Hasan KAÇAN
Abilerim, ablalarım...Nasıl oldu bilemiyorum amma içim rövanşist duygularla dolup taşıyor.
Bu duyguya bi türlü mani olamıyorum.
Rövanşist bir duygu rüzgarı bütün benliğimi sarmış durumda...
Çarşamba gecesi başlayan bir hal bu...
Oysa ben koyunun da koyusu bir 'Cimbom' taraftarıyım.
Gelin görün ki, Çarşamba gecesi 'Fenerbahçeli' oldum...
Televizyon karşısında 'Çelsi'yi yenelim diye dualar ettim...
Her atağımızda hop oturup hop kalktım...
Volkan panterleştikçe ben de kanaryalaştım...
İlk yarı 'aman bi tane daha yemeyelim' diye gözlerimi kapadım...
İkinci yarının başlamasıyla Kadir Çöpdemir aradı...
'Aaabi, gözünü seveyim bişeyler yap, bari berabere bitsin' diyordu ağlamaklı bir sesle...
'Ne beraberliği aga, bu maç Fener'in, çabuk kapa telefonu, beni meşgul etme!' diye fırçayı çektim...
İçimden bir ses 'Üç bir alacaz oğlum' diyordu...
En son, Volkan'ın ayaklarıyla kurtardığı yüzde yüz golden sonra daha da inandım...
'Deyvid'in 'Çelsi' kalesine gönderdiği kıtalararası füze ağlara 'haşırt' diye takıldığında bile 'Aman bu maç böyle bitsin' demedim...
Üçüncü golü bekledim...
Olmadı...
Maç iki-bir bitti...
Kadir, sevinçten ağlayarak aradı...
'Ağbiiim... Ağbim benim... İnanamıyorum ağbiii.... Eeeoooo.... Eeeeeooo!..' sesleriyle evde bir yerleri kırıp döküyordu...
Sonra sakinleşti...
'Hani üç gol atacaktık abi?'
'Atacaz oğlum!'
'Dalga geçme Heten abüüü... Maç bitti!'
'Olur mu lan, rövanşı yok mu bunun?'
'Var abim benim!'
'Tamam işte, bir gol alacağımız var. Onu da rövanşta atıcaz. Tamam mı?'
'Baba büyüksüüün!..'
Kapattı telefonu...
İşte o an anladım ki içimde rövanşist rüzgarlar esiyor...
Bir Galatasaraylı olarak bilenmiş vaziyetteyim...
'Ertuğrul bey' kusura bakmasın ama rövanşist duygunun zirvesini yaşıyorum...
Öyle bir duygu ki bu tarif edemem...
Rövanşta da 'Fenerli'yim...
'Rövanşist'in feriştahıyım...
Buna mani olamıyorum...
Başbakana hitap'tan karakter tahlili
Recep Tayyip Erdoğan...
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı...
Cumhuriyet tarihimizde adıyla hitap edilen (benim bildiğim) ilk başbakan...
Genelde hep soyadlarıyla hitap edilmiş başbakanlara...
Bir centilmenlik, bir nezaket, bir edep korunmuş yıllar boyu...
Söz konusu Recep Tayyip Erdoğan olunca, centilmenlik de, nezaket de, edep de bir köşeye konulmuş...
Eli kalem tutanlar tarafından adıyla hitap edilmeye başlanmış...
'Tayyip...'
'Tayyip şöyle yaptı... Tayyip böyle yaptı...'
Hatta daha başka hitap biçimleri de geliştirilmiş...
Ben de oturdum, bu hitaplardan bir karakter tahlili oluşturdum...
* * *
Başbakan'a 'Tayyip' diyenler:
Bunlar, babasına da adıyla hitap ederek büyümüş insanlardır...
Biraz 'tırsaki'dirler... Güya cesurdurlar...
Gelgelelim, patronlarına adıyla hitap edemezler...
'Nezaket' ve 'terbiye' birer insan ismidir onlar için...
* * *
Başbakan'a 'Eyy Tayyip' diyenler:
Bunlar, biraz sonradan görme, biraz sonradan olma insan çeşididir...
Etraflarına 'Bakın ulan benim kimseye eyvallahım yok' mesajı verme kaygısındadırlar... İster istemez komplekslidirler...
* * *
Başbakan'a 'RTE' diyenler:
Bu cins, hakikaten incelenmesi gereken bir organizmadır.
Kendilerince, Başbakan'ın adını bile anmayarak tavır koymaktadırlar...
Kin, husumet, düşmanlık bu cinsin biricik yaşama kaynağıdır...
Nefret ederler...
Kendi gölgelerinden bile...
Sevemezler, aşık olamazlar, yüzleri hiç gülmez...
Hani, 'bokuyla kavgalı' denilen insanlar vardır ya?
İşte bunlar o sınıfa girerler...
* * *
Başbakan'a 'Erdoğan' diyenler:
Bunlar daha nazik görünseler bile 'ben bilirim' havasındaki insanlardır.
Yaşını başını almış adamlardır. 'Öğreten adam' kategorisinde olmayı dehşetle severler. Kendi alanlarında bir nevi 'duayen' sayılırlar...
Herkese 'sayın' diye hitap ederler...
Başbakan'a 'Erdoğan' demeleri, 'biz senden daha eskiyiz' mesajının tezahürüdür...
Kılıbık ve 'hanımköylü' olur bu cins...
* * *
Başbakan'a 'Kasımpaşalı Tayyip' diyenler:
Bu hitabı daha çok hanımlar kullanmaktadır...
Başbakan'a hem hasta, hem de muhaliftirler...
Fizik olarak beğendikleri için 'Kasımpaşalı Tayyip' derler.
Erkeksi duruş onları etkiler... Amma gelin görün ki, etrafta 'feminist' bir duruş sergilediklerinden naşi, bu durumu çaktırmak istemezler...
Biraz yalnız ve de sevgiye muhtaç kadınlardır...
* * *
Başbakan'a 'Recep' diyenler:
Kendilerini 'Şehirli' olarak tanımlar bu tipler...
'Recep' ifadesini bir nevi 'taşralı'lığı, 'kıro'luğu vurgulamak için kullanırlar...
Sorarsanız; 'medeni' ve 'batıcı' dırlar...
'Monşer' görünürler, arabesk'ten nefret ederler...
'Recep' ifadesini 'sen dünkü çocuksun' manasına da kullandıkları için, tatmin olmuş hissederler...
Anadan babadan kalmış mirasları vardır...
Şık giyinirler, cimridirler, kırmızı ışıkta arabasının camını silmeye çalışan çocuklara fena halde uyuz olurlar...