![]() | |
![]() |
| | Seçenekler |
| | #1 |
| Ilkokul 2. Sinif | |
| | #2 |
| Anaokulu | |
| |
#3 |
| Silver Members | |
| | #4 |
| Anaokulu | |
| |
#5 |
| Silver Members | |
| | #6 |
| Silver Members | |
| |
#7 |
| Bronze Members | |
| |
#8 |
| Üniversite 3. Sinif | |
| |
#9 |
| Üniversite 3. Sinif | |
| | #10 |
| Ilkokul 5. Sinif | |
| | #11 |
| Ilkokul 5. Sinif | BEKLE BENİ ![]() -Karlar tozarken bekle Ortalık ağarırken bekle Kimseler beklemezken bekle beni K.Simonov I Bekle beni küçüğüm umudu karartmadan sevinci yitirmeden bekle döneceğim bir gün elbet bekle beni Bahar geldiğinde kırlara çıkacaksın dizboyu otlar üstünde koş koşabildiğince ve sakın yitirme neşeyi Kırların sessizliğinde yüreğinin sesini dinle ve orada benim için küçücük bir yer ayır ve bekle beni küçüğüm Doğa pervasızdır biraz bakarsın en olmaz yerde masmavi bir su fışkırır ve suyun ışıldayan göğsünde sevincin nilüferleri Bahar şaşırtmasın seni sırtüstü uzan bir gölgeye suların, kuşların sesini dinle ve bekle beni orada döneceğim küçüğüm II Mapusane türküleri hüzünlüdür biraz belki her dinleyişinde yüreğin burkulmakta için sızlamaktadır Ama acılara alışılmaz birşeyler var değişecek birşeyler var değiştirmemiz gereken önce acılardan başlanacak Beş on yıl dediğin pek kolay geçmeyebilir üstelik bu savaş bu kahredici kıyım bitmeyebilir daha uzun süre Ama sen sahip çıkarak yaşama ve sevince bekle beni küçüğüm acılar bitecek bir gün sevgiler çiçek açacak Mapusane türküleri hüzünlüyse de biraz yüreğin burkulmasın için sızlamasın sakın ve bekle beni küçüğüm III Kış kıyamet bir gün bakarsın çıkıp gelmişim varsın azgınlaşsın tipi ve uğuldayadursun dışardaki rüzgâr Sakın şaşırma küçüğüm üşümüş bir serçe gibi titremesin ellerin apansız çıkıp geleceğim kış kıyamet de olsa bir gün Uğuldayan bu rüzgâr bu delice yağan kar ürkütmesin seni direnmektir artık bekleyişin öbür adı Sen türküler söyle ve gülümse küçüğüm çünkü sesinin ırmağıyla yeşerecek hasretin bozkırları Bekle beni küçüğüm umudu karartmadan sevinci yitirmeden bekle döneceğim bir gün elbet bekle beni küçüğüm __________________ |
| | #12 |
| Ilkokul 5. Sinif | 'sana bir sır söyleyeceğim bilmem ben sana benzeyen zamandan söz açmayı bilmem senden söz açmayı, bilir görünürüm tıpkı uzun bir süre garda el sallayanlar gibi gittikten sonra trenler bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarımın sana büyük bir sır söyleyeceğim korkuyorum senden!' L. Aragon sustuğun yerlere sesimi, haykırdığın yerlere yüzümü taşımaktan yorgunum... ben bu rüzgarlara savruluyorum sen hangi rüzgarlara ey uçurum çiçeği? hep 'mevsimler' diyorsam, kirli mevsimler üşüyorum, ellerini ödünç ver sus, söndür küllerime çok sokulan yangını bilmem kaç bin damla gözyaşına akıyor ömrün bin kaçını ödünç ver... sustun; sustukça çoğalan boşluğa vurdum sonra bir uçurum ıssızlığı kadar dalgın 'yalnız kentler' diyorsam, sen de kentler gibi yalnız ve baştan sona günahkar günahına ey uçurum çiçeği, günahına vurgunum! şimdi ötelerdeyim ötelerin ötesine üşüşmüş ömrüm öteler diyorsam karadağ'ın ardında karadağ hırçın mı hırçın sorma, hırçınım! bilmediler ömrüme bukağı sevdam küllenmeyecek ölürsem, anılırsam benim olmayan dağlar ve kadınlar bilinecek... Yılmaz Odabaşı |
