CAYBURG.NET
BİYOGRAFİLER Basta sanatcilarimiz olmak üzere, topluma mal olmus ve medyatik insanlarin biyografileri. Kim Kimdir bölümümüz.
Cevapla
Mahzuni Şerif'in Kendi Kaleminden Geldiği Yerler,Kökeni,Geçmişi,Hasılı Bu konu 125 defa okundu ve 8 yorum yazildi.
 
Seçenekler
Alt 15.11.2008, 21:31 #1
Bronze Members

Red face Mahzuni Şerif'in Kendi Kaleminden Geldiği Yerler,Kökeni,Geçmişi,Hasılı


Mahzuni Şerif'in Geçmişi

13. yüzyılda başlayan Asya kültüründe Bektaşilik, özellikle Türkmen aşiretlerinde büyük taraftar buldu. Doğu Türkmenistan'dan, Horasan'a, Tebriz'den Kırşehir'e uzanan hatta Peçenek, Çepni, Akkoyun, Karakoyun, Karakeçeli, Dadal, Kutan, Karadonlu, Barak, Avşar, Kayı, Gagavuş, Uzun Hasan, Karaçadırlı, Hormek, Ağdil gibi daha adı duyulmadık Türkmen aşiretleri yaşamıştır. İslamın ve Aleviliğin Anadolu'ya girmesinden sonra, Selçuklular, Bizanslılar, Moğollar arasında, yer yer kendi bütünlüğü arasında da büyük isyanlar çıkmış sonları kanlı bir şekilde kapatılmıştır.
1598-1601 yıllarında Tebriz'de başlayan Alevi kırımı, Tebriz muhafızı Hadım Cafer tarafından gerek İran içinde, gerekse Osmanlı Türkmenlerine karşı büyük katliamlarla devam etmiş olup aynı tarihlerde, Horasan'dan bugünkü Tunceli ilimize bağlı Hozat ve Pertek yaylalarına kaçan, Karadonlu Türkmen aşireti bu yaylalara binlerce koyunlarıyla, çadırlarıyla yerleşirler. Buralara gelmelerinin tek nedeni, bu aşiretin en büyüğü ve Hacı Bektaş Veli'ye dahi halifelik yapmış olan "Canbaba" hazretlerinin bu topraklarda yatmış olmasıdır. Canbaba Bektaşilik inancında zehiri içip ölmeyen, Bizans Kayzerleri tarafından kazana konulup kaynatıldığı halde diri çıkan mitolojik olguya sahip bir velidir. Bu deneyle kendisinin inancına inanılması için, Hıristiyan Kayzer tarafından öngörülen bir koşul olduğundan ağuyu içmiş ve rivayette Canbaba'ya ağu içen anlamında "Ağuçan" denilmiştir. İşte bu ulunun Horasan'da kalan torunlarından Seyyid Ali Haydar Ağa bütün müridlerini ve sürülerini alır, Hozat'a Barginek yaylasına konar. Aynı tarihlerde Celali isyanları baş göstermiştir. Anadolu Celalilerini bastırmak için, yeni sadrazam olmuş, Hırvat kökenli Kuyucu Murad Paşa Anadolu'ya Serdar olarak gönderilir. Kırşehir, Sivas, Yozgat, Amasya, Tokat, Malatya düzlük ve dağlık yörelerinde bulunan Celali yandaşlarını imha etmesi için padişah buyruğu verilir. Murad Paşa gizli bir Hıristiyan olduğu halde, İslamcı bir tavır sergiler ve Nakşibendi tarikat yanlısı görünür. Çok koyu bir Sünni süsü ile Anadolu'da yakıp yıkmadığı yer kalmaz. Tebriz ve Horasan'da yaşayan Alevi ve Bektaşiler, Celalilerden önce 1527'de yaşanan Kalender Çelebi isyanını desteklediklerinden, Osmanlı Sarayı ve Kuyucu Murad Paşa tarafından takip altındadırlar.
