![]() | |
| Anketimiz: şeriat nedir? | |||
| ALLAHIN HÜKÜMLERİ | | 80 | 37,74% |
| PEYGAMBERİN EMİRLERİ | | 2 | 0,94% |
| İSLAMIN KENDİSİ | | 35 | 16,51% |
| YASAKÇILIK? | | 95 | 44,81% |
| Katılımcı sayısı: 212. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor | |||
![]() |
| | Seçenekler |
| | #21 |
| Silver Members | GUNEY77 Nickli Üyeden Alıntıteşekkürler güzel bi yorum ama demokrasi bile şeriatın insan hukukuna verdiği özellikle kadınlarla verdiği hukuku veremez bi örnek şeriat kadınlar için cennet anaların ayakları altındadır diyor ama şimdiki medeniyet onları bir mal gibi pazarlıyor anladınız umarım saygılar.... |
| | #22 |
| Ilkokul 7. Sinif | Tek kelimeyle kabus. Şıklara ekleseydin keşke |
| | #23 |
| Ilkokul 5. Sinif | allahın hükümleri |
| | #24 |
| Ilkokul 2. Sinif | arkadaşlar şeriat dinle zerre kadar alakası ilgisi olmayan arapların emevilerden kalma vahşi kültürüdür...bu kültür daha sonra yerini hukuk sistemine bırakmıştır..yaşamlarını kadınlara eziyet olarak benimseyen hasta ruhlu erkek gemen toplumların hukuki dayanağıdır.... |
| | #25 |
| Üniversite 4. Sinif | çogu arkadaşımız yasakçılık demişler ama asıl şeriat iranda filan uygulanan degil onlar şeriat adı altında insanlara zulümdür allah hesabını sorar şeriat allahın adilane kurallarıdır hükümleridir |
| | #26 |
| Silver Members | BayTarık Nickli Üyeden Alıntızerre kadar bi bilgin varsa kendimi asarım şeriat araplardan emevilerden kalma vahşi kültürmüş haşa sümme haşa eyer müslümansan hemen tövbe et yoksa dinden çıktın haberin olsun RABBİM hidayet versin |
| | #27 |
| Silver Members | Sevgili ARDAA, BayTarık arkadaşın düşünceleri sadece kendisini bağlar, onun kendi inanışı ve görüşü budur. İyi niyetle yaklaşıyor olabilirsin ancak; kişilerin görüşleri sadece kendilerini bağlar. O yüzden lütfen inançlar konusunda başkalarının görüşlerini yanlış ve sapkınlık olarak, kendinizinkini üstün ve kesin bir yargıymış gibi görmeyin. Buna benzer hataya ben düştüm ve hatamı anladım. Siz bunu görmenize rağmen bu hataya düşmeyiniz. Lütfen kişileri inançlarına saygılı olalım. Saygılarımla |
| | #28 |
| Silver Members | Şeriatta Benım Bıldıgım YASAKLAYCI demek |
| | #29 |
| Koordinasyon | Merhaba ARDAA, Bir anket acmissiniz birakinda insanlar yorumda bulunsunlar. Her yoruma yanit vermenizin anlami nedir anlayamadim ayrica insanlara ders verir gibi yorumlarda bulunmayiniz lutfen. Nasilki siz birbaskasi gibi inanmak, dusunmek zorunda degil iseniz baskalarida sizin gibi inanmak, dusunmek zorunda degillerdir. Sayet yorumlar olumsuz unsurlar iceriyorlarsa yetkililere bildiriniz, kendiniz mudahaleden lutfen kacininiz. Konuyu kapatiyorum eger bu sekil mudahale etmeye devam etmeyecekseniz bildirin konuyu tekrar acarim. |
| | #30 |
