![]() | |
![]() |
| | Seçenekler |
| | #41 |
| Ilkokul 6. Sinif | yazıklar olsun bu develete demekten baska ne gelir bu dilden, bu elden.... |
| | #42 |
| Ilkokul 2. Sinif | ergenekon, devletin safra temizleme faaliyetidir. Kurumlarüstü bir yapılanma, bir devlet politikası olarak, sistemin konjonktürün gereksinimlerine uyarlanma çabası olarak çürük elmaları ayıklama düşüncesi olarak görüyorum. |
| | #43 |
| Ilkokul 6. Sinif | ergenekon her devlette var olan derin devletin türemiş biçimidir.şekilden şekle girebilir.bakılan açıya göre değiştirlebilen farklı isimler takılabilen bi ulus devlet sendromudur.hemen her ülkede benzerleri (derin devletin biçimleri tarzında) mevcut olabilir.ülkemizdeki ise kökü çok uzun geçmişe dayanan fakat şuan gündemdeki halinden bizim gördüklerimizden çok farklı ve derin bi meseledir.tüm önemli konulara imza atan isimler devlete hizmeti sırasında dahi ergenekona bilmeden dahil olabilir.karmaşa yaratmaya grk yok aslında Atatürk ve fikir arkadaşları gibi devlet zihniyeti yaratmayan hatta dış güçlerinde etkisiyle yaratamayan bürakrasi/siyaset dünyası olmadıkça ergenekon bitmez... |
| | #44 |
| Ilkokul 5. Sinif | Ergenekon ilk gündeme geldiğinde her koldan savunmalar, tebrikler aldı, ve zamanla ne halt olduğu anlaşılmayan, bir çok yayın gurubunun hakkındaki haberleri en aza indirmesiyle (Doğan Grubu) yeni gelişmelerden biraz daha habersiz kalınan, bü ülkeyi kendi çıkar ve amaçları için düzenlemeye çalışan, her ne koşulda olursa olsun tehlikeli, tamamen cunta yanlısı bir planlamadır. Hala savunanları varsada, anlam verememekle birlikte, Atatürkçü bir yapılanma olduğunu savunanlarda, vatan hainidir kanımca... Kimse alınmasın, kişisel fikirlerimdir. |
| | #45 |
| Ilkokul 7. Sinif | bence bu yakalananlar ergenekondan tasfie edilen elemanlar soruşturma derinleştirilse ucu nerelere varır bilinmez ama böyle ayrılıkçı grupların şöyle diyeyim aşırı milliyetçi ve aşırı laik grupların hala medya ve siyasi partiler üzerindeki etkisi az denilmeyecek kadar var. bu da medyanın gerçekleri halka ulaştırmasını engellediği için halkımız hala yatırıkmaya devam ediliyor ama gerçekten tarafsız diyebileceğimiz medya kuruluçları var halkın onlara yönelmesi gerekiyor bir an önce gerçekleri biraz daha gerçek olarak görebilmenin yolu burdan geçiyor bence ergenekonle ve türevi örgütler her ülkede verdır ve hemen hemen hepsinde tasfiye edilmiştir yani hepsi cezalarını çekmişlerdir yaptıklarının ama ben ülkemizdeki ergenekoncuların hakettiği cezaları alacakları konusunda biraz temkinliyim bunu da şurda çıkarıyorum hemen hemen bütün sanıkların gatadan rapor almasına ve de bazı siyasi partilerin bunların arkasında durmasına bağlıyorum. ama eğer ergenekon bitecekse yada bitirilmek isteniyorsa mahkamelerde faili meçhul cinaetlerin işlendiği coğrafyadaki insanların da dinlenmesi lazım ve onların da görüşlerinin alınması lazım diye düsünüyorum. |
| | #46 |
