![]() | |
![]() |
| | Seçenekler |
| | #1 |
| Ilkokul 8. Sinif | |
| | #2 |
| Üniversite 4. Sinif | vallahi sordugunuz sorularla tabulari yikmak arasinda bir baglanti kuramadim,,sanki tabularin kaynagi seyler gibime geldi,kusura bakmayin, |
| | #3 |
| Ilkokul 8. Sinif | nurhak Nickli Üyeden Alıntışöyle izah edeyim malum yaşadığımız ülkede bulunan tabular bunlar. yani yukarıda bahsettiğimiz şeyler ülkemizin vazgeçilmezleri de. Ben bu tabuları yıktım bilmediğim başka yanlış şeylerde olabilir ya da sizlerin yıktığı tabular varsa onları da buraya ekleyelim... Bu arada ^^Asi^^ nedense benim yazdığım konularda bana muhalefet ediyor galiba bana taktı kıl oldu Konu cdonmez tarafından (02.05.2008 Saat 16:14 ) değiştirilmiştir. |
| | #4 |
| Gold Members | tabı arada sorgulamak gerekır su cemaat dedın ya topluluk anlamındadır kısacası fakat gunumuzde cok farklı anlamlamlara kaymıstır buda normaldır bu ısın bıraz edebı kısmı yanı |
| | #5 |
| Üniversite 2. Sinif | tabu mabu,cemmat,mezhep böle şeylerdden anlamam tek bildiğim gerçek peygamberimiz muhammed.Kitabimiz kur an yaratcimi allah onun dişinda herşey boş.Bu tür şeyler kafa kariştirmak insanlari bölmekten başka hiçbişbirşeye yaramaz... |
| |
#6 |
| Üniversite 2. Sinif | aslınabakarsan geçekten ne demek istediğini anlayamadım lütfen braz daha açarmısın |
| | #7 |
| Üniversite 4. Sinif | "EGER INSAN KENDINI BILIMSEL VE CAGDAS YETISIREBILIRSE KENDINI KORUYABILIR,yok yetistiremez ise DINE TUTUNSUN DIN ONU KORUR"bir ustad soylemis...Mezhepler tefarruattir. |
| | #8 |
| Üniversite 4. Sinif | gerekirse yıkarızz |
| | #9 |
| Lise 1. Sinif | cdonmez gardesim ne gavga kasasiymissin yaw asi kardesim sana takmakta hakli bence bende ona katiliyorum... sen ortaligi karistirmaya cok meraklisin galiba )) |
| | #10 |
| Üniversite 4. Sinif | derin konular bunlar merak ediyorsanız mezhepler tarihini okuyun Fazla bilgimiz yoksa kısır tartışmaya gireriz tartışmak için tartışmayalım |
| | #11 |
| Ilkokul 8. Sinif | mawi_düs Nickli Üyeden Alıntıbenim kimse ile kavgam olmaz. ben yalan yalnış ve uydurma şeylerle dinimi saptıran fikirlerle kavgam var. ezilmiş ve dini duyguları sürekli sömürülmüş halkım için üzülen biriyim ama siz bunu kavga olarak algılıyorsanız o sizin sorununuz benim umrumda değil burada fikir alışverişi yapıyoruz sen katılabilirsin de katılmayabilirsin de hiç önemli değil bana şahısların fikri ile değil Kur'an ve sahih Hadislerle gelirseniz sözkonusu konum yanlış ise uyarım ama doğru ise de sonuna kadar savunurum... "derdim fitne çıkarmak değil, karanlığa gömülmüş ve sürekli bidatlarla aldatılmış halkımı uyarmak..." |
| | #12 |
| Lise 1. Sinif | cdonmez kardesim ben sana espri yapmistim ama sanirim sen alindin eger seni istemeyerek üzdüysem afedersin niyetim kimseyi incitmek degil.. o insanlara bir sen degil bütün müslümanlar üzülüyor buna inan bende cok üzülüyorum... Bunlar neden kaynaklaniyor tabiki dinimizi iyi bilmedigimizden bunuda önlemek icin dinimizi iyi ögrenip, bilmemiz ve SImsIkI sarilmamizdir!.. ben sordugun sorulara elimden geldigince arastirip cevap verecegim insallah... SORU 1 : Ehli sünnet vel cemaat nedir? Bu grup sünnete bağlı olduğu ve cemaat ruhundan ayrılmadığı için "Ehl-i Sünnet ve'l-cemaat" adıyla anılır. Dini literatürde Hz. Peygamber (a.s) ve sahabe'yi örnek kabul eden müslüman toplumunun büyük bir kısmına (%90) denir. Genelde kısaca "Sunnilik" olarak bilinir.... Tabi bu soruyu biraz daha aciklamak gerekir degilmi??? "Ehl-i sünnet ve'l-cemaat" tabiri ile ifade edilen müslüman topluluğun, sünnet ve cemâata tabi olmak gibi ayırıcı iki önemli özelliği vardır. Sünnet; Hz. Peygamber (s.a.s.)'in söz, fiil ve takrirleri ile ahlâki ve beşerî tavırlarıdır. Ancak konumuz itibariyle, sünnetin bu anlamda sınırlarını çizmek, hangi çeşitlerinin ne derece bağlayıcı olduğunu tesbit etmek, önemli değildir. İslâm hukukçularının, sünnetin çeşitlerinin fıkhi bağlayıcılıkları üzerindeki görüş ayrılıkları ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan farklı yaklaşım metodları, hep ehl-i sünnet çerçevesinde oluşmuş farklılıklardır. "Sünnet" daha ziyade metod, yol, izlenilmesi gerekli olan çizgi anlamıyla, toplulukların bir ayırdedici özelliği olması açısından karşımıza çıkmaktadır. Bu duruma göre, sünnet şöyle tarif edilmiştir: Bir inanç ve âkide etrafında biraraya gelen topluluğun (ümmet), inanç sisteminin, akidesinin oluşmasını temin eden yola ve metoda sünnet denilir. İnsanların bu metodda görüş birliğine varıp, bunu uygulaması da, cemâat diye isimlendirilmiştir (Şehristânî, el-Milel ve'n-Nihal, (el-Fisâl kenarında), I, 47). Bu anlamda Kur'ân-ı Kerim'de de kullanılmıştır: "Allah'ın nice sünnetleri gelip geçmiştir. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların âkıbetini görün" (A/u İmrân, 3/137). "Allah'ın sünneti kesinlikle değişmez" (el-Fâtır, 35/43). Bu âyet-i kerime'de ifade edilen sünnet, Allahu Teâlâ'nın kâinatın yaratılması ve tedbiri için takdir ettiği yol, metod anlamındadır. Allah için cebir sözkonusu olamayacağından, bu mana İslâm tefekküründe "âdet" kelimesi ile karşılanmıştır. Simdilik benden bu kadar arkadasim... Selam ve dua ile... |
| | #13 |
| Lise 1. Sinif | Buda Mezheplerle ilgili... Çeşitli kesimler tarafından gündeme getirilen konulardan biri de “mezhep” meselesidir. Mezhep meselesi bir taraftan İslam’da bir ayrılık unsuru gibi gösterilmeye çalışılırken, diğer taraftan bir takım demagojilerle saf zihinler bulandırılmak istenmektedir. Meselenin üzerine biraz eğildiğimiz zaman mezheplerin bir ihtiyaçtan doğduğu, hiç bir zaman ihtilaf unsuru olmadığı anlaşılacaktır. İtikat ve amel diye iki kısımdan meydana gelen İslam dininde, mezhepler, ameli (pratikte yaşanan) kısımları konu edinir. Birden fazla mezhebin meydana gelmesi, nazari prensiplerin mezhep imamlarınca farklı anlaşılmasından ileri gelmiştir. (Mektubat, 449 ) Mesela Hz. Peygamber (asm.) efendimiz namaz kılarken mübarek alınlarına taş batar ve alınları kanar. Hz. Ayşe (r.a.) validemiz taşı Peygamber (asm.) efendimizin alnından alarak yere atarlar. Peygamber (asm.) efendimiz yeniden abdest alarak namazlarını kılarlar. Hanefi mezhebi imamı, İmam Azam Ebu Hanife hazretleri ile Şafii mezhebi imamı, İmam Şafii hazretleri abdesti bozan meseleleri ele alırken bu meseleyi değerlendirirler. İmam-ı Azam hazretleri, “Peygamber (asm.) efendimizin alnına batan taş kan çıkardığı için efendimiz abdest almıştır.” hükmüne varırken; Şafii hazretleri abdestin bozulmasını Hz. Ayşe (ra.) validemizin Peygamber (asm.) efendimizin alnına dokunmasına bağlamıştır. Böylece Hanefi mezhebinde az bir kan abdesti bozan sebeplerden biri olurken, Şafii mezhebinde kadının temasıyla abdestin bozulması kaide olarak benimsenmiştir. Görüldüğü