| | Kanser ve Kanserden Korunma Yolları.. Kansere neden olan etkenlerin başında yüzde 35 ile dengesiz beslenme, yüzde 33 ile sigara, yüzde 12 ile enfeksiyon hastalıkları, yüzde 5 ile mesleki nedenler, yüzde 4 ile alkol, yüzde 8 ile yaşam ve çalışma yerinin düzensizliği, yüzde 3 ile katkı maddeli gıdalar geliyor. Meme kanseri:
Sigara içiminin durdurulması, düzenli ve kalorisiz beslenme şekli, aktivitenin artırılması, vücut ağırlığının ayarlanması yanında, düzenli olarak meme muayenesi, 40 yaşından sonra yılda bir kez mamografi çektirilmesi korunmanın önemli basamaklarıdır. Ailede meme kanserli bir yakının bulunması riski artırıyor. Meme kanseri için hiç doğum yapmamış kadınlar, geç doğum yapmış kadınlar, ilk adetini 12 yaş ve altında gören, menopoza geç giren, yani üretkenlik süresi uzun olan kadınlar risklidir. Akciğer kanseri:
Sigara içiciliğine son vermek ve sigara içilen ortamlardan uzak durmak akciğer kanserinde en önemli korunma yolu olarak kabul ediliyor. Kolon kanseri:
Epidemik çalışmalar, yüksek kalsiyum içeren diyetlerin kolon kanseri riskini azalttığını göstermiştir. Ayrıca lifli gıdalar tüketmek, sebze ve meyveden zengin beslenmek riski düşürmektedir. Romatizma tedavisinde kullanılan COX-2 inhibitörlerinin kalın barsakta yer alan polipleri azalttığı yönündeki çalışmalar da sürdürülüyor. Prostat kanseri:
Beslenme ve sigara içiminin yanında yaş önemli bir faktördür. Bu nedenle 50 yaşından sonra tarama testlerinden faydalanmak gerekir. Ailesinde prostat kanseri öyküsü olanların tarama testlerini daha erken yaşlarda başlatmaları gerekir. KANSERİN AŞISI VAR MI?
Kansere karşı kesin koruma sağlayan, kanserden direkt koruyan bir aşının olmadığını belirten Prof. Dr. Haluk Onat şu bilgileri veriyor:
“Ancak indirekt koruyan aşılar var. Örneğin Hepatit B aşısı. Bu aşı karaciğeri hepatitten koruduğu için, Hepatit B virüsünün ileride kansere yol açmasını da engelleyebiliyor. Bu yüzden hepatit aşısı bugün kansere karşı koruyucu bir aşı olarak kabul edilebilir. Kadınlarda rahim ağzı kanserine yol açan en önemli virüs olan HPV virüsüne karşı bir aşı geliştirildi. Yakında üretime geçecek olan bu aşı, rahim ağzı kanserini önlemede önemli bir aşama oluşturacağı düşünülüyor. Ayrıca gastrik kanserlerin önlenmesi çin Helicobacter Pylori aşıları geliştirilmiştir. Ayrıca Hp nin antibiyotikle ortadan kaldırılması da mide kanserlerini önlemede önemli bir araçtır.” ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ
Erken teşhis pek çok kanser türünde hayat kurtarıcı bir rol üstlendiği gibi bir çoğunda da yaşam süresinin ve yaşam kalitesinin artışında önemli bir faktör oluşturuyor. Bu nedenle birçok kanser türünde kanser taramaları önem kazanıyor. Özellikle meme, rahim ağzı, kolon ve cilt kanserlerinde erken evrede yapılan teşhis, yaşam kurtarıyor.
Kanser taramalarının, erken tanının hastalık kontrolünde ve sağ kalımda etkili olduğu kanserlerde ön plana çıkması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Necdet Üskent, “Kanser için toplum taramaları ancak mortaliteyi kesin olarak azalttığı bilimsel çalışmalarda gösterilmiş olan kanserlerde yapılmalı. Tarama protokolleri bir halk sağlığı konsepti olarak ulusal politikalarda şekillenmelidir” diye konuşuyor.
