| | Cemal Safi şiirleri... AH ŞU ŞAİRLİĞİM Ah şu şairliğim olmaz olaydı!
Ona her gün güzel, her hava hoştu,
Sevgisiz hayatın manası boştu,
Gördüğü kısrağın peşinden koştu,
Uslanmak bilmeyen bir deli taydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...
Evimden barkımdan çözdürdü beni,
İşimden gücümden bezdirdi beni,
Bulutlar üstünde gezdirdi beni,
Bastığım yıldızlar hüsrana kaydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...
Ak yazımı baht-ı siyah eyledi,
Gençliğime yazık, günah eyledi,
Nerde akşam, orda sabah eyledi,
Serseri hayatı marifet saydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...
Alnım da açıktı, yüzüm de aktı,
Kimseye verecek hesabım yoktu,
Günah kervanımı pazara çekti,
Yükümde ne varsa, hepsini saydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...
Hayal aleminde gezmem dese de,
Seni bundan böyle üzmem dese de,
Bu gece, tek hece, yazmam dese de,
Sabaha çıkmadan sözünden caydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ... AHU GÖZLÜM Yakılacak yara bu
Yandırır diye içtim.
Dudakların şarabı
Andırır diye içtim.
Kahroldum gidişine
İçtim peşi peşine
Gönlüm senin işine
Son verir diye içtim.
Vurduğun günden beri
Sormadın derbederi
Ateş ettiğin yeri
Söndürür diye içtim.
Ne hal bildin ne hatır
Yazmadın tek bir satır
Senin gibi aldatır
Kandırır diye içtim.
Yokluğun hışım gibi
Bastırdı kışım gibi
Seni de başım gibi
Döndürür diye içtim.
Safi'ye sor sancımı
O bilir ilacımı
İflağ olmaz acımı
Dindirir diye içtim. AKLIM ÇIKIYOR İçmeden resmine bakamıyorum,
Kırılırsın diye aklım çıkıyor…
İçince karşına çıkamıyorum,
Darılırsın diye aklım çıkıyor...
Korkarım derdimi sana dökerken,
Utanır gözümden yaşlar akarken,
Uzunca yazamam belki okurken,
Yorulursun diye aklım çıkıyor...
Yakasız gömleği giysem eğnime,
Biricik resmini koysam koynuma,
Ne zaman geçirsem ipi boynuma,
Sarılırsın diye aklım çıkıyor...
Her beden bir candan sorumlu sanma,
Hey ! Ruhu kalbimi saran muamma.
Benim bir kurşunluk işim var amma!
Vurulursun diye aklım çıkıyor. Ayrılık Nikahı Seni bilmem ama ben kararlıyım
Şu garip sevdadan cayalım gitsin
Bu aşkta senden çok ben zararlıyım
Bir kumar oynadık diyelim gitsin
İçimde bir his var benden pes diyor
Olmayan duadan ümit kes diyor
Madem ki bahtımız böyle istiyor
Kaderin emrine uyalım gitsin
Seninle burcumuz tutsaydı keşke
Aslanlar bir başka yengeç bir başka
Yarını olmayan hayırsız aşka
Ayrılık nikahı kıyalım gitsin
Farz et ki bir rüya gördük ikimiz
Gerçekte bu hissi tanımadık biz
Böyle bir masalı yaşamadık biz
Bir varmış bir yokmuş sayalım gitsin
Marifet feleğin elinden çıkmış
Dünyada başka bir terzisi yokmuş
Kerem'i Aslı'yı narına yakmış
Ateşten gömleği giyelim gitsin
Tiryaki gönlümde olmasın kuşkun
Tek sana müptela tek sana düşkün
Ardından bir ağıt yakalım aşkın
Adını elveda koyalım gitsin AYŞEN İklimler çileme çare bulmuyor,
Mevsimler halimi sormuyor Ayşen...
Sakiler derdime derman olmuyor,
Şarkılar yaramı sarmıyor Ayşen...
İlkbahar, yaz derken hazanım soldu,
Murada ermeden miyadım doldu.
Kalb gözüm, ellere bakar kör oldu,
Senden başkasını görmüyor Ayşen...
Hasretin tüketti bütün varımı,
Seraba döndürdü hülyalarımı,
Ne kadar süslesen rüyalarımı,
Sabahlar hayıra yormuyor Ayşen...
Ağlarsan, matemin yağar geceme,
Gülersen, mehtabın doğar geceme;
Lale devri geldi gönül bahçeme,
Senden gayri çicek girmiyor Ayşen...
Kapattın gönlümün sevinç yönünü,
Ümidim görmüyor sensiz önünü,
Takvimler bilmiyor dönüş gününü,
Saatler vuslatı vurmuyor, Ayşen... Feleğe isyanım arttı gitgide,
Gençliğim su gibi aktı gitti de,
Ömrümü ellere sebil etti de,
Bana bir damlanı vermiyor Ayşen...
Ardından çilemem, çağlamam diye,
Yas tutup karalar bağlamam diye,
Kaç kez and içtiler ağlamam diye,
Gözlerim sözünde durmuyor Ayşen...
Ey alev yanaklım, volkan dudaklım,
Ne bir yalanım var, ne gizlim, ne de saklım,
Her şeye erdi de zavallı aklım,
Seni unutmaya ermiyor Ayşen...
Dostlarım namıma Ferhat dese de,
Ruhum aşk elinden imdat dese de,
Kör şeytan resmini yırt at dese de,
Ellerim bir türlü varmıyor Ayşen… BAKIRKÖYDEN MEKTUP VAR Sensizdim kendime bir iş aradım,
Baştan savıp asabımı bozdular...
Hatırşinas dostlarıma uğradım,
Sağ olsunlar müdür beye yazdılar...
