![]() | |
![]() |
| | Seçenekler |
| | #1 |
| Guest | |
| | #2 |
| Bronze Members | Bir sürünün üzerine atılacak kurt, onun sayısını düşünmez. (Büyük İskender)......Teşekkürler.. |
| | #3 |
| Guest | Çanakkale Kara Savaşları -------------------------------------------------------------------------------- ARIBURNU MUHAREBELERİ (25 NİSAN-20 ARALIK 1915) Birinci Dünya Savaşı’nın gidişatını değiştiren Çanakkale Muharebeleri; önce boğazda geçen ve 18 Mart 1915’te İngiliz ve Fransız donanmalarının yenilgisiyle sonuçlanan deniz harekâtı, bunu izleyen Gelibolu Yarımadası ve Anadolu yakasında geçen kara muharebeleri şeklinde cereyan etmiştir. Zamanın en ileri teknoloji ürünü silahlarıyla donatılmış üstün düşman kuvvetlerine karşı eski toplar ve yetersiz cephaneyle savunma yapmak zorunda kalan Türk birlikleri insanüstü mücadele vererek bir destan yaratmışlardır. Deniz muharebelerindeki yenilgiden sonra karaya asker çıkarmak suretiyle Gelibolu Yarımadası’nı ele geçirmeye karar veren İtilaf devletleri, 25 Nisan 1915’te Arıburnu ve Seddülbahir bölgelerine çıkarma yapmışlardır. Arıburnu bölgesi için Avusturalya ve Yeni Zelandalılardan oluşan Anzak Kolordusu ile 2’nci Tali Filo görevlendirilmiştir. İlk çıkarmanın Kabatepe-Arıburnu arasındaki bölgeye yapılması planlanmış olmasına rağmen çıkarma araçlarının akıntının etkisi ile kuzeye kayması sonucu Büyük ve Küçük Arıburnu bölgesine çıkarma yapılmıştır. Arıburnu bölgesine çıkan Anzak Kolordusunun karşısında, gözetleme görevi yapan iki mangadan ibaret bir Türk birliği bulunuyordu. Anzakların şiddetli topçu ve donanma ateşleri karşısında inatla direnen bu birliğin imdadına 27’nci Alay yetişerek Kemalyeri-Merkeztepe genel istikametinde Anzak kuvvetleri üzerine taarruza başlamıştır. Bu sırada 19’uncu Tümen Komutanı olan Kurmay Yarbay Mustafa Kemal (ATATÜRK), kendi inisiyatifini kullanarak 57’nci Alay ile bir dağ bataryası ve bir sıhhiye müfrezesini Kocaçimen’e yöneltmiş ve Conkbayırı’na doğru ilerleyen Anzak kuvvetlerine karşı taarruza geçmiştir. Kurmay Yarbay Mustafa Kemal Conkbayırı’na çıkarken dağınık olarak çekilmekte olan bir er grubuna: “Neden çekiliyorsunuz? Düşmandan kaçılmaz, düşmanla savaşılır. Cephaneniz kalmadıysa süngüleriniz vardır. Süngü tak, yere yat...” komutu vererek olaya tam zamanında el koymuştur. 57'nci Alaya da: “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve komutanlar gelebilir.” şeklinde taarruz için emirler vermiştir. Kurmay Yarbay Mustafa Kemal’in emrindeki birliklerin İtilaf donanmasının yoğun bombardıman ateşi altında Anzaklar üzerine yaptıkları taarruz sonucunda buradaki Anzakların ilerlemesi durdurulmuştur. Kilit noktası durumunda olan Conkbayırı ve Kocaçimen Tepelerinin tutulması sağlanmış ve Anzaklar geri çekilmeye mecbur edilmiştir. Güneyden taarruz eden 27’nci Alayın harekatı da başarılı olmuş ve Anzaklar hem güneyden hem de kuzeyden dar bir kıyı şeridinde sıkıştırılmıştır. Başkomutan Enver Paşa ile 5’inci Ordu Komutanı Liman Von Sanders birlikte bir plan hazırlamışlar ve Arıburnu’ndaki İtilaf kuvvetlerini yerlerinden söküp atmak üzere yeni bir taarruz yapmaya karar vermişlerdir. 