Ağuçan Ali Haydar Ağa ve amcasının oğulları, Ceritliler ve yine aynı aşiretin bir diğer parçası olan Hormekanlıların Muş ve Maraş illerinde oldukları saptanır. Osmanlı ordu müfrezeleri bunların üstüne gönderilir. Durumu istihbarat edinen Ali Haydar Dede'nin başı, Pertek'te bulunan Ermeni ve Gürcülerle zaten derttedir. Bir yayla sorunu yüzünden çadırları baskın görmekte, Hozat ve Pertek'te yaşayan Sünni halkla ihtilaflar yaşamaktadır. "En iyisi buralardan göçmek reva oldu bize, Hatay topraklarına göçelim..." der ve oğullarını, taliplerini toplar.
Peçevi tarihi, Kuyucu Murad Paşa'yı memleketi eşkıyadan temizleyen yiğit bir vezir olarak gösterse de insanları, önce kuyu kazdırıp, sonra yüzlercesini üstüne koyarak öldürten bu kişi beter bir insandır. Çünkü eşkıya diye tanımladıkları insanlar Hz. Ali'yi, Muhammed'i, Allah'ı, Kur'an'ı, Ehlibeyt'i seven Türkmen Alevileridir.
Osmanlı Sarayına ne olduğu belirsiz bir devşirme olarak giren sonra da paşalığa kadar yükselen bu Hırvat Murad Paşa denen zalim, Osmanlı tarihinin bir yüz karasıdır. Vezirliğini yaptığı adaşı padişah 4. Murad, Kuyucu'dan aşağı kalmaz. Derecede merhametsiz, tutucu ve zalim bir padişahtır. Hükümdarlığında Anadolu topraklarına kan ve fitne saçmış, Anadolu aydınını, bilgesini ezmiş, İslamı kötüye kullanmış bir hükümdardır. İşte bu şartlar altında Hozat'tan başlayan Ağuçan göçü, geride, bıraktığı üçyüze yakın şehitleriyle, önce Malatya topraklarına ulaşır. Kendisinden çok yıllar evvel, Horasan'dan gelen, Divriği'ye Kangal ve Darende yaylalarına yerleşen Uzun İbrahimoğulları'na (Drejanlar) konuk olurlar. Çünkü bu kadar öveç koçu ve binlerce koyunu barındıracak, ancak bu dağlar vardır. (Drejan aşireti asimileye uğramış konumdadır.) Murad Paşa müfrezeleri Divriği'ye kadar ulaşmış olup, oradan Elazığ / Pülümür, Erzincan ve Dersim Alevilerini yok etmek üzere hazırlık yapmaktadır ve Ağuçan kaçmaktadır, kaçmaktadır...
Seyyid Ali Haydar Ağa'nın Malatya ovasına yerleşmesi, sürülerinin ve çadırlarının Yama Dağı eteklerine konuşlandırılması, Kangal, Divriği, Elbistan, Akçadağ ve Kürecik Türkmenlerinde de büyük bir sevince vesile olur. 4. Murat döneminde Celali harekatına asker verdiği için, Ağuçanlılar zan içindedir. Osmanlı devriyelerince köşe bucak aranmakta, bulunduğu anda kılıçtan geçirilme tehlikesiyle yüzyüzedirler.
Varto'dan gelen bir elçi, Ali Haydar Ağa'nın bu yöreleri terketmesi gerektiğini, Hormek aşiret reislerinden mektup olarak Seyyid Haydar'a ulaştırırlar.
Drejan aşiret büyükleri çadır toplantıları yaparak, Ağuçan aşiretinin buradan kaçması ya da kaçırılması için bir sürü plan yaparlar. Önce Kürecik'ten Ellez Obasına haber verilip Çamşıhı Beyi getirilir. Kürecik ve yöreleri de Sinamelli aşiret reisliğine bağlıdır. Ancak Ağuçan postnişiliğini mürşid postu olduğundan, bu dedelerin piri sayılmaktadır.
