CAYBURG.NET
İnanç Tartışmaları İnanç Tartışmaları
Cevapla
Alevilikte Ramazan Orucu Bu konu 660 defa okundu ve 37 yorum yazildi.
 
Seçenekler
Alt 27.08.2008, 21:32 #1
Gold Members

Standart Alevilikte Ramazan Orucu


İslam'ın belli bir coğrafya, belli bir kültür ve belli bir zaman dilimine hapsedilmesinin doğurduğu yanılsamaların İslam toplumları üzerindeki olumsuz etkilerini akıl tutulması olarak niteleyip bu tutulmayı ortadan kaldırmak adına giriştiğimiz çalışma bizce tarihsel bir etkinlik hüviyetindedir.
Bu tarihsel etkinliğin pek çok tabuyu sarsacağını ve bu nedenle de mevcudiyetini söz konusu tabulara bağlayan egemen teolojinin savunucularının en acımasız hücumlarına maruz kalacağını biliyorum. Olası hücumlara aldırmadan görüşlerimizi kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.

Daha evvelki çalışmamızda namaz ve hac ibadeti ile ilgili akıl tutulmasını ortaya koymuştuk. Bu çalışmada Ortodoks İslam'ın oruç konusundaki akıl tutulmalarını ele alıp elde ettiğimiz sonuçları Alevi inancının müdafaasının hizmetine sunacağız.

Oruç, hemen hemen yer yüzündeki bütün dilerde değişik biçimlerde de olsa mevcut olan bir ibadettir. Sadece İslam’a yada İbrahimi dinler denilen dinlere özgü bir ibadet değildir. Kimi dinler oruç ibadetini bir kısım yorum ve gerekçelerle terk etmişken kimileri de bazı yeni düzenlemelerle sürdürmeye devam etmektedir.

Oruç sözcüğünün Arapça’daki karşılığı sıyam ve savm ifadeleridir. Anlam itibariyle yeme, içme, yürüme, konuşma gibi eylemlerden uzak durmak demektir. Konuşmamaya / sessiz kalmaya da savm denilmektedir. ( Meryem suresi,26)


Dinsel literatürde oruç, Tanrı’nın rızasını kazanmak ve nefsi terbiye etmek için yemeden içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durma anlamına gelmektedir. Oruç ibadetindeki asıl nokta nefis terbiyesidir. Bu yönüyle ele alındığında nefsi terbiye için yapılan tüm etkinlikler oruç olarak değerlendirilebilir.

İslam teolojisine göre oruç tüm peygamberlere emredilen bir ibadettir. Nitekim Kur’an’da Bakara suresi 183. ayette “ Ey İnananlar, oruç sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sizin de üzerinize yazılmıştır. Böylece korunmanız umulmaktadır.” Deniliyor. Bununla birlikte daha önceki peygamberlerin döneminde emredilen oruç ibadetinin zamanı konusunda açık bir bilgi bulunmamaktadır. Bu hususta Kur’an dışı kimi kaynaklar İslam’dan önce Arap aylarından Muharrem’de oruç tutulduğunu nakletmektedir.

Ortodoks İslam ( Sünnilik ve Şiilik ) inancında Ramazan ayında oruç tutmak en önemli ibadetler kapmasında görülmektedir. Nitekim Ramazan ayında oruç tutulması Kur’an’da açıkça belirtilmektedir:


“O Ramazan ayı ki, insanlar için kılavuz olan, hidayet belgeleri ve eğriyi doğruyu ayırt edici olan Kur'an, o ayda indirildi. Sizden her kim bu aya ulaşırsa, orucunu tutsun. Her kim hasta olursa veya yolculuk halinde bulunursa, sayısınca diğer günlerde tutsun. Tanrı size kolaylık diler. Size zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı ve size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı yüceltmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz." ( Bakara suresi, 185 )

Görüleceği üzere bu ayette, Ramazan ayında oruç tutulması gerektiği hiçbir yoruma gerek duyulmadan açıkça belirtilmektedir.

Ancak 183. ayette orucun zamanı belirtilmezken 185. ayette zaman da belirtilmektedir. Aradaki 184. ayette ise hasta ve yolcu olanların orucu, oruç zamanı dışında tutabilecekleri söylenmektedir. Oruç tutmaya gücü yetmeyenlerin ise fidye / kurtulmalık vermeleri istenmektedir. Bu kurtulmalığın da bir yoksulu doyurmak olduğu belirtilmektedir.

Oruç konusundaki en çarpıcı ayet 187. ayettir. Bu ayet, oruçla ilgili akıl tutulmasının da işaretidir. Ayette şöyle denilmektedir:

“Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, nefsinize eziyet etmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Tan yerinin aydınlığı gecenin karanlığından sizce ayırt edilinceye kadar yiyin, için. Sonra da gece oluncaya kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklamaktadır. “

Bu ayet birkaç bakımdan akıl tutulmasını gözler önüne sermektedir:

Birincisi

Demek ki oruç gecelerinde kadınlarla cinsel ilişkiye girmek yasak olduğu halde kimi Müslümanlar böylesi bir yola başvurmuşlar, sonra yaptıkları bu yasak işi açıklayıp tövbe etmişler, Allah da, bu durum üzerine yeni bir ayet gönderip onlar için oruç geceleri cinsel ilişkiyi serbest bırakmış. Üstelik yüce Allah, bu ayette oruç gecelerinde insanların cinsel ilişkiden uzak tutulmasının onların nefislerine eziyet olduğunu da belirtmektedir. Demek ki oruç, nefse eziyet etmek için tutulmamalıdır. Demek ki bir kimse için oruç nefse eziyet haline gelirse o kimse oruç tutmamalıdır. Görüleceği üzere nefis terbiyesi ile nefse eziyet farklı kavramlardır.

Yine demek ki koşullar değiştikçe ve yaşanan deneyimler sonucu yüce Allah kimi kuralların değişebileceği ilkesini bizzat kendisi bize öğretiyor. Bu noktada koşulların değişmesi ve yaşanan deneyimler sonucu kimi kuralların değiştirilmesi gerektiğini ve bunun için de biricik belirleyicinin akıl olduğunu görmek ve anlamak zorundayız. Aksi halde insanların huzur ve mutluluğu için gönderilen dinin kimi kurallarının zaman zaman nefse eziyet noktasına gelmesi olasıdır.