19 Mayıs 1915’te yapılan taarruz, İngiliz ve Anzakların çok şiddetli, etkili yan ateşi yapan makineli tüfeklerinin, piyade ateşlerinin ve el bombalarının etkisiyle durdurulmuştur. Türk birlikleri eski mevzilerine dönmüşler ve burada bulundukları hatları savunarak tahkime çalışmışlardır. Bundan sonra muharebeler, mevzii muharebelerine dönüşmüştür. Mayıs ayının sonlarına doğru Arıburnu bölgesindeki muharebeler şiddetini kaybetmeye başlamıştır. Arıburnu bölgesinde karşılıklı taarruzlar 1915 yılı Ağustos ayına kadar sürmüştür. Ancak 27 Nisan 1915’te oluşan mevziler (Cesarettepe doğusu-Bomba Sırtı-Kırmızı Sırt-Kanlısırt) değişmemiştir. İngilizlerin 6 Ağustos’ta Arıburnu’na yeni kuvvetler çıkararak Kanlısırt istikametinde taarruza başlamaları sonucu muharebeler şiddetlenmiştir. Yapılan karşılıklı taarruzlar sonucunda çok kanlı muharebelere rağmen bir sonuç elde edilememiş ve İngilizlerin Kanlısırt’a yönelttikleri taarruzlar Türk birlikleri tarafından püskürtülmüştür. Ancak Türk taarruzları da İngilizlerin çok sayıda el bombası kullanması sonucu durdurulmuştur. İngilizler, 6 Ağustos 1915’te Conkbayırı’na da taarruza geçmişlerdir. Böylelikle Conkbayırı güneyi-Kocaçimen blokuna hâkim olan İngilizler, Çanakkale Boğazı’na ulaşarak boğazı kontrol eder duruma geleceklerdi. Bu bölgede bulunan 19’uncu Tümen Komutanı Kurmay Albay Mustafa Kemal, birlikleri ile yaptığı başarılı savunma ve karşı taarruzlar sonunda İngilizlerin taarruzlarını sonuçsuz bırakmış ve İngilizlerden önce Conkbayırı ve Kocaçimen Tepesi bölgesini kapatarak onların amaçlarına ulaşmalarını engellemiştir Aralık 1915’e kadar Arıburnu bölgesinde önemli bir gelişme olmamış, zaman zaman mevzi çatışmaları devam etmiştir. Ancak bu tarihten sonra İtilaf devletleri, Çanakkale Cephesi’ne kuvvet ayıramayacaklarını, buradaki amaçlarına ulaşamayacaklarını ve Türk birliklerinin bölgedeki savunmasını söküp atamayacaklarını; kısacası Çanakkale’nin geçilmez olduğunu anlamaları sonucunda 7 Aralık 1915’te Çanakkale Cephesi’nin boşaltılmasına karar vermişlerdir. İngilizler 8-20 Aralık 1915’te Anafartalar ve Arıburnu bölgelerini boşaltmışlardır. SEDDÜLBAHİR MUHAREBELERİ (25 Nisan 1915 - 9 Ocak 1916) 11 Kasım 1914’te Birinci Dünya Savaşı’na giren Osmanlı Devleti’nin savaştığı cephelerden biri, Çanakkale Cephesidir Çanakkale Muharebeleri, denizde ve karada olmak üzere dokuz ay sürmüş ve çok şiddetli çarpışmalara sahne olmuştur. İngiliz Deniz Bakanı Winston Churchill’in önerileri doğrultusunda cephenin açılmasını kabul eden İngiliz Hükûmeti, 17 Şubat 1915’te Boğaz’ın donanmayla geçilmesine karar vermiştir. İlk bombardıman 19 Şubat 1915 sabahı başlamıştır. Ancak İtilaf devletleri donanması o gün istediği sonucu alamamıştır. Daha sonra da Boğaz’dan bombardımana devam edilmiştir. Boğaz’a en büyük saldırı 18 Mart 1915’te yapılmıştır. O gün yapılan muharebede ise Müttefik donanmasından üç muharebe gemisi (İrresistable, Ocean, Bouvet) batmıştır. İki muharebe gemisi ve bir muharebe kruvazörü de (Inflexible, Gaulois, Suffren) ağır hasara uğramış, mayınlar da onlara son darbeyi vurmuştur. Böylece Müttefik donanmasının Boğaz’ı terk etmesiyle tarihin bu büyük “Boğaz Muharebesi” Türklerin kesin zaferiyle sonuçlanmıştır. 