| Gold Members | BİLİRMİSİN ŞER NEDİR? NEDEN ATMAN GEREKİR? ATARSAN İÇİNDEKİ ŞER'Rİ OLURSUN BİR TARİKAT ERİ Şeriat kelimesi dilimize Arapça’dan geçmiş bir kelimedir. Bu yüzden, daha çok Arapça’da kullanıldığı anlamıyla tanınır. Oysa, Aleviliğin tasavvuf öğretisine göre şeriat, bambaşka bir anlama gelir. Şimdi bu iki anlamı da biraz açmak gerekir. Zira yeterince bilinmediğini gördük. Çoğunlukla şeriat kavramı dar anlamıyla bilinmektedir. Önce dar anlamdaki şeriatı açıklayalım: Dar Anlamda Şeriat: Ortodoks yani Şii ve Sünni İslam anlayışının toplumsal alandaki dini ve hukuki icraatlarının tümüne denir. İslam’ın her iki büyük mezhebinde de şeriatın aynı şekilde anlaşılmasının nedeni, ortak bir oluşum süreçlerini yaşamış olmalarından ileri gelir. Dar anlamdaki şeriatın temel özelliğini anlamak için Ortodoks İslam’ın oluşum sürecine bir bakalım: Hz. Muhammed insanlığa evrensel ilahi mesajı getirmeden önce Arap toplumu sert bir kabile geleneği yaşamaktaydı. Kervan basmalar, soygunlar, talanlar, yağmalar, köle ticareti sıradan bir olay gibi Bedevi-Arap toplumunun gündelik hayatını belirlemekteydi. Çok tanrıcılık ve putlara tapma geleneği sadece Mekke ve Medine’de değil bütün Araplarda yaygın bir gelenekti. Peygamber böylesi bir ortamda zuhur etti. İçinden geldiği toplumu kökten değiştirmek için insanların sadece ruh dünyalarına değil onların toplumsal dünyalarına da seslendi. Adeta Arap çöllerinde yeni bir medeniyete öncülük etti. Büyük reformları hayata geçirdi. Fakat peygamberin hakka yürüyüşünden sonra eski gelenekler tekrar canlanmış ve yeni ile eski olanın sentezi ortaya çıkmıştır. Bu sentez çok geçmeden Muaviye ve oğlu Yezid’in ve sonraki yoldan çıkmış Abbasi iktidarını doğurmuştur. Muaviye devrinde İslam’ın temel kitabı olan Kuran yazımı son şeklini almış, İslam tarihinde yeni bir devir olan Emeviler devri başlamıştır. Bu gün bir buçuk milyardan fazla Müslüman’ın bağlı olduğu dinin inanç içerikli geleneklerinin temeli, Emeviler devrinde atılmış, yoldan çıkmış Abbasiler devrinde iyice oturmuştur.. Buna Ortodoks İslam’da diyebiliriz. Bir çeşit dini-geleneksel hukuk (fıkıh) diyebileceğimiz şeriat, İslam devletlerinde bugün de temel anayasa olarak işlev görmektedir. İslam’ın beş şartı veya imanın şartları, şeriat açısından İslam dininin bir tarifidir. Oruç, Namaz, Zekat, Hac, Kelimeyi Şahadet gibi dini vecibeleri dinin temel direği olarak görürler. Arap toplumunun örf ve adetleriyle şekillenmiş olan islam şeriatı sadece hırsızlığı, zinayı, gıybeti değil Allah’a inanmamayı, şeriat buyruklarına karşı gelmeyi de büyük suç ve günahlar arasında görür. Şeriat hükümlerine göre suçlulara verilen cezalar el kesmekten, taşlayarak öldürmeye kadar uzanmaktadır. Şeriat, dar anlamda budur işte. Şimdi de, şeriatın Alevi öğretisindeki yerine bakalım: Geniş Anlamda Şeriat: Anadolu Erenlerinin büyük evliyası olan Hünkar Hacı Bektaşi Veli’nin temel öğretisi “Dört Kapı Kırk Makam” felsefesine göre şeriat; Şii yada Sünni İslam’da kullanılan anlamından başka bir manada kullanılır. Biz buna ‘geniş anlamda şeriat, veya tasavvuf açısından Şeriat da diyebiliriz. Alevilikteki şeriata bakış açısıyla, Ortodoks İslam’ın bakış açısı, tamamen bir birine zıttır. Bu iki bakış açısı arasındaki fark, şeriatla tasavvuf arasındaki fark kadar büyüktür. Burada, kültürler arası fark kadar, tarihsel farklılıklar da önemli rol oynamaktadır. Büyük Alevi ozanı