırtılara düşmüş ve orta yaşımı ikiye bölmüştü.
Kendimi olduğumdan genç ve hiç yaşamadığım kadar güleç bulmuştum.
Kış henüz gitmemişti mevsimden ama benim yüreğim çoktan baharlara ulaşmış ve onun gözlerinde gül bahçelerini dolaşmıştı.
Rüzgârların kanatlarını ilk kez gördüm, tüylerinde onun bakışları, yüreğime düşen her esintide onun kokusu vardı artık.
Geceler anlam kazanmış, suskun cümlelerime aşkın tınıları düşmüş, kelimeler şahlanmıştı.
Havai fişek gösterisi gibi bir aşk, aydınlatmıştı geceyi ve rengârenk duygulardı, yıldızlara eşlik eden. Saçlarının dalgalanması idi, gözlerimde ayın bile çehresi değiştiren.
Her sözü anlamlı idi ve her gülüşü muhteşem… Yazın en sıcak anında serin denizlere ulaşmak ya da soğuk bir kış gününde, şömine başında uzanmak gibiydi, onunla olmak.
Aşkı filiz veren bir fidan gibiydi ve bahar yağmurları gibi duygularla beslendikçe çiçek açıyordu.
Şiirlerimin şekli değişmiş, her mısra aşkla meşk eder olmuştu
Bir insan bu kadar değişebilir miydi? Değişiyormuş.
Yaşanan her güzel şeyin bir sonu olduğu gerçeği değişmese de!
Birden kara kışlar geldi mayısın ortasında! Mayısta kış olur mu?
Oluyormuş, adı ayrılık olunca. Zemherileri tanıdım bakışlarımı donduran.
Bitimsiz hüzünler yerleşti geceye, şiirler hasreti, gözler gözyaşını tanırken, sözler birden bire eğdi başını.
Sevda göçmen kuş olmuş ve çöken kara kışla birlikte aniden kaybolmuştu.
Çok mu güzeldi sevgili? Hiç düşünmemiştim, hasretine düşmeden!
Hasret verdi cevabını evet çok güzel ve çok özeldi...
Peki neydi yüreğimi bu kadar titreten? Neden hiç sormamıştım kendime?
Neden düşünmemiştim, hasretine düşmeden!
Aşkın ta kendisiymiş, anlamıştım ama o yoktu artık
Sonrası mı?
Şarkılar dinledim yokluğunda, anılarını ters yüz ettim ve kaç hüzün rengine boyadım her defasında.
Oysa söz vermiştik , bir sahilde denizi seyredip, hüzünlerimizi ortak ederken birbirimize. Ne olursa olsun ayrılmayacağız demiştik. Aşk için yemin ettiğimizi düşündüm geceler günler boyu. .
Kendime söz verdim, hasret yenemeyecekti vuslatı. Tek korkum onun yüreğinde bir şeylerin değişmesiydi! Değişmediyse kazanacaktım
Kara kışları yüreğimde ki ateşle erittim. Hüzünlere mavi bulutlar giydirdim. Gözyaşımın her damlasını, gecelere yıldız yaptım.
Sonun da kazandım! O mu? Cevabını zaman ve yüreği verecek!
Bakışlarından anladım.
Şimdi acıları mutluluk havanında dövmeye çalışıyoruz.
Ayrılıktan sonra vuslat kolay değil elbet…
Ancak aşk gerçekse, hasret ya da vuslat, hüzün ya da neşe, sevinç ya da acı, her ne şekilde olursa olsun, sürüyor ilelebet.
Kuraklık ne kadar uzun olsa da, yağmuru seven toprak bir gün suya kavuşuyor.
Lakin çiçeğe benzer duygular uzun kuraklıklarda soluyor, yeniden açmaları zaman alsa da açıyorlar birer birer. Karda kardelen, yamaçta uçurum çiçeği, dağlarda papatya, gülistanda gül gibi.
Ayrılıklar uzun olsa da açıyorlar, yeter ki katıksız olsun sevgi.
Tıpkı toprak ve suyun aşkı gibi, tıpkı aşkımız gibi.
Gitmenin çare olmadığını ikimizde anladık sanırım.
Bir daha gidiş olur mu? Umarım olmaz. Çünkü topraklar iki kuraklığa dayansa da çiçekler dayanmaz. Eğer bunu da anlamışsak ayrılık bir daha olmaz.
Aşk martta gelmişti, ayın on üçü ve üstünde baharın o muhteşem gücü ile.
