GÜNCEL
Kamil Tekin Sü
[Üye Özel | Für Mitglieder | For Members] Ergenekon tartışmaları
Son operasyon Ergenekon tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Ergenekon soruşturmasına karşı çıkanlar bu operasyonla hukukun çiğnendiğini, suçlu suçsuz herkesin soruşturmaya dahil edildiğini, soruşturmanın AKP muhaliflerini etkisizleştirmek için yapıldığını iddia etmekte ısrar ediyor.
AKP yanlıları ise Ergenekoncuların darbe için bir gerekçe oluşturacak kaos ortamını yaratmaya çalıştıklarını, bunun için suikastler düzenleyeceklerini vs. iddia ediyorlar
İki tarafın iddialarında da gerçek payı var. Fakat, iki tarafın iddiaları da gerçeği bütünüyle yansıtmıyor.
Hukuk kuralları ve haklar ihlal ediliyor. Evet, doğru. Fakat, belki de önceki siyasi soruşturmalarla karşılaştırıldığında hak ve hukukun en az ihlal edildiği dava da bu dava. Üstelik, bugün hak hukukun çiğnendiğinden yakınanlar, önceki siyasi davalarda Ergenekon soruşturmasından bin beter uygulamaları savunmuşlardı.
“Koskoca Yargıtay eski Başsavcısını nasıl bu hallere düşürürsünüz?” diyenler, diğer taraftan Anayasa Mahkemesi Başkanı’nı yıpratmaya çalışıyor. Yani, mesele yargının en üstünde görev almışların korunması değil, kendi yandaşının korunması.
AKP Hükümeti’ni devirmek için ulusalcı bir cephe oluşturulduğunu Ergenekon Operasyonu başlamadan önce de herkes biliyordu. Bu cephenin propagandacıları internet üzerinden başta basın olmak üzere herkese günde en az elli mail atıyordu. Ergenekon operasyonunda yan yana getirilenler, zaten uzun bir süredir birlikte hareket ediyordu. Çıplak gözle görülemeyenler suikast timleri, suikast planları vb. idi.
“Üç tabancayla darbe mi yapılır?” diyorlar. Çıkan mühimmat üç tabancadan fazla gerçi ama bu silahlarla elbette darbe yapılmaz. Ama, emekli-muvazzaf paşalarla darbe yapılır. Hele bunlara gazeteci, rektör, yüksek yargı mensupları vb. eklenirse darbenin alası yapılır. Önceki darbeler de benzer kadrolarla yapılmıştı. Şimdikilerin darbe yapamamasının nedeni ABD desteğini alamamaları, patronların darbe istememesi ve daha akıllı olanların darbenin ekonomik ve siyasal sonuçlarından ürkmeleridir. Yargı kararlarından, şimdiye kadar pek çok kez, üzerinde iki bildiri, bir tabanca bulunanların dahi, “mensup olduğu örgüt nihai olarak devleti yıkmayı hedefliyor o halde bu örgütün mensubu da bu amaca uygun silahlı eyleme katılmışsa ...” yorumları yapılarak idam ve ağırlaştırılmış müebbet hapisleri verildiği biliniyor. Bu kararlarda, sadece on beş üyesi bulunan ve sadece bir semt çevresinde faaliyet gösteren örgütler dahi devleti yıkacak örgüt kabul ediliyordu.
Ergenekon aşırıya gitmiş bir soruşturma değil, tam tersine siyasi pazarlıklara göre sık sık duraklayan, yavaşlayan bir operasyon. Bu operasyon “bin operasyonun” faillerine, binlerce faili meçhul cinayetlerin faillerine, işkencecilere vd. kadar genişlemelidir.
Kırmızı, yeşil, sarı renkler kıyafetinde mevcut diye insanların terör örgütüne yardım ettiği varsayılarak altı sene hapis cezasına mahkum edildiği bir ülkede, Ergenekon çetesinin propagandasını yapanlar, kontrgerillayı bir sürü ulusalcı gevezeliklerle savunanlar neden gözaltına alınıyor sorusunu sormak samimi değildir.
Bazen iki gerici gücün çatışmasından hayırlı sonuçlar doğar.
AKP, Ergenekon soruşturmasından kendine parsa çıkarmaya elbette çalışacaktır. Ama, AKP’nin de üzerine gidildiğinde, dibinin kara olduğu görülecektir. AKP, parsa toplamasın diye çeteleri savunur duruma düşenlerin, hak ve özgürlükler için, demokrasi için söylediği sözler halk tarafından ciddiye alınmayacaktır.
[Üye Özel | Für Mitglieder | For Members]