18 Mart yenilgisinden sonra Müttefikler, karaya asker çıkarmak suretiyle Gelibolu Yarımadası’nı ele geçirmeye karar vermişlerdir. 25 Nisan 1915’te Müttefik kuvvetler, Seddülbahir ve Arıburnu’na donanmanın ateş desteği altında asker çıkarmaya başlamışlardır. Seddülbahir’de, Sarıtepe güneyi, İkiz Koyu, Teke Koyu, Ertuğrul Koyu, Morto Koyu’na çıkarma harekâtına başlamışlardır. İlk hedef olarak Alçıtepe ele geçirilecek, Kilitbahir platosuna ilerlenerek merkez tabyaları susturulacak, boğaz giriş bölgesi elde edilecekti. 25 ve 26 Nisan günlerinde, Türk askerinin direnişi karşısında çok büyük zayiat veren İngiliz kuvvetleri hedefleri olan Alçıtepe’yi ele geçirememişlerdir. Donanmanın ateş desteği ve takviyeler ile kıyıda tutunabilmişlerse de bu mevkii ele geçirmek amacıyla birkaç kez daha girişimde bulunmuşlardır. Bu amaçla tekrar harekete geçen 2 İngiliz, 1 Fransız tugayından oluşan Müttefik ordusu, 28-30 Nisan 1915 tarihleri arasında yapılan 1’inci Kirte Muharebesi’nde Türk askerinin savunması karşısında başarısızlığa uğramış ve ilk mevzilerine geri dönmek zorunda kalmıştır. 2’nci Kirte Muharebesi’nde (06-08 Mayıs 1915) de 2 tümenle taarruza başlayan Mütetfik kuvvetleri Türk birliklerinin karşı taarruzlarıyla geri püskürtülmüştür. Arıburnu Cephesi’nde Türk birliklerinin 19 Mayıs’ta başlattığı taarruzun başarısızlıkla sonuçlanması üzerine Müttefik kuvvetlerin komutanı General Hamilton, bu durumdan yararlanarak Yassıtepe-Alçıtepe hedeflerini ele geçirmek amacı ile taarruza karar vermiştir. Taarruzunun ara hedefi olarak üçüncü defa Kirte köyüne yönelmişlerdir. 3’üncü Kirte Muharebesi (04-06 Haziran 1915) olarak adlandırılan bu muharebede, İngiliz ve Fransız kuvvetleri mevzilerimize 200 - 400 metre kadar girmişse de Türk ihtiyat birlikleri devreye girerek kısa zamanda bu girmeleri durdurmuştur. Bundan sonra Fransız Kolordusu, Kerevizdere sırtlarına yönelmiştir. 21-22 Haziran 1915 tarihleri arasında yapılan 1’inci Kerevizdere Muharebesi’nde, Türk savunması karşısında Fransız taarruzları bir sonuç vermemiştir. Seddülbahir bölgesi muharebeleri içinde Türklerin en çok zayiat verdikleri muharebe, 28 Haziran-05 Temmuz 1915 tarihleri arasındaki Zığındere Muharebesi’dir. Zığındere’yi ele geçirmek isteyen İtilaf kuvvetleri bu muharebede hedeflerine ulaşamamışlardır. Kerevizdere sırtlarını ele geçirmek için deniz ve kara topçularınca desteklenen İngiliz ve Fransız tümenleri tekrar taarruza geçmişlerdir. 2’nci Kerevizdere Muharebesi (12-13 Temmuz 1915) olarak adlandırılan bu muharebede Türk kuvvetlerinin karşı taarruzları ile İtilaf kuvvetlerinin ilerlemesi durdurulmuştur. Seddülbahir bölgesindeki harekât, diğer bölgelerde olduğu gibi Ağustos ayından itibaren mevzii muharebesine dönüşmüştür. ÇANAKKALE KARA SAVAŞLARINDA GÜNEY CEPHESİ SEDDÜLBAHİR BÖLGESİ itilaf kuvvetleri, Türk birliklerinin asıl kuvvetlerinin iç bölgelerde, düşman gemilerinin top menzilinden içeride olmalarından dolayı kıyılarda tutunabilmişler ancak ileriye iç bölgelere ilerleyememişlerdir. Ayrıca Saros Körfezi'ne İngilizler, Kumkale ve Beşike'ye, Fransızlar sahte çıkarma harekatları düzenleyerek Türk kuvvetlerini buraya bağlayıp Gelibolu yarımadasına kuvvet gönderilmesini engellemek istemişlerdir. Bu sahte saldırılar Türk kuvvetleri tarafından püskürtülmüştür. 