Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turu
Rapid Wien-Galatasaray: 0-3
Galatasaray-Rapid Wien: 1-0
Şampiyonlar Ligi (H) Grubu:
Galatasaray-Hertha Berlin (Almanya): 2-2
Milan (İtalya)-Galatasaray: 2-1
Chelsea (İngiltere)-Galatasaray: 1-0
Galatasaray-Chelsea: 0-5
Hertha Berlin-Galatasaray: 1-4
Galatasaray-Milan: 3-2
7 puanla grup üçüncüsü olan Galatasaray, UEFA Kupası'na katılmaya hak kazandı.
UEFA Kupası
3. tur:
23 Kasım 1999: Bologna-Galatasaray: 2-2
9 Aralık 1999: Galatasaray-Bologna: 2-1
4. tur:
2 Mart 2000: Borussia Dortmund-Galatasaray: 0-2
9 Mart 2000: Galatasaray-Borussia Dortmund: 0-0
Çeyrek final:
16 Mart 2000: Real Mallorca-Galatasaray: 1-4
23 Mart 2000: Galatasaray-Real Mallorca: 2-1
Yarı final:
6 Nisan 2000: Galatasaray-Leeds United: 2-0
20 Nisan 2000: Leeds United-Galatasaray: 2-2
Final:
17 Mayıs 2000: Galatasaray-Arsenal: 4-1 (penaltılarla)
Galatasaray, Avrupa’nın devi, İngiliz Arsenal takımını, normal süresi ve uzatma bölümü 0-0 sonuçlanan maçta, penaltı atışları sonunda 4-1 yenerek 42. UEFA Kupası'nın sahibi oldu. Avrupa Kupaları tarihinde finale yükselen ilk Türk takımı Galatasaray, böylece kupa şampiyonluğu elde eden ilk Türk takımı da oldu. Final maçından günler önce başlayan stres dolu atmosfer, maçtan bir gün önce ve maç günü de devam etti. İngiliz taraftarlar Galatasaray’ı saha dışında yenme hesapları yaptılar. Çıkan kavgalarda çok kişi yaralandı ve spor adına yakışmayan çirkin görüntüler yaşandı. Ancak bu tatsızlıklar, Galatasaray’ın moralini bozmadı. UEFA’nın her iki takıma da eşit sayıda bilet ayırmasına rağmen Danimarka’da satılan biletleri de alan Galatasaraylı taraftarlar karşılaşma öncesi sayısal üstünlüğü sağladılar.Avrupa Kupaları’nda 10 maçtır yenilmeyen Galatasaray’ın Arsenal’ı korkuttuğu maç öncesi gözlerden kaçmadı. Bu sezonun başından itibaren Avrupa’nın büyük bütçeli takımlarını deviren Galatasaray, bileğinin hakkıyla bu kupayı kazanırken Fatih Terim’in de dediği gibi “Paranın değil, yüreklerin zaferi”ni elde etti.
Devleri bir bir dize getirdik Arsenal'e Parken'i dar ettik G.Sarayımız'la tarihe geçtik. 10 kişi kaldık ama yılmadık Sakatlandık, asla yıkılmadık Aslanımız'la yine destan yazdık
17 Mayıs 2000... Tarihe yeni bir Türkiye bayramı olarak geçecek artık. Görenler görmeyenlere, bugünü yaşayanlar çocuklarına, torunlarına anlatacak. Dev Taffarel'i... Mehmetçik Bülent'i... Cengaver Hakan'ı... O aslanları... Tarih unutmayacak, efsaneleri Türkiye yıllar geçse de gururla anacak.
NE devleri yıktık birer birer... Sahada yıkamadılar, her yola başvurdular, başaramadılar. Hagi'ye haksız kırmızı kart gösterildi, yetmedi. Bülent sakatlandı, pes etmedi. Arsenal ne yaptıysa yıkamadı. Çünkü onlar kahramandı, hepsi birer altın adamdı. Ve altın adamlar, hakları olan kupaya bilek gücüyle ulaştı
Şan bizim, şeref bizim
KİM bekliyordu ki bunu!
Terim, "Türk futbolunda heyecanı mayıs ayına taşıyacağız" derken, kim inanıyordu!
Belki bir kaç kişi... Ama mutlaka Galatasaray onbiri...
İnandılar, kazandılar.
Avrupa'nın devlerini yıktılar, UEFA Kupası'na Galatasaray'ın, Türkiye'nin adını yazdırdılar...
Sağolun aslanlar... Varolun çocuklar...
Şan bizim, şeref bizim... Ve yarınlar da bizim...
