Yazar Yusuf Vesek, “Annemin gelinliğini diken Terzi Suse, saçımı kesen Berber İlyas ve babamın çarığını diken Koşkar Gawro, artık yoktu. Ve bunun yokluğunu fark ettikten sonra Süryanilerle yaşadıklarımızı romanlaştırmak istedim” diyor.
Şırnak’ın İdil İlçesi’nde Süryanilerin yanında çobanlık yaparken onların göçlerine tanıklık eden Yusuf Vesek, Süryani göçlerini konu alan bir araştırma yaptı. Okuma yazmayı cezaevinde öğrenen ve araştırmaları kitaplaştıran Vesek, Kürtçe yazdığı ve Süryani göçünü konu alan ‘Çima’ adlı kitabı, Türkçe’ye çevriliyor. Büyük uygarlıkların kurulduğu Mezopotamya’da köklü bir geçmişe sahip olan Süryaniler’in yaşadığı göç yine bir kitap konusu oldu. Şırnak’ın İdil İlçesi’nde yaşayan Süryanilerin, 1970 ve 1980 yıllarındaki askeri darbelerin ardından ilçeden göç etmesine tanıklık eden Yusuf Vesek, Süryanilerin göçünü ve tekrar İdil’e geri dönüşlerini konu alan bir kitap hazırladı. Kürtçe hazırladığı ‘Çima’ (Neden?) adlı kitabını cezaevinde çıkaran Vesek’in kitabı önümüzdeki günlerde Türkçe’ye çevrilecek.
İçiçe yaşamlara tanıklık
1951 yılında Şırnak’ın İdil İlçesi’ne bağlı Sulak Köyü’nde (Bafe) dünyaya gelen Vesek, 3 yıl boyunca İdil’de Süryanilerin içinde kalarak çobanlık yaptı. Okula hiç gitmeyen Vesek, 1993 yılında PKK davasından tutuklanarak, 10 yıl çeşitli cezaevlerinde kaldı. Cezaevinde okuma yazmayı öğrenen Vesek, kitabı cezaevinde yazdı. Neden böyle bir kitap yazma ihtiyacını Vesek, şu şekilde belirtti:
“Hz. İsa döneminden bu yana İdil’de yaşayan Süryaniler, bu toprakları terk ettikten sonra annemin gelinliğini diken Terzi Suse, çocukluğumdan beri saçımı kesen Berber İlyas ve babamın çarığını diken Koşkar Gawro, artık yoktu. Ve bunun yokluğunu fark ettikten sonra Süryanilerle yaşadıklarımızı romanlaştırmak istedim.”
‘Süryanilerin kültüründen etkilendim’
Süryani çocukları ile birlikte büyüdüğünü söyleyen Vesek, ömrümün en güzel günlerini geçirdiği kişilerin ansızın neden ve nereye gittiğini ilk yıllarda bilmediğini belirterek, “Düşünün sizin çocukluk arkadaşlarınız ve birlikte büyüyorsunuz. Bir anda ansızın bu arkadaşlarınız sizi terk etmiş, hatta nereye gittiklerinden bile haberdar değilsiniz” dedi. 40 yıl öncesine kadar İdil’de Süryanilerin 3 bin nüfusa sahip olduğunu hatırlatan Vesek, şu an sadece 4 Süryani ailesinin kaldığını belirtti. 1962-1972 ve 1980 darbesi ile bölgede şartların değiştiğine dikkat çeken Vesek, darbeciler ve yandaşlarının din üzerinde milliyetçiliği Mezopotamya topraklarına bulaştırdığını söyledi. “Müslüman Kürtler ve Süryaniler arasında hiçbir zaman inanç sorunu olmadı. Herkes kendi aşireti ile tanınırdı, din her zaman arka plandaydı” diyen Vesek, darbe dönemlerinde birilerinin Müslümanları Süryanilerin üzerine sürdüğünü, binlerce yıllık mozaiğin çatlaması için din ve milliyetçiliğin ön plana çıkarıldığına dikkat çekti. İdil’de 3 bin Süryani’nin yaşadığı onlarca köyün boşaldıktan sonra araştırma gereği duyduğunu ifade eden Vesek, “1962 yılından 1980’li yıllara kadar topraklarını terk etmek istemeyen birçok Süryani, faili meçhul cinayete kurban gitti. 1990’lı yıllarda Kürtlere yönelik gerçekleşen faili meçhul cinayetlerin benzerini Süryaniler yaşadı. Bu toprakların sahipleri olan Süryaniler teker teker göç etmeye başladılar. Bunca yıllık dostluğun yerini ise kin ve düşmanlık aldı. Halbuki Süryaniler ve Êzidî Kürtler bu toprakların öz sahibidirler. Süryaniler belki Kürt değillerdi, ama onlar kendilerine Kürdistani diyorlardı” diye konuştu.
DİHA/ŞIRNAK... [Üye Özel | Für Mitglieder | For Members]