Müdür bey gerçekten yufka yürekmiş,
İşim inşaatta kazma kürekmiş,
Bir sağlık raporu almam gerekmiş,
Tam teşekkül hastaneye yazdılar…
Yağışlı gözümün hazan çağı da,
Olur olmaz yerde başlar ağıda,
Sinir servisine giden kâğıda,
Aklından zoru var, diye yazdılar…
Bir saat anlattım tek bir buseni,
Doktorlar efsane sandılar seni,
Belki de alaya aldılar beni,
Belki palavracı diye kızdılar…
Bir ara sensizlik krizim tuttu,
Bilmem ki o anda ne olupbitti...
Hekimler heyeti havale etti,
Acil vak’a Bakırköy’e yazdılar.
Bu çağda bu sevda abes dediler,
Cezası çelikten kafes dediler,
Ben kime ne yaptım, ne istediler,
Bana bu çukuru niye kazdılar…
Burda ne sen varsın, ne de bir iş var,
Üç adım voltalık gidiş geliş var...
En ayıp sözlerle kaplı dört duvar,
Bunca küfrü kime, niye yazdılar…
Açmak için zahmet etme zarf açık,
Hala bana sevgin varsa birazcık,
Mektubumu alır almaz yola çık,
Gözyaşlarım bir acayip azdılar Baş edemezsin İş işten geçmeden gel de söz dinle,
Sen benim aşkımla baş edemezsin.
Ben sarhoş gezerken senin derdinle,
Sen kendi gönlünü hoş edemezsin.
Gül sefa sürse de bülbül çilerken,
Bin pişman olmaz mı rengi solarken,
Ben sana dört mevsim bahar dilerken,
Sen benim yazımı kış edemezsin.
Fırtına biçersin ey rüzgar eken,
Borcunu faizle öder geciken,
Sen benim gezdiğim yolları diken,
Yattığım yatağı taş edemezsin.
Gülersin aşığı yedekte sayıp,
Yetmez mi arından verdiğin kayıp,
Kınalı kekliğim elde var deyip,
Sen beni kafeste kuş edemezsin.
Kapılma hayalin renk akışına,
Ağlarsın gerçeğin can yakışına,
Ben kurban olurken bir bakışına,
O canım gözleri yaş edemezsin.
Aklını başına topla da vazgeç,
Gel beni dinle de vuslata gün seç,
Sen benim elime mecbursun er geç,
Bahtımı mecnuna eş edemezsin... BEBEĞİM Seni bana tutkun gördüm rüyamda
Gençliğine yazık olur bebeğim
Çok gemiler battı gönül deryamda
Senin aşkın kayık olur bebeğim
Çözül benden ne kucakla ne yaklaş
Git ki dinsin göz yaşların kuraklaş
Kıymetini bilmem için uzaklaş
Kaçan balık büyük olur bebeğim
Aşktır beni uslandıran eğiten
Aşktır beni maceradan soğutan
Keyfi için bir yuvayı dağıtan
Bin cefaya layık olur bebeğim
Senden önce kaç gönüle ekildim
Fidan oldum filizlendim dikildim
Çiçek açtım meyve verdim büküldüm
Olgun başak eğik olur bebeğim Besmele Her gün biraz daha yoruyor beni,
Hasretinle başa çıkamıyorum.
Her gece bir yerden vuruyor beni,
Sağ salim sabaha çıkamıyorum...
Savaşta geçirdim sanki bir ayı,
Düşmandan almadım ben bu yarayı,
Giderken verdiğin tek sigarayı,
Hatıradır diye yakamıyorum...
Vicdanın halimi hiç mi sormuyor?
Küsecek ne yaptım, aklım ermiyor!
Zalimsin demeye dilim varmıyor,
Tavrına bir isim takamıyorum...
Yeter ki mektup yaz canımı dile!
Yetmezse uğrunda çektiğim çile!
Nazar değer diye resmine bile
Besmele çekmeden bakamıyorum... Bilsen Kırdığın kadehte kalan ömrümden
Ağlarsın içtiğin yılları bilsen
Sayende sararıp solan ömrümden
Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen.
Bağban eyle dedin beni bağrına
Yanılıp yakılıp uydum çağrına
Bir demet hercai çiçek uğruna
Ağlarsın kırdığın gülleri bilsen.
Ateşe su dedim göz göre göre
Aklım zavallıydı duyguma göre
Bahtına şükretti Mecnun bin kere
Ağlarsın düştüğüm çölleri bilsen.
Ar ettim sakladım uğraşlarımı
Haberdar etmedim sırdaşlarımı
Gizlemek isterken gözyaşlarımı
Ağlarsın seçtiğim yolları bilsen. Sefiller gücünü bende sınadı
Kimi kaçık dedi kimi bunadı!
Berduş eleştirdi sarhoş kınadı
Ağlarsın düştüğüm dilleri bilsen.
Felsefe böyledir divanelerde
Teselli aranır bahanelerde
Bir kadeh mey için meyhanelerde
Ağlarsın düştüğüm halleri bilsen... BİLSEYDİM Meydan mı verirdim bu ayrılığa?
Bilseydim bu kadar zor olduğunu.
Bilseydim dünyanın böyle karanlık,
Bilseydim bu kadar dar olduğunu.
Dilimden sıçrayan bir kıvılcımın,
Bilseydim bir anda kor olduğunu.
Bilseydim şu anki gönül acımın,
Senin yokluğundan var olduğunu.
Boyun mu bükmezdim sitem etmene,
Bilseydim sükutun kar olduğunu.
Sebep mi olurdum dargın gitmene,
Bilseydim küsünce sır olduğunu.
Bilseydim yüzümün dört mevsimi güz,
İçimin ağlayan nar olduğunu.