Prof. Dr. Üskent kanser türlerinde kullanılan tarama yöntemlerini şöyle açıklıyor: Meme kanseri taraması:
Meme kanserinin erken tanısında en önemli yöntem mamografi. 50 yaşın üstünde yıllık mamografi ve kendi kendini muayene yöntemi ile ölüm oranlarının yüzde 20-30 arasında azaldığını gösteren birçok çalışma var. Eğer,ailede çok genç yaşlarda meme kanseri görülmüş ise (özellikle 1.derecede akrabalarda) mamografik taramalar ultrason desteğinde 30-35 yaşlara kaydırılabilir. Mamografinin her yıl tekrarlanması gerekir. Rahim ağzı kanseri:
Tüm kadınlar, cinsel yaşama başladıkları yaştan itibaren her yıl (Pap smear) testine tabi olmalıdır. Cinsel yaşamın başlaması ile HPV (Human Papilloma Virus) enfeksiyonu riski de artmaktadır. HPV, serviks kanserinde bugün bilinen en önemli etiolojik faktördür. 30 yaşına kadar, üst üste 3 normal test geçirenlerde taramalar her 2-3 yılda bire azaltılabilir. Taramalar 70 yaşında sonlandırılır. HPV için aşı çalışmaları da başlatılmıştır. Kolay, ucuz ve ağrısız olması nedeniyle en çok uygulanan tarama testidir. Kolorektal kanser:
Kolorektal kanser taramalarında büyük abdestte gizli kan saptanması en ucuz ve kolay bir yöntemdir. Yılda bir kez yapılan test ile kolorektal kanser ölüm oranlarında yüzde 30 azalma sağlandığı gösterilmiştir. Ancak yanlış pozitivitesi yüksektir. Büyük abdestte gizli kan (GGK) pozitif olan olguların ancak yüzde 2-10’unda kanser saptanır. Yüzde 20-30’unda ise iyi huylu polipler bulunur. Bu nedenle pozitif çıkan GGK testleri kolonoskopi girişimlerini gereksiz olarak arttırsa da, mortaliteyi azaltıcı etkileri gözlenmiştir. Birinci derecede akrabalarında kolon veya rektum kanseri olanlarla, ülseratif kolitli hastalarda ve daha önce adenömatöz polip saptanan hastalarda her yıl kolonoskopi, normal bireylerde ise 50 yaş üstünde her 3-5 yılda bir kolonoskopi önerilir. Prostat kanseri: Prostat kanseri için en sık önerilen tarama testleri, Prostat Spesifik Antijen (PSA) ve rektal muayenedir. PSA’nın kolay uygulanabilir bir test olması nedeniyle, Avrupa ve ABD’de prostat kanseri yılda en fazla teşhis edilen kanser sırasına yükselmiştir. Ancak erken tanının ölüm oranları üzerine olumlu bir etkisi olmamıştır. PSA ölçümleri ile henüz hastalık belirtisi göstermeyen pek çok prostat kanserine erken tanı konması mümkündür. Ancak bunların birçoğu sağlığı gerçek olarak tehdit etmeden çok yavaş seyredecek ve tedavi gerektirmeyecektir. Agresif seyredenlerin çoğunun tanı konduğunda iyileşme şansı yoktur. Bu nedenle bazı otoriteler, prostat kanseri taramalarına karşı çıkmakta, klinik olarak önemsenmeyecek ve belirti vermeyen, yavaş seyirli kanserlerin teşhisinin morbidite ve gereksiz tedavi nedeniyle mortaliteyi arttırdığını ileri sürmektedirler. Over kanseri:
Over kanseri için ileri sürülen tarama testleri, pelvik muayene, transvajinal ultrason ve serum Ca-125 testleridir. Pelvik muayene over kanserinden ölüm oranlarını azaltacak kadar duyarlı bir test değildir. Transvajinal ultrason ve Ca-125 testleri ile yapılan bilimsel çalışmalar ise henüz sonlamamıştır. Akciğer kanseri:
