| | AKP tasfiye olursa barış gelir AKP tasfiye olursa barış gelir ANKARA / DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, barışın önünde PKK'nin değil, AKP’nin engel olduğunu belirterek, 'AKP tasfiye olursa barış gelir' dedi. Türkiye Barış Meclisinin 3. Olağan Toplantısı'na katılan sivil toplum örgütleri, akademisyenler, siyasi parti temsilcileri barışın gerçekleşmesi ve barış çalışmalarına yönelik düşüncelerini dile getirdi. Toplantıda çatışmaların sona ermesi üzerine dile getirilen düşüncelerde, barış için ortak mücadelesi çağrısı yapıldı. Toplantıda konuşan Prof. Dr. Cengiz Güleç, barışı geliştiremediklerini ancak alışık olunmayan bir dil geliştirdiklerini dile getirerek, Çatı Partisi oluşumu çalışmalarının sürdüğünü ifade etti. "Barış Meclisi'nin kompozisyonuna bakınca, bu sivil inisiyatif olarak kalmasın bir siyasi oluşumun zemini olsun deniliyordu. Sivil çalışmalar ve inisiyatiflerle barış çalışmaları ile barışın tesis edilemeyeceği kesin" diyen Güleç, şunları söyledi: "Sonuçta bu iş bir siyasi irade istiyor. Türkiye siyaseti tutukludur. Askeri vesayet ve güç tarafından tutukludur. Tutuklu bir siyasetten Türkiye'nin bu temel sorunun çözmesini beklemek beyhude. Ama sivil inisiyatifler bu sorun konusunda çabalar gösterebilir ama sonuçta bir siyasi irade işidir bu sorunun çözümü. Bir siyasi erk ortaya çıkmadan bu çözülemez mevcut ortamında çözülme imkanı yok. Bu temel toplumsal sorunlarımızı çözmek siyasi irade sorunudur. Barış çalışmalarına gönülden katılan bütün barışseverlerin bir siyasi örgütlenme (Çatı Partisi) içine girmeleri gerektiği kanaatindeyim. Barış çalışmaları ile gerçek ve güçlü muhalefeti ayağa kaldırabilecek bir girişim içinde olmaları lazım." Kürtçe konuşma yapan Barış Annesi Sultan Koyuncu, Kürtlerin yemek ve sudan önce barışı talep ettiğine vurgu yaptı. Türkiye'nin her tarafından, "analar artık ağlamasın, sorun çözülsün" diye Ankara'ya geldiklerini söyleyen Koyuncu, "Biz elimizi barışa uzatıyoruz. Bebeklerimiz henüz sütten kesilirken, barış istiyor. Tayip Erdoğan 'Ya sev ya terk' diyor. Müslümanlık adaleti gerektirir. Adalet bunun neresinde. Biz herkesi seviyoruz. Türk ve Kürt analarına sesleniyoruz. Artık yeter kan akmasın. Başka annelerin de ağlamasını istemiyoruz" diye kaydetti. ‘KÜRT HALKI İLE DEVLET AYNI KEFEYE KONULMAMALI’ KESK Genel Başkanı Sami Evren, Barış Meclisi'nin asker anneleri ile buluşturulması, devlet ve PKK'den bağımsız savaşan taraflardan bağımsız kesimlerin katıldığı insanlar ile buluşturulması halinde meclisin işlevini sürdüreceğini belirtti. Barışın kendiliğinden tesis edilemeyeceğine dikkat çeken Evren, "Devlet savaş örgütü gibi hareket ediyor. Sadece bunu yapmıyor toplumu şovenist, faşist bir kültürle şekillendirmeye çalışıyor. Bu kültürü yok etmek için ciddi bir barış meclisine onları şovenizmden uzak tutan insani değerleri önde tutan, bir kültürü yaratmaya ihtiyaç vardır. Kürtlerle devleti de aynı kefeye koyarak değerlendirmeyi doğru görmüyoruz. Devletin ve Kürtlerin sorumluluğu aynı değildir. Barıştan yana olabilmek Kürt halkından