Şimdi tekrar sormak durumundayız o dönemde eşleri ile cinsel ilişkiye giremeyen insanların durumu nefse eziyet hali ise bugün içinde bulunduğu iş koşulları nedeniyle orucun eziyet boyutuna vardığı kimseler yok mudur ? Örnek olarak bir maden işçisinin, bir inşaat işçisinin, bir öğretmenin oruç nedeniyle iş verimini büyük ölçüde kaybetmesi hem kendisi için hem de işçiyse patronu, öğretmense öğrencileri için bir eziyet değil midir ? Oruçlu bir işçi daha az üretecek, oruçlu bir öğretmen de daha az öğretecektir. Bu durum kişinin kendi nefsini terbiye sınırlarının aşılması demek değil midir ? Oruçlu bir öğretmen kendi nefsini terbiye ederken diğer yönden daha az verimli olması nedeniyle öğrencilerine de eziyet etmekte değil midir ? Oruçlu bir işçi daha az üretmesi nedeniyle kendi nefsini terbiye etmenin ötesinde patronunun ve içinde yaşadığı toplumun yada ülkenin kazanç kaybına uğramasının da sebebi değil midir ? Bu durum o işçinin kendi nefsini terbiye etmesinin sınırlarını aştığını göstermiyor mu ?

Oruç tutmaya gücü yetmeyenlerin kurtulmalık vermesinin istendiği ayet dikkate alındığında böylesi kimseler de bu kapsamda değerlendirilmeli değil midir ?

Kurtulmalık vermeye de gücü yetmeyen kimseler için hiç kuşku yok ki oruç ibadeti zorunlu olamaz. Çünkü ayette de belirtildiği üzere yüce Allah kullarının kendi nefislerine yani canlarına eziyet etmelerini asla istememektedir.

İş koşulları nedeniyle orucun, kendisi yada çevresindeki kişiler için eziyete dönüştüğünü gören kimselerin çalışma günleri dışında bu ibadetlerini yapmaları yüce Allah’ın iradesine daha uygun değil midir ?

Kuşkusuz bu sorularımız akıl tutulmasını sona erdirmeye yönelik içtenlikli çabalardan başka bir şey değildir.


İkincisi

Ayette orucun başlama vakti ile ilgili olarak kullanılan ifadelerden anlaşıldığına göre oruç güneşin doğmasından önce ve karanlığın ortadan kalkıp tan yerinin ağarmasından sonra başlamaktadır. Burada net bir zaman ayarlaması olmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü tan yerinin ağarmasıyla güneşin doğması arasında hatırı sayılır bir zaman vardır. Bu zaman aralığının hangi anında orucunu başlatacağına da kişi kendisi karar verebilir. Her ne kadar mezhep imamları bu hususta da devreye girip kurallar ihdas ettilerse de ayetin ortaya koyduğu anlam açıktır. Zaten mezhep imamları da bu konuda görüş birliği içerisinde değildirler. Kimi tam tan yeri ağarmaya başladığı an, kimi ise güneşin doğmasına yakın zaman oruca başlanması gerektiği fikrine sahiptir.

Burada bizce en önemli konu normal gece ile gündüzün yaşanmadığı coğrafyalarda orucun ne zaman başlayıp ne zaman biteceği hususunda Kur’an’ın hiçbir hüküm ortaya koymamış olmasıdır. Bu gerçekten son derece dikkat çekici bir durumdur. Aslında bu durum, yüce Allah’ın insanlara akıllarını kullanmaları konusunda sağladığı ilahi bir bağıştır.

Allah bu hususta hüküm ortaya koymayarak gerekli kuralın ihdasını insanlara bırakmıştır. Ayrıca şöyle düşünmek de olasıdır: Kur’an’ın ilk muhatapları olan Arap toplumunun yaşadığı coğrafi bölgenin özellikleri dinsel ibadetlerdeki kurallara damgasını vurmuştur. O halde Kur’an’ın kimi hükümlerinin Arap toplumunun içinde bulunduğu koşullarla doğrudan ilgili olduğu yönündeki görüşümüzün en güçlü kanıtlarından biri olarak bu ayeti de, yüzyılların getirdiği gelenekler ve önyargılarla kuşatılmış beyinlere duyurmak durumundayız. Buradan hareketle gayet rahat bir biçimde söyleyebiliriz ki, Arap olmayan yada Araplarla aynı coğrafyada yaşamayan toplumlar Kur’ansal hükümleri kendi kültürel ve coğrafi koşullarına göre uyarlayabilme rahmetinden mahrum bırakılamaz.

Nasıl ki yüce Allah Kur’an’daki kimi hükümleri zamanla değiştirdiyse ve yerlerine yeni hükümler koyduysa bu rahmet kaynaklı imkandan yüce Allah’ın, kullarını yoksun bıraktığını düşünemeyiz. Aksi halde şu soruyu sormak üzerimize insani ve dinsel bir sorumluluk olarak yüklenmektedir:

Kutuplarda orucun ne zaman başlayacağı hususunda yüce Allah hiçbir bilgi vermediğine göre o bölgelerdeki insanlar bu ibadeti yapmak hususunda sorumluluktan kurtulmuş mudurlar ?

Elbette buna “ hayır “ denilerek yanıt verilecektir.

Ama o zaman Allah adına kural ihdas etmek kulun haddine midir ?

Hayır değildir, denilecektir.

Peki o halde neden Kur’an’da bu konuda hiçbir hüküm yokken egemen din bilginleri tarafından bir kural ihdas edilmektedir ? Kendi anlayışları açısından yaklaşarak onlara tekrar soralım:

Bu tavrınız, Allah adına ve onun egemenlik alanına müdahale ederek hareket etmek ve dolayısıyla kendinizi onun yerine koymak demek değil midir ?

Bu arada hemen hatırlatalım ki, egemen din bilginleri, şöhret bulmuş ifadeyle altı ay gece altı ay gündüzün yaşandığı kutuplarda yaşayan insanların oruç ibadetlerini, normal gece ve gündüzün yaşandığı en yakın yere göre yerine getirmeleri yönünde bir hüküm ortaya koymaktadırlar. Günlük namazlar konusunda da aynı hükmü geçerli kılmaktadırlar.