Akciğer kanseri taramasında, akciğer filmi, bilgisayarlı tomografisi ve balgam sitolojisi erken tanı amaçlı kullanılmıştır. Spiral BT’ler tanıyı daha erken evrelere getirmekle birlikte, yanlış pozitif bulgular nedeniyle sağkalım üzerine etkileri tartışmalıdır. Mide ve özafagus kanseri:
Mide kanserlerinde ve lenfomalarında Helicobacter pylori ve Helicobacter felis bakterilerine yönelik olarak yapılan tedavinin kanser gelişimini önlediği bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Japonya gibi, mide kanseri insidansı çok yüksek olan ülkelerde Gastroduodenoskopik taramalar ile kanser sadece cerrahi ile tedavi edilebilir çok erken evrede yakalanabilmektedir. Reflü özafajitler sonucu gelişen Barrett Özafagusunun erken saptanması ve tedavisi (endoskopik,cerrahi veya fotodinamik olarak) özafagus kanserlerinin en azından bir kısmının gelişmesini engelleyecektir. Genlerinizi değiştiremeyeceğinize göre yaşam tarzınız ve beslenme alışkanlıklarınızda yapacağınız akılcı değişiklerle kanserden korunabilmeniz mümkün. Bunun için sofranızda dikkat etmeniz gereken kurallar ise şöyle: Bitkisel yağ tüketin: Fazla tüketilen yağ meme, kolon ve rahim ağzı gibi kanser türlerinin oluşma riskini artırıyor. Ayrıca doymuş yağ tüketimindeki artış yine kanser için ciddi bir risk oluşturuyor. Dolayısıyla total yağ alımımız günlük enerjinin yüzde 30’unu geçmemeli. Ayrıca doymuş yağ içeren pasta, tatlı, poğaça ile yağlı etleri alışkanlığınızdan çıkarın. Kullandığınız yağlar kesinlikle bitkisel olmalı. E vitamini yönünden zengin olan zeytinyağı, fındıkyağı ve soyayağı antioksidan özellikleriyle kanserden koruyucu etkiye sahip. Etin yağsız olan bölümlerini tercih edin, tavuk etinin derisini temizleyin. Kırmızı etten kaçının: Kırmızı et içindeki aminoasitlerinden olan homosisteinin kanserojen etkisi mevcut. Aşırı protein alımının meme, rahim, böbrek, bağırsak ve pankreas kanserine yol açtığı tespit edilmiş. Ayrıca aşırı kırmızı et tüketenlerin diğerlerine nazaran 2.5 kat daha fazla kansere yakalandığı ispatlanmış. Bu nedenle kırmızı eti mümkün olduğunca az tüketmeye özen gösterin. Günlük protein ihtiyacınızı kırmızı et yerine beyaz etten karşılayın. Bol bol balık tüketmeye özen gösterin. Rafine şekerden uzak durun: Rafine şeker, yani çay şekeri (sükroz) kanser riskini artırıyor. Basit şeker kullanılan tüm tatlılar da kansere yol açıyor. Dolayısıyla mümkün olduğunca basit şeker kullanılan tatlılardan kaçının. Katkı maddelerine dikkat edin: Besinlerin raf ömrünü uzatmak, tat, renk ve koku vermek için kullanılan katkı maddelerinin birçoğu ile meyve sebzelerin olgunlaşmasında kullanılan hormonlar kanserojen etkiye sahipler. Salam, sosis ve sucuk yapımında kullanılan nitrit ve nitrat tuzları da kanserojen etkileriyle tanınıyor. Dolayısıyla bu tür besinleri tüketmemeye