![]() | |
![]() |
| | Seçenekler |
| | #1 |
| Guest | Mektup HEP EFLATUN Nasıl başlayacağınızı bilemediğiniz bir mektubunuz oldu mu hiç? Peki ya, yüzlerce kez karaladığınız kelimeleriniz, onlarca kez buruşturup attığınız kağıtlarınız, beyninizin en derinine inip itiraf edecek gerçeklerinizin olduğunu keşfettiğiniz, ama bunları kağıda dökemediğiniz? Sanırımı ben, böyle bir mektubun sahibiyim artık. İnsanlar yarınlarını düşünüp, bugünlerini yaşamalılar bence. Yaşamalılar ki hayata sımsıkı sarılsınlar, sarılsınlar ki yarınları aydınlık olsun. Ben her zaman sarıldığına, her zaman yarınlarının aydınlık olduğuna inananlardandım. Ama fark ettim ki bir elimde dün, bir elimde bugün varken; ayaklarımın altındaki yarınlar nasıl aydınlık olabilir! Kabullenmek her ne kadar zor olsa da, hesaplaşmam gereken bir geçmişe sahip olduğumun farkındayım artık. Çünkü ne zaman yeni bir şeyler yapmak, yeni bir şeyler söylemek istesem, ikinci plana atıyorum onu. Sonra her gelen ikinci, ötekilerini daha da geri atıyor. Sonuçta da, yığınla unutulmuş ya da bastırılmış duygu tanecikleri kalıyor aklımda. İşte bu yüzden yazmak istedim sizlere bu mektubu. Biraz olsun gün ışığı görsün diye taneciklerim. ''Sizlere'' deyince biraz şaşırmış, biraz da düşünmüş olabilirsiniz. Ya da en azından merak etmiş olabilirsiniz diğerlerinin kimler olduğunu gereksiz bir şekilde. Ben sizleri kısaca, hayatımda iz bırakan insanlar olarak tanımlıyorum. Yarınlarımı gerçek anlamda etkileyen insanlar. O kadar garip ki hemen hemen hepinizin, hepinizden haberi var. Çünkü hep anlattım sizleri sizden sonrakilere. Çoğunuz darıldınız belki bana geçmişte yaşadığım, geçmişimi anlattığım için. Peki ya hiç düşündünüz mü? Benim sizleri yarınlarda da yaşattığımı, sizlerle yarınlarda da yaşadığımı. Eğer hala bunun yanlış olduğunu düşünenler varsa aranızda, hayatıma ilk önce girenlerden olmasa da, belli bir birikimden sonra girenlere kocaman bir özür borçluyum her neyi değiştirecekse! Bu yazdıklarımın nereden çıktığını düşünebilirsiniz. Ne kadar anlamsız ve ne kadar gereksiz olduğunu bile. Hatta aranızdan bunun okunmaya değer bir şey olmadığını düşünenler de çıkabilir, komik bulup kahkahalar atacak olanlarda. Açıkçası yazarken ben bile arada bir sırıtmıyor değilim. Sanırım sadece farklı olma hakkımı kullanıyorum, çünkü bir çok insan böyle bir yazıyı yazmaz. Yazsa da, ya yaşlığında yazar, ya da olası bir intihardan vakasından az önce. Ben ise sadece erken davranıyorum. Size kendimi daha iyi, daha net anlatabilmek için, önce hepinize birden yollayacağım bu yazıyla başlıyorum mektubuma. Daha sonra biraz derinlere inip, hepinize ayrı ayrı yollayacağım özel mektuplara başlayacağım. Hiçbiriniz diğerlerine ne yazdığımı bilmeyeceksiniz. Her neyse, gelelim sizlerin benim üzerimdeki etkinize. Nasıl becerdiğinizin farkına varamasam da, neyi becerdiğinizi çok iyi biliyorum artık. Çünkü ne zaman bir şeyler uyanacak olsa içimde, içinizden birine, ya gecelerim birbirine girer, ya uykularım tehir olurdu bir başka tarihe. Çok olmuştur sizin yüzünüzden Ay ile Güneş'i birbirine karıştırdığım. Hatta hala bilmem Güneş ile gelenin gece mi, yoksa gündüz mü olduğunu! Bugün için tek bildiğim şey; her aşkın, her sevinin bende inanılmaz etkileri olduğu ve bu etkilerin doğuracağı sonuçların olumlu ve ya olumsuz olmasının bir önemi olmadığıdır. Çünkü hep inandım ki, yaşadığım güzel şeyler ne zaman aklıma gelirse gelsin yüzümde tatlı bir tebessüm