Yunus Emre bir nefesinde şöyle söylemekte ve şeriatın çift anlamını dile getirmektedir. ‘Şeriat var şeriattan içeri’. Bir aydınlanma ve kâmil insan olma yolu olan “Dört kapı kırk makam”ın kurucusu Hacı Bektaşi Veli’ye göre şeriat; “Bir anadan doğmaktır”. Şimdi bu sembol diliyle söylenmiş bu sözü yorumlamaya çalışalım: Her canlı doğum yoluyla zahir dünyaya gelir ve yaşamına dünyada devam eder. İnsan gibi diğer canlılar da doğdukları tabiatı bütün özellikleriyle beraber hazır bulurlar. İnsanlar ise kendileri seçmeksizin bir toplumda doğarlar ve o toplumun kültürel, ulusal, ananevi, geleneksel özelliklerini devralırlar. Milliyet, ırk, cins, dil, din hatta deri rengi gibi daha bir çok farklılıklar işte doğumla gelen bu aşamada bireyin hayatına girer ve onun bir parçası haline gelir. Birey artık kendini bu kapıda toplumdan devraldığı şekilsel farklılıklarla tanımlamaya başlar. Eğer, Hindistan’da doğmuş Hintli, Çin’de doğmuşsa Çinli, Afrika’da doğmuşsa Afrikalı, kutuplarda doğmuşsa Eskimo olarak kendini görür. Sadece kültür ve gelenek içinde yaşamaz, aynı zamanda o gelenek ve kültürün sorunlarını, görevlerini ve yaşam biçimini devralır. Örneğin, birey kan davasının olduğu bir ailede dünyaya gelirse, otomatikman kendiside bu meseleye tabii edilir. Kendi iradesi dışında gelişen bu olay, bir müddet sonra, kendi meselesi olmaya başlar. Dünyaya ve kendimize dair ilk düşüncemizin oluşum sürecinde içinde bulunduğumuz toplumsal yaşam, gelenekler, örf ve adetler çok önemli bir rol oynarlar. İnsanlar fiziksel açıdan olgunluğa erebilmesi için, çeşitli evrelerden geçerler. Bebeklik, çocukluk, ergenlik, gençlik, olgunluk vs... bu evrelerde insan birbirinden farklı özellikler ve olgularla karşılaşır. Kendini bekleyen bu süreçleri yaşar, bunun sonucunda da kendine göre dünyaya ve yaşama yönelik bir tutum ve düşünce geliştirir. Daha önce dediğimiz gibi burada toplumsal olgular önemli bir rol oynar. Şeriat kapısı, toplumsal şartlanmaların en yoğun olduğu ve doğumla birlikte gelen insanın kendi özüne en yabancı kaldığı devirdir. Dünya yaşantısında olduğu kadar tanrı anlayışında da bir yüzeysellik ve şirk görülmektedir. Buna gizli şirk’te denir. Fakat, şeriat ehli bunun farkında değildir. Tanrı ona göre yerde yada gökte bulunmaktadır. İnsanlara oradan buyruklar yağdırmaktadır. Ölümden sonra sevap çoksa yani gökteki tanrının yağdırdıkları emirlere içtenlike itaat etmişse, hurilerle dolu cennete; günahları çoksa, cayır cayır yanacağı cehenneme gideceğine inanır. Milliyetçilik, ırkçılık, cins ayrımı, ideolojik bakış, kısacası insan ayrımlarının ve savaşların olduğu şeriat kapısı sadece toplumsal alandaki sorunları yaratmaz, aynı zamanda bireysel yaşamı da tehlikeye düşürür. Çünkü, bir varlık olarak insanın en önemli yanlarından biri toplumsal bir yanının olmasıdır. Dünya üzerindeki her toplumun, kendine göre bir şeriat şekli vardır. Musa şeriatı, Ortodoks İslam şeriatı, İsa’nın şeriatı gibi... Kültür ve geleneklerin oluşturduğu yaşam biçimini de şeriata benzetirsek, toplumların sayısı kadar, şeriat yaşantısı vardır. İlkel