Demek ki değişen koşullar ve değişen coğrafya ve kültürler doğrultusunda dinde yeni kurallar ihdas etmek mümkündür.

Bu hususta bir diğer çarpıcı örnek de hac ile ilgilidir. Hac konusuna daha sonra tekrar döneceğiz ve Alevilik açısından haccın durumunu ayrı bir başlık altında ele alacağız. Ancak burada hac ile ilgili özellikle bir husus üzerinde durmak istiyoruz.

Bakara Suresi 197. ayetteki “ Hac, bilinen aylardadır…” ifadesine rağmen egemen din bilginleri Hac ibadetini bilinen aylar yerine üç günlük bir süreye hapsetmişlerdir. Haccın hangi aylarda yapılacağı da Tevbe Suresinde geçen “ haram aylar “ ifadesiyle bellidir. Haram aylar Zilhicce, Safer, Muharrem ve Rebiülevvel’dir. Yine aynı surenin 203. ayetinde ise şöyle denilmektedir: “ …Kim hemen iki gün içinde işini bitirirse ona günah yoktur. Kim de bunu geciktirir, ertelerse ona da günah yoktur…” Bu ayetten de anlaşılmaktadır ki haccı üç güne hapsetmek Kur’ansal bir zorunluluk değildir. Buna karşın yine de hac ibadeti üç güne hapsedilmiştir. Yani bir bakıma Tanrı adına kural ihdas edilmiştir. Denilecektir ki, Haccı üç gün içerisinde ( Kurban bayramı süresince ) yapmak Hazreti peygamberin uygulamasıdır. Oysa peygamber o günün koşullarına uygun böyle bir uygulama yapmıştır. Günümüzde ise koşullar değişmiştir. Artık milyonlarca insan aynı anda hac ibadetini yapmak zorunda kaldığı için katliam boyutunda acı olaylar yaşanabilmektedir. Bir kısmı basına yansımayan pek çok ölüm olayı her yıl yaşanmaktadır. Oysa Kur’an’daki hüküm ortadadır. Bu hükme uyulsa ve hac belli günlere hapsedilmeyip dört aya yayılsa sözünü ettiğimiz acı olaylar yaşanmayacaktır. Lakin bu konuda da şöyle bir savunmanın yapıldığını biliyoruz: “Hac ibadetinin zamanı yüzyıllardır uygulanan gelen bir gelenekle artık yerleşmiştir. Yüzyıllardır yaşanan ve yerleşen bir geleneği değiştirmek İslam’ın ibadet kültürüne zarar verir.”

Bu konuda elbette Sünni ve Şii geleneğine saygı duymak durumundayız. Bizim üzüntümüz Alevilerin benzer konulardaki geleneklerine saygı duyulmak istenmeyişinden kaynaklanmaktadır.

Bu savunmayı ileri süren çevreler her ne hikmetse, Alevilerin benzer bir nedenle kendi ibadetlerini savunmalarına karşı çıkabilmektedirler. Alevilerin yüzyıllardır yapıla gelen ve Alevi inancının ayrılmaz bir parçası olan kimi ibadetlerini “ibadet değil, sadece bir gelenek“ diyerek küçümseyebilmektedirler. Bu tavır, dürüst ve tutarlı bir davranış değildir.


Gelelim Alevilerin oruç konusundaki durumlarına…

Aleviler oruç tutmayı yüce Allah’ın bir emri olarak kabul edip bu ibadeti kelimenin tam anlamıyla mümince yerine getirmektedirler.

Bilindiği üzere Alevi inancında Muharrem ayında 12 gün süreyle oruç tutmak dinsel bir kuraldır. Alevilerin orucu Muharrem orucudur. Ramazan ayı münasebetiyle oruç tutmak Alevi geleneğinde yoktur. Bu durumu yadırgayan Sünni ve Şii misyonerler Alevileri Kur’an’daki Ramazan orucu buyruğuna uymadıkları gerekçesiyle taciz etmektedirler. Oysa Alevilerin Muharrem ayında oruç tutma geleneği, Ramazan orucu ve genel anlamda da İslam’ın oruç tutma buyruğu konusunda geliştirdikleri dinsel bir içtihattır. Bu dinsel içtihat, Alevilerin yaşadıkları kültürel, coğrafi ve tarihsel koşullar sonucu doğmuş olan bir zarurettir. Alevilerin büyük çoğunluk itibariyle göçebe Türkmenler olduğu düşünüldüğünde böylesi bir içtihadın zarureti daha iyi anlaşılacaktır. Sürekli göç eden bir insan topluluğunun yerleşik insanlar gibi bir ay süre ile aralıksız oruç tutmaları son derece zordur. Bu zorluk nefsi terbiye etme sınırlarının ötesine taşan bir eziyeti ifade etmektedir. Bakara Suresi 187. ayette de belirtildiği üzere yüce Allah insanlar için zorluk değil kolaylık istemektedir. Kullarının kendilerine yani nefislerine eziyet etmelerini istememektedir. Yüce Allah sırf kullarına eziyet olmasın diye Ramazan orucunda gece cinsel ilişkiye girme yasağını kaldırmıştır. Bir ay boyunca böylesi bir yasağa dayanabilmek pek çok kimse için elbetteki olanaksız denecek derecede zordur. Nitekim ayetten de anlaşıldığı üzere insanların çoğu bu yasağa uyamamışlardır. Oysa Muharrem orucu 12 gün sürdüğü için böylesi bir yasağa uymak ( yas dönemini oluşturan ilk on günde ) imkan dahilindedir.

Peki Ramazan’da tutulması istenen orucu Aleviler neden Muharrem’e almışlardır ?