Bilseydim odamın dört duvarı buz,
Sensiz yatağımın kar olduğunu.
Fırsat mı tanırdım bu dargınlığa,
Bilseydim bu kadar zor olduğunu.
Bilseydim zindandan daha karanlık,
Bilseydim hücreden dar olduğunu.... BİR GELİR BİTER Yüzüne bakınca içim tutuşur,
İçime bir kızıl kor gelir gider.
Geçtiğin sokaklar şavkınla ışır,
Bastığın toprağa nur gelir gider.
Helal-i hoş olsun gurur da, naz da,
Ne olur tebessüm etsen biraz da?
Gülmezsen gökyüzü aysız kalmaz da,
Yüzün gibi mehtap zor gelir gider.
Tarifin olmuyor ne kadar yazsam,
Ellerim tutmuyor resmini çizsem,
O güzel çehreni görmeyen ressam,
Bilmez ki dünyaya kör gelir gider.
Yeryüzü hiç afet görmedi sanma,
Ey benim aklımı alan muamma,
Her türlü felaket mümkündür amma,
Sen gibi kıyamet bir gelir gider. BU GECE Ağlamak kifayet etmez acıma,
Şen kahkahalarda hüzün bu gece,
Teselli sözleri gider gücüme,
Şarkılar bir başka hazin bu gece.
Yüreğim fırtına gözlerim durgun,
Varlığın ilacım yokluğun vurgun,
Hayattan kovuldum kaderim sürgün,
Ölüm fermanımı yazın bu gece.
Herkese kalbimi vermezken öyle,
Yaşatmak için sen ne yaptın söyle,
Ne kadar şen şakrak olmuşsun böyle,
Halime gülüyor yüzün bu gece.
Talebim çok değil yalnız beni sev,
Umut sefil cüce, acı koca dev,
Üstadım geçiver bir hicaz peşrev,
Sevdadan dert yansın sazın bu gece.
Neşenin kapısı yüzüme örtük,
Bir resmin yok bende olsa da yırtık,
Arkana bakmadan sende git artık,
Hadi benden sana izin bu gece. BULUNUR Çeker gibi bakma hançeri kından,
Senin de canını yakan bulunur…
Senin de bir zalim gelir hakkından,
Sana da bir kurşun sıkan bulunur…
Aşkımın ahıyle tutulur yakan,
Alıcı kuş kadar sürmez fiyakan,
Senin de gözünü yaşlı bırakan,
Senin de boynunu büken bulunur…
Merhamet olmazsa kalp kiracında,
Tahtın da kurtaramaz seni, tacın da,
Bir kara sevdanın darağacında,
Senin de ipini çeken bulunur… CİĞERİN YANSIN… Birikti uğrunda döktüğüm yaşlar
al götür vicdansız ruhun yıkansın
her günüm hasretin zulmüyle başlar
Ahımı hak ettin ciğerin yansın
sineni kaplasın bu onmaz yara
hayatın boyunca gölgemi ara
değil mi sen benim yüzümü kara
saçımı ak ettin ciğerin yansın
birikti uğrunda döktüğüm yaşlar
al götür vicdansız ruhun yıkansın
her günüm hasretin zulmüyle başlar
Ahımı hak ettin ciğerin yansın
bilseydim duyguya yer yok dininde
el pençe durmazdım halin önünde
kap kara yas tuttum doğum gününde
neşemi yok ettin ciğerin yansın
doğuştan sevgiye aşka meyildim
kimsenin lütfuna muhtaç değildim
bir sana diz çöktüm sana eğildim
canıma tak ettin ciğerin yansın
sen ince ağrımdın veremdim sana
aleme haramdın haremdim sana
aşkınla tutuşan keremdim bana
aslıdan çok ettin ciğerin yansın
düşsemde kalkarım tutma elimden
gururum merhamet ummaz zalimden
beddua çıkmazdı şair dilimden
sabrımı tükettin ciğerin yansın
sineni kaplasın bu onmaz yara
hayatın boyunca gölgemi ara
değilmi sen benim yüzümü kara
saçımı ak ettin ciğerin yansın DÖNÜŞÜ OLMAYAN Sen misin neşemi götüren zalim,
Senin de bugün son gülüşün olsun…
Aşkımı burnumdan getiren zalim,
Dönüşü olmayan gidişin olsun…
En kötü günümü arattın bana,
Ne benli hayalin nede düşün olsun…
Melekten bir şeytan yarattın bana,
Dönüşü olmayan gidişin olsun…
Kimseden merhamet dilenmemiştim,
Kapımda dilenmek son işin olsun…
Kimseye ah edip ilenmemiştim,
Dönüşü olmayan gidişin olsun…
Ben aşkın narına yandım seninle,
Mum gibi eriyip sönüşün olsun…
Gözyaşın ismimi yazsın diline,
Dönüşü olmayan gidişin olsun...
Hıçkıra hıçkıra çığlık çığlığa,
Martılar misali ötüşün olsun…
Peşimde koşuştur soluk soluğa,
Dönüşü olmayan gidişin olsun…
Sarhoşa meze ol meyhanelerde,
Günahkar ellerde bitişin olsun…
Enkazın bulunsun viranelerde,
Dönüşü olmayan gidişin olsun… EN ZAYIF ANIMDA Daha düne kadar sensiz olamam,
Ben senin gölgende varım diyordun.
Sensiz okuyamam, sensiz yazamam,
Sensiz aklım bile yarım diyordun.
Sen beni en zayıf anımda vurdun.
Şarapla tütünle açtım arayı,
Bir de sen terk ettin bahtı karayı,
Bir seni düşündüm bir sigarayı,
Demek ki şeytanca bir tuzak kurdun.
Sen beni en zayıf anımda vurdun.