Öyle bir başladık ki maça... Tribünde üstünlüğü ele geçiren taraftarlarımızın da desteği ile fırtına gibi... Hagi haksız bir kararla kırmızı kart gördü, yılmadık... Bülent sakatlandı, kolunu sardı, devam etti, yılmadık...
Çünkü sahada 11 veya 10 kişi değildik...
70 milyon Galatasaraylıydık... Ve bileğimizin gücüyle söke söke kazandık.
3. ve 16. dakikalarda Arif'le yokladık Arsenal kalesini, Seaman'ı geçemedik. 26. dakikada Hakan Şükür'ün dengesini kaybetmesine rağmen vurduğu şutun auta gitmesine yandık. 34. dakikada Overmars'ın nefis vuruşunda Taffarel'in kurtarışıyla rahatladık.
Ah o 48. dakikada... Hagi, Okan'a, o da Hakan'a aktardı. Hakan'ın şutunda direkten dönen topa yandık. 70. dakikada Capone'nin şutu Seaman'ı yıktı ama gol olmadı, üzüldük.
Normal süre bitmiş, umudumuz artarak devam etmişti... 95. dakikada Adams'la karşılıklı itişen Hagi'nin haksız bir kararla kırmızı kart görmesine yandık. Ama inanmıştık bir yere... Yılmadık. Ve her geçen dakika devleşen Taffarel'e şahit olduk. 104. dakikada Henry'nin, 108. dakikada Parlour'ın, 112. dakikada Kanu'nun şutlarındaki kurtarışlarıyla gurur duyduk.
Ve penaltılar... Ergün attı... Suker, direğe çarptırdı. Hakan Şükür ağları havalandırdı. Parlour karşılık verdi. Ümit yine kaçırmadı... Vieira'nın şutu direği salladı. Ve Popescu son vuruşu yaptı:
Galatasaray şampiyon... Ne mutlu Türkiye'ye.
'Yarınlar da bizim'
Terim, "Konuşmakta güçlük çekiyorum" dedi ve ekledi: "Ülkemize hayırlı olsun. İnşallah devamını da getiririz"
GALATASARAY Teknik Direktörü Fatih Terim, maçtan sonra konuşmakta güçlük çekiyordu... "Ne diyeceğimi bilemiyorum" dedi, "Kelimeler boğazıma düğümleniyor" diye de ekledi.
Sarı - Kırmızılı takımın hocası, derin bir nefis çektikten sonra da devam etti:
"Yarınlar da bizim... Ülkemize hayırlı olsun. İnşallah devamını da getiririz. Bizi destekleyen bu insanların hepsine teşekkür ediyorum. Bize güvenen herkesle, bu çocuklarımla iftihar ediyorum. İnşallah devamını da getiririz."
Ve penaltı kahramanları... Topa gelirken neler düşünüyorlardı? Ne hissediyorlardı?
Önce ilk penaltıyı atan Ergün de söz:
"Çok heyecanlıydım. Ama hocam ilk penaltıyı atar mısın, diye sorunca kabul ettim. Derin bir nefes çektim. Soğukkanlılığımı sağlamaya çalıştım. Ve vurdum. Gol olunca dünyalar benim oldu."
Sıra son penaltıyı atan Popescu'da:
"Benim futbol hayatımın en önemli vuruşu herhalde buydu. Bu güzel ülkeye bu mutluluğu yaşattığımız için çok mutluyum. Herhalde şu an dünyanın en mutlu insanı benim."
Yer yerinden oynadı!
Dünya'nın dört bir yanındaki Türkler maçı coşkuyla izledi, çeşitli illerde de şölenler düzenlendi
GALATASARAY'ın UEFA Kupası finalinde Arsenal'le oynadığı karşılaşma nedeniyle Dünya'da adeta yer yerinden oynadı.
Dünya'nın dört bir yanındaki Türkler maçı coşkuyla izledi. Avrupa ülkelerinde, ABD'de, Afrika'da, Asya'da ve Avustralya'da maç için dev ekranlar kuruldu.
Kazakistan'da Türk şirketleri tarafından işletilen üç otelde sporseverler için özel programlar hazırlandı.
Almanya'da, Fransa'da, Hollanda'da, Avusturya'da ve diğer Avrupa ülkelerinde Türkler karşılaşmayı tezahüratlarla izledi.
Taksim'de izdiham
Taksim'de kurulan dev ekran nedeniyle izdiham yaşandı. Binlerce taraftar ellerinde bayraklarla maçı izledi.
İstanbul'un her bölgesinde aynı tür uygulamalar göze çarptı. İzmir, Ankara, Adana ve diğer illerde de dün Sarı - Kırmızı bir gece yaşandı.