| | #13 |
| Ilkokul 5. Sinif | 'eski güzel şeylerden değil, yeni kötü şeylerden başlamak gerekir.' -Walter Benjamin- göç geçer geçer ayrılıklar baladı siyah bir orman olur gençliğimiz bize böyle pay kalır bize böyle pay kalır... * ağla sömürgem... belki dönemem oralarda usul usul talazlanan nelirlerde yaz kalır kış yanar, düş üşür yüreğimde ağlarım... gözyaşım beyaz kalır sonra askerler yeniden kuşatırlar aşınmış kaleleri bin havaar parçalar gecenin döşeğini ocaklar iniler, yas büyür, orta yerde kan kalır dıngılava'da* peştemalli çocuklar havuzlara işerler gözlerinde bir mahmur özlem kalır... derken bir ankara, bir poyraz beni döve döve içeri alır yollar da giderek uzaklaşır... giderek uzaklaşır fahişeler terli kasıklarıyla sabaha uğurlanır kuşlar inkar edilir, gökyüzü yağmalanır ben büyürüm bu kederle kalbim uslanır... * ağla sömürgem! ağla ve kucakla kumral delikanlını buralarda çatılmış bir tüfeğim böğrümde taflan kalır şimdi kızılay'da oturmuşum hasretin kancasında geçer zaman, geçer yıllar, günlere bir yeni hazan kalır * ağla sömürgem... sen hep mağlup bir ağlayışta ben uzak susarım bu mağlubiyet için hep anlayışta çöpçüler bu geceyi de piç edip süpürdüler ben ise haber değeri bile olmayan bir haykırışta özleminle hala bir yakarışta... * ağla! ben de ağlarım gözyaşlarım özlemine az kalır buralarda nem var! nem varsa sende kalır daha çağırırken beni anı bile kalmaya tenezzül etmeyen o dağ dorukları sömürgem yaslar durur sesime kırgın ayrılıkları... * ben gittim ve yittim! oralarda usul usul talazlanan nehirlerde yaz kalır yaslarım günleri yüzüme gözyaşım beyaz kalır burada yıllar küfürle uğurlanır ben büyürüm içimdeki haylaz çocuk uslanır ve günler geçer, herkes gider, pistler boşalır sahnede bir ben, bir kurtlar, bir klasik dans kalır... ağla sömürgem...buralarda döne döne- mem!artık bir yeşile dolmasak da anılardan haz kalır sen de bir zaman duyarsın bir gün bir taze mezar kazılır ardında bir dağınık gazel ile, kül ile ankara’da bir ölü yılmaz kalır... Yılmaz Odabaşı |
| | #14 |
| Ilkokul 5. Sinif | uzun boylu ağrılara atıldım sokaklarda hırçın rüzgârlara katıldım iyi yürekli çocuklar sessizce büyümekte “dünyanın şavkı kendine, efkârı bize mi?” demekte; kimileri taburlara, koğuşlara gitmekte kimileri sidikli döşeklerde upuzun uykulara düşmekteydiler uzaklarda yaşlı çam ağaçları sessizce çürümekteydiler... iyi yürekli çocuklar günlerin rahmine yaslarken düşlerini bazen apansız ölmekte ölmekteydiler... ama şalvarları gül desenli döne’ler yeniden dillenip döllenmekte doğrulup yeniden dillenmekte ve sokakların, a(damların), kedilerin üstünden rüzgârlar esmekteydiler... (gecede bir fahişenin koynunda uzun donlu, nizipli bir tüccar üşümekte; kaçak elektrik kullanılan evlerde sümüklü oğlanlar “püsküvit”(!) istemekte ve sımsıcak somunları kavrayan yaslı