20.05.2008, 00:34
|
#1 |
| | Ezginin Günlüğü EZGİNİN GÜNLÜĞÜ Nadir Göktürk 1950 Mersin doğumlu. Türk Musikisi Devlet Konservatuarı mezunu. Grubun kurucularından. Müzikleriyle ve şarkı sözleriyle gruba katkı sağlıyor. Ayrıca bugüne dek birçok sinema filmi ve belgesel film için müzikler yazdı. Hüsnü Arkan 1958 Kınık doğumlu.Hukuk fakültesini bitirdi.1993 yılında gruba katıldı. Şarkı sözleri ve müzikleriyle gruba katkı salıyor. Grupta şarkı söylüyor. "Ölü kelebeklerin Dansı" ve "Menekşeler Atlar ve Oburlar" adlı iki romanı yayınlandı. 1977 Gebze doğumlu. İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarı mezunu. 2002 yılında gruba katıldı. Grupta şarkı söylüyor. Cafer İşleyen 1976 istanbul doğumlu. Zuğaşi Berepe ve Dinmeyen gruplarında müzik yaptı. Çok sayıda sinema filmi için müzik yazdı. 2007 yılında gruba katıldı. Grupta flüt çalıyor. Erkan Gürer 1970 Tokat doğumlu. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Fakültesi mezunu.Çeşitli gruplarda bas çaldı. 1993 yılında Ezginin Günlüğüne katıldı. Sedat Yapıcı 1971 Gaziantep doğumlu. Marmara Üniversitesi sinema televizyon bölümü mezunu. 1993 yılında gruba katıldı. Grupta gitar çalıyor. Ayrıca; 1998 yılında yayınlanan Aşk Yüzünden albümündeki Sarhoş Balık ve Topal Martı ile 2000 yılında yayınlanan Rüya albümünden Elma şarkılarının kliplerini çekti. Gökhan Tümkaya  1976 İskenderun doğumlu. İstanbul Üniversitesi SBF İşletme Bölümü mezunu. 2001 yılında gruba katıldı. Grupta davul çalıyor. BASINDAN Ezginin Günlüğü yeni albümü “İlk Aşk” ı çıkardı. 20 yıldır severek dinlediğimiz Ezginin Günlüğü, bu kez karşımıza “İlk Aşk” ile çıktı. Grubun “demirbaşı” Nadir Göktürk ile yeni albümü ve arkasındaki seneleri konuştuk. • Ezginin Günlüğü çok eski bir grup. O zamandan bu zamana çok değişim oldu mu grupta? 1990 yazında, benden başka kimse kalmamıştı grupta ve o tarihte yeni bir ekip oluşturuldu. Zaman zaman tek tük değişişlikler olsa da; bu kadro aynı şekilde devam ediyor. Şu anda yeni bir kadın vokalistimiz var mesela. • Siz grubun en eski elemanısınız. Hiç yılmamışsınız. Gidenler yıldılar diye bir şey yok tabii ki, ama uzun zaman geçiyor. Ezginin Günlüğü kurulalı 20 yılı geçti ve bu süre içinde insanların hayatları doğal olarak değişti. • Ezginin Günlüğü, 1980’ li yıllarda kuruldu. Albümde “1980” diye bir parça da var. Nasıldı sizce 1980’ler? “1980”, müziği bana, sözleri Hüsnü Arkan’a ait bir parça. Sözleri o yazdığı için daha iyi bilir ama biz zaten mesajlarını çok direkt veren sözler yazmıyoruz. Biraz tülün arkasında, kendini açmayan sözler bizimkiler. O yüzden tam bir açıklama yapamasam da, 1980’lerin bizim için çok şey ifade ettiği kesin. Özellikle Türkiye için... 12 Eylül sonrası radikal değişiklikler oldu çünkü. Çok ciddi biçimde tüketim toplumuna dönüştü Türkiye. Toplumda ciddi bir dağılma ve dejenerasyon oldu. Sonrasında da her şey hızlandı. • Müzik de hızlandı tabii...? Toplumdaki bütün her şey müziğe de yansıdı elbette ve şarkılar da çok çabuk tüketilir oldu. Tüketilmek üzere yapılmaya başlandılar. Kalıcılık kıymetini kaybetti. Belki de biz de bu arada geri kafalı olarak kaldık. Bu hıza ayak uyduramadık. • Sizin böyle bir derdiniz var mı ki? Belirli bir dinleyiciye sahipsiniz hep. Müzik tüketicilerinin özellikle gençler olduğunu düşünüyorum ve bizim zamanımızdan beri iki kuşak gelişti. O zamanki gençler, yirmi yılda orta yaşa geldiler hatta yaşlanmaya başlıyorlar. Şimdi de onların çocukları geliyor. O zamanki kuşak konserlere fazla gitmiyor