Muharrem’de oruç tutmak Hazreti Muhammed de dahil hemen hemen tüm peygamberlerin yaptığı bir ibadettir. Nitekim, Ramazan orucunun inananlar üzerine yazılmasından / farz kılınmasından önce Muharrem orucunun tutulduğu bilinmektedir.
Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in döneminde İbrahim peygamberin inanırları olan HANİFLERİN ( Hanefiler değil !) Muharrem’de oruç tuttukları ve peygamberimizin de bu oruca iştirak ettiği İslam teologlarının ittifakla naklettiği bir bilgidir. Peygamberimiz Hicret sonrasına değin yani Ramazan orucu yazılıncaya değin Muharrem’de oruç tutma geleneğini sürdürmüştür. Ayrıca İbni Abbas’tan rivayet edilen bir hadisinde Hazreti Muhammed Muharrem’de bir gün oruç tutmanın bir ay oruç tutmak kadar sevap olduğunu da dile getirmiştir.

İşte Aleviler bu nedenlerden ötürü yüce Allah’ın oruç emrini içtihadi olarak Muharrem’de ifa etmektedirler. Bu içtihadı İslami bulmayan Sünni ve Şii kimi misyonerlere oruç konusunda kendi geliştirdikleri içtihatları gözden geçirmelerini tavsiye deriz. Tekraren söyleyelim ki, onların Kur’an’da hiçbir hüküm olmamasına rağmen kutup bölgelerinde yaşayanlar için oruca başlama ve oruç açma vakti hususunda ortaya koydukları içtihat ne derece İslami ise Ramazan ayında oruç tutma emrini Muharrem’de yerine getirme yönündeki içtihat da o derecede İslamidir. Yine Ramazan gecelerinde başlangıçta mevcut olan cinsel ilişkiye girme yasağının sonradan ilahi rahmet sonucu kaldırılması ne denli tanrısal bir merhamet içeriyorsa Muharrem ayında oruç tutmak da o denli isabetli ve doğru bir içtihattır.

Tüm bunlara rağmen deniliyorsa ki” farz olan orucun vakti Ramazan ayıdır ve bunu değiştirmek hiçbir biçimde dinin ruhuna uygun değildir.” O halde yapılması Bakara Suresi 197. ayetle “ bilinen aylara “ tahsis edilmiş olan hac ibadetini Kurban Bayramı günlerine çekmek dinin ruhuna nasıl uygun oluyor ?

Haccın zamanı konusunda bir değişiklik yapabilmek dinen mümkün ise Ramazan orucunun yada genel anlamda orucun zamanı konusunda da değişiklik yapabilmek öylece mümkündür ve dinseldir.

Ramazan ayında tutulması gereken orucun başka aylarda da tutulabileceğinin kesin kanıtlarından biri de Bakara Suresi 184. ayette tüm çıplaklığıyla mevcut olan orucun kaza edilebilmesi hususudur . Bu ayette, Ramazan ayında çeşitli nedenlerle ( yolculuk, hastalık yada dayanamamak gibi ) oruç tutamayanların başka günlerde oruç tutabileceği yada kurtulmalık / fidye vermeleri gerektiği belirtilerek aslında ramazan orucunun başka günlerde de tutulduğunda Ramazan orucu yerine geçeceği ortaya konulmaktadır. Buna rağmen hala başka günlerde oruç tutmak Ramazan orucunun yerini tutmaz diyebilmek ne derece dinsel olabilir ki ?

Bilindiği üzere Muharrem ayında oruç ve matem tutmanın teolojik nedenlerinden bir de Kerbela katliamıdır. Kerbela şehitleri ve tüm on iki imamlar için gösterilen bir saygının eyleme dökülmesi olarak da önemli bir işleve sahip olan Muharrem orucu ve matemi Alevilerin en ayırt edici vasıflarından biridir. Kerbela şehitlerine ve tüm on iki imamlara gösterilen saygının temelinde yatan en önemli nedenlerden biri mazlumiyettir. Kerbela şehitleri ve tüm on iki imamlar sadece İslam tarihi bağlamında değil tüm insanlık tarihi açısından da mazlumların zulme isyanının simgesel önderlerindendir. Bu nedenle onlar sadece Alevilerin değil hangi din ve inançtan olursa olsun tüm mazlumların saygıyla anmaları gereken önderlerdir.


Kimi yorumlara göre Fecr Suresi 1. ve 2. ayetlerdeki “Tan yerine / fecre ve on geceye ant olsun.” İfadelerinde geçen “ on gece “ sözüyle Muharrem’in on gününün kutsallığına ve dolayısıyla Muharrem orucuna işaret edilmektedir. Bu “ on gece “ sözüyle çok daha farklı hususların kastedildiği yönündeki yorumların mevcudiyetini de dile getirmek zorundayız.

Ramazan ayında dileyenlerin 48 Perşembe oruçları kapsamında oruç tutmaları haricinde Ramazan ayı münasebetiyle oruç tutmak Alevi geleneğinde yoktur. Bu tutum yüzyılların hatta bin yılların getirdiği ve Alevi kimliğinin ayrılmaz bir parçası olan güçlü ve keskin bir özelliktir. Bu özelliğin yitirilmesi Alevi kimliğine vurulan ağır bir darbe olacaktır. Kanaatimizce bu özelliğin terk edilmesi Alevilik ve Aleviler açısından neredeyse intihar derecesinde dayanılmaz neticeler verecektir.

Tarihte binlerce Alevi önderinin idam edilmesi, sürgün edilmesi, derilerinin yüzülmesi ve hatta ateşe atılıp yakılmasının nedenlerinden biri de Ramazan’da oruç tutmadıkları suçlaması değil midir ?

Alevi önderleri idama, yakılmaya, sürülmeye, derilerinin yüzülmesine rağmen kimliklerinden vazgeçmemişlerdir. Eğer tarihte gerçekleşmeyen bu vazgeçiş bugün gerçekleşirse, bu durum Alevi kimliği açısından intihar değil de nedir ?

Bu gerçekler akla getirildiğinde yukarıda telaffuz ettiğimiz “ intihar “ sözcüğünün anlamı daha iyi kavranacaktır.

Alevilikte Muharrem orucu dışında da oruçlar vardır. Hızır orucu, Masum – u pak orucu, 48 Perşembe oruçları gibi. Ancak bu oruçlar zorunlu değildir. İş durumu ve sağlığı uygun olanların tuttukları oruçlardır. Kaldı ki Muharrem orucu da iş durumu ve sağlığı yerinde olanların tutmakla mükellef oldukları bir oruç olup kişinin nefsini terbiye amacına yöneliktir. Nefsi terbiye sınırlarını aşıp nefse eziyet pahasına oruç tutmak yüce Allah’ın emrinin hilafınadır. İş ve sağlık durumu uygun olmayanlar çalışma günleri dışında ve sağlıkları el verdiği ölçüde oruç ibadetlerini yerine getirebilirler.