eller, balta girmemiş hayatın ortasından korkak ve küstah bir tevazuyla yürümekteydiler... iyi yürekli çocuklar düzineler halinde feleğe küfrederek geçmekteydiler; sonra gecede mart kedileri, ay ışığı ve iniltiler... hep aynı nakaratta köhne bir hayat...) sonra bildik törenler, kanıksanmış itaatler ve her aşkın künyesine bir gün dökülen küller... sonrası pazaryerleri: patates, pırasa vs. taksitler ödenip senetler alınacak bu ay da bu ay da sürüm sürüm turplara sıkılan limon damlaları gibi duraklarda defolu çıkmış hayat kimin umurunda! II kimin umurunda yeni donlar giyen eski kadınlar ve bilumum “öteki”ler dolup boşalan kültablaları bozuk sifonlar şerefsiz adisyonlar ve yamalı bohçalar gibi uzayan yollar kimin umurunda buharlaşmış oğullarını arayan anaların acısı ve yaşlı bir kemancının eskimiş papyonundaki keder... /sürerken ıssızlığın ödül töreni sen topla dur topla dur dağılan sevinçleri.../ III “-vay anasını bu maçı da alamadık abiler ipne hakemler bizi yine mağlup ettiler!” iyi yürekli çocuklar sessizce büyümekte en pahalı düşleri dolara endeksleyip en ucuz pazarlara sürmekteydiler sonrası aşkın ve şarabın şanına düşen gölgeler... gölgeler kimin umurunda? yoruldu yorgunluk da aşk bir yana, düş bir yana! paranın sultası düştükçe düştükçe aşka, ışığa ve şarkıya her şey hızla ayrışmakta üstelik gün ortası, ışıkta! her şey pazar ve karmaşa... /sürerken ıssızlığın ödül töreni sen topla dur topla dur kirletilmiş düşleri.../ IV iyi yürekli çocuklar sessizce o aşınmış saçaklarda, yollarda ısrarla yanlış atlara binip ısrarla düşmekteydiler... -yok yoluna geçti geçen günler ..k yoluna kaldı kalan günler geride bu yüzden aşk dediğiniz nedir ki be abiler? camları buğulu bir genelev odasında vizite fiyatına... solarken gecekonduların dar pencerelerinde bal gözlü kızlar... V sürerdi yine sürerdi mırıltılar ve homurtularla hayat “bu maçı da alamazken abiler” iyi yürekli çocuklar sessizce büyümekte büyüdükçe kirlenmekte kirlendikçe ölmekte öldükçe bilmekte bildikçe acımakta acıdıkça görmekteydiler ki her fırtınadan ve anıdan geride herkes figüran yaşamın sahnesinde... sahnesinde yaşamın kentlerin kaldırımlarında upuzun dilenciler minibüslerde demlenmiş ter ve çürük sperm kokusu sahnesinde aşklarla rus ruleti ve tel kaçıran çorapların kederi... sahnesinde brüt bir yaşam net bir ölüm (bırak rezil gündüzleri geceye yaslan gülüm!) VI iyi yürekli çocuklar o mahallelerden düzineler halinde geçmekteydiler... uzak ormanlarda yalnız meşeler sessizce büyümekteydiler -işte bu vuruşlar sürdükçe maç mı alınır ulan sayın abiler ipne hakemler bu sezon da bizi mağlup ettiler! aşkta düşte işte birer birer inerken beyaz bayrakları /b i z i m ç o c u k l a r, b ü t ü n m a ç l a r d a y e n i l d i l e r.../ |
| | #15 |