Bir yandan gönlümün işret çağrısı,
Bir yandan midemin ince sancısı,
Tetiği vaktinde çektin doğrusu,
Demek ki aylarca pusuda durdun,
Sen beni en zayıf anımda vurdun.
Övgüye değerdi oyun takatin,
Alkışlık bir roldü her hareketin,
Giderken vicdanın ve sadakatin,
Lügatçe manası ne diye sordun,
Sen beni en zayıf anımda vurdun.
Hayrını umsan da hain kararın,
Eyvah’la telafi olmaz zararın,
Yarama tuz bastı ani firarın,
Düşerken tuttuğum son dalı kırdın.
Sen beni en zayıf anımda vurdun GİT
git işten geçmeden, çok geç olmadan vakit
günahıma girmeden, katilim olmadan git
git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle
beni kahkahaların sustuğu yerde bekle
git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar
git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar
mademki benli hayat sana kafes kadar dar
uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar
hadi git benden sana dilediğince izin
öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin
kahrımın nedenini söylesem irkilirler
çünkü herkes beni kays seni Leyla bilirler
sanırlar ki sen beni biricik yar sanmıştın
oysaki hep yedekte hep elde var saymıştın
had git ne bir adres ne bir hatıra bırak
zannetneki pişmanlık mutluluk kadar ırak
sanma ki fsl-ı bahar geldiği gibi gitmez
sanma ki hüsranını görmeye ömrün yetmez
her darbene tahammül edecektir bedenim
gururum mani olur perişanıma benim
Yâri Ferhat olanın ellere ülfeti ne
şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine
henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka
sana gül bahçesini kim açar benden başka
hercai arılara meyhanedir çiçekler
kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler
madem aşk tablosunun takdirinden acizsin
git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin
ne vedaya gerek var ne de mektuba hacet
git de Allah aşkına bir selama muhtaç et
güllerde aşk olsun gene sen kokacaksan
fallarda aşk olsun gene sen çıkacaksan
kopsun nerden inceldiyse artık bu bağ bu düğüm
her gece daha berbat daha vahim gördüğüm
korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum
sırf sana üzülüyor sırf sana acıyorum
git iş işten geçmeden çok geç olmadan vakit
günahıma girmeden katilim olmadan git. Gıza Bak Hele Böyledir kısrağın deli çağları
Çalmadan oynuyo kıza bak hele
Ben yarattım diyo alçak dağları
Kâfirin verdiği poza bak hele
Bilmem neyin nesi kimin sıpası
Çözüldü göynümün katmerli pası
Göğüs göğüs değil füze rampası
Şafak mı söküyo yüze bak hele
Ten değil mübarek akrın sıcağı
Koynuna girenin söndü ocağı
Bir kalçayı seyret bir de bacağı
Tornada çekilmiş dize bak hele
Üst yanı Asyalı alt yanı Frenk
Her adım atış bir başka ahenk
Ela mı bela mı bilmem ki ne renk
Şu cellat bakışlı göze bak hele
Dedi ki "Nasibim senmişsin meğer
On bin kez maşallah demeden eğer;
Koklarsan solarım, nazarın değer"
Ağzından yel alsın söze bak hele
Dedim ki; "Ne olur tenhaya gidek,
Gidek de feleği perişan edek"
"Say" dedi "o hade saçımı tek tek"
Haspanın ettiği naza bak hele
Görenler altını ıslatmış derler
Yatağı göl etti döktüğüm terler
Yetişin; yanıyo bastığı yerler
Giderken koyduğu ize bak hele GÖNÜL Ben sana uymazsam ağrımaz başım,
Sayende gülecek yüzüm yok gönül.
Nereyi yıkmadı benim gözyaşım,
Nerede hıçkırık izin yok gönül.
Yeni bir afet mi girdi düşüne?
Hadi Allah versin çek git işine,
Bir fettan gözlünün düşüp peşine,
Derbeder olmaya lüzum yok gönül.
Ne bana cilve yap, ne yalvar yakar,
Yerimde kim olsa usanır bıkar,
İstersen karşıma huriler çıkar,
Vallahi billahi gözüm yok gönül.
Son diye söz verdin her seferinde,
Vefa yok, ne Aynur, ne Ayfer’inde,
Hayırsız Nur’unda Nilüfer’inde,
Emelim, özlemim, arzum yok gönül.
Seni çöle çevirmeye mahkumum,
Ne bir gülüm olsun, ne bir zakkumum,
Çoktandır başladı, yaprak dökümüm,
Takvimde baharım, yazım yok gönül.
Nerede görülmüş, güldüğüm nerde,
Nerede başımı sokmadın derde,
Her aşkta hüsranla kapandı perde,
Artık o tarakta bezim yok gönül.
Kapandı sevdanın dönemi bence,
Kalmadı Leyla’nın önemi bence,
Gene mi özendin gene mi gence,
Sana söyleyecek sözüm yok gönül. Gönül Nikahı
İlk görüşte başlar, kalplerde telaş
Çok erken kıyılır gönül nikahı
Sevgiyi yudumlar, göz yavaş yavaş
Bakarken kıyılır gönül nikahı...
Beklenen karşına çıkar bir sabah,
Belki yeşil gözlü, belki simsiyah,
Daha ilk görüşte yürekten bir ah,
Çekerken kıyılır gönül nikahı...
Neler uydurursun gör daha neler
Nice mazaretler, ne bahaneler
Kederli gözlerden billur taneler,
Dökerken kıyılır gönül nikahı...
Alnında sevecek yazdıktan sonra
Eninde sonunda senindir sıra
Bir vesile olur kibrit sigara
Yakarken kıyılır gönül nikahı
Düşürür sevdaya yaşı on üçü
Tanımaz günahı, kanunu, suçu
Gururun belini sevginin gücü
Bükerken kıyılır gönül nikahı...