Şimdi Alevi ulularından oruç ile ilgili birkaç örnek deyiş / nefes sunalım:


“Namazımız dara durmak,
Orucumuz sabretmek ,
Biz bir oruç tutarız ki,
Ramazana benzemez…”

Seyyid Nesimi


"Oruç, namaz, zekat, hac
Cürm ü cinayetdür
Fakir bundan azaddur,
Has u havas içinde...”

“Savm (oruç), Salat, Hac, Zekat
Hicaptır aşıklara !
Aşık, bundan münezzeh,
Naz u niyaz içinde… “

Yunus Emre

Büyük Alevi Türkmen ozanı Pir Sultan Abdal ise Muharrem orucu ile ilgili olarak şöyle demektedir:

Birini tutan Hakk’ın yeter
İkisini tutan günahın atar
Üçünü tutan cennette yatar
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir.

Dördünü tutana veli dediler
Beşini tutana ulu dediler
Altısını tutana dolu dediler
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir.

Yedisin tutan havada uçar
Sekizin tutan hülleler biçer
Dokuzun tutan cennetin açar
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir.

Pir Sultan Abdal’ım onunda zahmet
On birini tutana indi rahmet
On iki tutana nasiptir cennet
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir.


Sonuç:

“ALEVİLİKTE RAMAZAN ORUCU” başlıklı yazımızı ulaşılan sonuçları maddeler halinde yineleyerek sonlandıralım.


Oruç tutmak İslam dinine göre yüce Allah’ın bir emridir.


Oruç, nefsi terbiye etmek ve böylece Allah’ın rızasını kazanmak için tutulur.


Nefse eziyet etmek nefsi terbiye etmenin dışındadır. Allah nefse eziyeti yasaklamaktadır. Bu durum pek çok ayette olduğu gibi Bakara suresi 187. ayette de net bir biçimde belirtilmiştir.


Değişen koşullar sonucu ibadetlerin kimi kuralları da değiştirilebilmektedir. Nitekim Bakara Suresi 187. ayette belirtildiği gibi önceden Ramazan orucunun gecelerinde cinsel ilişkiye girmek yasak iken yüce Allah, bunun insanların nefislerine eziyet olduğunu buyurarak söz konusu yasağı kaldırmış, dolayısıyla değişen koşullar gereği ibadetlerdeki kuralların da değişebileceğini kullarına öğretmiştir.


Kur’an’da, kutup bölgelerinde yaşayanların oruçlarına başlama ve oruç açma vakitleri konusunda her hangi bir bilgi yokken bu hususta içtihadi olarak bir hüküm ortaya konulmuştur. Bu tutum ibadetlerle ilgili olarak çeşitli içtihatların yapılabileceğinin bir diğer kanıtıdır. Benzer bir içtihat da hac konusundadır. Bakara Suresi 197. ayette “ Hac bilinen aylardadır…” ifadesine rağmen bu ibadet Sünni ve Şii Müslümanlarca üç gün içerisinde yapılmaktadır. Bu da bir içtihattır. Bu içtihadın peygamberin uygulamasına dayandırılmasının, içtihadı, içtihad olmaktan çıkarmayacağını söylemeye gerek bile yoktur. Ayrıca Hacca gidiş vasıtalarının belirtildiği Hac Suresi 27. ayette, “ …yaya yahut yorgunluktan incelmiş develerle derin vadilerden geçerek sana gelsinler” denilmek suretiyle hacca gidiş araçları belirtilmiş fakat günümüzde yeni vasıtalar icat olunduğu için ayette belirtilen vasıtalarla hacca gitme hususu yeni bir yoruma tabi tutularak “ Makaasıt, vesail ile karıştırılmamalıdır. “ anlayışıyla asıl olanın haccetmek olduğu, vasıtaların ise bir öneminin bulunmadığı şeklinde bir hükme varılmaktadır. Görüleceği üzere bu da bir içtihattır. O halde asıl olan oruç tutmak ise bunun da çeşitli zaman dilimlerine bağlanmasının öneminin olmayacağı aşikardır.


Oruç tutmaktaki amaç nefsi terbiye etmek ise o halde “ Nefis terbiyesi sadece Ramazan ayında olur, başka bir ayda olmaz !” demek yersizdir, yersiz olduğu kadar gülünçtür de…


Alevilerin oruç ayı içtihadi olarak Muharrem ayıdır. Muharrem ayında oruç tutmak yüce Allah’ın oruç tutma buyruğunu yerine getirmek amacıyla ifa edilen bir ibadettir.


Muharrem ayında oruç tutmak, Ramazan orucu kadar muteber ve sevaptır. Muharrem orucunu nafile bir ibadet olarak değerlendirip Ramazan orucunun yerini tutmayacağını ileri sürmek boş bir iddiadan başka bir şey değildir. Aleviler için bu iddianın hiçbir bağlayıcılığı ve hiçbir değeri yoktur.


Dileyenlerin 48 Perşembe oruçları kapsamında Ramazan ayı içerisinde üç gün süreyle oruç tutmaları tümüyle kişisel bir tercih olup Ramazan ayı münasebetiyle tutulan bir oruç hüviyetinde değildir.


Alevi geleneğinde Ramazan orucu tutmak yoktur. Bu tavır, Alevi kimliğinin en ayırt edici özelliklerinden biridir. Bu özelliğin terk edilmesi, Alevi kimliğinden taviz vermekle eşdeğerdir.


Tarihte pek çok Alevi önderinin öldürülme, sürgün edilme ve yakılma sebepleri arasında, Ramazan ayında oruç tutmama suçlamasının da bulunduğu gerçeği Aleviler için historik bellek bakımından yaşamsal öneme sahiptir.