| Ilkokul 8. Sinif | Tarihten ders Almak gereklidir Bir yıla yakın zamandır ortalığı kaplayan ve bilmem kaçıncı dalgası gündeme gelen Ergenekon soruşturması AKP’nin anayasa mahkemesi tarafından “tehdit edilmesi” ve karşılıklı dalaşmalarla ortalık toz dumana katılırken at izi ile it izi bir birine karıştırılmaya çalışılmaktadır. Her gün yeni bir tutuklanama ve her tutuklama ardından ortaya dökülen belgeler ve bu belgelerin olmayan tanıklıkları pehlivan tefrikasına dönüşen ardı ardına gelen Ergenekon tutuklamaları ve sonuçta ortaya çıkan binlerce sayfalık iddianameyle mahkeme kapısına dayanan Ergenekon soruşturması bu coğrafyada devrimciler için sıkı derslerle doludur. Devlet her durumda kendisini aklamak ve içindeki açığa çıkmış halk düşmanı unsurları dışarı atarak ezilen/sömürülenler karşısında kendisini tarafsız göstermek için elinden geleni yapar. Bu yönüyle bakıldığında Ergenekon operasyonları ortaya çıkan veya özellikle deşifre edilenler dışında operasyonların biçimi ve operasyonun gereği denilerek sınırsız telefon dinlemeleri, gözaltına alınanlar ve alınanlara yönelik basına yansıyan sorgulamalar ve özellikle gazete radyo ve televizyonların her türlü yönlendirmesi ile var olan devletin ve onun koruyuculuğunu yaptığı düzenin istediğinde nasıl suç ve suçlu üretebileceğini, ortaya koymuştur. “Minareyi çalan kılıfını hazırlar” der. Bunun için Ergenekon ortaya çıkarıldı mı artık bunun için gerekli her türlü belge doküman ve hatta bu yapılanmanın tarihsel bağlarından tutunda operasyona tabi kişilerin yatak odalarında geçen kişisel konuşmalarına ve ilişkilerine kadar her şey ortaya dökülür bunlar üzerinden yürütülen basın yorumlamaları dahi işin içine katılarak gerekçeler hazırlanır. İşte Ergenekon operasyonları ve iddianamesinin, nasıl “yasal” bir zemine oturtulduğu ve bu “zeminin” ne kadar sağlam olduğunu bu süreç belirlemiştir. Diğer yandan Ergenokon soruşturmasını AKP hükümeti ve ordu arasında bir hesaplaşma arenası olduğu söylemlerini ortalığa yayan burjuva basını içinde her iki kesiminde sözcüleri ortalığı sözcükler savaşı alanına çekerek ortalığı iyice karıştırmaya çalışırlarken Hükümet ve Meclisteki milletvekilleri avanesi “kararlılıkla olayların üzerine gidilmeli” teranelerini elden bırakmamaktadırlar. Operasyon kapsamında polis ve savcılıkça devlete bağlı “millici” görünen herkesin göz altına alındığı ve İlhan Selçuk’un gözaltına alınışından rahatsız olan kimi “medya” yazarlarının “hukukun çiğnendiği”ne ya da “adil yargılama bir gün size de lazım olur” serzenişleri, “sosyal hukuk devleti”nin içine düştüğü açmazlara serzenişlerin dışında bir değer taşımamaktadır. Özellikle ve AKP beslemesi basın ve “taraftarlarının” “demokrasiyi kurtarma operasyonu” olarak sunmaya gayret gösterdikleri, ikinci cumhuriyetçi kesimlerin “darbe tehlikesi önlendi” yaygaraları, nasıl sürdürülürse sürdürülsün, Ergenekon operasyonlarının ve iddianamesinin, sergilediği biçim ile ülkede burjuva ideologların dilinden düşürmediği “hukukun üstünlüğü”nden, “demokrasi”den söz edilemeyeceği kesindir. Devlet istediği zaman işlenen suçun zamanına bakılmaksızın bütün güçlerini harekete geçirilebilmekte ve “suç” ispatlamak için değil operasyonlar sırasında “suç” üretilebilmektedir. Uzun yıllardır işkencelere dayalı ifadelerle veya kendi ürettiği kanıtlarla suçlu üreten devleti aklamaya çalışanlar “delilden suçluya ulaşmak” üzerine bitip tükenmez “hukuk” dersleri verenler, hukukçular hiçbir gerçek dayanağı olmayan sadece işkence ifadelerini temel alarak binlerce insana onlarca yıllık cezalar verildiğini görmezden, bilmezden gelmişlerdir. Her devlet, sözcüsü ve koruyucusu olduğu sistemin devamı için çabalar zira devlet olarak sistemin kolektif temsilcisidir. Ergenekon operasyonlarının ortaya koyduğu gerçeklerden biriside, herhangi bir kişinin istenildiği zaman, yaralatılacak bir suçtan veya suç olmadığı halde suç olabilecek eylem veya sözlerinden