25-26 Nisan Seddülbahir kıyı muharebelerinde düşman hedefine ulaşamayınca 28 Nisan'da Kirte (Alçıtepe) Köyü'nü ele geçirmek için tekrar saldırdılar.Seddülbahir'deki düşmanı denize dökmek için 1-2 ve 3-4 Mayıs geceleri Türk kuvvetleri taarruza geçtilerse de başarılı olunamamıştır. Türk taarruzlarının hemen ardından düşman kuvvetleri Seddülbahir bölgesinden içerilere dalmak, Kirte'yi almak için ikinci defa saldırıya geçtiler. Bu saldırılara 2. Kirte Muharebesi denir. Ancak 6,7,8 Mayıs tarihlerinde yapılan bu taarruzlarda da hedeflerine ulaşamadılar. Arkasından da 4-6 Haziran'da 3. Kirte Muharebesi cereyan ettiyse de düşman yine başarılı olamadı. Düşman 21 Haziran'a kadar yaptığı taarruzlarda Türk cephelerini yağmalamıştı. Bunun üzerine hem daha fazla donanma desteğini sağlamak hem de Türk cephelerini parçalamak düşüncesi ile 21-22 Haziran 1915'te Kerevizdere bölgesine taarruz ettiyse de başarılı olamadı. Bunun üzerine düşman denize yakın olan Zığındere Mevkii'nde Türk mevzilerine 28,29 Haziran'da taarruz etti. Ancak yine bir sonuç alamadı. Türk kuvvetleri bu bölgede 2 Temmuz'da karşı bir taarruz yaptı, ancak başarılı olunamadı ve geri çekilmek zorunda kalındı. Düşman bu taarruzlara cevap olarak 12-13 Temmuz'da Kerevizdere'ye ikinci kez taarruz etti. Fakat bu kez yine Türk ordusunun güçlü mukavemeti ile karşılaştı. 6-7 Ağustos günleri Seddülbahir bölgesinden Arıburnu bölgesine Türk kuvvetlerinin kaydırılması için Kirte istikametinde yine saldırsalar da başarılı olamadılar. İngiliz genel kurmayı deniz kuvveti ile boğazı geçemeyeceklerini anladıktan sonra amaçlarına kara muharebesi ile ulaşma denemesine karar vermiş ve bu yolla 25 Nisan 1915 sabahı çıkarma harekatına başlamışlardı. Bu maksat için görevlendirilen İngiliz ve Fransız kara kuvveti irili ufaklı 84 taşıt gemisi ile Gelibolu yarımadası kıyısına çıkarılacaktı. Bu kuvvet 63 bin İngiliz, 12 bin Fransız askeri, değişik cins ve çapta 140 topla mücehhez altı tümen ve bir piyade tugayından oluşuyordu. Doğu Akdeniz Seferi Kuvvetleri Baş Komutanı General Hamilton, Çanakkale'de asıl çıkarma yeri olarak Seddülbahir ve yakın çevresi kıyılarını seçmişti. Bu bölgenin taktik derinliklerini Alçıtepe bloğunu bir hamlede ele geçirmek ve boğazdaki Türk topçusunun üzerine çöken etkin bir kıyı başı mevzii tutmak istiyordu. Bölgedeki harekat Alçıtepe'den sonra birkaç yönlü gelişmelere tâbi olacaktı. Dağınık Türk kuvvetlerini çiğneyip Alçıtepe plan hedefine varabileceğini düşünmek doğaldı, fakat bu mümkün olmadı. Çünkü bu saldırılar Türk kuvvetleri tarafından püskürtülmüştür, düşman hedefine ulaşamamıştır. SAROS KÖRFEZİ ÇIKARMASI Bu çıkarma bir gösteri ve aldatmaca çıkarmasıydı. Türk kuvvetlerini bu bölgeye çekmek için akşama doğru 1200 kişi karaya çıkarıldı ve bu bir müddet sonra geriye alındı. BEŞİKE LİMANI ÇIKARMASI Bu da bir gösteri çıkarmasıydı. 