Her inanç için olduğu gibi Alevi inancı için de inanca dair kuralların ve ibadet esaslarının bir kısmını benimseyip bir kısmını benimsememek mümkün değildir. Bir inanca mensup olabilmek için o inancın tüm esaslarını eksiksiz kabul etmek şarttır. Bu bağlamda her Alevi, Aleviliğin diğer hususlarda olduğu gibi oruç konusundaki tutum ve içtihatlarına da bağlı kalarak kimliğine mensubiyetini sürdürmelidir.

[Üye Özel | Für Mitglieder | For Members]


Alt 29.08.2008, 14:04 #2
Banned
ALeviLikte ramazan orucu yoktur
Alt 29.08.2008, 14:31 #3
Banned
İnanç tartışmalarına hiç bakmayım diyorum ama yine dayanamadım..
Alevilikle ilgili benzer konular sürekli açılıyor..Sanki başka mevzu yok..Mesela ülke durumlarından, geçimin ne kadar zor oldugundan sürekli gelen son zamlardan memur maaşlarından,savaşlardan vs..vs..bahsedelim..
Lütfen arkadaşlar Açacak,tartışacak yada konuşulacak başka konu yokmuş gibi sürekli alevilerle ilgili konular açılıyor..


Madem geldim o zaman fikrimide beyan edip çıkayım..
Alevilikte ramazan orucu yoktur, Muharrem Orucu vardır..
Alt 29.08.2008, 18:30 #4
Gold Members
MyLove Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

İnanç tartışmalarına hiç bakmayım diyorum ama yine dayanamadım..
Alevilikle ilgili benzer konular sürekli açılıyor..Sanki başka mevzu yok..Mesela ülke durumlarından, geçimin ne kadar zor oldugundan sürekli gelen son zamlardan memur maaşlarından,savaşlardan vs..vs..bahsedelim..
Lütfen arkadaşlar Açacak,tartışacak yada konuşulacak başka konu yokmuş gibi sürekli alevilerle ilgili konular açılıyor..


Madem geldim o zaman fikrimide beyan edip çıkayım..
Alevilikte ramazan orucu yoktur, Muharrem Orucu vardır..


Belki sen aleviliği çok iyi biliyorsundur...Ancak bencil olmayalım çünkü aleviliyi bilmeyen ve öğrenmek isteyen çoğu arkadaşlarım var...Onların da bu bilgileri öğrenmelerine mani olmayalım LÜTFEN!!! Ayrıca bahs konusu olan son zamlar, memur maaşları ve savaşlar gibi konulardan başka kategorilerde tartışalım...Dikkatinizi çekerim burası İNANÇ TARTIŞMALARI bölümüdür....
Alt 31.08.2008, 16:21 qualiteconnect - İCQ üzeri Mesaj gönder #5
Üniversite 4. Sinif
ramazandada tutarım muharremdede oruç tutarım...
Alt 01.09.2008, 10:35 #6
Banned
Atakan2008 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Belki sen aleviliği çok iyi biliyorsundur...Ancak bencil olmayalım çünkü aleviliyi bilmeyen ve öğrenmek isteyen çoğu arkadaşlarım var...Onların da bu bilgileri öğrenmelerine mani olmayalım LÜTFEN!!! Ayrıca bahs konusu olan son zamlar, memur maaşları ve savaşlar gibi konulardan başka kategorilerde tartışalım...Dikkatinizi çekerim burası İNANÇ TARTIŞMALARI bölümüdür....

Teşekkür ederim engin bilgilerinle yol gösterdiğin için..
Fazla lafa gerek yok Senle hiç diyaloğa girmiyeceğim..
Alt 01.09.2008, 19:16 #7
Banned
emegine saglık dostum ama baslıgı begenmedim sadece
Alt 12.09.2008, 00:08 #8
Super Moderato®
neden ramazan orucu yok alevilikte??? Alevilere başka Peygamber mi gönderilmiş başka kitap mı inmiş?? Hz Ali yolundan gidilmiyormu alevilikte???!!! o halde inandığının yolunda gidilmesi gerekir,Hz Ali ramazanda oruç tutmadımı??
Alt 12.09.2008, 10:04 #9
Ilkokul 5. Sinif
çok güzel bir paylaşım.elinize saglık.
Alt 17.09.2008, 13:42 #10
Gold Members
jubakilla Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

neden ramazan orucu yok alevilikte??? Alevilere başka Peygamber mi gönderilmiş başka kitap mı inmiş?? Hz Ali yolundan gidilmiyormu alevilikte???!!! o halde inandığının yolunda gidilmesi gerekir,Hz Ali ramazanda oruç tutmadımı??

Alevilerin inancındaki Allah senin inandığın Yüce Allah, Alevilerin inancındaki Peygamber senin inancındaki Peygamber Hz.Muhammed (s.a.a.) ve Alevilerin inandığı ve onun yolundan gittiği kutsal kitap senin de kutsalın olan Kur'an-ı Kerim'dir. Eğer bunda bir şüphen varsa ben derim ki sen Alevileri değilde kendi kendini yargıla bu daha da doğru olur.

Konu **MasumuPak** tarafından (17.09.2008 Saat 13:44 ) değiştirilmiştir.
Alt 17.09.2008, 13:46 #11
Üniversite 4. Sinif
Bizimde kendi oruçlarımız war. 12 imamlar orucunu tutarız .. Burada dinden bahseden bir çok insandan inançlıyızdır biz. Kerbelanın evlatlarıyız biz...
Alt 17.09.2008, 15:22 #12
Ilkokul 3. Sinif
Hz Ali Ramazanda oruç tutmadı mı sorusuna cevap bekliyoruz.
Alt 17.09.2008, 15:27 #13
Üniversite 3. Sinif
Atakan2008 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Alevilerin inancındaki Allah senin inandığın Yüce Allah, Alevilerin inancındaki Peygamber senin inancındaki Peygamber Hz.Muhammed (s.a.a.) ve Alevilerin inandığı ve onun yolundan gittiği kutsal kitap senin de kutsalın olan Kur'an-ı Kerim'dir. Eğer bunda bir şüphen varsa ben derim ki sen Alevileri değilde kendi kendini yargıla bu daha da doğru olur.