toplumlardan gelişmiş toplumlara kadar bu böyledir. Şimdi de Alevi toplumunun şeriat anlayışına bakalım: Bilindiği gibi, her toplum kendi içinde toplumsal yaşamı imkanlı kılabilmek için, bir adalet mekanizması geliştirmiştir. Hukuk kuralları, toplumdan topluma farklılıklar içerir. En esneğinden, en katı kurallara kadar uzanır. Modern toplumlarda ise adaleti hukuk sistemi ve mahkemeler sağlar. Alevilikte ise halk mahkemeleri adını da vereceğimiz Cem’ler vasıtasıyla toplumsal adalet sağlanır. Cem’de yargılama olayı ise Cem’in uygulamalarından sadece birisidir. Paylaşım, bölüşüm, yargının, beraberliğin en güzel örneği olan Cem’ler, aynı zamanda, adalet sisteminin en gelişmiş örneklerinden biridir. Diğer adalet anlayışlarından amaç olarak ayrılır. Diğer sistemlerde amaç suçluyu cezalandırmak iken, Alevi hukukunda amaç, kişiyi irşad (gafletten uyandırıp, hakikati gösterebilme) ederek işlediği suçu bir daha işlememesini sağlamaktır. Yani suça sebebiyet veren şartları ortadan kaldırmak, bireyi topluma kazanmak, irşat ederek onu aydınlatmak, ve toplumsal yanını güçlendirerek, sıhhatli bir benliğe ulaştırabilmektir. Tüm bu adaletide, kesinlikle ortatoks sistemler gibi el kesme, bacak kesme, Allah'ın verdiği canı alma gibi yaptırımlar uygulamadan sağlamaya çalışır. Alevilikteki şeriat, çok insalcıl (hümanist) bir sistem olarak karşımıza çıkar. Alevi gelenek ve göreneklerini ve Alevi şeriatını incelediğimizde temelinde tasavvuf ve bilgelik yattığını görürüz. Cem ayini, Musahiplik (kişilerin kardeş olması), tevella teberra (Allah için, haklıdan yana, haksızlığa karşı durmak), Semah (her şeyin durmayıp Allah’ı zikrettiği gibi zikretmek), ocakların ulularının ziyareti, matem yası (Allah için canını verenleri anmak), lokma dağıtmak gibi şeyler bunun açık örnekleridir. Alevilik bir tasavvuf yolu olduğu için her kavramın ve bu kavramla dile getirilen fiilin birden çok anlamı vardır. Bu katlı anlamlar kişinin ruhi açıdan olgunluk mertebesine göre birden değil, zamanla ve ilimle açığa çıkar, zihin dünyasında belirir. Örneğin bir arı, şeriat kapısındayken, sıradan bal yapan bir böcektir, tarikat kapısındayken, arılıktan çıkar ve onun insanın, doğanın ve Allah’ın hizmetinde çalışan bir varlık olduğu belirir, mağrifet kapısında, ise arının neden sürekli bal yapan bir varlık olduğu anlaşılır ve ders alınır, hakikat kapısında ise arı kalmamış, arı, insan, doğa ve yaratıcı bir olmuştur. Yunus Emre bu kapının (şeriat) insanına ışık tutmak maksadıyla şöyle demektedir: Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi. Mal da yalan, mülk ta yalan, Var biraz da sen oyalan. Şeriat kapısındaki bir insan kendisine düşünce olarak ne verilmişse onu alır. Varlığı şekilden ibaret sanır. Yüzeysel algılar, şekiller ve renklerin gerisindeki özü göremez. Algı dünyası beş duyu organının sınırlarını aşmaz. Ne duygu ve ruh yönünden ne de bilgi yönünden bir olgunluğa ermemiştir. Sufiler buna ‘Hayvan-ı natık’ yani konuşan hayvan demişlerdir. Burada bir küçümseme yoktur. Aksine Kâmil İnsan’la, Ham insan arasındaki farkı dile getirmektedir. Başka