yana olabilmektir. Barış meclisini savaşan tarafların dışında değerlendirmek ayrı bir şey ama aynı zamanda Kürtlerden yana olmak lazım. Bütün kesimlerle bu meclisi buluşturmak lazım" dedi. Barış kavramının emekçilerin mitinginin ana temalarından biri olduğuna işaret eden Evren, "Bu siyasi bir irade ile olabilir. Türkiye siyaset hareketi etkisizdir, emek hareketi öksüzdür. Bu yüzden barış meclisi öksüzdür. Barış meclisine siyasi bir misyon yüklemek gerekmiyor ama böyle bir öksüzlüğün farkında olmamız gerekiyor" diye belirtti. AKP BARIŞIN ÖNÜNDE ENGEL DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, hem dağlarda hem şehirlerde gerilimin tırmandığını, cenazelerin gelmeye devam ettiğini söyleyerek, şunları kaydetti: "Bu tür ortamlarda barış umudu azalır ama istenci daha fazla artar. Barışın ne kadar gerekli ve önemli olduğunu hatırlarız ama bir o kadarda karamsarlık yaygınlaştırılmaya çalışılır. Yakın geçmişte Türkiye büyük bir barış fırsatını kaçırdı. 99 sonrası dönemin barışa dönmesi için büyük bir fırsattı kaçırıldı. Bunun sorumluluğu üstümüze alıyoruz. Mütevaziliği bir tarafa bırakırsak, bu fırsatın kaçmasının en büyük sorumlusu AKP ve Erdoğan olduğunu vurgulamamız lazım. Yakın zamanda avukatları aracılığı ile Öcalan'ın açıklamaları oldu. 2002 dönemine kadar diyalog vardı diyordu. Erdoğan iş başına geldiği zamana kadar bunun sürdüğünü ifade etmişti. Kritik bir noktadır. Çünkü Kürt sorunun çözümü konusunda fazla topluma umut vadeden ve cesur çıkışlar yapan hükümet diyalogu tümden kesen hükümettir. Hem de ateşkes ve çekiliş döneminde." AKP ve Erdoğan'ın gerçek yüzünün daha iyi anlaşıldığını dile getiren Demirtaş, "O dönem herkes kalıcı barış gerçekleşmezse durum kötüye gidiyor diye çağrı yapıyordu. Çatışma potansiyeline dikkat çekiyordu. OHAL kalktı, Kürtçe kurslar, yayın için düzenlemeler yaptı, Kopenhag kriterleri getirildi bunlar çok iyi ama peki PKK'nin silahsızlandırılması için nasıl bir proje geliştirildi? AKP PKK'nin dağıtılması, teslim alınması ve kalanların öldürülmesi üzerine kurdu projesini. O dönem İHD yöneticiydim ve sivil toplum örgütleri olarak AKP'liler ile görüşme yapmıştık, pişmanlık yasasının sonuç vermeyeceğini aktarmaya çalıştık. Bize 'bugüne kadar 30 bin insan öldü gerekirse 6 bin insan daha ölür bu iş biter. Ya teslim olurlar ya da ölürler' diye cevap verdiler. 'Biz ABD ile anlaştık biraz daha acı çekilir ama bu iş bitirilir' şeklinde cevap verdiler. Bildiğimiz 'ya sev ya terk et'çi Erdoğan 2002 yıllında da aynı Erdoğan'dı. Koşulsuz silah bırakılsın… Keşke şu saatte bir haber gelse de savaşın durduğu söylense. Bunu bizden daha fazla kimse istemeyiz. Bu çağrının altında yatan düşünce, yapılabilecek ve gerçekleşebilir olduğunudur. Gerçekleşebilir olsa barışa hizmet etse bu çağrıya imza atmaya hazırız. Ama bu gerçekleşebilir gibi görünen formülün en uzak formül olduğunu bilinmesini isterim. DTP olarak Kürt sorunu konusunda hassas bir parti olarak bütün PKK açıklamalarını yakından takip ediyoruz. PKK silahları bırakmak için bir tek şart koşmuş değil. Yakın zamanda