peki ozaman neden alavilikte ramazan orucu yokmuş merak ediyorum. Bakın ramazan orucunu tutmamak ayrı bi konu ama kabul etmemek farklı...
Alt 17.09.2008, 15:29 #14
Super Moderato®
Atakan2008 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Alevilerin inancındaki Allah senin inandığın Yüce Allah, Alevilerin inancındaki Peygamber senin inancındaki Peygamber Hz.Muhammed (s.a.a.) ve Alevilerin inandığı ve onun yolundan gittiği kutsal kitap senin de kutsalın olan Kur'an-ı Kerim'dir. Eğer bunda bir şüphen varsa ben derim ki sen Alevileri değilde kendi kendini yargıla bu daha da doğru olur.

yanlız benim inandığım Allah benim inandığım peygamber ve benim inandığım kitap'ta farz olan emirler içerisinde RAMAZAN orucu mevcut,muharrem orucu nafiledir tutulması büyük sevaptır ama Sana Allah'ın farz kıldığı oruç ne; Ramazan orucu dimi güzel kardeşim...sence kimin fikirlerini bi yargılaması gerekiyor???
Alt 17.09.2008, 15:32 #15
Üniversite 3. Sinif
Angel of Death Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Bizimde kendi oruçlarımız war. 12 imamlar orucunu tutarız .. Burada dinden bahseden bir çok insandan inançlıyızdır biz. Kerbelanın evlatlarıyız biz...

Bizim kendi orucumuz var ne demek yaa...hepimiz müslüman deilmiyiz. hepimiz aynı değerlere inanmıyormuyuz. sizini bizimimi var. Yok eger var ise mantıklı bi açıklama yapmanız gerekir..
Alt 17.09.2008, 15:38 #16
Banned
jubakilla Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

yanlız benim inandığım Allah benim inandığım peygamber ve benim inandığım kitap'ta farz olan emirler içerisinde RAMAZAN orucu mevcut,muharrem orucu nafiledir tutulması büyük sevaptır ama Sana Allah'ın farz kıldığı oruç ne; Ramazan orucu dimi güzel kardeşim...sence kimin fikirlerini bi yargılaması gerekiyor???

"Kolay mı Divani gerçeğe ermek
Hasbahçe bağının gülünü dermek
Nene lazım elin kusurun görmek
Sen kendi aynana bak da öyle gel
" - DERTLI DIVANE



Alt 17.09.2008, 15:41 #17
Super Moderato®
ahirim Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

"Kolay mı Divani gerçeğe ermek
Hasbahçe bağının gülünü dermek
Nene lazım elin kusurun görmek
Sen kendi aynana bak da öyle gel
" - DERTLI DIVANE



ben kendimden eminim merak etmeyin...amaç kusur görmekde değil yanlışlıkarı telafi etmek... çok manidar olmuş verdiğiniz cevap teşekkürler..
Alt 17.09.2008, 23:48 #18
Gold Members
jubakilla Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

yanlız benim inandığım Allah benim inandığım peygamber ve benim inandığım kitap'ta farz olan emirler içerisinde RAMAZAN orucu mevcut,muharrem orucu nafiledir tutulması büyük sevaptır ama Sana Allah'ın farz kıldığı oruç ne; Ramazan orucu dimi güzel kardeşim...sence kimin fikirlerini bi yargılaması gerekiyor???

Orucun Arapça kelime karşılığı, “savm ve siyam” olarak geçer. Savm; hareketsiz kalmak, susmak anlamındadır. Kuran, savm kelimesinin, oruç tutmak ve susmak anlamında iki şekilde kullanıldığını işaret eder.ramazanın 30 gün olmadığı aşağıdaki yazıda gayet açıktır.. türkçe mealler hep çarpıtma içindedir..

Tüm bu açıklamalardan sonra Ramazan orucuna gelelim. Bu yazımda kimsenin ibadetinin doğruluğunu veya yanlışlığını yargılamak gibi bir telaşım yok, aslada olamaz. Herkese inanç sahibine sonsuz saygı içerisindeyiz, tek istediğimiz şey bizim duyduğumuz saygının bir nebzesinin de bize duyulmasıdır.

Ramazan orucu ile ilgili Kur’anda tek bir ayet vardır, o da Bakara suresi 185. ayettir: "Ramazan öyle bir aydır ki Kuran o ay içerisinde indirilmiştir. O Kuran ki doğru yolun apaçık inandırıcı belgelerini taşıyıcıdır, doğru ile eğriyi ayırt edicidir. Öyleyse içinizden bu aya erişenler oruç tutmalıdır. Hasta olanlarla yolculuk edenler için tutmadığı günü daha sonra kaza etmelidir. Allah size kolaylık göstermek ister, yoksa güçlük göstermek istemez. Bu da o sayılı günü tutmanız, sizi doğru yola ilettiğinden dolayı Allah'ı ululamanız, ona şükretmeniz içindir."

Bu ayet dışında Ramazan orucunun zikredildiği tek bir ayet dahi yoktur. Ama gelin görün ki, Bakara suresi ayet 183. ayette Ramazan ayının R' si dahi geçmezken; Türkçe meallerde Ramazan orucu olarak vurgu yapılmıştır. Şimdi Bakara Suresi 183. ayete bakalım: “Ey iman edenler! Oruç, sizden evvelkilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de farz kılındı. Bu sayede korunmanız umulmaktadır.” Ama gelin görün ki, Türkçe meallerde “Ey iman edenler! Sizden evvelkilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de Ramazan orucu farz kılındı. Ta ki günahlardan sakınasınız” diye geçer. Arapça’sında Ramazan ismi geçmezken, orucu meşrulaştırmak için, Allah’ın kelamına kalem katmak, bir âlime yakışır mı? Eğer o ayette Ramazan orucu vurgulanacak olsaydı, Cenab-ı Hakk kendisi Yüce kitabına yazdırırdı. (Ve ayetlerin geliş sırası, birçoğunun sandığı gibi değildir. Örneğin; Bakara Suresi 47. ayetin ardından 48. ayet gelmemiştir, başka bir surenin başka bir ayeti onu tamamlayıcı olarak gelmiştir.) Fecr Suresi 1. 2. 3. ayetlerin ardından Bakara Suresi 183. ayet nail olmuştur. Fecr Suresi ise Muharrem orucunu vurgular. Demek ki, Bakara 183. ayet Muharrem orucunun teyitidir. Allah, biz inananların üzerine Muharrem orucunu farz kılmıştır. Âdem Peygamberden buyana, tüm Peygamberlerin tuttuğu bir oruçtur.