Galatasaray Lisesi talebelerinden Ayet Emin'in çizdiği Galatasaray amblemi, eski Türkçe şekli ile [Üye Özel | Für Mitglieder | For Members] Galatasaray ' ın ilk amblemi, 333 Şevki Ege tarafından çizildi. Bu, ağzında futbol topu olan kanatları gerili bir kartaldı. "Kartal", Galatasaray'lıların üzerinde durduğu bir amblem örneğiydi. Ancak, kartal adı benimsenmeyince, Şevki Ege'nin kompozisyonu bir kenara itildi. Sonraları , GS amblemi doğdu ve benimsendi. Suat Başar,Galatasaray ambleminin nasıl doğduğunu şöyle anlatıyor: Yıl 1923… O yıl biz "cinquieme" da, yani lise 1' deydik. Arkadaşlarımızdan 74 Ayetullah Emin, sıra arkadaşı Şinasi (Şahingiray), ile birlikte her hafta "Kara kedi" %90 nispetinde Ayet'in inci gibi el yazısı ile yazılmıştır. Ayet, bir taraftan mecmuasının yazılarını temize çekerken, bir yandan da sahifelerini ve bilhassa kapak vazifesi gören ilk sahifesini süslerdi. Bir defasında bu kapakta hepimiz basit fakat zarif çizilmiş bir "Gayin -Sin" gördük. Kırmızı Gayin' ın içine sarı bir "Sin" oturtulmuştu. Hendesi çizgilerle ve muayyen ölçülerle resmedilmiş olan bu şekil , kulübümüzün, yalnız kulübün değil, bütün Galatasaray ' lılığın remzi olacaktı. Ama, her şeyden evvel bu şekli kulübün kongresine teklif etmek lazımdı. Bu teklifi kim yapacaktı? Tasarladığımız arkadaş çekingendi ve kongre günü yaklaşıyordu. Nihayet o gün geldi. 1923 yılında, bir gün mektebin resim sınıfında kalabalık bir kongre toplandı. Ne ateşli, ne heyecanlı bir kongreydi o. Kimler yoktu ki? Belli ki Galatasaray yeni hamlelere hazırlanıyor, spor sahasında yeni inkilaplar yapacak, memlekette yeni çığırlar açacak. Teklifler ve kararlar bibirini kovalıyor. Şinasi arkadaşımız Ayet'den "Gayin-Sin" resmini almış, kongreye teklif edecek, ama o da çekingen,arka sıralarda oturmuş bekliyor. Nihayet Şinasi'nin yanında oturan Dr. Namık (Canko) merhum , söz alıp ortaya çıktı ve: Arkadaşlar, genç kardeşlerimizden Şinasi Reşit, kongremize bir rozet şekli getirmiş, kulübümüzün remzi ven rozetimizin şekli olarak kabul edilmesini teklif ederim, dedi. Büyük bir resim kağıdına çizilmiş ve renklerimizle boyanmış "Gayin-Sin" i ortaya çıkardı. Teklif alkışlar arasında ittifakla kabul olundu. Ayet, yalnız eski harflerle "Gayin-Sin" çizmekle kalmamış, aynı uslupla bir de "GS" yaratmıştı. Bunların asılları Ayet'in Şinasi'nin yardım ile çıkardığı haftalık el yazısı "Kara Kedi" mecmuasındadır. "Gayın-Sin" ilk defa 1925 de kurulan Galatasaray talebe sandığının hazırladığı mektup, kağıt ve zarflarına basıldı. Yine, 1925 de kabul edilen lise kasketine ve daha sonra lise ceketlerine işlendi. Bazı imkansızlıklar, rozetin yapılmasını geciktiriyordu. Nihayet bunu da sıra gelince, şekiller o zaman eski İpek sinemasının kapısındaki dükkanlardan birinde Besim Koşalay ile birlikte tuhafiye mağazası açan Nihat Bekdik'e verildi. Bir aksilik eseri bunlar kayboldu. O zamanki İdare Heyetinin bastırdığı matbualarda ve yaptırdığı rozetlerde Ayet'in eseri biraz şekil değiştirdi. GS nin yaratıcısı Ayet Emin'i 29 eylül 1931 de toprağa verdik. Dr. Namık ağabeyimiz 1933 yılında aramızdan ayrıldı. Allah Şinasi Şahingiray arkadaşımıza uzun ömürler versin. GS yi gördükçe, her üçünü hatırlar, ebediyete tevdi ettiklerimizi rahmetle yadederim. MilyonlarcaTaraftarınYanyana BağırıyorlarHepBeraberKolkola AdınlaTakımınlaTaraftarınla EnBüyükSensin G A L A T A S A R A Y
[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/bunyamin/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot-24.jpg[/IMG]