İSTANBUL (04.06.2008)- Hapishanelerde bulanan devrimci tutsaklar, yaptıkları açıklama ile Tuzla tersane işçilerinin yaşam hakkı mücadelesini selamladı. Tutsaklar, tersane işçilerine omuz vermeye, taleplerine destek olmaya ve 16 Haziran grevi ile dayanışmaya çağırdı.
Tüm hapishanelerde bulunan DHKP-C, Direniş Hareketi, MKP, MLKP, TİKB, TKEP/L ve TKP/ML dava tutsakları bir açıklama yaparak yaşam hakkı için mücadele eden Tuzla tersane işçilerinin grev iradesini selamladı. Hapishanelerden tersanelere destek mesajı verilen açıklamada 16 Haziran grevi ile dayanışma çağrısı yapıldı.
Devrimci parti ve örgütler davalarından tutsakların temsilcileri Fikret Akar, Murat Karayel, Ayhan Güngör, Hasan Polat, Erkan Altun, Nurattin Temel ve Ulvi Yalçın imzasıyla yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi.
Emekçi Halklarımıza
Tuzla'da tersane işçileri can vermeye devam ediyor. 17 Mayıs'ta Deniz Kaşıkeman 2,5 tonluk sac parçasının altında ezilerek hayatını kaybetti. Ertesi gün 18 Mayıs'ta Murat Çalışkan gemi güvertesinde açılmış olan delikten düşerek yaşama veda etti. Tersane patronlarının iş cinayetlerine kurban ettikleri işçi sayısı 96'yı buldu. Yalnız son 4 ayda 11 işçi cinayeti gerçekleşti. Tersane patronları ölümleri işçilerin ihmaline bağlayarak aşağılık yalanlarını sürdürüyorlar. Oysa gerçek nedenin kapitalist üretim tarzının kendisi ve patronların aşırı kar hırsı olduğu artık gizlenemez hale gelmiştir.
Tersanelerde ucuz işgücü sömürüsü, sigortasız ve sendikasız çalıştırma, kuralsızlık ve kayıt dışılık işçi ölümlerini kaçınılmaz kılıyor. Haftada 70 saati bulan aşırı çalışma süresi ve yoğun iş yükü nedeniyle işçilerin iskeleden düşüp ölmesi sıradanlaşıyor. İş güvenliği ve işçi sağlığı için gerekli harcamaları yapmaktan kaçınan ve böylece maaliyetleri düşük tutmayı amaçlayan tersane patronları seri cinayetlere imza atıyorlar. İş sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini maliyet arttırıcı masraf olarak gören tersane patronları işçinin sağlığından, yaşamından harcamayı tercih ediyorlar. Siparişleri yetiştirmek için zaman baskısı altında çalışılmasıyla ve sırayla yapılması gereken işlerin aynı anda aynı dar mekanda yapılmasıyla patlamaya ve yangına davetiye çıkarılıyor. Taşeron sistemi, tersane patronları için yüksek karlarını garantileyen ve tersane işçilerinin parçalanmasının örgütsülüklerinin birbirleriyle ölesiye sebahet etmelerinin bir aracı olarak kullanıyor. İş kazalarının tesadüf olmadığı, kapitalizm koşullarında bir kural ve düpedüz bir cinayet olduğu açıklık kazanmıştır. “Tersanelerde kaza değil yaşam bir tesadüf” olmuştur. Patronların en yüksek oranda kar etmelerini işçilerin canına ve kanına mal oluyor. O dev gibi gemiler, milyon dolarlık yatlar işçilerin işçilerin kan denizinde yüzdürülüyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik “Tuzlu konusu artık kangren olmaya başladı” diyor. Sanki gemi yapım ve onarım sanayinde dünya beşincisi olmakla övünen kendileri değilmiş gibi! Sanki o büyük tankerlerin ve lüks yatların işçilerin hayatları pahasına denize indirildiğini bilmiyorlarmış gibi! Denetimlerin yüzeyselliği ve cezaların caydırıcılıktan oluşu devletin tersane patronlarıyla kol kola olduğunun kanıtıdır. Tersane burjuvazisi patronları meclise milletvekili olarak çıkarken, işçiler arkadaşlarının cansız bedenlerini çıkarıyorlar tersaneden! Kapitalizm tüm üretim sektörlerinde olduğu gibi tersanlerde de, bir yanda dev tankerler, gemiler, ihtişamlı lüks yatlar şeklinde sermaye biriktiriyor. Diğer yanda tüm bu zenginlikleri yaratan işçilerin cesetlerinden dağlar oluşturuyor! Tüm o dünya dereceleri, üretim rekorları hepsi işçilerin cesetlerinden oluşan merdivene basılarak kazanılmıştır.