artık, Bu, benim kendime de yaptığım bir eleştiri. Ben de eskisi kadar sinemaya gitmiyorum, kitap okumuyorum, albüm satın almıyorum... •Neden öyle? Birçok sebebi var. İnsan yaşı ilerlemeye başlayınca bazı şeyleri biliyor gibi oluyor, gerek görmüyor. Bu, doğru bir şey değil tabii. Bir yandan da ekonomik zorluklar. İnsanlar bir yerden sonra çocuklarını düşünüyorlar daha çok. O yüzden Türkiye’de çocukları hedef alan albümler çok satıyor mesela. •Sizin konserlerinize eski tüfekler çocuklarını alıp gelmiyorlar mı? Çocuklarıyla birlikte gelmiyorlar ama çocukları geliyor. Geçen konserde birkaç genç gelip; “Ezginin Günlüğü’nü anne babalarımızdan öğrendik” dediler mesela. • Ezginin Günlüğü 1980’lerde kuruldu ama biz daha çok 1990’lı yıllardan hatırlıyoruz sizi. Ezginin Günlüğü’nün popülaritesinin artması l990’lardan sonra oldu çünkü. Özellikle 1995’teki ‘Oyun’ albümüyle birlikte, geleneksel dinleyicimizin dışında bir dinleyici ile buluştuk. • Bu geçiş nasıl oldu? 1980’lerde daha çok halk türkülerini yorumluyorduk. l960’larda biliyorsunuz bu alanda bayağı bir hareket vardı. Sonra bunlar radyoda yasaklanınca, rüzgar değişti. Anadolu rock, halk müziği kesildikten sonra, TRT’nin empoze ettiği bir hafif müzik modeli icat oldu ve tutulmadı. Bu arada da TRT dışında radyo ve televizyonu kullanmadan çıkış yapan arabesk oldu. Ezginin Günlüğü’nün yola çıkışında Ruhi Su’nun büyük rolü oldu. Onun türkülerini farklı bir anlayışla yorumluyorduk. İlk kurulduğumuzda; viyolonsel, flüt ve halk müziği enstrümanları ile değişik bir sound oluşturduk. Biraz daha akademik bir üslupla başladık müziğe. Türkülerin yanında şiirlere de müzik yapıyorduk • Ezginin Günlüğü hala şiir gibi ama. Söz bizim için önemli olduğu için şarkı sözlerini yazarken de eften püften şeyler olmaması için uğraşıyoruz. • ‘İlk Aşk’ta ‘İstanbul’ diye bir parça var. Göçler vs... İstanbul’da hala her şey aynı mı sizce? Albümdeki iki parça ‘İstanbul’ ve ‘Uyan Alim’in sözleri ’Eğin’ türküsünden alınma. Parçaları bu dörtlükten yola çıkarak yazdım. İstanbul’un taşı toprağı altın gibi sözler var evet ama İstanbul’daki sorunlar da aşk gibi hiç bitmeyecek bir konu. Her zaman hakkında bir şeyler yazabilirsiniz kısaca. • Bu albümde de Laço Tayfa’dan Hüsnü Şenlendirici ismini görüyoruz. Şenlendirici’nin bir rengi var, o renk bizim duruşumuza da gitti. Sonuçta bizim müziğimiz Anadolu kökenli kent müziği. Bu anlamda alt kültürler ve Roman müziği gibi bu toprakların canlı, yaşayan müzikleri bize uyuyor. • Ezginin Günlüğü’nün en popüler zamanı 1990’lardı. Şu anda durum nasıl? Her albümde yeni bir şeyler öğreniyoruz. Her defasında, “Şimdi öğrendik” diyoruz ama bir bakıyoruz ki hala öğrenilecek şeyler var. O zamandan bu zamana özellikle de kayıt ve teknikle ilgili çok şey öğrendik. Acemilikten birazcık çıkıyoruz. Daha içimize sinen bir albüm oldu bu. Düzenlemeler de öyle. Çok kalabalık yok. Temiz bir çalışma oldu. Genelde albüm çıktıktan sonra kayıt kalitesi anlamında çok memnun kalmıyoruz ama bu sefer memnunuz. • Albümde en çok ‘1980’ parçasını sevdi insanlar. Öyle galiba, zaten ilk klibi de bu parça için çekeceğiz • En son Diyarbakır’da konser verdiniz. Nasıldı ortam? Coşkulu, güzel bir konserdi. Anadolu’daki konserler daha coşkulu geçiyor tabii; çünkü Istanbul’daki kadar eğlence alternatifi oralarda yok. Bu yüzden tiyatro da taşrada daha büyük ilgi görüyor. KAYNAK: [Üye Özel | Für Mitglieder | For Members]
Konu martı67 tarafından (20.05.2008 Saat 00:37 ) değiştirilmiştir.
|