##############
Otomatik Birlestirme
############## NASIL ÖDERİM Bugün yalan dünya yarın ahiret,
Sen imdat etmezsen kime giderim.
Bu borcun altında kalmak marifet,
Ben senin hakkını nasıl öderim?
Sayende karıldı bu aşkın harcı,
Sabrında örüldü kalesi burcu,
Gözümde büyüyor bir şükran borcu,
Ben senin hakkını nasıl öderim?
Ne hata, ne özür, ne kusur gördün,
Ne günah işlesem sen mazur gördün.
Yıllardır ne rahat, ne huzur gördün.
Ben senin hakkını nasıl öderim?
Nasıl yaramazdım nasıl haşarı,
Bir gün evci idim beş gün dışarı,
Ödülsüz kalır mı bunca başarı,
Ben senin hakkını nasıl öderim.
Bana bahar verdin kendin kışladın,
Ben azar bekledim sen alkışladın,
Ben ceza bekledim, sen bağışladın,
Ben senin hakkını nasıl öderim?
Ne yalan söylesem sen gülüp geçtin,
Ne günah işlesem sen silip geçtin,
Ne kadar yenilsem sen galip seçtin,
Ben senin hakkını nasıl öderim?
Sen nöbet beklerken viranelerde,
Ben efkar dağıttım meyhanelerde,
Ömrüm de tükendi bahanelerle,
Ben senin hakkını nasıl öderim?
##############
Otomatik Birlestirme
############## NE KAYBEDERDİN? Bir günah işledim bin af diledim,
Üstünde durmasan ne kaybederdin?
Hemen her fırsatta bir tokat gibi,
Yüzüme vurmasan ne kaybederdin?
Neyin eksilirdi beni affetsen?
Ne vardı kalbimi tekrar fethetsen!
Ne olur birazda bizden bahsetsen,
Hep onu sormasan ne kaybederdin?
Evli olmasak ta keyfe kederdi,
Gönül nikahımız bize yeterdi,
Şeytana uyup ta bu kadar derdi,
Başına sarmasan ne kaybederdin?
Yakamı tutmasan yargılar gibi,
Ahiret gününde sorgular gibi,
Her yerde hatamı sergiler gibi,
Önüme sermesen ne kaybederdin?
Üstüme gelmesen sıkana kadar,
Üzmesen canımdan bıkana kadar,
Dağ gibi sabrımı yıkana kadar,
Dilini yormasan ne kaybederdin?
Kanattın yaramı günbegün deşip,
Paramparça oldun gözümden düşüp,
Çılgın seller gibi haddini aşıp,
Üstüme varmasan ne kaybederdin?
Hiç şansın kalmadı dönsen de geri,
Yitirdin verdiğim bütün değeri,
Aşkına emanet ettiğim yeri,
Bu kadar kırmasan ne kaybederdin? RÜYALARIM OLMASA Yıldızlara baktırdım fallara çıkmıyorsun,
Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa…
Pencereden bakmıyor yollara çıkmıyorsun,
Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa…
Zor mu geldi kalbinde bana sevgi saklamak,
Yakıp gittiğin yeri dönüp bir kez yoklamak,
Değil sabaha kadar seni öpüp koklamak,
Seni sarmam imkansız rüyalarım olmasa…
Sevmesem özler miyim seni can pahasına,
Ne olur bir fırsat ver, beni bir daha sına,
Adını söyleyemem senden bir başkasına,
Seni sormam imkansız rüyalarım olmasa…
Düşlerimde incitsem günlerce uyuyamam,
Sana değil, saçının bir teline kıyamam,
Yıllar sonra dönsen de ' nerde kaldın' diyemem,
Seni kırmam imkansız rüyalarım olmasa…
Yalvarırım mektup yaz beş dakkanı ayır da,
Su serp yanan sineme sağlığını duyur da,
Yaban gülü gibisin dağda, kırda, bayırda,
Seni dermem imkansız rüyalarım olmasa... SAHRA Yıldırım misali parladım söndüm,
Gözlerin dağıttı ordumu Sahra…
Saddam'ın elinde Kuveyt'e döndüm,
Aşkın işgal etti yurdumu Sahra...
İlk gönül yaramı zaman sararken,
Doluya tutuldum, rahmet ararken,
Ayaklar altına atıp kırarken,
Gururum dilini yordu mu Sahra?...
İnan ne bahtıma ne sana küstüm,
Talihin kahrını bağrıma bastım…
Eşimden dostumdan umudu kestim,
Tanrı'dan beklerim yardımı Sahra!...
Sakın mağrur olma, övünme aman!
Acıyan bulunsun düştüğün zaman,
Yamanmış feleğin sillesi yaman!...
İnsafsız vuruyor vurdu mu Sahra!... SATILIR DİYE Adını kâğıda yazamıyorum,
Gün olur yerlere atılır diye.
Ellerim tutmuyor çizemiyorum,
Resmini görenler tutulur diye...
Gençliğin aksa da ömür çeşmemden,
İçemem, korkarım dile düşmenden!
Yaşını gizlerim dosttan düşmandan,
Duyanlar gülmekten katılır diye...
Uğrunda kaç kalbi kırık bıraktım!
Kırk yıllık dostları nârına yaktım!
Tek senin incinip küsmenden korktum;
O hilâl kaşların çatılır diye...
Aşkın bedelliyse peşin öderim.
Sen infaz edersen ipe giderim.
Kapında bir ömür kulluk ederim;
Bastığın yerlerde yatılır diye...
Önceden kölenin suçunu göster,
Sonra'da al götür pazarla ister,
Kaç para derlerse saçını göster;
Bunun bir teline satılır diye!... Sazla Söz Arasında Gecemi zehrediyor içime düşen kuşku,
Sırra kadem mi bastın, kaşla göz arasında?