özen gösterin. Sebze ve meyveleri mevsiminde tüketin, olabildiğince doğal besin ürünleri tercih edin. Tuz kullanmayın: Tuzun midede yine nitrit türevleri oluşturarak mide ve özefagus, kanserlerine neden olduğu biliniyor. Salamura, turşu ve tuzlama ile yapılan yiyeceklerden uzak durun. Yemeklerin pişirilme aşamasında asla tuz kullanmayın. Sonradan eklediğiniz tuzda tat eşiğinizi yavaş yavaş düzelterek azaltın. Posalı besinlere ağırlık verin: Kompleks bir karbonhidrat olan posanın günlük tüketim miktarı kanser hastalığını önlemede oldukça etkili. Özellikle kolon kanserinden korumak için gerekli posayı kepekli ekmek yiyerek, meyve sebzeleri kabuklarıyla tüketerek karşılayın. Taze meyve tüketimini artırın: Beslenmenizde özellikle karnabahar, lahana, soya fasulyesi ıspanak ve brokoli gibi C, A, E vitaminlerinden zengin besinleri tüketin. Ayrıca sofranızda turunçgiller, havuç, domates gibi karoteni ve selenyumu fazla besinlere yer verin. Bu besinler antioksidan etkiye sahipler. Yani aldığınız kanserojen maddeler, bu tür antioksidanlarla karşılaştığında kanser yapıcı etkilerini kaybediyorlar. Öğle ve akşam yemeklerinde sofranızda mutlaka bir sebze yemeği olmalı. Ara öğünlerde de en az 3 porsiyon meyve tüketin. Sarmısak, soğan, maydonoz, nane gibi antioksidan etkileri çok fazla besinleri yemeklerinizde mutlaka kullanın. Özellikle sarmısak tansiyonunuzu düşürüyor ve doğal antibiyotik kimyasallarıyla hastalıklara karşı direncinizi artırıyor. Sebze yemeklerini az suda kısık ateşte pişirin, beklemeden hemen yemeyi alışkanlık edinin. Kurubaklagilleri sofranızdan eksik etmeyin: Sofranızda haftada en az iki kez kurubaklagil olmalı. Çünkü kurubaklagiller magnezyum, folikasit ve beta karoten açısından oldukça zenginler. Her gün yoğurt yiyin: Günde en az 2 kase yoğurt yiyin. Yoğurdun içindeki kalsiyum bağırsak kanserleri için koruyucu etkiye sahip. Alkolden kaçının: Alkol, sigarayla tüketildiğinde oluşan fusel yağların ve benzoprin maddesinin kansorejen etkileri biliniyor. Yapılan araştırmalar sonucunda aşırı alkol alımının larink, özefgus ve dudak kanserlerine yol açtığı tespit edilmiş. Eğer içki kullanıyorsnız, alkol oranı yüksek içkiler yerine (rakı, viski, votka gibi), daha düşük alkollü (bira, şarap) olanları tercih edin. Alkol tüketimini de haftada 4-5 kadehle sınırlayın. İdeal kilonuzu koruyun: Yapılan çalışmalarda şişmanlığın önemli bir kanser nedeni olduğu sonucuna varılmış. Sindirim sistemi, rahim ve böbrek kanserlerinin fazla kilo ile ilişkili olduğu saptanmış. Dolayısıyla siz siz olun, kanserden korunmak için ideal kilonuzu korumaya özen gösterin. Sağlıklı ve dengeli beslenme, kanserden korunmanın en etkili yollarından birini oluşturuyor. Bunun için sofranızda sebze ve meyveyi eksik etmeyin, bitkisel yağ tüketmeye de özen gösterin. Kanserden korunmak için bol bol sebze ve meyve tüketmeye özen gösterin.
Konu MyLove tarafından (15.05.2008 Saat 12:52 ) değiştirilmiştir.
|