| Ilkokul 5. Sinif | Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur -İsa’dan sonra XX. yy.- I Yaşarken de söyledim kimse bilmeyebilir bunu, Fatiha suresi kadar eski, günlerin çarmıhında isa kadar yaslıyım ve tanrılar kadar çok yaşadım kimse bilmeyebilir... Daha kırlangıçları yalancı bir dünyada yaşıyorum; dağları yıkılan, dalları kırılan bir dünyada. Kayıp suretler için fotoğraflara koşuyorum kimse bilmeyebilir... Günlerin çarmıhında Küle savruldum, ayrılıkları saydım, bir hançer sapladım nevrozlu bir sevgiye; kan bile damlamadı, yürüyüp gittim. Yüzüme yalancı bir sevinç iliştirdim... II Fal bakan çingeneler esmerdi, yalancıydı, dönmeyecektin! Belki kuruyacaktım, belki çarpa çarpa akacaktım o denizlere; İntiharlara aktığım gibi o denizlere, bilmeyecektin! Çıkıp sina dağına o denizlerle İbranice konuşacak, İblis’i kovacaktım; İblis’i kovmak belki, yarısını dünyanın kovmak demekti... III Bir gülün bir odayı, bir leşin bir semti kokuttuğu kentlerde, bir ömür, çarpar, akar da nasıl eskitir yatağını kimse bilmeyebilir... Tanıktım, yargıç ve sanık; Yürüyüp gittim… Yüzüme yalan bir mutluluk iliştirdim: Günlerin çarmıhında İsa gibiydim… IV Günlerin çarmıhında seni ağrıyan yanlarımla sevdim, tutuklu kollarımla; yokluğunda burada yıllar verdim. Yokluğuna burada! Herkes bilecek bunu; tabancaya gerek yoktur… Tabancaya gerek yoktur! Sen haklı bir cinayetsin günlerin duvağında: H e r ö m ü r k e n d i g e n ç l i ğ i n d e n v u r u l u r... |
| | #16 |
| Ilkokul 8. Sinif | emeğine sağlık |
| | #17 |
| Ilkokul 5. Sinif | Konuşsam Sessizlik Gitsem Ayrılık Resmin rehindir gurbetimde. Gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin. Alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana. Sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığına; konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana... Ve akşam, bir kez daha; saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgârlara! “Bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır”: Çekmiyorsun! Akarsuları imrendiren yüzün de, sabahçı kahveler de biliyor: Görüşmeyeli yorgunum yıkık kentler kanadı sevinçlerimle. Görüşmeyeli ya sen nasılsın, adım, adresim durur mu defterinde? Şimdi Siirt'te koyun kokulu bir gecedeyim. Beynimde iklimsiz papatyalar ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde. Sokakların gün batınca neden boşaldığını ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum. Konuşsam sessizlik/ gitsem ayrılık… Sonra kıpırtısız yasladım göğsümü boğulmuş güne. Al bu çağrıları sulara göm, o uzak sulara, gurbetini rehnetme özlemimde… |
| | #18 |
| Üniversite 1. Sinif | paylasimin icin sagolll emegine saglik |
| | #19 |
| Lise 1. Sinif | hayranıyım bu şaiirin bende kitapları var tşl |
| | #20 |
| Ilkokul 8. Sinif | yılmaz odabaşı son dönemin iyi şairlerinden biridir bence |
![]() |
| Etiketler |
| sana yağmur diyorum, savrulan sokaklarına..., yılmaz odabaşı |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | Son Mesaj |
| Cem Yilmaz Karikaturleri... | ksklife | E-Kitap | 7 | 26.11.2008 21:07 |
| Cem Yilmaz | mehmetnur | BİYOGRAFİLER | 26 | 11.11.2008 23:05 |
| Yilmaz Odabasi (ndan) | delmamo | Şiirler | 11 | 29.05.2008 16:37 |
| Yilmaz Odabasi (kendi agzindan hayati) | delmamo | BİYOGRAFİLER | 5 | 11.04.2008 17:45 |