Karar verilir, Seyyid Ali Haydar Ağa'nın altı sürü koyunu, Drejan ve Çelikan ağalarınca satın alınır. Bu arada gerek Ali Haydar Dede, gerekse Hanım Sultan, eşi Razey (Hormek kızı Irazca) hastalanmıştır. Onlara iki atlı bir revan yatak hazırlanır, Elbistan yoluyla Hatay topraklarına geçerler. Burada Dadal Türkmenlerinden Mursal Beyliği yaşamaktadır. Onlar da Tebriz'den ve Horasan'dan Hadım Cafer'e dayanamayıp kaçan Bektaşi Türkmenlerdir. Mursal, bugünkü Reyhanlı ilçesine bağlı tarihi bir köydür.
Başbakanlık arşivlerinde ve Reyhanlı tarihinde, Hatay müstakil devletken, Selçuklu ve Osmanlı Türkmenlerinden, İran ya da Türkmenistan'dan kaçan her Türk boyu bu yörelerde sığınmacı olarak kalmışlardır. Ayrıca Hatay Aleviliğinde Nusayrilik gibi çok köklü bir Ali taraftarlığı bilindiği için, Osmanlı'nın zulmünden hicret eden herkes bu yörelere kaçmakta ve yerleşmektedir.
Yaşlı ve yorgun Haydar Dede ve eşi Ana Sultan (Hörmekli Razey) burada ancak iki ay kadar hayatta kalabilirler ve terk-i dünya ederler. Ağuçan Seyyidlerinin Mursal'a gelmesiyle, Niğde, Kayseri ve Yozgat'tan mürid akınları bu köye koşarlar. Ne var ki Osmanlı istihbaratı burada da onları keşfederek son Celali azgınlığını yok etmek için Hatay Devleti'ne tamim yazar. Bu kanun kaçaklarını bölgeden kovmasını ister. Bu vesileyle Hatay Valisi, Haydar Dede'nin oğlu, Zeynel ile Yeğeni Ceritli Müslüm Dede'yi makamına çağırttırıp, bu toprakları terketmeleri gerektiğini söyler. Huzuru bozulan Zeynel Dede, Hatay Valisinden birkaç gün ister ve kalan sürülerini Halep tüccarlarına satar. Hozat'tan itibaren Barginekli ve Ceritli aşiretlerinin izini Mursal'da bulan Osmanlı, Ağuçan'a burada da rahat vermez.
Aradan geçen 150 yıllık bir süreç içinde, Toroslarda, Dadal Türkmenleri ve Sarıkeçili Yörüklerle başlayan isyan kavgaları da kızışmaktadır. Saraya karşı ayaklanan Toros Dağlarının bütün Türkmenleri, yenildikten sonra Hatay bölgesinde, Mursal'da yaşayan Karadonlu Türkmenlerinin, Ağuçan ve Ceritli Obaları dağılır. Sürülerini Halep tüccarlarına satan Ağuçan Seyyidliği, Seyyid Mürsel, Müslüm ve Zeynel Dedeler gözetiminde tekrar Malatya / Doğan Şehir, Elazığ / Sün bölgesi, Elbistan / Nurhak Dağlarına çekilirler. Olaylar o kadar seri baskınlarla yoğunlaşır ki, Reyhanlı'nın, Mursal ve Amik topraklarında kalan Ceritli (Ağuçanlılar) göçü, kendilerini baharda göç eden kuş sürülerine benzeterek isim değiştirir, "Cırıklılar" olarak Elbistan yaylaklarına giderler. Nurhak Dağlarına yerleşen bu Horasan kökü, yüzlerce çadırını buraya kurar, develerini ve koyunlarını Anadolu'nun bu muhteşem yaylasına yerleştirirler. Ancak Osmanlı yakalarını bırakmamıştır. Çünkü, gerek Celali başkaldırısında, gerekse Kalender Çelebi vakasında Karadonlu aşireti (Ağuçanlı Türkmenler) ile onların diğer parçası olan Ceritli Türkmenleri, saray isyanlarına büyük çapta yardımcı oldukları için, Osmanlıca fişlenmiş olup, özellikle de Dulkadiroğullarıyla işbirliği yaptığı için bu takipten kurtulamamıştır.