Nasıl anlatsam bilmem aramızdaki aşkı,
Bir sıcaklık vardır ya külle köz arasında..
Sen ektin yüreğime en acı duyguları,
Sen çaldın gözümden en tatlı uykuları,
Aşkıma benzetirim tutmayan şarkıları,
Bir gariplik vardır ya sazla söz arasında..
Sen yüzüme gül yeter, bırak bahtım gülmesin,
Sen kadrimi bil yeter, başka kimse bilmesin,
Sen bir daha gel yeter, bırak o hiç gelmesin,
Hani bir mevsim var ya, kışla yaz arasında... SENDE KALMIŞ Bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim,
Ayrılırken kimliğim, adresim sende kalmış…
Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim,
Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış.
Akların kaybolduğu, rengin ahenk bulduğu,
Toprağın kadehine ab-ı hayat dolduğu,
Bir gül için, bülbülün saçlarını yolduğu,
Aşkın harman olduğu o mevsim, sende kalmış…
Nerede o çocuksu, o şımarık hallerim,
Saçlarına hasreti tanımayan hallerim,
Rengarenk rüyalarım, toz pembe hayallerim,
Tekmil neşem, sevincim, hevesim, sende kalmış.
Ayıplama, kınama, kahveye gidiyorsam,
Avunabilmek için bir tavla atıyorsam,
Garson çay uzatırken ben aklımda diyorsam,
Sende kalmış demektir, ladesim sende kalmış.
Dostlar da muhabbeti kestiler, lüzum da yok.
Zaten senden ziyade sohbetim, sözüm de yok.
Sen dönmeden kimseye bakacak yüzüm de yok.
Aynalarda kendimi göresim sende kalmış.
Sende kalmış umudum, saadet çağım sende,
Sende kalmış huzurum, tüten ocağım sende,
Sende hayat kaynağım, duygu membağım sende,
Can diyorum sana, can kafesim sende kalmış.
Allah' ım düşmanımı düşürmesin bu zaafa,
Sanki her noksanımı mecburum itirafa,
Hangi şarkıya girsem, notalar do re mi fa
Sol diyorum sana sol, la sesim sende kalmış.
Gel Tanrıya borcunu teslim etsin bu yürek,
Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek,
Kelime-i şahadet getirmem için gerek,
Son diyorum sana, son nefesim sende kalmış SENDEN SONRASI Aşkın hududunu aştı muradım,
Maksuda varıştır senden sonrası;
Erenler katına belki bir adım,
Belki bir karıştır senden sonrası.
Bana bu gayreti sağlayan kudret,
Eyyûb'ün sabrından aldığım ibret.
Ne riya, ne kibir, ne kin, ne nefret;
Ebedî barıştır senden sonrası.
Bir gonca Baki’nin gül destesinden,
Bir yudum sakinin sır testisinden,
Yüce Mevlâna'nın gel bestesinden,
Feyz alış veriştir senden sonrası.
Yumup gözlerimi yalan dolana;
Açtım can evimi gerçek olana.
Elifi bırakıp Karac'oğlana,
Yunus’la yarıştır senden sonrası… SENSİN Her şeyin sonrası, evveli sensin,
Gönlümün biricik emeli sensin,
İnan ki çökerim çekemem dersen,
Çünkü can evimin temeli sensin... SENSİZ OLMADI Kaybolan neşemi şarkıda, sazda,
Bulmayı denedim, sensiz olmadı,
Felekten bir gece çalıp biraz da,
Gülmeyi denedim, sensiz olmadı...
Hasreti herkesten çok tanıyorum,
Bu zehrin üstüne yok sanıyorum,
Yaşlı gözlerimden utanıyorum,
Silmeyi denedim, sensiz olmadı...
Doğmanı bekledim battığın yerden,
Dönmeyi bilmedin gittiğin yerden,
Beni sarhoş diye sattığın yerden,
Gelmeyi denedim, sensiz olmadı...
Evlenmiş dediler, çıldıracaktım,
Resim, mektup, şiir, ne varsa yaktım,
İlmeği kaç defa boynuma taktım,
Ölmeyi denedim, sensiz olmadı... SÖYLE GİDEYİM Tereddüt etmeden söyle gideyim,
Eğer gönlün benden bıkar gibiyse,
Aşkı onuruma kurban edeyim,
Her şey bir vedama bakar gibiyse.
İmalı kelamlar, sitemler taşlar,
Kırdı gururumu çatılan kaşlar,
Bir zaman şefkatle sildiğim yaşlar,
Gözlerinden yaşlar akar gibiyse.
Sevginle serpilen narin çiçekler,
Solarken hep sana ah edecekler,
Kanunlar, kurallar, acı gerçekler,
Hayal dünyamızı yıkar gibiyse.
Son kez içtiğimiz tozlu bardaklar,
Hala ruj izini ne diye saklar.
Buseye doymayan o kor dudaklar,
Artık başkasını yakar gibiyse.
Gönlümün sonuçtan yok endişesi,
Renk renk yediveren her bir köşesi,
Dönersin ellerin mor menekşesi,
Sen gibi hercai kokar gibiyse.
Ölüm var ayrılık yok, derdim fakat,
Gel gör ki sabrımda tükendi takat.
Çıkart at içimden, aşka sadakat,
Havai ruhunu sıkar gibiyse.
Hicranınla yansam kapına varıp,
Dönmeni dilerim sana yalvarıp,
Kalbin albümünden beni çıkarıp,
Yabancı bir resim takar gibiyse.
Madem hatırı yok bunca senenin,
Namı namert olsun geri dönenin.
