![]() | |
![]() |
| | Seçenekler |
| | #1 |
| Moderator | Yüzyılların trajedisi beyaz perdede Yüzyılların trajedisi beyaz perdede BAYRAM BALCI FOTOĞRAFLI İSTANBUL (24.02.2008)- Her yıl tarım mevsiminin başlamasıyla birlikte yollara düşen on birlerce Kürt tarım işçisinin yaşadığı çağdışı trajedi, bir belgesel sinema filmine konu oldu. Yönetmen Ömer Leventoğlu, gittikleri yerlerde en düşük ücretle çalıştırılan, ekonomik ve toplumsal şiddete maruz kalan, her türlü aşağılanmayı yaşayan, çağdaş köle muamelesi gören Kürt tarım işçilerinin yaşamlarını "Zarokên Ax a Qelişî" (Çatlamış Toprağın Çocukları) adıyla çektiği belgesel bir filmle anlattı. Belgeselin galası 2 Mart Pazar günü Ceylanpınar Uzman Halı Saha Tesisleri'ndeki salonda yapılacak. Ceylanpınar Belediyesi'nin katkılarıyla gerçekleşecek olan galaya tüm ilçe halkı da davet edildi. Geniş tarım arazilerinin TİGEM adı altında "Devlet Üretme Çiftliği" olarak kullanıldığı Ceylanpınar'da yoksulluk içinde yaşayan topraksız iki ailenin trajedisi etrafında gelişen belgesel, Urfa, Diyarbakır, Mardin, Adıyaman ve diğer Kürt illerinden, Çukurova, Orta Anadolu, Karadeniz, Ege metropollere giden Kürt tarım işçilerinin sefaletini gözler önüne seriyor. Aynı zamanda Ziraat Mühendisi de olan yönetmen Ömer Leventoğlu, Kürt tarım işçilerinin, modern iş yasaları ve endüstri ilişkilerinden tamamen kopuk, daha çok açık sömürü ilişkileriyle çalıştırıldıklarına dikkat çekiyor. Aynı zamanda bu işçilerin yaşamı uzayda cereyan ediyormuş gibi toplumsal ilgiden yoksun kaldığını da hatırlatan Leventoğlu, "Siyasi partiler, Meclis, Çalışma Bakanlığı, sendikalar bu işçilerden hiç haberleri yokmuş gibi davranıyorlar. Hatta trafik polisleri bile buna dahildir, ki bunun sonucu trafik kazalarında yılda en az yüz işçi yaşamını yitiriyor. Bu büyük trajediyi toplumun ve dünya kamuoyunun gündemine taşımak istedim" diyor. 'BİRÇOK AİLENİN KÖYLERİ YAKILDI' Kürt tarım işçilerinin koşullarının, ortaçağda Avrupalı tüccarların Afrika'yı dolaşarak buradaki insanları köleleştirmeleri ile tarihsel bir benzerlik taşıdığına dikkat çeken Leventoğlu, şunları söylüyor: "Afrikalı işçiler köleleştiriliyor ve toprakları sömürgeleştiriliyordu, Kürdistanlılar ise zaten öteden beri başka egemenlikler altında yaşıyorlardı ve kısmen toprakları sömürgeleştirildiği için ağır koşullara maruz kalmışlardı. Fakat yine de İmparatorluklar dönemindeki çalışma ve yaşam koşulları, bugünkünden daha ağır değildi." Kürt tarım işçilerinin çalışma koşullarının tarih boyunca değişikliklere uğradığını, son 20-30 yıllık dönemde ise işçilerin Çukurova'dan Türkiye'nin bütün metropollerine yayıldıklarını belirten Leventoğlu, bunun kaynağında da 90'lı yılların başındaki zorunlu göçün bulunduğunu söylüyor. Göçle birlikte gezici işçilerin sayılarının trajik bir biçimde arttığını ifade eden Leventoğlu, "Bu göçlerde köylerin yakılması, boşaltılması, faili meçhul cinayete kurban gitme tehdidinin büyümesi ve benzeri baskı politikaları etkili oldu. Bu döneme kadar daha çok Çukurova'da yığılmış ve sayıları aşağı-yukarı 500 bin olan işçiler, 2000'li yıllara gelindiğinde 1 milyon 500 bine ulaştı. Bu da hem ücretlerin düşmesine, hem de çalışma koşullarının ağırlaşmasına yol açtı. Mesela o yıllarda Şırnak ve Mardin gibi yerlerde köyleri yakılanların bir kısmı, tam 12 yıldır Adana'da bir kanal boyundaki sazlıklarda, çadırlarda yaşıyorlar" diyor. 