yaptıkları açıklamada bir saat içinde Hükümet savaşı durdurabilir' dediler. PKK'nin talepleri ve istekleri var. Sonuçta bir talep için mücadele yürütüyor. Kürt sorununun çözümü için koşulları vardır. Silah bırakmak için ortam yaratılması gerekiyor. Nereye bırakılacak, nasıl bırakılacak?" dedi. "Operasyonlar durduğu an silahlar da susar" diyen PKK'ye "silahları bırak" çağrısı yapmanın gerçekçi olmadığına dikkat çeken Demirtaş, barışı gerçekleştirebilmenin bir tek yolunun AKP'yi tasfiye etmek ve barışın önündeki engeli kaldırmak olduğunu ifade etti. "İddialıyız AKP'yi yenmeyi değil ezmeyi hedefliyoruz. AKP ideolojik olarak Türkiye için bir engeldir, barışın önünde bir engeldir" diyen Demirtaş, AKP'yi yenmedikçe barışın gelmeyeceğini savundu. Yaptıkları eylemle "Aleviler korkaktır, sokağa çıkamaz" düşüncesini yıktıklarını ifade eden ABF Genel Başkan Yardımcısı Kazım Genç, şunları belirtti: "Alanlara çıkarak taleplerimizi dile getirdik. Bu talepler ülkenin Kürtleri, Çerkezleri ve diğer kesimleri içindir de. Bizler ülkenin yetimleri olarak unutuluyoruz. AKP iktidara geldiği zaman ikiyüzlü olduğunu dile getirdik. Avrupa'ya gittiklerinde Alevileri örgütleri ile görüşüyorlar ama burada bizimle görüşmüyorlar. Yurtdışında demokrat, Türkiye'de diktatör olarak görünüyorlar. Yurtdışı bunun 6 yılsonunda farkına varabildi. Bizim bazı konularda anlaşmamız lazım. Bu ülkenin demokrasisinden, barışından özgür yurttaş olma hakkından vazgeçemeyiz. Bu konularda el elle yan yana durduğumuzda başarabileceğimiz çok konu var." 84’TE KÜRT SORUNUN FARKINA VARDIK Prof Dr. Baskın Oran, Ermeni diasporası ile 1915'te yaşananları halka anlatamadıklarını dile getirerek, "Çünkü ASALA şiddeti öyle bir ortam yarattı ki, yapılanlar anlatılamadı. Ne oldu? ASALA şiddeti Ermeni sorunun anlatılmamasını isteyen çevrelere memeden süt verdi. Ermeniler zamanla bunu gördü ve asala şiddeti durdu ve biz bugün 1915 ne olduğunu anlatabiliyoruz. Halen bunu öğrenmemizi istemeyenler var. Bugün biz artık özür dileme aşamasındayız. Osmanlı döneminde Ermenilere yapılmış olanlardan dolayı Ermenilerden özür dileyeceğiz. Dur DE girişiminin üyesi gençler gidip özür dileyecek ve sınırdan geçip sınırın açılmasını isteyeceğiz. Kürt sorununun 84'te farkına vardık. Daha önce gaflet uykusundaydık. PKK ile devlet arsında bir kavga başladı. PKK devlet kavgası Kürt Türk kavgasına dejenere olmaya başladı. Linç saldırıları görüyoruz tüylerimiz ürperiyor. Kürtler artık göç etmiyor kendilerini gettoya kapattılar. Buna karşı ırkçılık başladı batıda. Bir kadın bakan "Ermeni dölü" diyerek hem Ermenilere ve Kürtlere hareket etmeye başladı" dedi. İzmir'de Kürtlerin kısırlaştırılmasının istendiğini ifade eden Oran, bu ayrımcılıklara engel olmadıklarını kaydetti. "Pis Kürtler" diyen doktorun tutuklandığını ve cezasının onandığını dile getiren Oran, "Denizli Çivril olayında kabadan sürüp gönderilen 18 kişilik aile şikayetçi olmayı ret etmişti, ama savcı dava açtı. Bunlar önemli gelişmelerdir" diye konuştu. ANF NEWS AGENCY Kayn:[Üye Özel | Für Mitglieder | For Members] |