oluşacak, çekilen acılar her geçen gün benliğime, kederli de olsa, duyarlı bir şeyler katacak. Ve inanıyorum, öyle bir an gelecek ki gerek geçmişte, gerek bugün yaşadığım pişmanlıklar bile bir anlam taşımayacak. Çünkü hep eflatun oldunuz benim için. Hep eflatun... Mesela bugün, hiç darılmamam gerektiğini düşünüyorum aranızdan beni terk edip gidenlere çünkü, aynı kararın ne kadar zor alındığını defalarca yaşamış, defalarca altında ezilmiş biriyim bende. Hem zaten cesaret ister ayrılık. Bir düşünsenize, iyi ve ya kötü; mutluluk ve ya pişmanlık, ne getireceğini bilmediğimiz bir hayata merhaba deme işidir veda. İşte bu yüzden daha farklı, daha derin bir saygı duymuşumdur aranızdan beni terk edip gidenlere. Buna bir de, hep beni sevdiğine inandığım kadınların terk edişleri eklenince, saygı da iki katına çıkıyor acıyla birlikte. Ne yani, cesaretinizden dolayı suçlamalı mıyım sizleri! Bence aradan geçmiş bunca zamandan sonra, gerek sizlerin aldığı, gerek benim aldığım kararların doğruluğunu ve ya yanlışlığını tartışmak bencilce bir haksızlık, yaşanmış hatıralara karşı da büyük bir saygısızlık olur. Düne kadar ufak bir sitemim varsa sizlere, o'da, vurulanın hep aynı ben olduğunu düşünmemenizdir, çünkü sizlerin acıları bölünürken, benimkiler hep toplanmıştı. Nedense hiç sıkılmamıştım bu toplamalı, bölmeli ve hatta çarpmalı matematik oyunundan. Dediği gibi Brecht'in ''Hep denedin, hep yenildin. Olsun! Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil!'' Aranızda hiç anlaşamadıklarımda oldu, kendimi mükemmel bir ahengin içinde bulduklarımda. Ama geçte olsa farkına vardım ki, aşk anlaşmak değil, olsa olsa anlamakmış karşındakini tam anlamıyla. Ne garip değil mi? Bugüne kadar, bütün insanlar gibi, anlaşabileceğim birini aramış durmuşum. Kendime yalan, topluma yanlış bir biçimde. Oysa öz olan şey anlaşmak değil, anlamakmış karşındakini. Anlayıp hareket etmek, yani biraz eflatun olmak onunla. KÜÇÜK BİR AYRILIŞTI BU, SEN HİSSETMEDİN BİLE.. Aida'sı çalsın Verdi'nin ve o bizden çok uzaklardaki okyanusun sahilinde, yağmurların en güzeli yağsın. Biz ise bedenlerimizi kilitleyip birbirimize, insanların tabularını zorlayıp kızdırtan ama bir o kadar da baştan çıkartan mistik dansımızla başlayalım sabaha. Ve hiç umursamadan, hiç düşünmeden ötekilerini, karaya vurmuş bir denizyıldızını daha suya atalım. Öğlenin kızgın güneşi kavururken dünyamızı, biz bedenlerimizin iyice ısınmasını bekleyip okyanusun hiç ulaşılamamış derinliklerine dalalım. Gece olunca Şimal'de yatalım, sabaha Edremit'de uyanalım. Şiirler okuyalım bir Cemal'den, bir Süreya'dan ve meyveli şarabımızın son şişesini açalım. Bir kavunun çekirdeği önce, sonra evrenin merkezi ve bir yazarın yaşanmamışa dair söyleyeceği son sözleri olalım. Neşelerin en güzelini giyin sen, ben seni daha da ilahlaştıracak gülücüğümü boynuna gerdanlık yapayım. Ve tam burada bırakıp bu hikayeyi, her şeyi güzel hatırlayalım. |
| | #2 |
| Banned | |
| |
#3 |
| Üniversite 4. Sinif | |
| | #4 |
| Guest | |
![]() |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | Son Mesaj |
| Mektup | devilchild | Silinen Konular ve Mesajlar | 1 | 10.05.2009 10:40 |
| son mektup....... | CANPARE | AŞK & İLİŞKİ | 8 | 17.04.2009 13:41 |
| mektup var :)) | kivancburcu | Silinen Konular ve Mesajlar | 5 | 21.03.2009 17:20 |
| Son mektup | fatih2000 | Kendi Siirleriniz | 2 | 24.01.2009 12:31 |
| Mektup | Hasan-Hira | Şiirler | 13 | 23.08.2008 09:28 |