Kar hırsıyla dolu tersane patronları, acımasız taşeronlar ve sermaye işbirlikçisi Dog Gemi-İş sendikası iş cinayetleri karşısında sessiz kalıyorlar. İşçilerin yaşamlarının hiçe sayan hükümet ve devlet organları iş cinayetlerinde doğrudan sorumludurlar. Hepsinin ellerine işçi kanı bulaşmıştır. Sermaye ve faşizmin taşeronluğunu yapan Doggemi-İş tersane patronlarıyla kol kola girip terasane işçilerinin haklı mücadelesine saldırıyor. Tersane patronları mafyatik ve faşist güruhları örgütleyip Limter-İş ve alandaki devrimci-demokratik işçi kurul ve örgütlülüklerinin önünü kesmeye çalışıyorlar. En utanmaz ve aşağılık yalanlarla tersane işçilerinin haklı mücadelesini karalıyorlar. “Bölücüler”, “dış mihraklar” faşist demogojiye sarılıyorlar. “Bölücülük” umacası laflar, “dış mihraklar” gibi ucuz yalanlar tehditler, karalamalar tersane işçilerinin birileşik mücalesini parçalamak, örgütsüzleştirmek, sendikasızlaştırmak, korkuyla terbiye etmek için bir araç olarak kullanılıyor. Kapitalistler nezdinde işçinin Kürt, Türk, Laz, Çerkez, vb. olması, yerli yada göçmen olması, şu veya bu dinden mezhepten olmasının hiçbir önemi yoktur. Onları ilgilendiren tek şey daha fazla kar ve sömürü özgürlüğüdür. Tersane cinayetleri Türk, Kürt, Laz, Çerkez vb. milliyetlerine göre işçileri ayırmadan gerçekleşiyor. Patronların bu yalanları düpedüz bir korkunun ve kaybetmenin ifadesidir. 1 Mayıs'ta devrimcilerin, işçi ve emekçilerin ve tersane işçilerinin yükselttiği mücadeleden duyulan korkunun ifadesidir.
Limter-İş'in çağrısıyla ve tersane bölgesindeki diğer devrimci demokratik işçi kurum ve örgütlerinin katılımıyla 27-28 Şubat tersane havzası fiili grevi işçilerin yaşamlarını korumanın tek yolunun bu cinayet şebekesine karşı dişe diş mücadele olduğunu göstermiştir. Ve 16 Haziran'da grev bayrağı bir kez daha dalgalanacaktır, Tuzla tersanelerinde biz devrimci siyasal tutsaklar, tersane işçilerinin devrimci-demokratik örgütlerinin Limter-İş Sendikasının haklı mücadelesinin yanında olduğumuzu belirtiyor, mücadelelerin destekliyoruz.
Tersane işçilerinin yaşam çığlığı, yaşam en ücra köşelerinde yankılanıyor. F tipi hücrelerde, tercrit altındaki biz devrimci siyasal tutsaklara kadar ulaşıyor. Bizler bu çığlığı duyuyor, sahipleniyor ve destek veriyoruz. Sendikaları, demokratik kitle örgütlerini, aydın ve sanatçıları Kürt halkına yönelik saldırılara karşı kardeşlik şiarını yükselten, özelleştirme adı altında ülke kaynaklarının talan edilmesine direnmeyi görev sayan demokrasi güçlerin bütün halkımızı bu çığlığı duymaya, sahiplenmeye ve tersane işçilerinin yaşam hakları için yürüttükleri mücadeleye omuz vermeye, tüm taleplerine destek vermeye ve 16 Haziran Grevi ile dayanışmaya çağırıyoruz.
Sermaye düzeni ve faşist güçler tersane işçileri karşısında tek cephe olmuş saldırmaktadırlar. İş cinayetlerinin ve sermayenin saldırlarının karşısına örgütlenme ve grevle, kapitalizmin karşısına sosyalizm için mücadeleyle çıkmaktan başka yol yok! Soluğumuz, hapishanelerden tersanelere ulaşacak ve 16 Haziran'da grev halayına duracak, işçilerle birlikte olacağız.
DHKP-C, Direniş Hareketi, MKP, MLKP, TİKB, TKEP/L, TKP/ML
Fikret Akar, Murat Karayel, Ayhan Güngör, Hasan Polat, Erkan Altun, Nurattin Temel, Ulvi Yalçın
[Üye Özel | Für Mitglieder | For Members]