Misafir ettiğin güzel sinenin,
Kapısından Cemal çıkar gibiyse. TEK HECE Var mı beni içinizde tanıyan?
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
Kalmasa da şöhretimi duymayan,
Kimliğimi tarif etmek zor benim...
Bülbül benim lisanımla ötüştü.
Bir gül için can evinden tutuştu.
Yüreğine Toroslar'dan çığ düştü.
Yangınımı söndürmedi kar benim...
Niceler sultandı, kraldı, şahtı.
Benimle değişti talihi bahtı,
Yerle bir eylerim tac ile tahtı,
Akıl almaz hünerlerim var benim...
Kamil iken cahil ettim alimi,
Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
Yavuz iken zebun ettim Selim'i,
Her oyunu bozan gizli zor benim...
Yeryüzünde ben ürettim veremi.
Lokman Hekim bulamadı çaremi.
Aslı için kül eyledim Kerem'i.
İbrahim'in atıldığı kor benim...
Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di.
Hatrım için yüce dağlar delindi.
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi.
Kuvvet benim, kudret benim, fer benim...
İlahimle Mevlana'yı döndürdüm.
Yunus'umla öfkeleri dindirdim.
Günahımla çok ocaklar söndürdüm.
Mevla'danım, hayır benim, şer benim...
Kimsesizim hısmım da yok, hasmım da,
Görünmezim cismim de yok, resmim de,
Dil üzmezim, tek hece var ismimde,
Barınağım gönül denen yer benim…
Benim için yaratıldı Muhammed,
Benim için yağdırıldı o rahmet,
Evliyanın sözündeki muhabbet,
Embiyanın yüzündeki nur benim… Telefonda Sen Bundan daha güzel müjde mi olur?
Merhaba diyorsun telefonda sen,
Sen ki konuşursun, derdim mi kalır?
Nasılsın diyorsun telefonda sen...
Bu gece misketi çaldırmaz mıyım,
Başkenti ayağa kaldırmaz mıyım,
Sesini duyup da çıldırmaz mıyım,
Delisin, diyorsun telefonda sen...
Sağlığını düşün her şeyden önce,
Kendine iyi bak içme her gece,
Seni seviyorum, hem de delice!
Bilesin, diyorsun telefonda sen... Mutluluk ne kadar kolaymış meğer,
Sevginin kadrini bilseydik eğer,
Kim ne derse desin, çekmeye değer,
Çilesin diyorsun telefonda sen...
Çoktan terk ederdim, bu şehri çoktan,
Arar diye caydım her yolculuktan,
Dostlar ne âlemde, çoluk çocuktan
Ne haber diyorsun telefonda sen...
Sabrımı yenmese hasret nöbetim,
Arayıp sormaya yoktu niyetim.
O anda hapşırdın, "çok yaşa" dedim,
Beraber diyorsun telefonda sen...
Albümde görünce aklıma esti,
Berbere uğradım dün akşamüstü,
Resmime bakarak saçımı kesti,
Severdin, diyorsun telefonda sen... Sevgi bu, insanı böyle inceltir,
Aklın ermediği yere yöneltir.
Sen de şiirlerde böyle yüceltir,
Överdin, diyorsun telefonda sen...
Biraz da fedakâr olsaydın keşke,
Ne verdin destanlar yazdığın aşka?
Ömründen üç gece, hepsi bu başka?
Ne verdin? Diyorsun telefonda sen...
Hem içme diyorsun, içme de çıldır!
Hem de kalk şu anda bir kadeh doldur,
Hadi sağlığına şerefe kaldır,
Çın çınlat, diyorsun telefonda sen...
Bu yıl kurak geçti, bahar da, yaz da,
Erik de olmadı, dut da, kiraz da,
Neler söylüyorum, lütfen biraz da,
Sen anlat, diyorsun telefonda sen... Ne söylersen söyle, sen ne dersen de!
Anlat düşmanımı düşte görsen de!
Bir sigara yaksam, izin versen de;
Devam et, diyorsun telefonda sen... Seni dinlemekten güzel şey mi var?
Çölde şırıl şırıl akan su kadar,
Yeter konuştuğum, benden bu kadar,
Merhamet, diyorsun telefonda sen...
Gelirsem görünme, kendini gizle,
Seni yağmalarım, yerim bu hızla!
Yerin kulağı var, açılma fazla,
Orda kal, diyorsun telefonda sen... Canım ne istiyor şu anda bilsen?
Ah mümkün olsa da bulup da gelsen,
Kendi ellerinle incecik dilsen,
Portakal, diyorsun telefonda sen...
Af edersin bazen sapıtıyorum,
Böyle saçma sapan laf ediyorum,
Kapı çalınıyor, kapatıyorum,
Hoş çakal, diyorsun telefonda sen... TUFAN ÖNCESİ Hayat kavgasında çizmeyi atıp,
Barış çarığını giydim yamatıp,
Sabır imbiğinde duygu damıtıp,
Gönül sancısını süzenlerdenim...
Çok resmini yaptım aşk afetinin,
Ehliyim ressamın marifetinin,
Ceylan bileğinin zarafetinin,
Daha incesini çizenlerdenim! ... Değişmem manasız zevki elemle,
Hislerim şiire döndü çilemle,
Ak kağıt üstüne kara kalemle,
Sözün incisini dizenlerdenim...
Neden çekemezler, bilmem ki niye?
Bu hüner ruhuma Hak’tan hediye!