dolayı gözaltına alınıp, tutuklanabileceği ve yıllarca hapiste kalabileceğidir. Buna burjuva yazarlar bile isyan ederken Derya sazak milliyette ki köşesinde buna “Anayasa Mahkemesi’nin kapatma davasını görüşmeye başladığı haftaya, kadın, yaşlı genç demeden masum insanları hedef alan bir katliamla girilmiş olması, ‘ülkeyi tehlikeli bir boşluğa’ itmeye çalışanların ne denli çılgınlaştığını, gözlerinin, vicdanlarının nasıl karardığını gösteriyor. Söz konusu güçler çatışmasıysa insan hayatı ‘teferruat’ haline geliyor!”(D.Sazak, Milliyet-29.07.08) sözleri ile “isyan” etmektedir. Zira çuvaldızın kime batırılacağı kimin nasıl suçlanıp gerekçelerinin yaratılacağı bilinmemektedir. Yukarıdaki durun gerçekleşmesi için kişi/kişilerin devrim gibi düşüncelere sahip olması ve devrimci mücadeleyi yürütmesi, devrimci bir örgütlenmeye katılması hiç de gerekli değildir. Zira yaşadığımız coğrafyada, kolayca “suçlu” üretebileceği bir hukuk sistemi ve keyfi yönetim tarzı egemendir. Başbakana derdini bildirmeye çalışan sıradan bir vatandaşın tutuklanması veya herhangi bir sosyal olayda herhangi bir emniyet amirinin hoşuna gitmeyen kişinin onun sözleri ile gözaltına alınması veya bir üniversite amfisinde bir örgencinin bir konuşmacıyı protesto etmesi ile “alın bunları” diyecek çok sayıda devlet yetkilisi bulunmaktadır. Bu, keyfilik “yürütmenin yetkisinin genişletilmesi” adı altında meşrulaştırmıştır. Devlet adına konuşan birisinin keyfiyetine bırakılacak kadar ilerletilmiştir. AB birliği üyesi olmak demokrasiyi geliştirmek, genişletmek adına devleti Kontr-gerilla (Gladio) gibi “devleti lekeleyen” organizasyonların açığa çıkarılması iddiaları altında bir demokrasicilik oyunu oynanmaktadır. Bu oyuna dâhil edilmeye çalışılan özellikle sisteme karşıt düşünceleri doğrultusunda devrim için mücadele edenlerin, legal olanakları kullanmak adına pervasızca ortalıkta dolandığı ve legal faaliyetlere kitle derneklerine “dokunulmadığına” ilişkin düşünce ve yaklaşımların bir aldatmaca, olduğu gözlerden saklanılmakta, reformist ve legalistler tarafından bu durum meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Sistem içinde çeşitli burjuva kesimler kendi aralarında iktidar savaşında birbirlerine girerlerken sistemin tehlikeye girdiğini gördükleri anda kendi arlarındaki çelişki ve kavgaları bir yana bırakarak sisteme yönelenlere topyekün yöneldikleri bilinen bir gerçektir ve bu topraklarda bu birçok kez yaşanmıştır. Egemen sınıflar arasındaki çelişkiler bir dönem ön plana çıkarken bir başka zaman farklı kesimler arasında farklı işbirlikleri ve çelişkiler ortaya çıkabilir. Her kesim, kendince varlığına yönelen tehdit karşısında, iç çekişmeleri bir yana bırakabilir. Bu çelişkilerden fatura her zaman devrimcilere ve işçi sınıfına ezilen sömürülen halka ödetilmiştir. Burjuva kesimler arasında ortalığa dökülen kavgada proleter devrimciler şu yada bu kesimin tarafı ve taraftarı konumuna düşürülemezler. Zira bu kavgada atılan taş döner dolaşır devrimcilerin kafasında patlar. Bu anlamı ile Ergenekon sürecinden demokrasi veya sistem içi çelişkilerin keskinleştiğini savunanlar gerçeği görememektedirler. Bütün bu gelişmeler ve bağlantıları egemen sınıf güçlerinin birbirleriyle yürüttükleri iktidar kavgasının gerekleri ya da kaçınılmazlıklarını içinde değerlendirilmelidir. Her olay ve gelişmeyi “egemen gericilik, milli birlik ve bütünlük” “aynı geminin yolcuları olma” söylemleri