bir örnek verecek olursak; gözleri doğuştan amâ (kör) olan insanın algıladığı dünya ile gözleri gören insanın algıladığı dünya kadar farklıdır. Şeriat kapısındaki insanın henüz can gözü açılmamıştır; henüz öyle bir gözünün olduğunun da farkında değildir. Kişinin dünya içinde karşılaştığı olaylar, yaşadığı tecrübeler, ya da karşılaştığı kişiler şeriat kapısındaki kişinin olgunlaşmasına yol açar. Kişi, şeriatın yetersizliğini ve darlığını anlar sonunda. Hayatın anlamını ve kendi varlık sebebi üzerinde derinden derine düşünmeye başlayan şeriat ehli, zahiri dünyanın kendisini tatmin etmediğini anlar. Artık şeriat elbisesi kendisine dar gelmeye başlar. O, görünen ve beş duyu organıyla algılanan dünyanın kısıtlılığını ve sınırlarını anlar. Görünenin arkasındaki görünmeyeni, dışı değil içi, şekli değil özü aramaya başlar. Ancak nerden başlaması gerektiğini bilemez. Tasavvufa göre kendi kendine irşad olmak, yani manevi ve ruhi açıdan aydınlanmak çok zordur. Bu tıpkı kör bir insanın, kendi karanlığında yol almasına benzer. Yolu eline aldığı bir sopa ile de aşabilir, koluna taktığı bir gören ile de. Hangisi hızlı götüreceği aşikardır. Bir ustaya yani pire bağlanması en doğru ve emin yoldur. Pirin temel özelliği irşad edici olmasıdır. Sadece can gözündeki perdenin kalkmış olması yeterli değildir. İrşad edebilmek, yani ona hakikati tattırmak, özel bir kabiliyet ister. Hacı Bektaşi Veli bir sözünde "ilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır" der. Başka bir sözünde mürşidi, yani irşad ediciyi tanımlarken şöyle der. "Mürşit ilimdir". Fakat bu ilim, bilim gibi okuyarak elde edilmez. İçsel ve ruhi yaşantı vasıtasıyla elde edilen bilgidir. Yani insanda iki çeşit göz vardır. Normal gözlerle okuyarak öğrendiklerimiz, bilimdir. Bilimden öğrendiklerimizi can gözümüzle yorumlayarak, beynimizde oluşturabilmek ise ilimdir. Bilim okuduğumuz anda beynimizde canlanandır. İlim ise daha sonradan düşünerek beynimizde görünendir. Şeriat kapısındaki kişi aradığı soruların cevabını bulmak ve aydınlığa giden yolu aralamak için kendisine bir pir (pirini) bulur. Şeriat kapısındaki kişi ruhi dünyası, henüz karanlıkta olduğu için kendisine uygun bir pir seçmekte zorlanacaktır. Ancak pirlik makamına gelmiş bir usta kendisine gelen her talibi irşad edebilme yeteneğine sahiptir. Bu arayışlar süresinde yeterli çabayı ve azmi gösterirse kişi, eninde sonunda kendisine uygun bir yol gösterici usta-pir bulur. Bu aşamada, kişi şeriatı yavaş yavaş aşarken kendisini tarikat makamına doğru ilerlemiş olarak bulur. Hakka erişmenin yolunun, ancak köklü bir ruhi tekamülden geçtiği gerçeğini, idrak etmeye başlar. Kendisi için artık yeni bir doğumun başlamak üzere olduğunu anlar. Daha önceki doğumu ‘kan bağı vasıtasıyla doğmak’ olarak görür ve bu dünyadaki ikinci doğumun manevi-ruhi bir doğum olacağının bilincine varır. Ve sonu gelmez ruhi yolculuklarda ve içsel yaşantıda kendisine yol gösterecek olan bir usta aramaya başlar. |
| | #31 |