Mana kervanına katıldım diye,
Madde hancısını üzenlerdenim! ... VUR DA ÖYLE GİT İdam mahkumunun söz hakkı vardır,
Bari son arzumu sor da öyle git,
Arının çiçekte göz hakkı vardır,
Bir buse için dur da öyle git…
Madem gidiyorsun bura son durak,
Ne adres, ne mektup, ne resim bırak,
Kendinden bir parça bir cisim bırak,
Saçından birkaç tel ver de öyle git…
Ardımdan bir damla yaş dökeceksen,
Adımı andıkça ah çekeceksen,
Kabrime bir gonca gül dikeceksen,
Ne olur yaşatma vur da öyle git…
Hem yıllarca oyna gönül sahnemde,
Hem perdeyi kapat en mutlu demde,
Sitem oklarına hedef sinemde,
Açtığın yarayı sar da öyle git…
Pişmanlık duyar da dönersen geri,
Gel de gör aşkından kalan eseri,
Seyret ateşinin düştüğü yeri,
Hasretin zulmünü gör de öyle git.. Vurgun Gözlerim uykuyla barıştı sanma!
Sen gittin gideli dargın sayılır.
Ben de bir zamanlar sevildim amma,
Seninki düpedüz vurgun sayılır!..
Yalan mı söyledin göz göre göre?
Ne zaman dolacak verdiğin süre?
Gönülden gördüğüm takvime göre,
Aldığım her nefes bir gün sayılır...
Armağan ettiğin kutsal mendile
Akarken içimi dağlayan çile,
Manavgat denilen çağlayan bile,
Benim gözyaşımdan durgun sayılır!
Ne kadar zulmetsen ah etmem sana,
Her iki cihanda gül kana kana...
Seninle cehennem ödüldür bana,
Sensiz cennet bile sürgün sayılır!.. YA EVDE YOKSAN Aşkınla ne garip hallere düştüm.
Her şeyim tamam da bir sendin noksan,
Yağmur taş demeden yollara düştüm.
İçim ürperiyor, ya evde yoksan.
Elbisem gündelik, pabucum delik,
Haberin olsa da sobayı yaksan.
Yağmur iliğime geçti üstelik,
İçim ürperiyor, ya evde yoksan.
Sarhoşsan kapıyı çaldığım anda,
Fahişeler gibi açık saçıksan,
Bir de ufak rakı varsa masanda,
İçim ürperiyor, ya evde yoksan.
Bakkala gitmeme lüzum kalmasa,
Durumu anlardın, takvime baksan,
Allah vere misafirin olmasa,
İçim ürperiyor, ya evde yoksan.
Kıvırcık marulun vardır inşallah,
Bir salata yapsan, bol limon sıksan,
Senin de iştahın iyi maşallah,
İçim ürperiyor, ya evde yoksan.
Sabahlara kadar içsek, sevişsek,
Ne ben işe gitsem, ne sen ayıksan,
Derin bir uykunun içine düşsek,
İçim ürperiyor, ya evde yoksan.
Ne kadar üşüdüm, nasıl acıktım,
İlk önce sıcacık banyoya soksan,
Sanırsın şu anda denizden çıktım,
İçim ürperiyor, ya evde yoksan.
Yanlış mı aklım da kaldı acaba?
Muhabbet sokağı numara doksan,
Boşa mı gidecek, bu kadar çaba,
İçim ürperiyor, ya evde yoksan.
Ya yolu kaybettim, ya ben kayboldum,
Ne olur bir yerden karşıma çıksan,
Tepeden tırnağa sırılsıklamım,
İçim ürperiyor, ya evde yoksan. YILDIZ FALI Barıştan eser yok yıldız falında,
Sen benim bahtımın burcu değilsin,
Bin aşkın zehri var dudaklarında,
Tadılacak gibi acı değilsin.
Sormam hazanını, anmam yazını,
İlkbaharın gelse çekmem nazını,
Kimseye vermesin Rabbim sızını,
Çekilecek gibi sancı değilsin.
Şahlansın aşk atın, hür bundan böyle,
Ne yana dilersen sür bundan böyle,
Ne halin var ise gör bundan böyle,
Sen benim gönlümün harcı değilsin.
Sormam hazanını, anmam yazını,
İlkbaharın gelse çekmem nazını,
Kimseye vermesin Rabbim sızını,
Çekilecek gibi sancı değilsin. ZALİMDEN ÖTE Yerden göğe kadar haklısın kat kat,
Dene her cevrini zulümden öte...
Duysun edebiyat, tanısın lugat,
Yazsın unvanını zalimden öte..
Sabit hayalini çek gözlerimden,
Çıkart şu resmini sök gözlerimden,
Vefasız aşkını dök gözlerimden,
Afat görülmesin selimden öte… Ara köhneleri meyhaneleri,
Dolaş izbeleri viraneleri,
Tanı aşk uğruna divaneleri,
Derbeder var mıdır halimden öte...?
Nazarın kadrimi çok ucuz biçti,
Varla yok arası, belki de hiçti…
Ömrüm sokağında git gelle geçti,
Lutfuna ermedim talimden öte...
Söyle ki ötmesin çekmesin kaygı,
Deryada damladır ondaki duygu,
Yok mudur bülbülde aşığa saygı,
Ahü-zar etmesin dilimden öte...
Gün gelir Safi de niyazdan bıkar,
Öfkesi sabrının bendini yıkar,
İsyankar sedası ayyuka çıkar,
Öte dur köyümden, ilimden öte... ZULÜM DOLANIR Halime bakıp da mücrimim sanma,
Karşında ayağım, elim dolanır.
Ahraz da değilim, dilbazım amma,
Seni gördüğüm an dilim dolanır.
Biricik servetim resmin masamda,
Tek zevkim de sensin, tekmil tasam da,
Ben sana gelmeye uğraşmasam da,
Kördüğüm olası yolum dolaşır.
Hele bir derdim hepsinden yaman,
Aman sen işitme, sen duyma aman!
Kolunda birini gördüğüm zaman,
Kalbimde kan değil, zulüm dolanır. |