CAYBURG.NET
Siyasal Tartışmalar Siyasal Tartışmalar
Cevapla
Öğretmenler Günü mü ? Bu konu 35 defa okundu ve 3 yorum yazildi.
 
Seçenekler
Alt 27.11.2008, 14:53 #1
Gold Members

Standart Öğretmenler Günü mü ?


Öğretmenler Günü mü ?


M. Yavuz Arıtürk'ün Öğretmenler Günü ile ilgili haberini okuyalım Siirtçe okurları...




ÖĞRETMENLER GÜNÜ MÜ?! HADİ, YİNE DE KUTLU OLSUN…

“Ben, ne 12 Eylül’cülerin 24 Kasım’da kutladıkları öğretmenler gününü, ne de sicili temiz sayılsa bile UNESCO’nun 5 Ekim’de kutladığı öğretmenler gününü kabul etmiyorum. Aslında ben sayıları buğday çuvalındaki siyah hardal taneleri kadar az da olsa, kurukafalıların da bulunduğu bir sınıf olan öğretmenlerin gününü değil, gerçek öğretmenlerin gününü, üstelik bir gün değil her gün kutluyorum.”


Yıl 1972.
O zamanki adı Yeni İlkokulu iken, şimdiki adı 14 Eylül İlköğretim Okulu olan “Medresetül Levazımat”ın 52 yoklamalı 4. sınıf öğrencisiyim.
Amerikan süt tozları ve poğaça benzeri nefis ekmek eşliğinde bize ders veren E.K. adında bir ilkokul öğretmenimiz var.
Biz ilkokul öğretmenlerimizi hiç unutmayız.
Bir de çocukluk aşklarımızı.
Yani ilkokuldaki sevgililerimizi…
Doğululuğumuzdan mıdır nedir?
Bilmem. Ama unutamayız işte…
Herkes gibi ben de vurgunum o yaşlarda. Sibel adında bir kızcağıza nedensiz yere âşığım.
Aynı sınıftayız. Ama onun haberi yok. Hem nereden haberi olacak ki?
Yaşım 11. O da aşağı yukarı bu yaşlarda.
Ben sıkıntılıyım o zamanlar.
Babam. Ah, sevgili babam…
Borçlu harçlı bir memur.
Arada bir başımı okşar, sevinirim.
Ama genelde ben de babam gibi kasvetliyim.
Ödev mödev yapmam, yapamam.
Bir gün ödevimi yapmadım diye, 52 öğrenci karşısında… (51'i umurumda değil ama Sibel'in karşısında) E.K. isimli öğretmenim üç kez kafama vurup “salak, aptal” diye hakaret etmişti bana.
O gün bitmiştim.
Çocuk aklı işte.
Tam beş yıl dilim tutulmuştu.
Gel zaman, git zaman…
Tam beş yıl “salak ve aptal” olarak, boş gözlerle etrafa bakınmış, öylece ortalıkta dolaşmış, gün gelmiş borç içinde yüzen memur babamın elini tutmuş, Siirt Lisesine kaydımı yaptırmıştım.
Çok zaman oldu, hatırlamıyorum.
Galiba okula başladığımızın üçüncü veya beşinci günüydü.
Dama taşları gibi dizilip nutuk beklediğimiz lise bahçesinde çocuklarla birbirimize girmiştik.
Suçlu bendim; itiraf ediyorum.
Sonra biri geldi; takım elbiseli, kravatlı…
“Ne oluyor çocuklar, ne oluyor yavrular,” diye sordu.
Ben yine sustum, konuşamadım.
Ama o gelince kargaşa son buldu.
Gözlerimize bakarak; sadece gözlerimize bakarak suçluyu teşhis etti “o adam.”
Ve cezayı verdi!
Yanağımı ve başımı okşadı.
Cezaya bak!
Yanak ve baş okşama.
Şaşırdım.
Çünkü benim başım okşanıyordu; hem de hayatta ilk kez!
Sonra biz yaptığımızdan utandık. O da çekti gitti.
Dayanamadım.
“Bu kimdi Allaşkına?” diye sordum yanımdaki çocuklara.
Bu Saim hocaydı dediler.
Tuhaf!
Ondan önce ve ondan sonra herkesin kırmaya, hatta ezmeye çalışacağı bir başı okşuyordu.
Çok tuhaf!
Gel zaman, git zaman…
Her öğrenci gibi, Saim hoca benim de annem oldu, babam oldu, abim oldu, ablam oldu.
Bu arada bir başka hocamı da anmama müsaade edin.
Uluslararası Felsefe Kuruluşları Federasyonu Başkanı, Felsefe Profesörü İoanna Kuçuradi'ye şakayla karışık, bir vesileyle; “Annem bana ağzın doluyken konuşma diye öğretmişti” demiştim.
Ne fırça yemiştim, ne fırça…
Bir ben bilirim, bir de Allah bilir.
“Her zaman konuş,” demişti bana. “Hiç susma. Ağzın dolu olsa bile!”
Ne diyeyim. Hocam Kuçuradi'yi onca sevmeme rağmen pek etkilenmemiştim bu öğretisinden.
Çünkü hem babam, hem de Saim hoca bana ondan önce öğretmişlerdi bunu.
Konuşmam gerektiği zamanda susmamam gerektiğini biliyordum yıllardır.
Ama ne yalan atayım;
Lise 3'te… Ben henüz 18 yaşımdayken… Şimdiki dondurmacı Abdullah'ın tam önünde… (O zamanlar orada salaş bir meyhane var.)
Bir de Saim hoca…
İstanbul'dan geliyor, otobüsten yeni inmiş ve zil zurna sarhoşken yakalandığım Saim hoca…
(Tabi kâğıt mendil yok…) Ağzımı burnumu mendiliyle silip, bana “konuş, derdin nedir?” diye sorup dinleyen, gece yarılarına kadar bana ağabeylik yapan, beni evime gönderdikten sonra evine giden…
Ve bana konuşmayı öğreten…
Evet…
Saim hoca bana konuşmayı öğretti o gece…
Tam 30 yıl oldu. O gün bu gündür hiç susmadım. Hep konuşuyorum, yazıyorum, çiziyorum…
Ha, diyeceksiniz konuşmayı, yazmayı, çizmeyi öğrendin de ne oldu?
Üç kez üniversiteden atıldım, üç kez işten atıldım, üç kez hapse atıldım!
Hep “üç”le limitlediler beni.
Ama hiç kimse düşüncemi “üç”le sınırlayamadı!
Çünkü gereken yapılmıştı;
“Öğretmenler sonsuzluğu etkiler, bu etkilerinin nerede son bulacağını asla bilmezler!” diyen Henry Ward mesajını gerekli yerlere ulaştırmıştı.
Babam ve Saim hoca bana sınırsızlığı öğretmişlerdi.
Şimdi, affet beni babam ve affet beni Saim hocam diyorum.
Bazen korktum, çekindim, sustum.
Konuşmam, hatta bağırmam gerekiyorken lafımı yuttum. Oysa siz bana bunu değil, konuşmayı, kendimi anlatmayı öğretmiştiniz.
Medeni cesareti belletmiştiniz!
Ben şimdi söylediklerimden değil, söyleyemediklerimden…
Yaptıklarımdan değil, yapamadıklarımdan utanıyorum.
Ama söz veriyorum, sevgili babam ve hocam;
70 yaşıma bile gelsem, faraza mahkeme koridorlarında veya töre raconlarında bana verilecek cezalardan sonra, ben Sadık Arıtürk’ün oğlu ve Saim Yüksel'in öğrencisiyim, bu ceza bana az bile diyeceğim.
Konuşacağım!
Evet, en ağır travmamı 11 yaşımda platonik sevgilimin karşısında öğretmenim tarafından aşağılanırken yaşamıştım.
Gel zaman, git zaman…
Yine bir öğretmenimin okşayışıyla kendime geldim.
Sonra, gün geldi bu yazıyı yazdım.
***
Önce en küçük oğluma, 11 yaşındaki Hüseyin'e okuttum. Kabul etti. Ben de yayınlıyorum.
Hadi, sağlıcakla…
***
Son olarak;
“Bir dokunuş kurtarır yaşamı bazen, bilemezsiniz…”
(Bu sözün sahibini bilmiyorum. Yoksa yazardım.)
Hadi, bir daha sağlıcakla…
M.Yavuz Arıtürk