gibi her iki hüküm de doğrudur ve haklı bir gerekçeye dayanmaktadır. Mezheplerin doğuşu Peygamber (asm.) efendimize kadar itikadi noktalarda aynı olan şeriatlar teferruat kısımlarında değişerek gelmiş, hatta bir asırda ayrı ayrı kavimlere ayrı şeriatlar gönderilmiştir. Ancak Peygamber (asm.) efendimizle birlikte daha başka şeriatlara ihtiyaç kalmamış ve onun dini bütün asırlara kafi gelmiştir. Fakat teferruat meselelerde bir takım mezheplere ihtiyaç kalmıştır. Hak mezheplerin imamları bu vazifeyi hakkıyla yerine getirmişler ve insanoğlunun bütün ihtiyaçlarına cevap vermişlerdir. Peygamber (asm.) efendimiz bir mucize olarak bu imamların geleceklerini ve büyük bir vazife yapacaklarını daha bunlar gelmeden haber vermiş ve bu mümtaz şahsiyetler de yapmış oldukları hizmetlerle Resulullah (asm.) efendimizi fiilen tasdik etmişlerdir... İslam mezhepleri -bir iki cüz’i mesele hariç- hiç bir zaman iç harp ve karışıklıklara yol açmamış ve bu mezheplerin imamları da birbirine daima saygılı olmuşlar, birbirlerini ret ve inkar etmemişlerdir. Ayrıca bir mezhep tesis etmek niyetiyle ortaya iddialı bir şekilde çıkmamışlar, daha sonra bir araya toplanarak bir mezhep haline getirilen içtihatlarını zaman ve ihtiyaç anında ortaya koymuşlardır. Mesela: İmam-ı Azam (H. 80-150) bir hadise ile ilgili olarak fetva verdikleri zaman, “Bu Numan bin Sabit’in (İmam-ı Azam) reyidir. Çıkarabildiğimiz reylerin en güzeli budur. Kim bundan daha güzelini ileri sürerse, doğruya daha yakın olan odur.” derdi. İmam Malik (Maliki mezhebi kurucusu. H.93-179), “Ben bir beşerim. Bazen hata, bazen de isabet ederim. Bu sebeple benim rey ve içtihadımı inceleyiniz. Kitap veya sünnete uygun bulursanız, kabul ediniz, bulmazsanız reddediniz.” demiştir. (Hayreddin Karaman, Fıkıh Usulü, 33) Hanbeli mezhebi kurucusu İmam-ı Hanbeli (H. 164-241) ve İmam-ı Şafii hazretleri (H. 150 - 204) de hiç bir zaman iddialı konuşmamışlar ve meslektaşlarını rencide edici sözler söylememişlerdir. Daha sonra bu büyük insanların rey ve içtihatları talebeleri ve alimler tarafından bir araya getirilerek Müslümanların gönül huzuru içerisinde ibadet yapmaları temin edilmiştir. Hak birden fazla olur mu? Bir zamanlar gazete sütunlarından Müslümanlara meydan okurcasına sorulan ve halen köşe bucak tekrarlanan bir soru vardır: “Hak bir olur; nasıl böyle dört mezhebin ayrı ayrı, bazan birbirine zıt hükümleri hak olabilir?” Bu soruya Bediüzzaman Said Nursi hazretleri özetle şu cevabı verir: “Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre beş hüküm alır. Önemli miktarda su kaybeden bir hastaya su içmesi vaciptir, şarttır. Yeni ameliyattan çıkmış bir hastaya zehir gibi zararlıdır. Tıbben ona haramdır. Diğer bir hastaya kısmen zararlıdır; su içmek ona tıbben mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir, tıbben ona sünnettir. Diğer birisine de ne zarardır ne de menfaattır. Tıbben ona mübahtır afiyetle içsin... İşte burada hak taaddüt etti, birden fazla oldu. Beşi de haktır. “Su yalnız ilaçtır, yalnız vaciptir, başka hükmü yoktur.” denilebilir mi? İşte bunun gibi İlahi hükümler mezheplere uyanlara göre değişir. Hem hak olarak değişir ve her biri de hak olur, maslahat olur. Birbirinden farklı gibi görünen mezheplerdeki teferruat meselelerinin hangisini ele alsak, imamların dayandıkları noktaların hak ve hakikat olduğunu görebiliriz. Bu hususta