| Lise 2. Sinif | arda bey eğer fikir beyanı olarak algılıyorsan anket başlığında açma fikrini beyan edenlere ders verir gibi konuşma şeriat arap kültürünün bir parçası adalet sistemi ve bana ters kadına ne haklar verdiğini anlıyamadım tam aksine cinsel obje görerek oldukça yasaklayıcı toplumdan uzak bir yaşam sunuyor |
| | #32 |
| Ilkokul 8. Sinif | şeriat allahın hükümleridir. içki içme,zina etme ve diğer allahın haram kıldıklarını yapmazsanız helal dediklerini yaparsanız siz zaten şeriata uyuyorsunuz demektir. bu arada şeriata yasakçılık diyenlere söylüyorum şeriat kurallarını uygulayan devletlere terörist giremiyor korkusundan iran 5 teröris'i astı milletin gözü önünde bizim ülkede ise gelene slm gidene güle güle şehit cenazelerinde teröristlere lanet okumak yetmiyor Konu baybaycan tarafından (08.09.2008 Saat 11:40 ) değiştirilmiştir. |
| | #33 |
| Lise 2. Sinif | allahın hükümlerine uymamanın cezası öbür dünyada -şeriat kanunları diye yutturulanlar arapların kanunu asma dersen amerikada japonyada çinde var sadece şeriatta değil anladığım kadarıyla belli kalıplardasın ne anlatsak boş Konu arican59 tarafından (08.09.2008 Saat 15:25 ) değiştirilmiştir. |
| | #34 |
| Üniversite 4. Sinif | sagol kardes boyle bı anket yaptıgın ıcın |
| | #35 |
| Silver Members | arican59 Nickli Üyeden Alıntısevgili arkadaşım bizler sadece fikir alış verişinde bulunuyoruz kimseye dersverme gibi bi lüksümüz yok ki kaldıki benim derçe çok ihtiyacım vr çok eksiğim var yorumun için teşekkürler |
| | #36 |
| Anaokulu | şeriat yasa kanun demektir islam şeriatı da allahın yasaları demektir her sistemin kendine özgü yasası vardır |
| | #37 |
| Üniversite 4. Sinif | soru şekil itibari ile anladığım gibi ise yanıtlar kafamı karıştırıyor. islamın kendisi desem, islam allahın hükümlerini taşıyan Kuran-ı Kerim'in esası oluyor. biraz tüme varım uygulanırsa ve temele inerek içtihatları göz ardı edebilirsek tüme varım mantığına göre Allahın Hükümleri olarak ortaya çıkar.saygılar. |
| |
#38 |
| Ilkokul 5. Sinif | şeriat yıllarca başımıza bela olacak bir illettir. katı kurallarada dayanan ve devlet sisteminin asıl unsur olarak devamını sürdürür. şeriatın din kuralları içerisinde katı kuralları misyon edinerek caydırıcı özellğini kullanarak, insalara yüz yıllarca acı vermiş tek kollu bir mahluktur. |
| | #39 |
| Silver Members | dinar_ Nickli Üyeden Alıntımahluktur?? şeriatı cisimleştirdinizya teşekkürler |
| | #40 |
| Ilkokul 8. Sinif | 1 kardeşler şeriat allahın kanunları ve emirleridir Türkiyede ise kahrolsun şeriat diyorlar bilmiyorlar ki kendileri kahroluyor 2hocalardan hakkımı helal etmiyorum cünkü islamiyeti dogru anlatmadıkları için |
![]() |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | Son Mesaj |
| Sizce sebep nedir. | cirit | Genel Tartışmalar | 4 | 16.05.2009 03:12 |
| sizce aşk nedir? | salsababy2 | GENEL ANKET FORUMLARI | 44 | 25.03.2009 13:46 |
| Sizce ASK Nedir ? [AKN] | AKN | Silinen Konular ve Mesajlar | 3 | 07.01.2009 01:23 |
| sizce şeriat nedir? | muhakemat | Silinen Konular ve Mesajlar | 0 | 01.09.2008 21:55 |
| Aşk Denilen şEy Nedir Sizce? | mavicool | Sevgi Üzerine Yazılar | 9 | 20.04.2008 11:40 |