CAYBURG.NET
Sairlerimizden Siirler Sairlerimizin siirleri,arsivleri.. sairlerimize dair hersey.
Cevapla
Wolfgang Borchert Bu konu 61 defa okundu ve 7 yorum yazildi.
 
Seçenekler
Alt 17.05.2008, 19:05 #1
Gold Members

Standart Wolfgang Borchert


HAMBURG'DA


Hamburg'da gece
başka kentlerde
o tatlı, mavili kadın
Hamburg'da kül renginde;
yağmurda yağışta başını bekler
Tanrıya uzak kalmışların.

Hamburg'da gece
yeri bütün liman meyhaneleri
eğninde ince, hafif bir giysi
çöpçatandır, bir görüntü, sessiz geçer
parklarda, dar sıralar üstünde
başlamışsa sevişmeler, gülüşler.

Hamburg'da gece
aygın baygın şarkılar söyleyemez
bülbül şakımaları içinde;
bilir bize aynı mutluluğu verir,
vapur düdüklerinin türküsü
limandan şehre vuran seslerde.

W.Borchert

Alt 17.05.2008, 19:07 #2
Gold Members

Standart W.Borchert


RÜZGÂR VE GÜL

Küçük solgun gül!
Bordadan esen hoyrat yel
perişan etti seni!
yaprakların sanki
bir liman yosmasının
sırtına giydikleri --
birden saldırıverdi.

Hissetti de kendini
bir süre belki bitkin,
istedi gizli kıvrımlarında
biraz soluk alsın.
Ama kokun onu öyle büyüledi,
öylesine geçirdi ki kendinden:
köpürdü coştu birden,
duyduğu hazla ezdi seni;
öptüm diye böbürlenmede
ürkmüş otlarda eserken gene.

W.Borchert
Alt 17.05.2008, 19:08 #3
Gold Members

Standart W.Borchert



AYRILIŞ

Bir son öpüştü rıhtımda
kaldı ardımda.

Akıntıdan yana, denizlere yolun
gidiyorsun

bir kırmızı, bir yeşil ışıktır
uzaklaşır.

W.Borchert
Alt 17.05.2008, 19:10 #4
Gold Members

Standart W.Borchert


DÜŞLERDE FENER OLMAK

Ben ölünce
hiç değilse
Bir fener olsam,
kapında dursam,
soluk donuk geceyi
aydınlığa boğsam.

Ya da limanda
gemilerin uyuduğu zamanda
gülüşürken kızlar
uyumasam,
dar kirli bir kanalda
bir yalnıza göz kırpsam.

Daracık bir sokağa
assalar beni
teneke, kırmızı bir fener
bir meyhane önünde
dalgın düşüncelerle
tempo tutup şarkılara
sallansam.

Ya da şöyle bir fener
gözleri büyümüş bir çocuğun yaktığı
duyulup da korkunca çevresinde yalnızlığı
dışarda camlarda
fırtınanın ıslığı
kâbuslar, görüntüler, cinler.

Evet, hiç değilse.
ben ölünce
bir fener olsam,
tek başına geceleri
uykulardayken dünya
gökte ayla senli benli
sohbete dalsam.

,

DENİZ KABUKLARI

Deniz kabukları, renkli, parlak;
çocukların bulduğu.
Deniz kabukları, ince, yuvarlak;
içlerinde rüzgârın uğultusu.

Türkü söyler yüce deniz içlerinde-
görülür müzelerde ışıldadıkları;
sonra eski liman meyhanelerinde,
sonra çocuk odaları...

Deniz kabukları, ince, yuvarlak;
dinle! rüzgârın türküsü duyduğun!
Deniz kabukları, renkli, parlak;
Bir zamanlar çocuklukta bulduğun!

W.Borchert
Alt 18.05.2008, 12:03 #5
Bronze Members
yine döktürmüşün modum emeğine sağlık
Alt 19.05.2008, 17:10 #6
Gold Members

Standart W.Borchert


Okuma Kitabı Öyküleri
(Lesebuchgeschichten) (1948)


Tüm insanların bir dikiş makinası, bir radyosu, bir buzdolabı ve bir de telefonu var. Şimdi ne yapalım, diye sordu fabrikatör.
Bomba dedi kaşif.
Savaş dedi general.
Yapacak başka bir şey yoksa dedi kaşif.
Beyaz önlüklü adam kâğıt üzerine rakamlar yazıyordu. Bunlara minik narin harfler ekliyordu.
Sonra beyaz önlüğü çıkardı ve bir saat pencere taşındaki çiçeklerin bakımını yaptı. Bir çiçeğin solduğunu görünce, çok üzüldü ve ağladı.
Ve kâğıt üzerinde rakamlar vardı. Buna göre yarım gramla iki saat içinde bin kişi öldürülebilirdi.
Güneşin ışıkları çiçeklerin üzerine vuruyordu.
Ve kağıdın üstüne.
İki adam konuşuyordu.
Tahmini masraf?
Fayanslı mı?
Yeşil fayanslı tabi.
Kırkbin.
Kırkbin? Peki. Evet, sevgili dostum, tam zamanında çikolatadan barut üretimine geçmeseydim, Size bu kırkbini veremezdim.
Ben de Size duş kabinini.
Yeşil fayanslı.
Yeşil fayanslı.
İki adam ayrıldılar.
Biri fabrikatör, diğer müteahhit.
Savaş zamanıydı.
Bovling salonu. İki adam konuşuyordu.
Hayrola Müdür Bey. Siyah elbiseler giymişsin. Yas mı var?
Hayır, hayır. Kutladık. Gençler cepheye gidiyorlar. Kısa bir konuşma yaptım. Sparta’yı andım. Clausewitz’i zikrettim. Bir kaç kavramı hatırlattım: Şeref, vatan. Hölderlin’i okuttum. Langemark’ı düşündük. Etkileyici bir kutlama idi. Çok etkileyici. Gençler marş söylediler: Demiri yaratan Tanrı. Gözler çakmak çakmaktı. Etkileyiciydi. Etkileyiciydi. Çok etkileyici.
Allah aşkına Müdür Bey, susun. Bu çok iğrenç.
Müdür Bey, ürkmüş biçimde öbürlerine bakakaldı. Anlatırken kâğıt üzerine basbayağı küçük haçlar çizmişti. Bayağı küçük haçlar. Ayağa kalktı ve güldü. Yeni bir bovling topu aldı ve hedefe doğru yuvarladı. Yavaş bir gürültü. Sonra arkada labutlar devrildi. Küçük adamlar gibi görünüyorlardı.


(Çev. Ali Osman Öztürk)
Alt 25.05.2008, 11:42 #7
Ilkokul 4. Sinif
sağolsın tşk
Alt 25.05.2008, 18:18 #8
Ilkokul 7. Sinif
harikasın arkadaşım
Cevapla

Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodlari Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp Son Mesaj
Johann Wolfgang Goethe lizge Sairlerimizden Siirler 2 17.05.2008 19:25

WEZ Format +2. Şuan Saat: 08:47.
Cayburg - Arşiv - Top - Iyiler - Web Stats
Rapidshare Uploaded.to Uptal.com Upshare.NET Filefactory.com Videolari, Video izle Fun, Fan Anket WinRAR | File Hosting Free Kurd Radyo Dinle Bedava Albüm Indir Yeni Albüm Albüm Paylasim .Net .Org
Powered by vBulletin® Version 3.8.1 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197