İmam Şarani hazretleri “Mizan” isimli bir eser yazmış, mezhep imamları arasında bir mukayese yaparak hangi hükmü nasıl anladıklarını ortaya koymuştur. Bir misal: Mezhep imamları İslami meselelerde değil, uygulanış tarzında kendilerine göre haklı sebeplerle ihtilaf etmişlerdir. Mesela abdest alırken başa meshetmekte bütün imamlar ittifak etmişlerdir. Ancak meshin tarzında ve miktarında ihtilaf etmişlerdir. Abdesti bizlere farz kılan Rabbimizin, “Başınıza meshediniz.” emri “bi ruusikum” ibaresiyle gelmiştir. Dillerin en zengini olan Arapça’da çeşitli kelimelerin başına gelen ‘b’ harfi, bazen “güzelleştirmek”, bazan “bazı” manasını vermek, bazan da “bitiştirmek” manasını vermek için gelir. Abdest ayetinin “ruusiküm” kelimesinin başına gelen ‘b’ harfini mezhep imamlarının her biri ayrı manada anlamışlar ve bundan farklı bir uygulama ortaya çıkmıştır. Bunun içindir ki İmam-ı Malik hazretleri: “Başa meshederken, başın tamamı meshedilmelidir. Zira buradaki ‘b’ harfi kelimeyi güzelleştirmek için gelmiştir. Kendi başına bir manası yoktur” der. İmam-ı Ebu Hanife hazretleri ise: “Bu ‘b’ bazı manasına gelen ‘b’dir. Başın bir kısmı meshedilse kafi gelir” der. İmam-ı Şafii hazretleri ise: “Bu ‘b’ bitişmek manasına gelen ‘b’ dir. Sadece elin başa bitişmesi, birkaç kıla değmesi kifayet eder, mesh tamam olur” der. Hal böyle olunca mezhep imamlarının her birinin hak yolda oldukları, teferruattaki ayrılık gibi görünen hükümlerin bir ihtilaf konusu olmadığı kendiliğinden ortaya çıkar ve kötü maksatlı olanların iddialarını havada bırakır... Umarim bu konuda aciklayici ve doyurucu bilgiler vermisimdir... eksigim olmussa eklersin güzel kardesim )Selam ve dua ile... Konu mawi_düs tarafından (10.05.2008 Saat 18:30 ) değiştirilmiştir. |
| | #14 |
| Lise 1. Sinif | Mezhebe tabi olmayanın durumu nedir? Mezheplerin ortaya koyduğu hükümler Kuran ve sünnetten alınmıştır. Mezhep imamları Kuran ve sünnete aykırı bir hüküm koymamışlardır. Bu bakımdan denilebilir ki ibadetleri doğru yapan bir insan zaten dört mezhebin hükümlerine bilmeyerek de olsa uymuş olur. |
| | #15 |
| Lise 1. Sinif | cdonmez kardesim yorumlarini bekliyorum ama hala yazmadin neden acaba ^o) ortaya sorulari birakip ortalardan kayboldun ))bak en kisa zamanda yorumlarini bekliyorum... Selam ve dua ile... |
| | #16 |
| Ilkokul 8. Sinif | kardeşim yazdıkların ile ilgili bir tereddütümüz yok, ehli sünnet vel cemaat derken sadece buraya sünnileri eklemek tabudur. Resulullah (SAV) yolundan giden herkes ehli sünnet vel cemaate tabidir. İlla bir mezhebe tabi olmaya gerek yok dört mezhebin kurallarına da uyabiliriz ben hanifiyim diyen kişi diğer mezheplere giremez bir tabudur ama ben hepsine tabiyim yani selefim tabu bunlar kardeş... geçiktiğim için üzgünüm şu ara çok yoğunum da |
![]() |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | Son Mesaj |
| Erkekleri kaybediyor muyuz? | neseli | Moda,Dekorasyon,Pratik Bilgiler | 0 | 14.05.2009 14:35 |
| Gusül (Boy) Abdestini Biliyor muyuz..? | sabahyeli | İnanç Tartışmaları | 33 | 16.03.2009 18:20 |
| Dinimizi Tam Manası ile Tanıyor muyuz..? | sabahyeli | İnanç Tartışmaları | 21 | 18.02.2009 13:21 |
| Sizce Üretiyor Muyuz Yoksa Tüketiyor Muyuz..? | ^^ Asi ^^ | Silinen Konular ve Mesajlar | 37 | 28.12.2008 12:38 |
| İnanıyor muyuz? | Harry Kewell_19 | Spor Konulari Arsivi | 9 | 27.08.2008 17:17 |