Aradan 150 yıl geçmiş olmasına rağmen, Elbistan kadılığına ferman gönderilerek, Nurhak'ta yaşayan Cırıklı yani Ceritli aşiretiyle Ağuçan dedeganlığının ıslah edilmesi için kesin buyruklar tamim edilmiştir. Bu arada Seyyid Müslüm ve Seyyid Zeynel Dedeler'in öldürülmüş olması son Seyyid Muhammed'i zor durumda bırakır. Elbistan kadılığını elinde tutan Kadı Mehmed Bey Nurhak'a zaptiyeler göndererek sarayın emrini bildirir. Seyyid Muhammed'i Osman-ı Aliye'ye uymaya ve şeriat hükümlerine sadık kalmaya davet eder. Genç olmasına rağmen, Kerbela'dan yeni dönmüş, Seyyid Muhammed "Hacı Mehmed" ünvanıyla anılmaktadır.
Keşf-i kerameti, bilge ve demokrat kişiliği ile bir anda güneyi sarmış bir insan olduğundan, Osmanlı Sarayını ve Maraş'taki Zülkadir varlığını rahatsız etmektedir. Bu "zındık Kızılbaş ekibi"nin Nurhak'tan mutlaka sürülmesi gerekmektedir. 1780'li yıllarda Kadı Mehmed, Seyyid Muhammed'i Elbistan'a çağırır: "Bak dede!" der.
"Sizin atalarınız da Hünkara karşı geldi, Kalender Çelebi'yi desteklediler. Ne var ki şu an senin konakladığın yaylada, Nurhak'ta Kalender Çelebi'nin başı kesilerek, at heybesi içinde İstanbul'a gönderildi. Gel inattan vazgeç, ulül-emre uy. Senin için Hasan Ali Yaylası'nı tahsis ettim. Müritlerini topla, camiye hayır deme!"
Seyyid Muhammed kaşlarını çatar düşünür: "Kadı efendi!" der.
"Biz Elhamdülillah Müslümanız amma, İmamımız Oniki İmam'dır. Bizim en ulumuz senin o buyurduğun camide şehit edilmiştir. Ol nedenledir ki biz Ali evlatları olarak, ceddimize lanet okunan bir mekânda Hakk'a tapmayız. Cem evlerimizi yıktırdınız, Padişah Mahmud'un emriyle, dilimizi Arapça ettiniz. En kutsal mekânlarımıza Emevi'nin ve Abbasi'nin emir ve buyruklarını soktunuz. Biz Türkmenleriz, Allah'ımızı kendi, dilimizle anarız. İbadetlerimizi de yine kendi öz dilimizle icra ederiz.
Biz hiçbir zaman, bu topraklarda kan aksın istemedik. Ancak sizlerde bu ülkenin çocukları olduğunuz halde Osmanlı'nın devşirme paşalarına teslim oldunuz, neslinizi inkâr ettiniz.
Oysa ki Osmanlı'nın kurucusu Osman Gazi (Otman Gazi) dahi, pirim, Pirim Hünkâr Hacı Bektaş Veli'nin himmetiyle kılıç kuşanmış, Şeyhim Edebali'nin himmetiyle bir imparatorluk kurmuştur. Şimdi, niçin bizi bu ülkeden saymıyorsunuz? Kaldı ki dört kıtada benim ceddim at koşturdu, Muhammed dinini, Bektaşilik yaydı. Şimdi biz üvey mi olduk?"
Kadı Mehmet zaten bunları bilmekte ve Seyyid Muhammed'e büyük bir inançla bakmaktadır:
"Senin ve taliplerinin kılına zarar getirmeyiz. Yeter ki sen, padişah buyruğunu reddetme. Nurhak'ı terket. Bir müddet Hasan Ali Yaylası'na göç."