25 Nisan'da bir Fransız kruvazörü ve üç torpido muhribi desteğinde yapılan çıkarma, aniden yoğun sisin bastırması ile durduruldu. KUMKALE ÇIKARMASI Bu çıkarma da bir gösteriş niteliğinde çıkarmaydı. Kıyıya Altıncı sömürge piyade alayı çıkmıştır. Savunma birliklerimizin parça parça kullanılmasından dolayı düşmanı denize dökmek mümkün olmadı. Düşman 27 Nisan'da Morto Limanı'na çıkabilmek için Kumkale'yi terk etti . Buna rağmen Fransızlar 778, Türk birlikleri ise 1735 kişi zayiat vermiştir. 24-25 Nisan 1915 gecesi uykusuz geçirilmişti. Gecenin ilk saatleri sakin geçirildi. Düşmanın uzak mesafelerde dolaşan karakol gemilerinden başka bir şey görünmüyordu. Deniz durgun, hava ılıktı. Gece yarısına doğru düşman gemilerinin aniden kıyı sularına toplandıkları görüldü. Şiddetli top ateşi açıldı.25 Nisan saat 04:30'da gemilerden cehennemi bir ateş açıldı. Ayrıca, Queen Elizabeth gemisi taşıdığı 38'li taretleri ile filoyu destekliyordu. Ayrıca Fransızlar, bu bölgeye sahte çıkarma harekatları düzenleyerek Türk kuvvetlerini buraya bağlayıp Gelibolu yarımadasına kuvvet gönderilmesini engellemek istemiştir. Seddülbahir sırtları sayısız infilaklarla kaynıyordu. Ateş yoğunluğu ileri hat siperlerimizin üzerlerine oturtulmuştu. Bu saldırıya rağmen bu küçük Türk birlikleri ellerinde bulunan piyade tüfeklerine ve kanındaki cevhere dayanarak göğsünü düşmana açarak savaşıyordu. Çanakkale'nin kan ve barut kokan destanını olayların içinde gün be gün yaşamış İngiliz baş komutanının tuttuğu günlük notları tarihi bir belge olarak renk katıyor. General Hamilton bakın bu günü nasıl anlatıyor. " Amiral De Robec ile, benim bulunacağım yer Queen Elizabeth'in köprü üstü. Danışma karargahım ise 6 inçlik top bataryası içindeki çelik kulede mevkii aldılar. Böylece , tek gemi halinde seyrettik ve saat 04:30'da Seddülbahir açıklarına ulaştık. Her yer sessiz ve kül rengi . Buradan Kabatepe yönüne rota verdik ve yarı yolda Türkler, Helles burnu tabyalarından ağır top atışına başladılar. Halen Kabatepe açıklarındayız. Güneyden çıkarma tam yüklenerek başladı. Şarapneller deniz üzerinde infilak ediyor, parçaları suya çarpıyor. Makineli tüfekler mermi yağdırıyor, mermi üzerimizden aşıyor, artık her cephede savaş başladı. Güneye doğru rota değiştirdik, tekke burnu doğusundaki sahaya yaklaştık. Başarılı çıkış harekatı icra ediliyor ama kanlı ve zalimcesine....yer gök karışıyor ve Türk toprakları hallaç pamuğu gibi atılıyordu." ALÇITEPE MUHAREBESİ Doğu Akdeniz Seferi Kuvvetleri Baş Kumandanı General Hamilton, Çanakkale 'de asıl çıkarma yeri olarak Seddül-bahir ve yakın çevresi kıyılarını seçmişti. Yukarıda ifade edildiği gibi bölgenin taktik derinliklerini kilitleyen Alçıtepe bloğunu bir hamlede ele geçirmek ve boğazdaki Türk topçusunun üzerine çöken etkin bir kıyı başını mevzii tutmak istiyordu. Çıkarma yapacak olan 29. İngiliz piyade tümeni için beş ayrı çıkarma noktası saptamıştı. General Hamilton bu çıkarma yerleri hakkında büyük umutlar beslemekteydi. Kirte'deki Türk ihtiyatları