Yüreğim tarifsiz kıpırtılara düşmüş ve orta yaşımı ikiye bölmüştü.
Kendimi olduğumdan genç ve hiç yaşamadığım kadar güleç bulmuştum.
Kış henüz gitmemişti mevsimden ama benim yüreğim çoktan baharlara ulaşmış ve onun gözlerinde gül bahçelerini dolaşmıştı.
Rüzgârların kanatlarını ilk kez gördüm, tüylerinde onun bakışları, yüreğime düşen her esintide onun kokusu vardı artık.
Geceler anlam kazanmış, suskun cümlelerime aşkın tınıları düşmüş, kelimeler şahlanmıştı.
Havai fişek gösterisi gibi bir aşk, aydınlatmıştı geceyi ve rengârenk duygulardı, yıldızlara eşlik eden. Saçlarının dalgalanması idi, gözlerimde ayın bile çehresi değiştiren.
Her sözü anlamlı idi ve her gülüşü muhteşem… Yazın en sıcak anında serin denizlere ulaşmak ya da soğuk bir kış gününde, şömine başında uzanmak gibiydi, onunla olmak.
Aşkı filiz veren bir fidan gibiydi ve bahar yağmurları gibi duygularla beslendikçe çiçek açıyordu.
Şiirlerimin şekli değişmiş, her mısra aşkla meşk eder olmuştu
Bir insan bu kadar değişebilir miydi? Değişiyormuş.
Yaşanan her güzel şeyin bir sonu olduğu gerçeği değişmese de!
Birden kara kışlar geldi mayısın ortasında! Mayısta kış olur mu?
Oluyormuş, adı ayrılık olunca. Zemherileri tanıdım bakışlarımı donduran.
Bitimsiz hüzünler yerleşti geceye, şiirler hasreti, gözler gözyaşını tanırken, sözler birden bire eğdi başını.
Sevda göçmen kuş olmuş ve çöken kara kışla birlikte aniden kaybolmuştu.
Çok mu güzeldi sevgili? Hiç düşünmemiştim, hasretine düşmeden!
Hasret verdi cevabını evet çok güzel ve çok özeldi...
Peki neydi yüreğimi bu kadar titreten? Neden hiç sormamıştım kendime?
Neden düşünmemiştim, hasretine düşmeden!
Aşkın ta kendisiymiş, anlamıştım ama o yoktu artık
Sonrası mı?
Şarkılar dinledim yokluğunda, anılarını ters yüz ettim ve kaç hüzün rengine boyadım her defasında.
Oysa söz vermiştik , bir sahilde denizi seyredip, hüzünlerimizi ortak ederken birbirimize. Ne olursa olsun ayrılmayacağız demiştik. Aşk için yemin ettiğimizi düşündüm geceler günler boyu. .
Kendime söz verdim, hasret yenemeyecekti vuslatı. Tek korkum onun yüreğinde bir şeylerin değişmesiydi! Değişmediyse kazanacaktım
Kara kışları yüreğimde ki ateşle erittim. Hüzünlere mavi bulutlar giydirdim. Gözyaşımın her damlasını, gecelere yıldız yaptım.
Sonun da kazandım! O mu? Cevabını zaman ve yüreği verecek!
Bakışlarından anladım.
Şimdi acıları mutluluk havanında dövmeye çalışıyoruz.
Ayrılıktan sonra vuslat kolay değil elbet…
Ancak aşk gerçekse, hasret ya da vuslat, hüzün ya da neşe, sevinç ya da acı, her ne şekilde olursa olsun, sürüyor ilelebet.
Kuraklık ne kadar uzun olsa da, yağmuru seven toprak bir gün suya kavuşuyor.
Lakin çiçeğe benzer duygular uzun kuraklıklarda soluyor, yeniden açmaları zaman alsa da açıyorlar birer birer. Karda kardelen, yamaçta uçurum çiçeği, dağlarda papatya, gülistanda gül gibi.
Ayrılıklar uzun olsa da açıyorlar, yeter ki katıksız olsun sevgi.
Tıpkı toprak ve suyun aşkı gibi, tıpkı aşkımız gibi.
Gitmenin çare olmadığını ikimizde anladık sanırım.
Bir daha gidiş olur mu? Umarım olmaz. Çünkü topraklar iki kuraklığa dayansa da çiçekler dayanmaz. Eğer bunu da anlamışsak ayrılık bir daha olmaz.