Bu teklif Seyyid Muhammed'in aklına yatar. Akşam çadıra döndüğünde, rehber ve müritlerini toplar: "Erenler, Osmanlı'dan kurtuluş yok..." der.
Nurhak Yaylası'na, kendilerinden önce gelen Türkmenlerin Reisi Seyyid Koca'da bu fikri onaylar. Artık, Hozat / Berginek'ten gelen bu köklü Ağuçan / Ceritli aşireti, Osmanlı zulmü karşısında, Ehl-i Sünnet'i kabullenmeye başlayarak, aşiretin adını "Cırıklı Aşireti" olarak değiştirir. Cırık, göçebe kuşlar grubudur.
Aşiret, bu anlamdan esinlenerek, adını Cırıklı Aşireti olarak değiştirirken bir anlamda Osmanlı'nın fişlenme takibinden kurtulmaya çalışır. Kadı'nın tavsiyelerine uyan aşiretler, gerek Seyyid Koca gerekse Seyyid Muhammed eşliğinde, bugünkü Akçadağ toprakları içinde bulunan Hasan Ali Uşağı Yaylası'na göçerler. Türkmen affının gündeme gelmesiyle de Elbistan Kıyısı'na inip 5 km. kuzeyde bir çayırlığı işgal ederler.
Buraya "Hasan Obası" denmektedir. Burası göçer Çilingirler'in bulunduğu, otlak bir arazidir. Bunun için adına "Çilingir Çayırı"da denir. Bugün burası Çilingir Çayırı, diye anılmaktadır. Seyyid Muhammed'in türbesinin bulunduğu bu köye şimdi ise, "Hasan Köyü" denilmektedir. Bütün Elbistan / Malatya ovalarında ve dağlarında o günün büyük mürşidi ve evliyası olarak bilinen Seyyid Hacı Mehmet Dede, Âşık Mahzuni Şerif'in babası Zeynel'in öz dedesidir.
Seyyid Mehmet'in 1800'lü yılların başında vefat etmesiyle, Hasan Köy'de asimile edilerek Sünniliği kabul eden Cırıklı ve Ağuçan Türkmenleri burada kalır. Ancak, Oniki İmam'a bağlılığını sürdürmek isteyen, Kocolar ve bir kısım Ağuçan Türkmenleri, Koç Obası Albaslı Yaylaları'na dağılır.
Sonunda, Afşin'in 15 km. kuzeydoğusunda, küçük bir tepe üzerine gelirler ve Hozat / Barginek Köyü'nün anısına Berçenek Köyü'nü kurarlar. Elbistan'a; Dersim'den, Horasan'dan Hatay'dan akın etmiş bütün Türkmen ve Yörük Alevileri asimileye uğrar ve köylere; camiler, imamlar tahsis edilir. Bu arada Berçenek Köyü'de 3-4 çeşit aşiretin karmasından meydana gelir (Ağuçan, Cırıklı, Kocalar, Savranlar, Ellezler). Bu aşiretler uzun zaman kök kültürlerini devam ettirirler. Ancak, bunlarla birlikte, Maraş Sünni Türkmen köylerinden gelen bir kısım Sünni Yörük uzantıları da bu köye yerleşirler.
1940'lı yıllarda, Berçenek'te ilkokul olmadığı için Mahzuni, Elbistan'ın Alembey Köyü'nde, Lütfü Efendi Medresesi'nde Kur'an eğitimi alır, eski Türkçe okur, yazar. Ancak, 1956 yılında köye gelen ilkokuldan, mezun olduktan sonra Mersin Astsubay Okulu'na gider. 1960 yılında Ankara Ordu Donatım Teknik Okulu'nu bitirir.
Başarısının gereği Kuleli Askeri Lisesi'ni aynı yıllarda hak etmesine karşılık, toplumculuğa ve halk edebiyatına gönül verdiği ve Alevi olduğu için ordudan ihraç edilir. 1961 yılından itibaren yüzlerce plak, kaset yapar.