'KİMSE GÖRMEK İSTEMİYOR' Kimsenin görmek istemediği bu çağdışı duruma dikkat çekmek için böyle bir belgesel çektiğini ifade eden yönetmen Leventoğlu, bu fikrin ondaki doğuşunu, özellikle bir trafik kazasıyla açıklıyor. "Ankara yakınlarında bir trafik kazasında 8 mevsimlik işçi ölmüştü ve bunlardan biri daha 8 yaşında bir kız çocuğuydu, TV haberlerinde bu kızı gördüm ve bu trajediyi dünyaya anlatmak için bir şeyler yapılması gerektiğini düşündüm. Bence sinema dili, bunun için en uygun yoldu. Yani en azından benim becerebileceğim, benim olanaklarım açısından yapılabilecek en uygun işti. Bu nedenle bunu bir sinema projesi haline getirdim." Bir yıl süren çekimler boyunca maddi ve manevi çok sıkıntılar çektiğini dile getiren Leventoğlu, "Şimdi arkama baktığımda, bu projenin tamamen tesadüf eseri bitirildiğini fark ediyorum ve kendim bile inanmakta zorlanıyorum" diyor. Zarokên Axa Qelişî, çalışmak üzere batı metropollerindeki tarım arazilerine giden Kürt işçilerin hikayesini anlatıyor. Ceylanpınarlı tarım işçisi 2 ailenin hikayesi de belgeselde yer alıyor. Bu çerçevede işçi ailelerinin çalışma dönemi başındaki sosyal yaşamlarından başlamak üzere, onların yollardaki hikayeleri, çalıştıkları yerlerdeki koşulları, geri dönüşleri ve kendi toplumları içerisindeki bütün yaşamları işleniyor. Bu kapsamda tarım işçilerin bahardan kışa kadar, Kayseri, Adana, Karadeniz, Orta Anadolu, Ege ve yeniden Ceylanpınar köylerindeki tarlalarda verdikleri yaşam mücadeleleri anlatılıyor. BELGESEL EKİP ÇALIŞMASI Belgeselde Diyarbakır Dicle-Fırat Kültür Merkezi sanatçılarının da çok katkısı olduğunu, özellikle Osman Ulak'ın hem belgesel metninin yazılmasına katkı sunduğunu, hem de seslendirdiğini ifade eden Leventoğlu, belgeselin sanat danışmanlığını ise Gıyasettin Şehir'in yaptığını kaydetti. Filmin teknik işleri ise Adana'da Wekfilm production tarafından yapıldı. Orijinal dili Kürtçe olan Türkçe altyazılı belgesel 70 dakika sürüyor. Aynı çalışma kapsamında bir de Türkçe olarak "Ter Mevsiminin Çocukları" adlı bir TV belgesel dizisi hazırlanıyor. Bu dizi, her biri 35'er dakikalık iki ayrı bölümden oluşuyor. Öte yandan ilk kez bir film galasının yaşanacağı Ceylanpınar halkını da kendi hayatlarını anlatan belgeselin heyecanı sarmış bulunuyor. Yönetmen Leventoğlu, filmin galasına müzisyen Bülent Turan'ın da katılacağını belirtiyor. Belgeselin Ceylanpınar'dan sonra Adana Tuzla'daki kanal boyunda çadırlarda yaşayan tarım işçilerine, onların kendi mekanında gösterileceğini ifade eden Leventoğlu, "Daha sonra Adıyaman'da da gösterilecek. Belgesel ulusal ve uluslararası festivallere de katılacak. Viyana, Zürih, Brüksel ve Hewler'den de davet aldık" dedi. Leventoğlu'nun daha önce çektiği "Êşa Şewatê" adlı kısa metraj filmi de Ankara 2. El Kısa Film Festivali'nde "En iyi Film", "En İyi Özgün Müzik" ve "En İyi Kadın Oyuncu" dalında üç ödül almıştı. Leventoğlu, Ceylanpınar Belediyesi ve ilçe halkının da çalışmalarının her aşamasında yardımcı olduğunu ifade etti. "Ceylanpınar insanı bana çok güçlü bir yaşam enerjisi verdi" diyen Leventoğlu, şunları söyledi: "Bu çalışma boyunca Ceylanpınar'da yaşadığım deneyimler bana çok şey öğretti. Her şeyden önce kardeşçe ve daha samimi bir dünyanın, daha yoğun ve içten bir ilişkilerin kurulabileceği inancı pekişti içimde. Sadece inanç da değil bu, yaşayan canlı bir gerçeklik haline dönüştü... 1984 yılından beri kent yaşamı içerisindeyim. Soyutlanmış, izole edilmiş, atomize edilmiş, tekil hale getirilmiş, aslında sosyal gözüken ama sosyal olmayan bir yaşam içerisindeydim, bu anlamda da bana çok fazla güç verdi Ceylanpınar." ANF NEWS AGENCY |
| | #2 |
| Ilkokul 2. Sinif | paylaşım için teşekkürler |
| | #3 |
| Ilkokul 6. Sinif | emeğine sağlık... |
| | #4 |
| Ilkokul 5. Sinif | teşekkürler.. |
![]() |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | Son Mesaj |
| BeYaZ | KuZGuNi | Resimli Şiirler | 8 | 11.05.2008 11:07 |
| İşçi Filmleri 1 Mayıs'ta Beyaz Perdede! | Siyabênd | Haber Arsivleri | 4 | 30.04.2008 15:08 |
| ünlü şovmen Beyaz’ın Programı Beyaz Show’un Cuma Günkü Konukları | korfez41 | Haber Arsivleri | 0 | 24.04.2008 17:19 |
| Beyaz Son | balaban300 | Şiirler | 0 | 18.04.2008 20:20 |
| beyaz | Bay.Mirt | Yerine Getirilmiş İstekler | 2 | 17.04.2008 15:28 |