altında kendi konumlarını güçlendirmek üzere ezilen/sömürülenleri istismara koyuluyor. Ortadaki burjuva hukuksuzluğunu, “devletin güvenlik güçlerinin vatandaşların güvenliğini ve huzurunu sağlamakla görevli olduğu” propagandası ile gizlemeye çalışıyorlar. Bizzat başbakan ve genelkurmay başkanının ortak aldıkları kararlarla devletin bizzat örgütleri olan Özel Harp Dairesi, MİT, Kontrgerilla, Korucular, JİTEM gibi kurumların varlığını korumak üzere safra atmalarını gizlemeye çalışmaktadır Hiç kimse burjuvazinin kendisi bile burjuva devleti sınırları içinde güvenliğe sahip olamaz. Burjuva kesimler arası çatışmada güçlenen bir kesim diğer bir kesimi tasfiye etmek için can atar. Çünkü sorun sermayenin merkezileştirilmesi ve daha çok kardır. Bir kesimin üzerine şiddetle giderek, operasyon üzerine operasyonlar yaparak bir başka kesime gözdağı vermek yönetici sınıfların genel tutumudur. Gözdağı, yaygara ve demagoji, egemen sınıfın, “hukuk devleti”nin tek bildiği yöntemdir. Burjuva devlet aygıtını sağlamlaştırarak yeniden ve daha vurucu şekilde inşa etmek; halka karşı politikaların açığa çıkarıp teşhir olmalarında etken olduğu çete mensuplarını ya da onların en fazla açığa çıkmış olanlarının dışlanması, “safra atma harekatı” dır. İşçi sınıfı ve ezilen/sömürülen halk kitlelerini, mümkün olduğunca içinde bunalacağı ve esas hedeflere vurma yerine gerici güçlere yedeklenerek düzen devamı için politikaların uygulanmasına destek olmasını sağlamak. “Kontr-gerillanın açığa çıkarıp etkisizleştirme” iddiasıyla kitlelerin yedeğe çekilmesini sağlamaya çalışan AKP hükümeti ve uzlaştığı ordu burjuvazisi birlikte gerçekleştirdikleri hamlelerle, iki taraf açısından da halkın yedekte tutulması ve devletin ordu, MİT, JİTEM gibi kurumlarının aklanılması üzerine gösterilen hassasiyet, bu iki tarafın niyetinin gerçekleştirilmesi açısından önem taşımaktadır. |
| | #47 |
| Ilkokul 5. Sinif | Tam anlamıyla katılmasamda, bir çok noktada haklısın. |
| | #48 |
| Silver Members | yolcu2121 Nickli Üyeden Alıntı arkadaşıma kesinlikle katılıyorum!ve devamla, ergenekon adıyla birleştirilen suçların içinde; faili meçhuller, yapay siyasal bunalımlar, güneydoğuda girişilen insanlıkdışı kıyım, en az 2 darbe ve en az 4 darbe girişimi, sayısız bilimadamı süikastı, sayısız düşünce adamı ve aydının katli, evinden sabah alınıp geri dönemeyen(deyim yerindeyse buharlaşan) sayısız kurban, darağacında üç fidan, bitmeyen terör, bitmeyen korku, silah kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, ve daha da önemlisi insan kaçakçılığı...vs. olduğundan çok da şüphem yok..jitemin işlediği suçların yıllar önce duyulmasına ve hatta kitaplarda yazılmış birebir tanıklara rağmen bugün ortaya çıkarılması, ve hala devlet ağzıyla jitemin kabul edilmemesi de bizlere bunların bugün de devam edeceğini, tasfiye edilmezse bizi daha nelerin beklediğini ortaya koymuyor mu?? |
| | #49 |
| Lise 1. Sinif | ergenekon; muhalif olan herkesi f tipi baskılarla susuturmaktır. Otomatik Birlestirme: ergenekon; asıl suçluları V.küçük ve tayfası gibi adamlardan hesap sormak olmalı, ama ne yazıkki iktidarın öç alma mekanizması haline geldi. |
![]() |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | Son Mesaj |
| Sözcükte anlam test | karaturp | ORTA ÖĞRETİM | 0 | 23.03.2009 18:23 |
| Anlam... | dilayla | Şiirler | 0 | 09.06.2008 12:18 |
| AnLaM | KuZGuNi | Resimli Şiirler | 0 | 09.01.2008 13:02 |