HÜSEYİN YAPICI -ANF

.
-
-

.
PARİS / Mansur Tural'ın yönettiği Kürt filmi ''là-bas il fait froid'' (Orası soğuk) önümüzdeki günlerde gösterime giriyor. Fransa yapımı film Paris'te Clüb Marbeuf'te basına tanıtıldı.
Film 1925'lerin Türkiye Kürdistan'ında başlıyor. Kocası ve oğlu gözleri önünde katledilen bir annenin 75 yıl sonra yaşadıklarının aslında hiç de farklı olmadığını acı bir şekilde gözlerimizin önüne seriyor.
Yönetmen Tural ''Biraz psikolojiyi, biraz medreseyi anlatıyoruz, Kürt tarihinde Medresenin rolünü anlatıyoruz. Bunun yanında bugüne parmak basıyoruz yani dün ve bugün ile ilgili bir fotoğraf diyebiliriz'' diye tarif ediyor filmi
Yapımcığılığını Arc en Ciel Films'in üstlendiği film gösterime girerken yine Kürtlerin çektiği acıların değişmediğini, aradan geçen yıllara rağmen kaybedenlerin aslında hep Kürtler olduğunu çarpıcı bir şekilde anlatıyor.
Fransa basınında mücize film olarak tanımlanan La bas il fait froid ''Orası soğuk'' gerçekten de geçirdiği çekim aşamaları ile bir mucize.
Yönetmen Mansur Tural'ın senaryosunu da yazdığı bu filme aslında 1990'da Kozluk'ta başlamış. Tural ile son filmini konuştuk...
* Sayın Tural bize bu filmin hikayesinden bahsedebilir misin biraz, neyi anlatıyor ''Orası Soğuk'' filmi?
- Bu fılm biraz karışık belki seyirciler de bunun farkında. Biz 1925'e gidiyoruz, tekrar geri geliyoruz. Biraz psikolojiyi, biraz medreseyi anlatıyoruz, Kürt tarihinde Medresenin rolünü anlatıyoruz. Bunun yanında bugüne parmak basıyoruz yani dün ve bugün ile ilgili bir fotoğraf diyebiliriz. Bizim için pek değişen bir şey yoktur, dün neyse bugün de aynı şey tekrarlanıyor. Yani 50 önce olan kürdistanda olan katiliamlar bugün aynısı tekrarlanıyor yani aradaki farkı ben göremiyorum onun içinde ben öyle bir fotoğraf çizdim.
Bu filmede esas olarak iki noktaya vurgu yapmaya çalıştık. Kürtlerin metropollerde ve Kürdistan'da yaşadıkları dramı birleştirmeye çalıştık. Bu yüzden filmi öncelikle Türkiye'de çekmeyi planladık ama bu olanağı bulamayınca gidip filmi İran'da çekmeye başladık. İran hükümeti ile epey porblemler yaşadık, işte bu filmi politik olduğunu, Türkiye karşıtı bir film olduğunu, gönderilen senaryo ile çekilen filmin ayrı senaryolar olduğunu idia ederek filmi durdurdular. Yani iki ay çalıştıktan sonra filmi durdurdular. Sonra gelip bir bölümünü avrupada stüdyoda çektik. Fransa'da çeşitli mekanlar aradık.
Bir Fransız gazetesi mucize film yaratıldı diye anlatmıştı filmi yani İrana git geri gel, negatifler laboratuarda kaldı vermediler, gelip tekrar stüdyoda çektik. Bir ekip gönderip Türkiye de çekelim dedik bensiz olmuyordu türkiyedeki çekimler. Çekimlerin içinde oyuncumuz hastalandı çekimleri bırakmak zorunda kaldık ve oyuncuyu değiştirerek yeniden çektik aynı sahneleri. Aradan iki sene geçti yeniden toparlandık, bu sefer gidip Irak Kürdistanı'nda çekmeye karar verdik. Ama bu çekimlerimiz istediğim düzeyde olmadı bir kere teknik düzeyde pek teknisyen bulamıyorsun orda, karakter açısından Kürtçeleri lehçeleri doyurucu kavramlar üzerinden kurulmuyor.
* Filmin çekimleri ne zaman başladı?
- Bu filme 1990 da kozlukta başladım çekimlerine 18 yıl önce kepenk kapatma eylemlerinin olduğu gün küçük bir kamera ile başladık çekmeye. İki üç saat sonra polis geldi kamerayı negatifleri her şeyi alıp götürdüler bizi de içeriye attılar. Daha sonra bizi bıraktılar aradan iki yıl geçti avrupaya çıktım . Buraya geldikten sonra unutulanlar, yaşayan ölüler körler de karanlıkta yürür ve hevi yi çektik. Bunların içinde Hevi çok sükse yaptı. Son olarak da Orası Soğuk filmini çektik 18 yıl sonra.
* Avrupa'da bir Kürt filmi çekerken karşılaşılan sorunlar nedir?