çok zayıf ve perakende birliklerdi. Saraf'ın çiftliği çevresindeki ihtiyat grupmanı yaklaşık bir alay kuvvetinde olup mesafe bakımından da uzaktı. Bu bakımdan çıkarılacak kuvvetlerin hareketi Kirte doğrultusunda erkenden birleştirilebilirdi. Bölgedeki Türk savunması çözülür ve beş yerde yapılan çıkarmalar derinlikte birleşerek Alçıtepe üzerine bir sel gibi akabilirdi. Takviyeli 29. İngiliz Tümenin ancak iki taburdan ibaret Seddülbahir-Kirte eksenindeki dağınık Türk savunma kuvvetlerini çiğneyip Alçıtepe plan hedefine varacağını düşünmek doğaldı. Fakat, bu mümkün olmadı. Çünkü kıyılara dağılmış bulunan küçük Türk müfrezeleri denizden gelen çelik ateş ve insan sellerine karşı onların asla tahmin etmedikleri bir inanç ve pervasızlık ile direnecek her yerde savunmayı hareketlendirip ileriye atılacak ve amfibi harekat üstünde adeta bir ölüm fırtınası gibi esecekti. Çıkarmayı kıyılar şeridinde söndüren İngilizlerin Alçıtepe'ye ebediyen hasret bırakan asıl gerçek bu idi. Türk birlikleri giriştikleri savunma muharebelerinde çoğu kez taktik kuralları da aşan kendilerine özgü civanmert tutumları ile muharebe sahasına hakim olmuşlar ve ölümden ötesini ararcasına dövüşerek Çanakkale'nin adını tarihselleştirmişlerdir. TEKE VE ERTUĞRUL KOYU ÇIKARMASI Üçüncü tabur on ikinci bölük Teke Koyu'ndaki mevzilerinde hazır beklemekteydi. 40 kadar küçük deniz araçlarına yüklenmiş bir piyade taburu kadar tahmin edilen düşman kuvveti saat 06:00 'da sekiz dizi halinde kıyılara çekildiler. Donanma ateşleriyle bu çıkarmayı desteklemekte idi ve ateşleri 12. bölük mevziine oturtulmuştu. Bu ateş altında bölüğün siperleri çökmüş kumlu yerlerdeki mevzii ve tel örgü hatları birbirine karışmış fakat bölüğün erleri bulundukları çukur ve sütretlerde yuvarlanıp eski düzenlerini bozmamışlardı. Düşman taşıtları kıyı sularına düşer düşmez 12. bölüğün birden bire şahlanarak mevziilerinden çok şiddetli ve isabetli tüfek ateşleri çıkarma birliklerinin birbirine girmesine sebep oldu. İngiliz hücum birlikleri yalnız iki takımdan ibaret Türk kuvvetinin ateşleri ile büyük zayiat vermişti. Teke koyundaki ilk hesaplaşma bu şekilde kapandı. Türklerin buradaki mevziileri İngiliz donanması tarafından bir kez daha ağır bombardımandan geçirildi.12. bölüğü tamamen yok etmek ve kıyılarda sağ kalan İngilizleri yaşatmak için elden gelen her şeye başvuruyorlardı. Saat 06:00'da Ertuğrul Koyu'na tertiplenme çıkarma araçları 400 metre mesafeye gelince bütün hafif ve ağır silahlarıyla topları koy üzerinden ateşlerini topladılar. Saat 06:30'da yirmi filika kıyı üstüne düşerken 10. bölükten çok şiddetli bir tüfek atışı başladı. Türk bölüğü dişini sıkıp son ana kadar sabrederek tam zamanında çıkarma kafilesini bastırmıştır. Atışlar hızlı ve çok isabetli oluyordu. Düşman bozguna uğramıştı. Can kaygısı ile sulara atlayanlar, boğulan ve sularda vurulanlar çoktu. Ertuğrul Koyu muharebelerine ilkin 10. piyade bölüğü başlamıştı. Fakat River Clyde harekatı olan 2. harekat başlarken tabur komutanı binbaşı Mahmut Sabri durumu tehlikeli görerek 11. bölükten bir kısım kuvvet ile bu kanadı takviye etmişti. İşte 25 Nisan'da düşmanın asıl çıkarma eksenine büyük zayiat verdirerek büyük bir başarı kazanan bu bir buçuk bölüklü Türk kuvveti idi. İngiliz ve İrlanda taburları %70 zayiat vermişlerdir. İngiliz harp tarihinin Ertuğrul Koyu ilk çıkarma muharebesini açıklayan şu cümleler büyük anlam taşımak-tadır. " Karaya çıkmak için yapılan herhangi bir harekete karşı atışlar derhal o noktada toplanıyordu.Türklerin ateş disiplinleri cidden hayrete şayandı. 