Bakara Suresi 185. ayet, Hz. Muhammed’in peygamber oluşunun 15. yılında nail olmuştur. Öyle ise peygamber, 15 yıl boyunca hangi orucu tuttu? Ya da hiç oruç tutup ibadet etmedi mi? Bakara Suresi 183. ayete tekrar dönelim “sizden evvelkilere farz kıldığımız gibi…” diyor, Ramazan orucunun tebliğ zamanı belli, evvelki insanlar hangi orucu tuttu ki o orucu bize farz kılıyor. MUHARREM.

Tekrar konumuza dönecek olursak, ayet 185. ten de anlaşılacağı üzere, sayı belirtilmemiş, aksine tekil bir bildirim yapılmıştır. "Oruç tutmalıdır" diyor, “oruçları tutsunlar” demiyor, yani çoğul değil tekil bir bildirim var. Ve bir diğer husus şudur ki; "tutmadığı günü daha sonra kaza etmelidir" bu cümlede de tekil bir bildirim var. “Tutmadığı günleri” demiyor, “tutmadığı günü” diyor. “Bu da o sayılı günü tutmanız” diyor, peki nedir o gün? Dostlar tek bir gün bildirimi var, o gün diyor. Dikkat edecek olursak “Bu da o sayılı günüleri tutmanız” demiyor. Çoğul sayı yok.

Demek ki birilerinin savunduğu gibi 30 gün değil de; sadece bir gündür. O gün ise, Kuran’ın nail olduğu gün, yani Ramazan aynın 27. günü; Kadir Gecesi’dir.

30 Gün tutanlar bunu neye dayanarak tutuyorlar? Kuran gayet açık, tekil bir bildirim var ve Allah asla sayı bildirmemiş. Peki, neye dayanarak 30 gün tutuyorlar? Ne yazık ki Emevi’lerin Arap gelenekleri “Din” olup, Ramazan ayında da karşımıza çıkıyor.

Bazı kesimlerde şunu savunmaktadırlar; Hz. Muhammed’de 30 gün tuttu! Peki, bende şunu sormak isterim: Hz. Peygamber bu orucu tutarken, sizler onun yanında mıydınız? Eğer Hz. Muhammed Mustafa böyle bir oruç tutsaydı; onun her davranışını kendisine örnek alan Ehlibeyt, bu orucu devam ettirirdi. Hz. Muhammed için canını, serini veren, ailesi ve onun devamı olan Seyyidler, bu orucu tutmadıysalar, bu Araplara bir tepki değildir! Olan bir orucu ret değildir! İslam Dininde olamayan bir orucu, daha sonradan dini içtihat olarak dine soktukları içindir. Olmayan bir ibadeti de çok haklı olarak yapmamışlardır.

Tüm bunların ışığında gelinen sonuç şudur; olmayan bir ibadeti icraa eden büyük bir çoğunluk var, biz Aleviler de onlara saygı duyuyoruz. Ama bize de oruç tutmuyorsunuz diye tepki göstermesinler..................
(Alıntıdır)
Alt 17.09.2008, 23:55 #19
Üniversite 4. Sinif
catlee24 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Bizim kendi orucumuz var ne demek yaa...hepimiz müslüman deilmiyiz. hepimiz aynı değerlere inanmıyormuyuz. sizini bizimimi var. Yok eger var ise mantıklı bi açıklama yapmanız gerekir..


sorun şu kardeşim dinimiz islam. ama tek içinde herhalde sunniler, hanifiler yok! alevilerde war .Bizde islamız ve biz oruc tutmuyoruz diye bizi dıslayamazsınız.
Alevilikte ramazan orucu yok .. her mezhebin farklı ibadet sekli oldugu gibi alevilerinde kendilerine ait ibadetleri warki alevilikte ramazan orucuda yok. Mezheplerden kaynaklanıyor kardesim umarım yeterli olmusdur. Mezhep

Yani mezheplere baglı birşey bu.. alevilikte ramazan orucu ilk gün gecer. Muharrem ayıNda Xızır dedigimiz orucları tutarız. Nede olsa bunlarda İslamın bir parçası.. Aynı ramazan orucu gibi.. Siz ramazanı tutuyorsunuz ya bizdende tutmamızı bekliyorsunuz. O zaman sizde Xızır orucunu tutun.. Buda Allah'ın emridir.Nede olsa hepimiz Müslümanız..

Konu HeZaL*62 tarafından (18.09.2008 Saat 00:09 ) değiştirilmiştir.
Alt 18.09.2008, 01:27 #20
Super Moderato®
herkes kendi orucunu tutsun arkadaşlar kimin orucu doğru kiminki yanlış karşılığını ve mükafatını ebedi alemde Allah(c.c) göstericektir..saygılar..
Cevapla

Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodlari Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp Son Mesaj
Alevilikte 3 Sünnet, 7 Farz **MasumuPak** İnanç Tartışmaları 4 19.03.2009 13:31
Muharrem Orucu neden tutuluyor? Déjà Vu İnanç Tartışmaları 4 16.03.2009 13:37
MSN orucu bozar mı hocam?teknolojinin sorusu. gantepli27 Haber Arsivleri 15 20.11.2008 23:22
ALEViLiKTE CEM DEYiSLERi 3 ALBÜM kartali Silinen Konular ve Mesajlar 5 27.10.2008 21:04
Diyanet işleri'nden orucu bozan ve bozmayan durumlar gantepli27 Haber Arsivleri 0 03.09.2008 18:35

WEZ Format +2. Şuan Saat: 07:13.
Cayburg - Arşiv - Top - Iyiler - Web Stats
Rapidshare Uploaded.to Uptal.com Upshare.NET Filefactory.com Videolari, Video izle Fun, Fan Anket WinRAR | File Hosting Free Kurd Radyo Dinle Bedava Albüm Indir Yeni Albüm Albüm Paylasim .Net .Org
Powered by vBulletin® Version 3.8.1 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197