- Bizim bir konsolosluğumuz bir organizasyonumuz bir devletimiz yok ve buna rağmen sinema yapıyoruz. Sinema yapmak bir devlet kurmaktan daha zordur. Yani sinemayı düşünmek yapacağım demek bile kendi başına bir iradedir. Benim tavsiyem bu işin içinde olan bizim insanlarımızı bu işin içine çekmek. Düşünün Avrupada kaç yönetmenimiz kaç senaristimiz var çok az sayıda olanıda işte zor imkanlarla, senaryolarını değiştirerek, başka yerlere adapte ederek çekiyorlar.
Mesela Yılmaz Güney Fransada duvar filmine çok büyük maddi olanaklarla girdi yani para var ortada fakat mekan yok, oyuncu yok, karakter yok yer yok ve film havada kalıyor. Öbür filmlerine bak para yok sadece eski küçük 1945in 60ın kameraları ile çekilen filmler fakat Cannes ödül alabilir. Ama duvara bak, dışarıda çekilen bir film kendi karakterini ruh halini yansıtamıyor.
Bu problem bizim için büyük bir problemdir bir dağdır. Mesala avrupada 2 milyon Türkiyeli var. Bize 700 bin euroya mal olan bu filmin çekimi için finansal destek veren Fransız televizyonu şöyle diyor: ''Biz anlayamıyoruz pariste 100 bin Kürt var. Bunların yarısı kürt filmini izleyeme gitse film kendi parasını çıkarıyor ve buda yeni bir filme başlamak için maddi ve manevi motivasyon sağlar''.
Ama yaptıkları ankette bir Kürt filmini ancak 5 bin kişi izliyor, bunlar da Fransız entelektüeller yani Kürtler değil.
Bunun dışında en büyük sorun mekan ve dil sorunu yani. Bizim için en önemli sorun mekan sonrasında dil yani Kürtçe yani bir halk eğer kendi kültürüne sahip çıkıyorsa kendi dili ile eğimini yapar yapabildiği kadarıyla ki yarın bir adım daha ilerleyebilmen için.
* Bu filmde sanki Türkiye'nin yıllardır değişmeyen sistemi eleştirdiğiniz gibi sanki Kürtler'e de bir mesaj veriyorsunuz…
- Ben birey olarak Türklüğe karşı değilim, ben birsinin birisine üstünlüğüne karşıyım yani bu a ise öbürü b dir a olmazsa b de olmaz. Şunu iyi analiz etmemiz lazım Kürt etellektüeli serbest olmalı ve hiçbir sınır tanımamalı, mesela ben tanımıyorum yanlış görüyorsam yanlış derim. Entelektüel birikime sahip kesim yani kültürle ilgili yazarıdır çizeridir söz sahibi olmalıdır, konuşmalıdır tabi bu demek değildir ki bir başkasını incitsin. Ahlaki sınırları aşmadan herkes her şeyi söyleyebilmeli. Biz kapalı bir kutup içinde mecburiyetler bağında sadece naz ederek iş yrürütürüz bu da bizi geriye götürür. Her şeyden önce Kürtlerin birbirini dinlemesini öğrenmelidir.
* Bu film 8 Ekim'de izleyici ile buluşuyor. Bundan sonra ne yapacaksınız, yeni projeleriniz var mı?
- Mültecilik temalı yeni bir projemiz var büyük dönüşüm dediğimiz yani 30 yılını avrupada geçirmiş bir kürt entelektüelinin yaşadığı psikoloji problemlerini anlatan bir film.
Görsel olarak her şeyi görüyor analiz edebiliyor ama kafasında hep 30 yıl öncesinde kalmış ordan çıkamıyor. Oysa o, 30 yıl önce Kürdistan'da polika yaparken daha doğmamış çocuk şimdi 30 yaşında ve ona karşı siyaset yapıyor ve bu kişilik doğmamış olanı hesaba katamıyor. Olay Fransa da geçiyor ve Fransa da çekilecek. Fransa da eğitim görevelisi olarak çalışan bu entelektüelin yaşadığı çelişkiler ve Ortadoğu haritasındaki karmaşayı içe içe anlatıyor yeni filmimiz. Bir kişilik hesaplaşması da diyebileceğimiz bir hikaye.
MANSUR TURAL KİMDİR?
Mansur Tural 1992 yılından beri Fransa'da siyasi mülteci olarak yaşana Batmanlı bir Kürt. Fransa'ya geldikten sonra Felsefe okudu. Daha sonra Sinema Konservatuarını bitirdi. Başkent Paris'te Arc en Ciel (Gökkuşağı) adında bir prodüksiyon şirketi kurdu. Bugüne kadar ''unutulanlar'', ''yaşayan ölüler'', ''körler de karanlıkta yürür'' ve ''hewi'' olmak üzere 4 kısa metraj bir de uzun metraj film çekti. La Bas il fait froid (Orası Soğuk) senaryosunu yazdığı ve yönettiği ilk uzun metrajlı filmi. Hewi adındaki kısa metrajlı filmi 2002 yılında katıldığı Akdeniz film festivalinde iki ödül aldı. Tural, Akdeniz film festivalinde Hewi filminin tüm işlemleri Kürdistan filmi ibaresi ile yaptırınca Türkiye ve Fransa arasında diplomatik krize neden oldu.
.