Alt 27.11.2008, 15:02 #2
SİL BAŞTAN
çok hoş bir yazıymış...“Öğretmenler sonsuzluğu etkiler, bu etkilerinin nerede son bulacağını asla bilmezler!” diyen Henry Ward mesajını gerekli yerlere ulaştırmıştı.
özellikle bu söz....emeğinize sağlık...
Alt 14.12.2008, 17:33 #3
Ilkokul 4. Sinif
Ogretmenler gunu sadece 24 aralikta kutlanmasina gerek yok
ogretmen insan gibi davransinlar, ogretim ve egitimde daha iyi seyler yapilsin
Alt 15.12.2008, 08:39 #4
Gold Members
deniz1963 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Ogretmenler gunu sadece 24 aralikta kutlanmasina gerek yok
ogretmen insan gibi davransinlar, ogretim ve egitimde daha iyi seyler yapilsin

cok ozur dilerim sadece hatirlatmak istedim 24 aralik meselesi nedir
Cevapla

Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodlari Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp Son Mesaj
Öğretmenler Günü kutlamaları CP Robot Haber Arsivleri 0 24.11.2007 20:50
Öğretmenler Günü kutlamaları CP Robot Haber Arsivleri 0 24.11.2007 12:50
24 Kasım Öğretmenler Günü CP Robot Haber Arsivleri 0 23.11.2007 20:30
24 Kasım Öğretmenler Günü… CP Robot Haber Arsivleri 0 23.11.2007 20:30
24 Kasım Öğretmenler Günü CP Robot Haber Arsivleri 0 23.11.2007 12:30

WEZ Format +2. Şuan Saat: 10:19.
Cayburg - Arşiv - Top - Iyiler - Web Stats
Rapidshare Uploaded.to Uptal.com Upshare.NET Filefactory.com Videolari, Video izle Fun, Fan Anket WinRAR | File Hosting Free Kurd Radyo Dinle Bedava Albüm Indir Yeni Albüm Albüm Paylasim .Net .Org
Powered by vBulletin® Version 3.8.1 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197