25 Nisan'da güneydeki Türkler bir zafer kazanacak sayıda değillerdi, fakat komutanlarının azmi onlara çok önemli yararlar sağladı. Sed-dülbahir'deki küçücük Türk garnizonu deniz topçusunun dehşet veren ağır etkisini ilk kez tatmış olmasına rağmen 25 Nisan sabahından akşamına kadar yerlerine inatla sarıldılar ve savunmada anlatılması imkansız işler gördüler." İngiliz harp tarihine böyle altın harflerle geçen komutanın adı; Ezine'li Yahya Çavuş idi. Seddülbahir kıyılarına çıkarma yapan İngiliz kuvvetleri, bu kıyıları savunan kahraman Türk askerinin çok şiddetli mukavemeti ile karşılaşmışlardır. Bu çıkarma sırasında 26’ncı Alayın 3’üncü Taburu da her türlü takdirin üzerinde bir cesaret ve kahramanlıkla Müttefik kuvvetlere karşı mücadele etmiştir. Bu taburun komutanı Binbaşı Mahmut Sabri Bey, taburun yarı mevcudunu kaybettiği hâlde çekilmeyi düşünmemiş ve karşı taarruzla zafer azim ve kararını muhafaza etmiştir. Bu sırada Alaya bağlı beş mangadan oluşan bir takıma, başında subay kalmadığı için Ezineli Yahya Çavuş komuta etmiş ve Ertuğrul Koyu’nu 12 saat savunarak çıkarma yapan İngilizleri bertaraf etmiştir. 1962’de Seddülbahir köyünün iki km batısında Göztepe mevkiinde Yahya Çavuş ve arkadaşları için inşa edilen anıta yazılmış olan: “Bir kahraman takım ve Yahya Çavuş’tular Tam üç alayla burada gönülden vuruştular. Düşman tümen sanırdı bu şahane erleri Allah’ı arzu ettiler, akşama kavuştular.” sözleri Yahya Çavuş ve nice Yahya Çavuşları anlatmaktadır Çanakkale Savaşı sonunda, İtilaf devletleri denizden ve karadan Boğazı aşamayarak Aralık 1915’ten itibaren çekilmeye başlamışlardır. 8-9 Ocak 1916 gecesi, Seddülbahir’deki son birliğin de geri çekilmesiyle Çanakkale Cephesi’ndeki muharebeler Türklerin zaferiyle sona ermiştir. |
| | #4 |
| Lise 3. Sinif | çanakkale bir destan bir ruhtur |
| | #5 |
| Silver Members | eyvallah kardesim süpper bir olaya imza atmıssın. Geçmişini unutup 2 - 3 kelime söyleyip kendilerini büyük gören insanlar, unutmayın ki onların sayesinde yasıyorsunuz yatın kalkın şükredin. Biz onların torunlarıyız. Bunu Unutmayın |
| | #6 |
| Ilkokul 4. Sinif | Teşekkürler... |
![]() |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | Son Mesaj |
| Ebru fotoğraf sergisi İzmirlilerle buluştu | A-ydin | Kültür Sanat Haberleri | 2 | 27.08.2008 16:28 |
| Bozüyük te Çanakkale Savaşları Müzesi açıldı | CP Robot | Silinen Konular ve Mesajlar | 0 | 07.11.2007 13:00 |
| Gaziantep te Fotoğraf Sergisi | CP Robot | Silinen Konular ve Mesajlar | 0 | 15.10.2007 22:20 |
| Gelibolu da Semazenler Fotoğraf Sergisi Açıldı | CP Robot | Silinen Konular ve Mesajlar | 0 | 30.09.2007 17:50 |