Hakkında yazılan ve yazdığı kitaplar uluslararası edebi tartışmalara konu olur ve 1998 yılında dünyanın, yaşayan üç büyük ozanı arasında birinci sırayı alır.
Mahzuni'nin şeceresindeki son Seyyidlik, Ağuçan (Ceritli ya da Cırıklı) Aşireti Osmanlı'nın son hışmına uğramış Türkmen halkıdır. Bugüne kadar adının yeni değişmiş olduğu Ekin Özü ilçesi birkaç yıl öncesine kadar tarihi adını Celali (Celal Ağa) olarak sürdürüyordu.
Özetlemek gerekirse, 1940'lı yılların başında doğan Mahzuni Şerif, elini sazına attığı günden itibaren bu tarihi bilmekte gecikmemiş ve sürüp geldiği ecdadı yolunda fire vermemiştir. Geçmişinde yapılan zulüm ve adaletsizliğe kin beslememiş olup, Yezid sözcüğünü yalnız Hz. Hüseyin'i şehit eden Emevi zalimi için kullanmış ve hiçbir Sünni dostuna Yezid yakıştırmasını reva görmemiştir. Yine özetlenebilir ki, Mahzuni Şerif, kendisini dünya kültürleri içinde bir parça, mazlum milletler içinde bir birey olarak tanımlamıştır.

Alt 20.11.2008, 18:59 #2
Ilkokul 3. Sinif
teşekürler
Alt 01.02.2009, 13:04 #3
Ilkokul 2. Sinif
gercek bı saır muzısyen ozan halk adamı buyuk ınsan cagın pırsultanı mahsunı serıf ruhu sad olsun
Alt 13.03.2009, 23:18 #4
Ilkokul 5. Sinif
yüreğine sağlık paylaşımın için teşekkürler
Alt 14.03.2009, 09:04 #5
Ilkokul 6. Sinif
hey gidi mahsuni baba..çok büyüksün çook
Alt 16.03.2009, 09:38 #6
Ilkokul 8. Sinif
çoksağol dostum
Alt 19.03.2009, 15:37 #7
Ilkokul 6. Sinif
guzel bir paylasim sagol
Alt 20.03.2009, 01:02 #8
Ilkokul 6. Sinif
bizlere bıraktığın eserler için teşekkürler, nur içinde yat, konuyu açan arkadaşa teşekkürler ellerine sağlık.
Alt 28.03.2009, 12:03 #9
Ilkokul 6. Sinif
emeğine sağlık paylaşım için saol
Cevapla

Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodlari Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp Son Mesaj
Kalbimin Geçmişi alperen_0044 Sevgi Üzerine Yazılar 0 23.05.2009 14:52
Gökçe - Seni YerLer YerLer 2008 Yeni Tek Parça 27.03.2008 wolf_man Silinen Konular ve Mesajlar 12 28.02.2009 18:51
SIKAYET: ''hakan'' / (Ali Mahzuni { Asik Mahzuni Serifin Oglu } No Rapid) CP Robot Silinen Konular ve Mesajlar 0 21.01.2009 22:24
Ali Mahzuni { Asik Mahzuni Serifin Oglu } No Rapid ''hakan'' Silinen Konular ve Mesajlar 27 20.01.2009 09:41
Newroz Bayramı'nın kökeni çok eskilere dayanır. Newroz’un kökeni hakkında Déjà Vu Teoriler ve Tartışmaları 16 29.05.2008 20:11

WEZ Format +2. Şuan Saat: 10:25.
Cayburg - Arşiv - Top - Iyiler - Web Stats
Rapidshare Uploaded.to Uptal.com Upshare.NET Filefactory.com Videolari, Video izle Fun, Fan Anket WinRAR | File Hosting Free Kurd Radyo Dinle Bedava Albüm Indir Yeni Albüm Albüm Paylasim .Net .Org
Powered by vBulletin® Version 3.8.1 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197